Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/443 E. , 2022/1746 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/443
Karar No : 2022/1746
DAVACI : …
Birliği Derneği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : 27/10/2017 tarih ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelik uyarınca, dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair işlemlerin (Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün … tarih ve E.…sayılı işlemi ile Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün … tarih ve E.…sayılı işleminin) ve Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Tüzüğünün tesciline ilişkin …olur tarihli ve …sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı Dernek tarafından, üyeleri olan sanayi kuruluşlarının beyaz et üretimi ile büyük katma değer yarattıkları, bu faaliyet kapsamında ise kendi maliki oldukları kümeslerde piliç üretimi yapıldığı gibi, üçüncü kişilerin maliki olduğu ve/veya kiracısı oldukları kümeslerde de, civcivler dâhil, civcivlerin piliç haline gelinceye kadar ihtiyaç duydukları her girdiyi, bedelini kendileri ödeyerek ve temin ederek, kümes sahibinin sadece bakıcılığını üstlendiği yöntem ile de piliç ürettikleri, süreçte ve işleyişte hiçbir zorlama ve sıkıntı olmamasına rağmen, davalı idarenin taraflarına Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Yetiştiriciliğe İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı başlıklı metni göndererek görüş istediği, bunun üzerine görüş yazısı sunulduğu, Bakanlık yetkililerince, incelemenin sürdüğü ve sürecin uzayacağı, daha detaylı bir inceleme yapılacağının bildirildiği, ancak derneklerine ve üyesi şirketlere bilgi verilmeden Yönetmeliğin yayımlandığı, davaya konu Yönetmeliğin kamu yararı gözetilerek değil Merkez Üretici Birliğinin talepleri doğrultusunda ve Merkez Üretici Birliğinin çıkarlarına yönelik düzenlendiği, ancak kişiye ve olaya özel Yönetmelik düzenlenemeyeceği, ayrıca, sözleşme serbestisinin Yönetmelik ile sınırlandırılamayacağı ve ortadan kaldırılamayacağı, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun 5. maddesinde, Bakanlığa herhangi bir Yönetmelik düzenleme görevi/yetkisi verilmediğinin görüleceği, Yönetmelik ile üretici birliği zorla sözleşmenin tarafı haline getirilmiş ise de, Bakanlığın, hiçbir yasal düzenleme ile firmalara karşı hukuki sorumluluğu olmayan bir organizasyonu sözleşmenin tarafı haline getiremeyeceği, öte yandan Bakanlığın taraf olarak belirttiği organizasyonun 5200 sayılı Kanun’daki koşulları taşıyan bir birlik olmadığı, üreticiler birliğinin üreticiler tarafından kurulmasının yasal bir zorunluluk olduğu, üreticinin tanımının da ilgili kanunlarda yapıldığı, Yönetmeliğin ise Kanunun tarif ettiği üreticiyi tarif etmediği, bilinçli olarak bu tariften kaçındığı ve Yönetmelik’e diğer yasal düzenlemelerde olmayan şekilde “ve yetiştiriciler” ibaresini yerleştirdiği, Yönetmeliğin kamu yararı amacı olmadığından maksat unsuru yönünden hukuka, hukuki güvenlik ilkesine, Anayasa ve ilgili kanunlara aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu Yönetmelik ile bu Yönetmelik uyarınca, dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenmesine dair işlemlerin, Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliğinin kurulmasına ilişkin tescil işleminin iptali istenilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi gerektiği; esas yönünden; davaya konu düzenlemenin mağdur olan üreticilerin başvuruları üzerine yapıldığı, objektif kriterler esas alındığı ve menfaatlerin bölüştürüldüğü, Anayasa’nın “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı 45. maddesi uyarınca bitkisel ve hayvansal ürünler ile su ürünlerinin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri almanın Devletin görevi olduğu ve Bakanlığın bu amacı gerçekleştirmek için hareket ettiği, tek taraflı olarak hazırlanan sözleşmelerin küçük üreticiyi mağdur ettiği, üretici birlikleri kurulmasına dair düzenlemelerin bu gibi durumları önlemek amacıyla yapıldığı, dava konusu düzenlemelerin kanunların verdiği görev ve yetki çerçevesinde yapıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 27.10.2017 tarihli ve 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca, dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı işlemi (İl ve İlçe Müdürlükleri işlemleri) ve Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliğinin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kurulmasına ilişkin …tarih ve …sayılı olur ve tescil işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen iddialar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Anayasamızın 45’inci maddesinde “Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.DevIet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 5488 sayılı Tarım Kanununun 12 ve 13’üncü maddeleri ile 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanununun 5’inci maddesine dayanılarak, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen bakım ve yetiştirmeye ilişkin sözleşmeli üretim ile ilgili usul ve esasları düzenlemek üzere hazırlanan “Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 27/10/2017 tarihli ve 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
