Danıştay Kararı 10. Daire 2018/2153 E. 2022/5781 K. 07.12.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/2153 E.  ,  2022/5781 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2153
Karar No : 2022/5781

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …

DİĞER DAVALI : …Bakanlığı / …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; Niğde İl Jandarma Komutanlığı emrinde Uzman Jandarma VI. Kademeli Çavuş olarak görev yapmakta iken, 20/03/2014 tarihinde yol uygulaması yapıldığı sırada terör örgütü mensubu 3 kişinin ateş etmesi ve el bombası atması sonucu çıkan çatışmada yaralanıp iş gücü kaybına (efor kaybına) uğradığından bahisle, olayın askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiği ve olayda idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık şimdilik 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 173.948,98 TL) maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının tedavi giderlerinin Devlet tarafından karşılanması, 15/05/2015 tarihinde yeniden görev yapmaya ve herhangi bir eksiklik olmadan ücretini almaya devam etmesi dikkate alındığında, dosya kapsamından bu durumun aksine ilişkin somut bir iddia ve delilin de olmadığı görüldüğünden meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre hesaplanan efor (işgücü) tazminatının davacıya ödenmesine olanak bulunmadığı, davacının olay tarihinde 41 yaşında olması, olay sonrası hayati tehlikesinin bulunduğu, orta-ağır derecede yaralandığı, uzun süre tedavi gördüğü ve olayın oluş şekli ile zararın niteliği dikkate alındığında, söz konusu olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırapların karşılanması gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, 15.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen miktarın, dava açma tarihi olan 28/10/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu …İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacı ve davalı … Komutanlığı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından; kazancında değişiklik olmasa da emsallerine göre daha fazla efor sarf ettiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; üçüncü kişilerin eylemi ile zararın meydana geldiği, illiyet bağı bulunmadığı, kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmadığı, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, faizin karar tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiği, harçtan muaf olduğundan aleyhine harca hükmedilemeyeceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI: Davalı … Komutanlığı tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı ve davalı … Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı Niğde İl Jandarma Komutanlığı emrinde Uzman Jandarma VI. Kademeli Çavuş olarak görev yapmaktayken, 20/03/2014 tarihinde yol uygulaması yapıldığı esnada ticari araçtan inen terör örgütü mensubu 3 kişinin ateş etmesi ve el bombası atması sonucu çıkan çatışmada yaralanmış, olay nedeniyle iş gücü (efor) kaybına uğradığından bahisle davalı idareye 21/07/2014 tarihinde efor tazminatı ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle başvurmuş, başvurunun reddedilmesi üzerine işbu davayı açmıştır.
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından verilen … tarihli raporda, 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği E Cetveline göre davacının %19,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmuştur.
Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla durumunun 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve bu Kanuna ilişkin çıkarılan Yönetmelik kapsamında olduğu değerlendirilerek davacıya 14.629,62 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiş, GATA Beyin Cerrahisi Polikliniği tarafından verilen 14/05/2015 tarihli, “Sınıfının Kıta Komutanlığı Olmayan Uygun Kadro Görev Yerlerinde Görev Yapar” kararlı sağlık raporu uyarınca da davacı TSK bünyesinde görev yapmaya devam etmiştir.
Dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 22/08/2016 tarihli raporda davacının meslekte kazanma gücü kaybından dolayı maddi zararı 173.948,48 TL olarak hesaplanmış, anılan bilirkişi raporu üzerine davacı 21/09/2016 tarihli miktar artırımı dilekçesiyle 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 173.948,98 TL’ye artırmıştır.
Mahkeme tarafından, bilirkişi raporunda (hesap raporu), Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun davacının iyileşme sürecinin olaydan 18 ay sonrasına kadar uzayabileceği kanaatini içeren raporu doğrultusunda, davacının istirahatli olarak kamu görevine devam ettiği ve bu sebeple geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı ancak olaydan 18 ay sonrasında kamu görevinin sona ereceği düşünülerek sürekli iş göremezlik yönünden davacının aktif ve pasif dönem zararlarının hesaplandığı görülmüş olup, davacının hali hazırda olaydan önceki görevine devam ettiği ve maaşında herhangi bir kayıp olmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından bilirkişi raporuna bu yönden itibar edilmediği, yaralanma olayı sonrası tedavi giderlerinin Devlet tarafından karşılanması, GATA Hastanesi’nin … tarihli sağlık raporuyla sınıfının kıta komutanlığı olmayan durumuna uygun kadro görev yerlerinde görev yapmaya ve herhangi bir eksiklik olmadan ücretini almaya devam etmesi dikkate alındığında, dosya kapsamından bu durumun aksine ilişkin somut bir iddia ve delilin de olmadığı görüldüğünden meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre hesaplanan efor (işgücü) tazminatının davacıya ödenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle efor tazminatı istemine yönelik maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I-Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat Yönünden İncelenmesi:
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

II- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata Dava Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesi Yönünden İncelenmesi:
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bakılan davada, İdare Mahkemesince, davacıya ödenmesine karar verilen 15.000,00 TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren (28/10/2014) yasal faiz işletildiği görülmüştür.
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da yer aldığı üzere, kabul edilen manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi olarak davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacının idareye başvuru tarihi olan 21/07/2014 tarihi yerine, dava tarihinin esas alınmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
III- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat Yönünden İncelenmesi:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İş gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun … tarihli ve … sayılı raporunda davacının maluliyet oranının % 19,2 olarak belirlendiği, davacının uzman çavuş olarak geri-idari birimde görevine devam ettiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının dava konusu olay nedeniyle bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını ve çalışma hayatını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarfederek sürdüreceği açık olup, bu fazladan sarfedilen efordan kaynaklanan maddi zararının karşılanması gerekmektedir.
Davacının meydana gelen olay nedeniyle günlük yaşamını ve çalışma hayatını tespit edilen maluliyeti oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan aktif dönemdeki, daha açık bir anlatımla zarar tarihinden olay gerçekleşmeseydi yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki maddi zararın en fazla (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla aktif dönem efor kaybı tazminatının, net asgari ücrete maluliyet oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmalı ve %10 iskontoya tabi tutulmalıdır.
Davacının efor kaybı zararının yukarıdaki şekilde hesaplanmasından sonra olay nedeniyle yapılan ödemelerden yarar olarak kabul edilip zarar hesabından düşülmesi gerekenlerin de tespiti zorunludur.
Buna göre, davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın ödeme tarihinden bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihe kadar yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenen miktarının “yarar kalemi” olarak kabul edilmesi, dolayısıyla efor kaybı zararından düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmelidir.
Öte yandan; yeniden verilecek olan kararda konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta gideri, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmeli, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcı ise, tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmeli ve davacıya tamamlattırılmamalıdır.
Ayrıca, hükmedilecek maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden yönünden dava açılırken talep edilen maddi tazminat miktarı ile miktar artırım dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarı arasında ayrım yapılmayarak her iki tutarın toplamının “idareye başvuru tarihinden” itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla … İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı Jandarma Genel Komutanlığının temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı …Komutanlığının istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA, davacının istinaf başvurusunun reddine dair kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.