Danıştay Kararı 10. Daire 2018/4017 E. 2022/5167 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/4017 E.  ,  2022/5167 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4017
Karar No : 2022/5167

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …
2- …’a velayeten …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı (… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…) kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan …’ın oğlu …’ın ağabeyi P.Çvş. …’ın Kıbrıs/Güzelyurt … Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaparken komutanlık tarafından icra edilen havan atış eğitimi sırasında atış alanında meydana gelen ateşli silah patlaması (havan mühimmatı) sonucu 16/12/2010 tarihinde vefat ettiği, davalı idarenin olayda ağır kusurunun bulunduğu, bu olaydan dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini için 01/12/2011 tarihinde adli yargıda tazminat davası açtıkları, yargılama devam ederken 15/03/2013 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, bu görevsizlik kararı sonrası iş bu davanın açıldığı belirterek; davacı …’a 40.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, davacı kardeş … için ise 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Dairesince; olayın meydana gelişinde müteveffanın da kusuru bulunduğundan yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda müterafik kusurun dikkate alındığı, bilirkişi raporunda davacı annenin herhangi bir maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı yönündeki görüş karara esas alınarak davacı …’ın maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat istemi yönünden, müteveffanın kusur oranı da dikkate alındığında ödenen nakdi tazminatın manevi zararların karşılığı olduğu ve davacı …’ın manevi zararlarının da bu ödeme ile karşılandığından manevi tazminat isteminin reddine, davacı kardeş …’a ise olay nedeniyle çektiği acı ve ıstıraplarının kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meyana geliş şekli, olay tarihi, paranın alım gücü, istemleri ve müteveffanın olayın olayın gerçekleşmesindeki müterafik kusur oranı dikkate alınarak 3.500,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, diğer istemler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, karara esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 Tablosunun esas alınması gerektiği, destek başlangıcının terhisten 2 ay sonra olarak hesaplanmaması gerektiği, müteveffanın ömrü boyunca asgari ücret almayacağı, müteveffa evlenene kadar anne babaya % 25’er pay vermesi gerektiği, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, bilirkişi raporunun 2015 yılında düzenlenmesine rağmen kararın 2016 yılında verildiği, karar tarihinde 2016 yılı asgari ücret miktarı bilinmesine rağmen farazi yöntemle hesaplanan bilirkişi raporunun kararda esas alındığı, manevi tazminatın az olduğu, müteveffanın müterafik kusurunun olmadığı, olayla ilgili bölük komutanı, astsubay ve takım komutanının yargılamasının devam ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi hükmü gereğince, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kapatılmasıyla Danıştay’a ve idare mahkemelerine gönderilen dosyalara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na tabi olması nedeniyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan …’ın oğlu …’ın ağabeyi P.Çvş. …’ın Kıbrıs/Güzelyurt …Karakolunda askerlik görevini yaparken komutanlık tarafından icra edilen havan atış eğitimi sırasında atış alanında meydana gelen ateşli silah patlaması (havan mühimmatı) sonucu 16/12/2010 tarihinde vefat ettiği, davalı idarenin olayda ağır kusurunun bulunduğu, müteveffanın geri tepmesiz top elemanı iken hiç eğitim almadığı bir konuda, hava ateş idare eğitim elemanı olarak görevlendirildiği, olayda kullanılan havan eğitim mühimmatının üzerinde sevk fişeği takılı olduğu halde bölüğün normal deposunda aylarca muhafaza edildiği, eğitim veren komutanın namluya mermiyi sürerken “bunlar eğitim mühimmatı patlamaz” diye açıklama yaptığı, mühimmatta sevk fişeğinin taklı olup olmadığının eğitim öncesinde komutanlar tarafından kontrol edilmediği, istirahat saatlerinde gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, tehlikeli olan mühimmatın ortada bırakıldığı, davalı idarenin müteveffanın ölümünden dolayı gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk esaslarına göre sorumlu olduğu, davacıların bu olaydan dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini için 01/12/2011 tarihinde adli yargıda tazminat davası açtıkları, yargılama devam ederken 15/03/2013 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, bu görevsizlik kararı sonrası iş bu davanın açıldığı belirterek; davacı …’a 40.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, davacı kardeş … için ise 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Davacılar yakınının ölümü ile neticelenen olayda, ayrıntılı kaza raporu ve idari tahkikat raporlarında, kazanın doğrudan nedeninin, ateş idare uzmanı olarak görev yapan ve havan mangasının görevleri ile ilgili bir sorumluluğu bulunmayan müteveffanın havan manga personeli tarafından ikaz edilmesine rağmen eğitim mermisini havana dolduruş yapması, bu esnada başını ve vücudunu namlu önüne tutmaya devam etmesi, zamanı belli olmayan namlucuk atışından sonra havan mermisinden sevk fişeğinin çıkarılmaması veya sürveyan çağrılıp imha edilmemesi olduğunun belirildiği; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, eğitim mühimmatı olan havan mermisinin zimmet fazlası olmasına karşın imha edilmeyerek depoda tutulduğu, mühimmatın bakımının da yapılmadığı, mühimmatın saklandığı sırada sevk fişeğinin ayrı bir yerde muhafaza edilmesi gerekirken, sevk fişeğinin mühimmatın üzerinde takılı olarak saklandığı hususlarının belirtildiği bu saptamalar karşısında, davalı idarenin mühimmatın muhafazası, kontrol ve bakım yönlerinden ihmali davranışlarının ve hizmetin iyi ve sağlıklı şekilde işletilmemesinden kaynaklı hizmet kusurunun bulunduğu; öte yandan müteveffanın da ikazlara rağmen olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun olduğu anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