8.6.2011 tarihli ve 27958 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 639 sayılı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesinde; “(1) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının görevi; bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesine ve tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapılması, gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması, çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemektir.” hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11’inci maddesinde; ” (1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır: a) Rekabetçi bir tarım sektörünün oluşturulması, fiziki potansiyelin, çevre ve arazinin geliştirilmesi, kırsal alanlardaki yaşam kalitesinin ve ekonomik çeşitliliğin iyileştirilmesi, yerel kırsal kalkınma kapasitesinin oluşturulması için programlar hazırlamak, uygulamak ve izlemek. b) Tarımsal ve kırsal kalkınma desteklerinin uygulanmasına ilişkin gerekli işlemleri yapmak, kontrol etmek ve ödemeler arasındaki uyumu sağlamak. Üreticilerin bilgi düzeyini yükseltmek; kooperatif, birlik ve diğer üretici örgütlerinin kurulmasına izin vermek; kooperatif, birlik, oda, üretici örgütleri ve bunların iştiraklerini denetlemek, desteklemek; bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak. ç) Toprak ve sulama suyu analiz laboratuarlarının kuruluş esaslarını belirlemek; arazi, toprak, su kaynakları ile ilgili analizleri ve toprak, arazi ve su sınıflandırması yapmak. d) Arazi edindirme işlemlerini yapmak, tarımsal arazilerin parçalanmasını önlemek, (…) (1) e) Tarımsal mekanizasyon konusunda politika ve stratejileri tespit etmek, plan ve projeler hazırlamak ve uygulamaya aktarılmasını sağlamak, tarımsal mekanizasyon düzeyinin yükseltilmesi için gerekli çalışmaları yapmak. f) (Mülga: 22/8/2011-KHK-651/2 md.) g) Çiftlik muhasebe veri ağını kurmak ve işletmek. ğ) Tarımsal verileri toplamak ve istatistikleri oluşturmak. h) Entegre idare ve kontrol sistemi dâhil olmak üzere, görev alanına giren konularda bilgi sistemleri kurmak, işletmek ve güncel tutmak. ı) Tarımsal sulamada verimliliği arttırmak, uygun sulade!ğ te kullanılmasını sağlamak, (…) (1) toprak kaynaklarını korumak ) (1). i) küresel iklim değişiklikleri, tarımsal çevre, kuraklık, çölleşme, diğer tarımsal afetler ve tarım sigortası ile ilgili hizmetleri yürütmek, tabii afetlerden zarar gören çiftçilere özel mevzuatında yer alan esaslar çerçevesinde yardım yapmak. j) El sanatlarını geliştirmek. k) (Mülga: 22/8/2011-KHK-651/2 md.) 1) Tarımsal ürünlerin pazarlanması ile ilgili çalışmalar yapmak. m) Avrupa Birliği kaynakları ve diğer uluslararası kaynaklarla yürütülen kırsal kalkınma programlarına ilişkin koordinasyonu sağlamak. n) 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile verilen görevleri yapmak. o) 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulan İzleme Komitesinin sekretarya işlemlerini yürütmek. ö) Tarım sektörüne ve kırsal kesimlere verilecek desteklere ilişkin çalışmalar yapmak, teklifte bulunmak ve 5488 sayılı Tarım Kanunu uyarınca kurulan Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek. p) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.” hükmü yer almıştır.
5200 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde, tarımsal üretici birliklerinin, her türlü bitkisel, hayvansal ürünler ile su ürünleri konusunda kurulabileceği; 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında; birliklerin, ürün veya ürün grubu bazında faaliyet gösteren ve tüzüklerinde belirlenen miktardaki tarımsal üretimi bu kuruluşlar aracılığıyla pazarlamayı taahhüt eden, en az onaltı tarım üreticisinin bir araya gelmesiyle, asgari ilçe düzeyinde kurulacağı, birliğin toplam üretim kapasitesinin ürün bazında, Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenecek asgari düzeyin altında olmaması gerektiği; ikinci fıkrasında; aynı ürün veya ürün grubu için ilçe düzeyinde en fazla bir birlik kurulabileceği; 5’inci maddesinde, birliklerin, bu Kanunun amacına uygun olarak, üyelerinin ürettikleri ürünlerle ilgili piyasa araştırmaları yapma ve yaptırma; üyelerinin ürünlerine pazar bulma, ürünlerin pazara arzını düzenleme; üyelerine üretim teknikleri, hasat, depolama, paketleme konularında teknik destek sağlama; üyelerine girdi temininde yönlendirici yardımlarda bulunma; iç pazara ve ihracata uygun çeşitlerin üretilmesini sağlama; eğitim ve yayım hizmeti verme, danışman hizmeti sağlama; ürün kalitesini iyileştirici tedbirler alma ve ürün standartlarını uygulama; çiftlik düzeyinde yapılan tarımsal uygulamaları izleme, kayıtlarını tutma ve belge düzenleme gibi görevler yanında sözleşmeli üretim kapsamında üyeleri adına örnek sözleşmeler düzenlemek ve bununla ilgili faaliyetleri koordine etmek görevlerini yapacağı; 21’inci maddesinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulu bulunan tarımsal örgütlerin, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara uyulması kaydı ile bu Kanun kapsamında faaliyet gösterebileceği, belirtilmiştir.
