Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3415 E. , 2022/4519 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3415
Karar No : 2022/4519
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin … tarih ve E:.. , K:… sayılı (.. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… ) kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından müvekkillerinin eşi ve babası olan … ‘un, İstanbul 66. Zırhlı Tugay Komutanlığı emrinde kıdemli başçavuş rütbesi ile görev yapmakta iken emrindeki Astsb. … ve … ile arkadaşlığı devam eden … isimli şahıs tarafından kaçırılarak öldürülmesi nedeniyle müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi amacıyla toplam 192.823,19 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince; davacılar yakını ile astsubay … arasında amir/maiyet ilişkisi bulunduğu, … ‘nın disiplinsiz tavırları nedeniyle davacılar yakınıyla aralarının bozuk olduğu, hatta davacılar yakınının … hakkında bu nedenle komutanlığa müracaatta bulunduğu, bütün bu hususlar askeri hizmetle irtibatlı olmakla birlikte … ve … ‘nın davacılar yakınını öldürmeye karar vermesinin bu olaylardan kaynaklanmadığı, 19/06/1995 gecesi birlik nizamiyesine bayan getirilmesi ve bu bayanlarla zorla cinsel ilişki yaşanmasına davacılar yakınının tanık olması (faillerin beyanına göre müteveffanın da kendilerinden bayan istemesi) olayından ileri geldiği, dolayısıyla askeri hizmetle irtibatlı vakıaların ölüm olayı ile nedensellik bağının bulunmadığı, olayın birlik dışında gerçekleşen ve suç teşkil eden adli bir olay olduğu, ölüm olayıyla nedensellik bağı taşıyan vakıanın ise askeri hizmetle irtibatının bulunmadığı AYİM’in görevli kabul edilebilmesi için zararı doğuran ölüm olayının askeri hizmetle irtibatlandırılamadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffa ile sanıklar arasında geçmişe dayanan ve askeri hizmetin yerine getirilmesinden kaynaklanan bir husumetin olduğu, olayın sebebinin askeri hizmetten kaynaklı olduğu, illiyet bağının bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi hükmü gereğince, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kapatılmasıyla Danıştay’a ve idare mahkemelerine gönderilen dosyalara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na tabi olması nedeniyle işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakınının askeri birlikte motor kademe amiri olarak görevli olduğu, astsubay … ‘nın da aynı yerde ve müteveffanın emrinde çalıştığı, … ‘nın askeri disiplin ve mesai konusunda müteveffa ile aralarında sorunlar olduğu, …’nın aynı birlikte görev yapıp terhis olan … isimli şahıs ile arkadaş olduğu, bu şahsın .. ‘yı sık sık ziyaret ettiği, 19/06/1995 tarihinde …’nın birlik nizamiyesine iki bayan getirdiğinin ve bu bayanlardan biriyle birlik nizamiyesinde nöbetçi olan ve … ‘nın arkadaşı olan bir astsubayın uygunsuz davranışlarda bulunduğunun iddia edildiği, … ‘nın da diğer bayana tasaddide bulunduğu, ertesi gün bu duruma şahit olduğunu öğrendikleri (ve kendisi için de bayan bulmalarını istediğini ileri sürdükleri) kıdemli başçavuş … ‘u mesai bitiminde araçla alıp birlik dışına götüren … ve … ‘nın, …’ya ait tabanca ile ateş ederek … ‘u öldürdükleri, davacıların 09/02/1996 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı idare ile beraber öldürme fiilinin failleri olan … ve … aleyhlerine tazminat davası açtıkları, dava sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile yargılamanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği, bu kararın … Hukuk Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ilamı ile davalı gerçek kişiler yönünden bozulmasına ve davalı idare yönünden onanmasına karar verilmesinden sonra ise davalı idare aleyhine AYİM’de işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
27/04/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’ya eklenen Geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargı kaldırılmış ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanların Danıştaya, diğer dosyaların ise görevli ve yetkili idari yargı mercilerine, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde gönderileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasanın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 15/08/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen ve 7078 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile kabul edilen geçici 45. maddede ise, kaldırılan askeri yargı mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesinde olanların Danıştaya, diğerlerinin ise Ankara İdare Mahkemelerine gönderileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak, “usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi” gereğince dava dosyalarının devrini müteakip uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış; 13. maddesinin davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan halinde ise, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin ve nedensellik bağının açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar, müteveffanın davalı idarenin gözetim ve denetimi altında bulunduğu sırada ve yine idarenin istihdam ettiği bir elemanın fiili sonucu vefat ettiği ve istihdam edenin sorumluluğu çerçevesinde olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararın ödenmesi istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı bakılan davayı açmıştır.
Zarara neden olduğu belirtilen olay ise, davacılar yakınının aralarında amir/maiyet ilişkisi bulunan ve askeri disiplinsizlik nedeniyle aralarının bozuk olduğu astsubay ile onun arkadaşı tarafından, mesai bitiminde arabaları ile ormana götürerek öldürmeleri suretiyle gerçekleşmiştir.
Buna göre, davacıların idarenin sorumluluğu kapsamındaki dava açma iradesinden de görüleceği üzere olayda idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı ve herhangi bir tazmin borcu doğup doğmadığı yönünde bir inceleme yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca idari uyuşmazlık türleri arasında yer alan “tam yargı davası” kapsamında olduğuna ve bu nedenle idari yargı yerince, idare hukukuna ve tazminat yargılamasına hakim olan ilkeler uyarınca davalı idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ortaya konulması suretiyle görüm ve çözümü gerektiğinde kuşku yoktur.
Bu nedenle; ölüm olayıyla nedensellik bağı taşıyan vakıanın askeri hizmetle irtibatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin temyize konu Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın davanın görüm ve çözümünde yetkili olan … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın … İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.