Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3961 E. , 2022/5897 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3961
Karar No : 2022/5897
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Sulama Birliği
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- … (Kendi adlarına asaleten, …, …, …, …, … ‘a velayeten)
3- …
4- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’ın, 05/07/2014 tarihinde Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, … Köyünden geçen sulama kanalına düşerek hayatını kaybetmesinde hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacı baba … için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı anne … için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı kardeşlerin her biri için 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve 360.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; meydana gelen olayda davalı idarelerin % 25, davacıların %75 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Mahkemece hükmedilen maddi tazminatın davacılar tarafından miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına (27.694,60 TL için) 28/07/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek tarafların istinaf başvurularının reddine, İdare Mahkemesi kararının anılan gerekçe ile düzeltilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN İDDİALARI :
I- Davacılar tarafından; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığı ileri sürülerek kararın reddedilen kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
II- Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından; olayın meydana geldiği yerin meskun mahal dışında olduğu, olayın davacılar yakınının kendi kusurundan kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
III- Davalı Kurtuluş Sulama Birliği tarafından; olayda davacılar yakınının kusurunun olduğu, olayın meydana geldiği yerin başka bir sulama birliğinin sorumluluk alanında bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının bozulması, davacıların temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların 05/01/2001 doğumlu yakınları …, 05/07/2014 tarihinde Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, … Köyünden geçen sulama kanalına düşerek hayatını kaybetmiştir.
Yakınları tarafından, meydana gelen olayda sulama kanalı çevresinde koruyucu güvenlik tedbirlerini almadığı öne sürülen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün hizmet kusurunun bulunduğu öne sürülerek, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi istemiyle 13/10/3014 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne başvurulmuştur.
Söz konusu talebin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine, davacı baba … için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı anne … için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı kardeşlerin her biri için 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve 360.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
A) Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin incelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması; başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise, idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Vazife ve Salahiyetler” başlıklı 2. maddesinde, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak, anılan tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı ile 125. maddesinde düzenlenen idarenin sorumluluğuna ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde; devletin kişilerin yaşama hakkının korunması açısından negatif yükümlülüklerinin yanında pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu (Anayasa Mahkemesi kararı, Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50), bu kapsamda devletin öncelikle yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeleri yapması ve bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri alması gerektiği açıktır.
Bir idari hizmetin yürütülmesi aşamasında yaşama hakkının korunmasına yönelik alınacak idari tedbirlerdeki eksiklikler, devletin yaşama hakkının korunmasına yönelik yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğuracak, meydana gelen zarar ise idarenin kusur sorumluluğu ilkesi gereğince tazmin edilecektir.
Bu bağlamda, öncelikle somut olayın özelliğine göre idarenin yürüttüğü faaliyet incelenmeli ve idarenin bu faaliyeti nedeniyle alması gereken tedbirler belirlenmeli, ancak bu durum davalı idare üzerinde aşırı bir yük oluşturacak şekilde yorumlanmadan idarenin sorumluluğunun sınırı tespit edilmelidir.
Somut olayda, sulama faaliyetlerinin niteliği itibarıyla kişilerin yaşamı ve vücut bütünlüğü bakımından birtakım riskler içermesi sebebiyle tehlikeli bir faaliyet olduğu, bu bağlamda davalı idarenin sulama kanallarının işletilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerini alarak, bu alanlarda istenmeyen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenleri yapmakla yükümlü olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak davalı idarenin yürüttüğü hizmetin niteliği ve boyutları göz önünde bulundurulduğunda; davalı idareden tüm tesislerinde her koşulda güvenlik tedbiri almasının beklenemeyeceği açıktır.
Bu nedenle, dava konusu uyuşmazlıkta boğulma olayının meydana geldiği yerin meskun mahal sınırları içinde bulunup bulunmadığının tespiti, davalı idarenin sorumluluğunun makul ölçüler içinde belirlenmesi konusundaki en önemli hususu teşkil etmektedir.
Zira, boğulma olayı meydana gelen yerin meskun mahal dışında bulunması durumunda davalı idareden vatandaşların yaşama hakkını korumak amacıyla sıkı güvenlik tedbirlerini alması beklenemeyecek, dolayısıyla idarenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Öte yandan, sulama kanalının zaman içerisinde meskun mahalde kaldığının anlaşılması halinde söz konusu alanı yerleşime açan idarenin de sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Dava konusu olayda, İdare Mahkemesince hükme esas alınan 23/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda mahallinde yapılan araştırmada olayın gerçekleştiği tarihte sulama kanalının meskun mahal dışında, köye 800-900 metre mesafede olduğu, çevresinde tarım arazilerinin bulunduğu tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, boğulma olayının meydana geldiği tarihte söz konusu sulama kanalının bulunduğu yerin meskun mahal dışında olduğu, çevresinde yalnızca tarım arazilerinin bulunduğu anlaşıldığından, olayda davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B) Davalı Kurtuluş Sulama Birliği Başkanlığının temyiz isteminin incelenmesi:
Davalı Kurtuluş Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, temyiz aşamasında dosyaya sunulan Devlet Su İşleri 15.Bölge Müdürlüğünün 19/06/2018 tarih ve 433658 sayılı yazısının incelenmesinden, boğulma olayının meydana geldiği yerde bulunan sulama kanalının, Harranova Sulama Birliği Başkanlığının işletme sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından, dava konusu uyuşmazlıkta davalı Kurtuluş Sulama Birliği Başkanlığının sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
C)Davacıların temyiz istemlerinin incelenmesi:
Davacılar tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de meydana gelen olayda davalı idarelerin sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz istemleri yerinde görülmemiş, kararın bu kısmının anılan yukarıda yer verilen gerekçelerle onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idarelerin istinaf başvurularının düzelterek reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile davacıların istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
2. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.