Tarım sektörünün ve kırsal alanın, kalkınma plân ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesi ve desteklenmesi için gerekli politikaların tespit edilmesi ve düzenlemelerin yapılması amacıyla yürürlüğe konulan 5488 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde, Kanunun, tarım politikalarının amaç, kapsam ve konularının belirlenmesi, tarımsal destekleme politikalarının amaç ve ilkeleriyle temel destekleme programlarının tanımlanması; bu programların yürütülmesine ilişkin piyasa düzenlemeleri, finansman ve idarî yapılanmanın tespit edilmesi; tarım sektöründe uygulanacak öncelikli araştırma ve geliştirme programlarıyla ilgili kanunî ve idarî düzenlemelerin yapılması ve tüm bunlarla ilgili uygulama usûl ve esasları kapsayacağı kuralına yer verilmiştir.
5488 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde “Bakanlık, tarım sektöründe sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için gerekli düzenlemeleri yapar. Sözleşmeli üretimi özendirmek üzere üreticilere, bu Kanunla belirtilen desteklerin verilmesinde öncelik tanınır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlerden görüldüğü üzere, davalı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında üreticiyi korumak amacıyla, kamu yararı ve üretimin sürdürülebilirliği de dikkate alınmak suretiyle, üretici birliklerinin kurulması ve bu birliklerin üreticilerin haklarını korumasına yönelik gösterdiği çabaları destekleme hususunda görev ve yetkisinin bulunduğu tartışmasızdır. Bu itibarla, idareye tanınan takdir yetkisine dayanılarak hazırlanan ve 27.10.2017 tarihli ve 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliğinin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kurulmasına ilişkin … tarih ve …sayılı olur ve tescil işlemlerinin iptali istemine gelince;
5200 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde sayılan şartları sağlayan birliklerin Bakanlığa tüzükleri ile müracaat ile tüzel kişilik kazanacağı, “Merkez birlikleri” başlıklı 13’üncü maddesinde ise, merkez birliklerinin en az yedi tarımsal üretici birliğinden oluşacağı ve üretici birliklerinin kuruluşundaki esaslara tabi olacağı düzenlenmiş olup, dosyanın incelenmesinden; Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliğinin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kuruluş aşamasında herhangi bir mevzuata aykırı olduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığından, kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kurulmasına ilişkin 06/12/2016 tarih ve 1054 sayılı olur ve tescil işlemlerinin iptali isteminde yasal isabet görülmemiştir.
Öte yandan; 16/04/2015 tarihli ve 29328 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik ve 29/04/2008 tarihli ve 26858 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Üretim İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik gibi düzenlemelerle uzun zamandır üretici ile ürünleri satın alan gerçek ve tüzel kişiler arasında imzalanacak sözleşmelerle ilgili asgari şartları belirleyen yetkinin kullanılmasına yönelik, düzenlemeye bağlı olarak sözleşmelerde yeknesaklığı sağlamak amacıyla yapıldığı anlaşılan, dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı işleminin (İl ve İlçe Müdürlükleri işlemleri) iptali isteminde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı Dernek tarafından ileri sürülen diğer iddialarda da, yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 31/03/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …’ün ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, (Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) …tarih ve …sayılı yazısıyla, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu ve bu Kanun’a göre hazırlanan Tarımsal Üretici Birlikleri Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca kurulan ve faaliyet gösteren üretici birliklerinin 7 tanesinin bir araya gelerek birlikte faaliyette bulunmak amacıyla 30/11/2016 tarihli dilekçe ile Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği kuruluş talebinde bulunmaları üzerine yapılan inceleme sonucunda, kurucu 7 (yedi) üretici birliğinin merkez birliği kuruluşu için gerekli olan genel kurul kararlarını aldıkları ve hazırlanan Tüzüğün 5200 sayılı Kanun ve bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu görüldüğünden, merkezi Ankara olmak üzere Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Tüzüğü tescilinin yapılmasının Genel Müdürlük makamının tasviplerine arz edilmiş, Genel Müdürlük makamının 06/12/2016 tarihli oluru ile de tescil işlemi tamamlanmış ve sonrasında Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nce 07/05/2017 tarihinde kuruluş genel kurulu gerçekleştirilmiştir.