27/04/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargı kaldırılmış ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanların Danıştaya, diğer dosyaların ise görevli ve yetkili idari yargı mercilerine bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde gönderileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasanın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 15/08/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen ve 7078 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile kabul edilen geçici 45. maddede ise; kaldırılan askeri yargı mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesinde olanların Danıştaya, diğerlerinin ise Ankara İdare Mahkemelerine gönderileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak, “usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi” gereğince dava dosyalarının devrini müteakip uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Temyiz konusu Mahkeme kararıyla, ödenen nakdi tazminatın manevi zararların karşılığı olduğu ve manevi zararlarının da bu ödeme ile karşılandığından bahisle davacı anne …’ın manevi tazminat isteminin reddine, davacı kardeş …’a ise olay nedeniyle çektiği acı ve ıstıraplarının kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, olay tarihi ve paranın alım gücü ve istemleri ve müteveffanın olayın olayın gerçekleşmesindeki müterafik kusur oranı dikkate alınarak 3.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, kalan kısmının reddine karar verilmiş ise de; davacılar yakınının hayatını kaybetmesinde yaşanan süreç ve zararın niteliği dikkate alındığında, davacı kardeş için Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Aynı şekilde davacı anne lehine de manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi hakkaniyet gereğidir. Bu durumda, İdare Mahkemesince, manevi tazminatın, amaç ve niteliği dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
B) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacı …’ın Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden; davacı …’a nakdi tazminat ödenmemesi ve vazife malulü aylığı bağlanmaması nedeniyle idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davalar neticesinde; nakdi tazminat davasının idarenin kabulü ile sonuçlandığı, vazife malulü aylığı bağlanmaması işleminin iptali isteminin reddine karar verildiği görülmüştür.
Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 30/06/2011 tarihli kararı ile müteveffanın anne ve babasına toplam 58.836,30 TL nakdi tazminat ödemesi yapılmıştır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesince davacıların maddi zararlarının belirlenmesine yönelik yaptırılan ve karara esas alınan 15/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda, desteğin ve davacıların muhtemel ömürleri PMF tablosuna göre hesaplanmış, desteğin terhisten 2 ay sonra çalışmaya başlayacağı belirtilerek zarar hesabına başlanılmış ve destek payları Dairemiz içtihatlarına uygun şekilde alınmamıştır. Bu itibarla, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.
Davacının zararlarının ortaya konulması için öncelikli olarak müteveffanın aylık geliri olarak güncel asgari ücret esas alınarak davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararları, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından hesaplanmalıdır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin aylık geliri üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin aylık geliri üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı davacının destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylığı üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Yapılacak hesaplamada, varsa davalı idarece ödenen nakdi tazminat ve ek ödeme tutarlarının yarar olarak kabul edilip, yeniden düzenlenecek rapor tarihindeki güncel değerinin de hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.
Yapılacak hesaplamada, müteveffanın anne babasından her birine evleninceye kadar %25’er, evlendikten sonra %16’şar, ilk çocuktan sonra %14’er, ikinci çocuktan sonra %12,5’er pay ayıracağı kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılması; ayrıca varsa davalı idarece ödenen nakdi tazminat tutarlarının yarar olarak kabul edilip yeniden düzenlenecek rapor tarihindeki güncel değerinin de hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, yeniden alınacak bilirkişi raporunda TRH 2010 Tablosu esas alınarak ve askerlik döneminde vefat eden müteveffanın destek hesabında zarar başlangıç tarihinin terhisten hemen sonra başlayacak şekilde hesap yapılması ve hesaplamada davacının müterafik kusurunun dikkate alınması gerekmektedir.
Buna göre İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen reddine kısmen kabulüne ilişkin temyize konu (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın davanın görüm ve çözümünde yetkili Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın … İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.