Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/2154 E. , 2022/5284 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2154
Karar No : 2022/5284
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları polis memuru …’nın 05/12/2014 tarihinde aile içi kavga ihbarı üzerine olaya müdahale etmek amacıyla gittiği adreste bir şahsın bıçaklı saldırısı neticesinde vefat ettiğinden bahisle olayda idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık eşi … için 25.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, oğlu … ve kızı … için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 175.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; kamu hizmeti sırasında kamu görevlisinin görevi nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazmini gerektiği, müteveffanın eşi ve çocuklarına 5510 ve 2330 sayılı Kanunlar uyarınca 3.260,20 TL birinci derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun kapsamında 75.343,00 TL ödendiği (eş için 52.740,10 TL, anne ve baba için 11.301,45’er TL olmak üzere), tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, sosyal yardım fonundan eş … için 20.000,00 TL, anne ve babası için 2.500,00’er TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL personel vefat yardım ödemesi yapıldığı, ayrıca destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanabilmesi için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 19/12/2016 tarihinde kayda giren bilirkişi raporunda, 49 yaşında iken şehit olan müteveffanın 55 yaşında emekliliğe hak kazanacağı, yaşasaydı 6 yıl daha aktif bir çalışma hayatı olacağı, eşi …’nın ise olay tarihinde 42 yaşında olduğu nazara alındığında, …’nın aktif çalışma dönemi ile pasif dönemine ilişkin yapılan aktüeryal hesaplamalarda eş …’ya idare tarafından bağlanan gelirler ve yapılan ödemeler ile zararının tamamen karşılandığı ve bir alacağının kalmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, davacıların olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacıların her biri için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; nispi karar harcı hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanacağından ve davanın 75.000,00 TL’lik kısmında davacılar haklı bulunduğundan bu miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının tamamının davalı idarece davacılara ödenmesi gerekmekte iken, nispi karar harcının diğer yargılama giderleri ile beraber haklılık oranında paylaşıma dahil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının, yargılama giderinin hesaplanması ve dağıtımına ilişkin kısmı hariç diğer kısımlarına yönelik istinaf taleplerinin reddine, yargılama giderleri yönünden ise kararın düzeltilerek istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; maddi tazminatın hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, vazife malullüğü aylığı bağlanması, nakdi tazminat ve tütün ikramiyesi ödenmesi sebebiyle maddi zararın kalmadığı yönündeki gerekçenin gerçek zararı göz ardı ederek olay nedeniyle mağdur olanları daha da mağdur edeceği, söz konusu ödemelerin idarenin olay nedeniyle oluşan zararı karşılama yükümlülüğünü kaldırmayacağı, hükmedilen manevi tazminatın da olay sebebiyle uğranılan elem ve ızdırabı karşılamaktan uzak olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; manevi tazminatın tazmin değil tatmin aracı olduğu, miktar olarak olay nedeniyle uğranılan zararın üzerinde takdir edildiği, harçtan muaf olduğundan yargılama giderleri içerisinde aleyhlerine harca hükmedilemeyeceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını … Antalya ili, Muratpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 05/12/2014 tarihinde meydana gelen bir aile içi şiddet olayına müdahale ettiği sırada evden çıkan bir şahsın bıçaklı saldırısı sonucunda vefat etmiştir.
Davacılara 5510 ve 2330 sayılı Kanunlara göre 1. dereceden vazife malullüğü aylığı bağlanmış, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, 2330 sayılı Kanun uyarınca 75.343,00 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiş ve 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi gereğince de tütün ikramiyesi tahakkuk ettirilmiştir.
Davacıların, bu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle 05/03/2015 tarihinde davalı idareye yaptıkları başvuru, 28/04/2015 tarihli işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından, 08/05/2015 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesinin, meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, olay nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararların davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirerek, sağlıklı ve asgari hayat standardının güvence altına alınmasını ifade eder. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
Kamu görevlilerine, vazife malûllüğüne sebep olan olaydan dolayı prim ödemek suretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak bağlanan vazife malüllüğü aylığının, adi malüllük aylığını aşan, bir başka ifade ile adi malüllük aylığına yapılan zamma ilişkin kısmının, vazife malüllüğüne sebep olan olay nedeniyle sağlanan yarar olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu zam, yarar kabul edilip hesaplanan zarardan indirim yapılacak bir kalem değildir. Aksine bir yaklaşım, vazife malûllüğüne sebep olan olaydan dolayı kamu görevlilerine/hak sahiplerine bağlanan vazife malüllüğü aylığının idarenin bir lütfu, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden ise gerçekleşmesi istenilen ve beklenilen bir olay olduğu sonucunu ortaya çıkarır. Bu sonucun hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda; tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması gerekirken, PMF 1931 hayat tablosunun esas alındığı, işlemiş ve işleyecek aktif dönem ile pasif dönemde vazife malullüğü ile adi malullük aylıkları arasındaki farkın hesaplanan tazminattan indirildiği, murisin anne ve babasının destek payları ile murisin vefat ettiği tarihte henüz 25 yaşını doldurmamış olan çocuk …’nın yüksek öğrenim görüp görmediği araştırılarak yüksek öğrenime devam ediyor ise 25 yaşına kadar olan dönem için destek payının dikkate alınmadığı (diğer çocuk murisin vefat ettiği tarihte 26 yaşında olup destek kapsamından çıkmıştır.) evlenme ihtimalinin sadece işleyecek dönem zararına uygulanması gerekirken işlemiş dönem zararı için de uygulandığı (her üç dönem zararının toplanarak toplam tutar üzerinden %2 evlenme ihtimali indirimi yapıldığı) görülmüştür. Kullanılan hesaplama yönteminin Dairemizin son dönem yerleşik kararlarında öngörülen hesaplama yöntemine uygun olmaması nedeniyle, bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığından davacı eş …’nın yakınının hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradığı maddi zararı aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylığı tutarı arasındaki fark, davacı eşin destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylığı tutarı arasındaki fark, davacı eşin destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 Ulusal Martalite Tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylığı tutarı arasındaki fark, davacı eşin destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Aktif dönem gelir hesabında, 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca, davacıların yakını polis memurunun öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağı yok ise 55 yaşın; var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin anılan Kanun maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının dikkate alınması gerekmektedir.
Öte yandan, yapılacak hesaplamada, davacıya davalı idarece 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen ve ödenen tütün ikramiyesinin yarar olarak kabul edilip, rapor tarihine kadar yasal faiz işletilerek güncellenen değerlerinin, işleyecek aktif dönem ile pasif dönemde ödenecek olan tütün ikramiyesinin ise peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle) hesaplanan maddi tazminat tutarından düşülmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yerleşik yargı uygulamalarında, destek yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmiş olup, anne ve babası …’nın vefat ettiği tarihte hayatta ise (olay tarihinden sonra vefat durumu var ise vefat tarihine kadarki döneme kadar) TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenen yaşam ve destek süreleri içerisinde gelirinden belirtilen oranda pay ayıracağı kabul edilerek ve murisin vefat ettiği tarihte çocuklarından henüz 25 yaşını doldurmamış olan …’nın yüksek öğrenim görüp görmediği araştırılarak yüksek öğrenime devam ediyor ise 25 yaşına kadar olan dönem için destek payları yerleşik içtihatlara uygun olarak yeniden hesaplanmalıdır.
Bilirkişi tarafından yeniden yapılacak hesaplamada, davacı eşin medeni durumunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına göre AYİM verilerine göre evlenme şansı oranı ve destek süresi yeniden belirlenmelidir.
Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre davacı eşin maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı ve manevi tazminat isteminin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu kararda İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden hukuki isabet görülmemiş olup; kararın bu kısmının da manevi tazminat istemlerinin yeniden karara bağlanmasını teminen bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.