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, (Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) “Yönetmelik Taslağı Hakkında Görüş” konulu, …tarih ve E.…sayılı yazısıyla, Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Yetiştiriciliğe İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı, görüş alınması amacıyla davacı derneğe gönderilmiş ve 30/06/2017 tarihi mesai bitimine kadar görüşlerin gönderilmesi istenilmiştir. Davacı dernek tarafından sunulan 14/07/2017 tarihli görüş yazısında, sözleşme serbestisinin Yönetmelik ile sınırlandırılamayacağı, ancak kamu yararı gözetilerek ve kanun ile sınırlandırılabileceği, ayrıca üretici birliğinin taraf ehliyetinin ve hukuki sorumluluğunun olmadığı, sözleşmeyi hangi gerekçe ile taraf sıfatıyla imzalayacağının açık olmadığı, Anayasa’ya ve yasalara aykırı bir düzenleme olduğundan Taslak Yönetmeliğin maddeleri hakkında herhangi bir önerilerinin olmadığı, Yönetmeliğin düzenlenmesinden vazgeçilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Sonrasında, 27/10/2017 tarihli ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur. Davacı dernek tarafından, davaya konu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiğinin, Tarım İlçe Müdürlükleri tarafından sözleşme örneklerinin istenilmesine yönelik olarak üyeleri şirketlere gönderilen yazılarla öğrenildiği, ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı (Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) tarafından yayımlanan “Türk Tarım” dergisinin Aralık 2017 tarih ve 244 sayılı nüshası taraflarına ulaştığında Yönetmeliğin farklı boyutlarına da vakıf olunması üzerine bakılan davanın açıldığı belirtilmiştir.
Davaya konu Yönetmelikte, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen bakım ve yetiştirmeye ilişkin sözleşmeli üretim ile ilgili usul ve esaslara yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu kapsamda firmalar ile üretici veya üretici adına üyesi bulunduğu üretici örgütü arasında imzalanacak sözleşmelere ilişkin genel ilkeler ve yükümlülükler ile yapılacak sözleşmelerde gözetilmesi gereken hususların kurala bağlandığı, ayrıca imzalanan sözleşmelerin bir örneğinin de üretimin yapıldığı yerdeki il/ilçe müdürlüğüne teslim edileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Dava Konusu Yönetmelik ile Bu Yönetmelik Uyarınca Davacı Derneğin Üyelerinden Sözleşme Örneklerinin İstenilmesine Dair İşlemler (Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi ve Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi) Yönünden Yapılan İnceleme:
Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılıp açılmadığının resen incelenerek süre aşımı halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; aynı maddenin 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birlikte dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise birlikte dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu Yönetmeliğin 27/10/2017 tarih ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bunun ardından Yönetmelikle getirilen düzenlemelerin uygulanmasına yönelik olarak davacı dernek üyesi şirketlerden sözleşme örnekleri istenilmesine ilişkin Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işleminin ve Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işleminin tesis edildiği, söz konusu işlemlerin, davaya konu Yönetmeliğin yalnızca 7. maddesinin değil, sözleşmenin içeriğine yönelik kural getiren Yönetmeliğin tamamına yönelik bir uygulama işlemi olduğu, bu haliyle davanın, anılan işlemlerden haberdar olunması üzerine 60 günlük yasal dava açma süresi içinde, 31/01/2018 tarihinde, hem bireysel işlemler hem de dayanağı Yönetmeliğin iptali istemiyle açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin süre yönünden davanın reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Tüzüğünün Tesciline İlişkin …Olur Tarihli ve …Sayılı İşlem Yönünden Yapılan İnceleme:
Uyuşmazlıkta; Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Tüzüğü Genel Müdürlük makamı tarafından 06/12/2016 olur tarihli işlem ile tescil edilmiş ve sonrasında Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nce 07/05/2017 tarihinde kuruluş genel kurulu yapılmış olmakla birlikte, kuruluş tarihi itibarıyla anılan Birliğin kurulduğundan davacı derneğin bilgisi olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı dernek tarafından ise, söz konusu kuruluş ve tescil işlemlerinden dava konusu Yönetmelik kapsamında üyesi şirketlerden sözleşme örnekleri istenilmesi üzerine ve Tarım ve Orman Bakanlığı (Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) tarafından yayımlanan “Türk Tarım” dergisinin Aralık 2017 tarih ve 244 sayılı nüshası taraflarına ulaştığında haberdar olunduğu belirtilmiş; davalı idarece de davaya konu işlemlerden davacının daha önce haberdar olduğuna yönelik hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacı derneğin üyeleri şirketlerden sözleşme örnekleri istenilmesi ve “Türk Tarım” dergisinin Aralık 2017 tarih ve 244 sayılı nüshasıyla dava konusu işlemlerden haberdar olunması üzerine 60 günlük yasal dava açma süresi içinde, 31/01/2018 tarihinde, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin süre yönünden davanın reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü;
“Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı 45. maddesinde, “Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.
Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.” hükmü;
“Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” hükmü;
“Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49. maddesinde, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemler tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Görevler” başlıklı 2. maddesinde, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının görevi; bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesine ve tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapılması, gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması, çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemektir.” hükmü; “Tarım Reformu Genel Müdürlüğü” başlıklı 11. maddesinde, “(1) Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:…
c) Üreticilerin bilgi düzeyini yükseltmek; kooperatif, birlik ve diğer üretici örgütlerinin kurulmasına izin vermek; kooperatif, birlik, oda, üretici örgütleri ve bunların iştiraklerini denetlemek, desteklemek; bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak. …” hükmü yer almaktadır.
Üretimi talebe göre planlamak, ürün kalitesini iyileştirmek, kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara geçerli norm ve standartlara uygun ürün sevk etmek ve ürünlerin ulusal ve uluslararası ölçekte pazarlama gücünü artırıcı tedbirler almak üzere tarım üreticilerinin, ürün veya ürün grubu bazında bir araya gelerek, tüzel kişiliği haiz tarımsal üretici birlikleri kurmalarını sağlamak amacıyla 06/07/2004 tarih ve 25514 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun 3. maddesinde, tarımsal üretici birliklerinin, her türlü bitkisel, hayvansal ürünler ile su ürünleri üretimi konusunda kurulabileceği; 4. maddesinin 1. fıkrasında, birliklerin, ürün veya ürün grubu bazında faaliyet gösteren ve tüzüklerinde belirlenen miktardaki tarımsal üretimi bu kuruluşlar aracılığıyla pazarlamayı taahhüt eden, en az onaltı tarım üreticisinin bir araya gelmesiyle, asgari ilçe düzeyinde kurulacağı, birliğin toplam üretim kapasitesinin ürün bazında, Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenecek asgari düzeyin altında olmaması gerektiği; 2. fıkrasında, aynı ürün veya ürün grubu için ilçe düzeyinde en fazla bir birlik kurulabileceği; birliğin, üyelerin imzaladıkları Tüzük ile Bakanlığa müracaatları sonucunda tüzel kişilik kazanacağı; 5. maddesinde, birliklerin, bu Kanunun amacına uygun olarak, üyelerinin ürettikleri ürünlerle ilgili piyasa araştırmaları yapmak ve yaptırmak; üyelerinin ürünlerine pazar bulmak, ürünlerin pazara arzını düzenlemek; üyelerine üretim teknikleri, hasat, depolama, paketleme konularında teknik destek sağlamak; üyelerine girdi temininde yönlendirici yardımlarda bulunmak; iç pazara ve ihracata uygun çeşitlerin üretilmesini sağlamak; eğitim ve yayım hizmeti vermek, danışman hizmeti sağlamak; ürün kalitesini iyileştirici tedbirler almak ve ürün standartlarını uygulamak; çiftlik düzeyinde yapılan tarımsal uygulamaları izlemek, kayıtlarını tutmak ve belge düzenlemek gibi görevler yanında sözleşmeli üretim kapsamında üyeleri adına örnek tip sözleşmeler düzenlemek ve bununla ilgili faaliyetleri koordine etmek görevlerini yapacağı belirtilmiş; “Bakanlığın görev ve yetkileri” başlıklı 16. maddesinde, birliklerin ve merkez birliklerin kuruluşu ile ilgili işlemleri yapmak; birlikleri ve merkez birliklerini uluslararası anlaşmalar, ulusal plân ve programlar çerçevesinde bilgilendirmek ve yönlendirmek; birliklerin ve merkez birliklerinin çalışmalarını teknik yönden desteklemek ve merkez birliklerini teknik yönden denetlemek, Bakanlığın birliklerle ilgili görev ve yetkileri olarak belirlenmiş; “Mevcut tarımsal örgütlerin uyumu” başlıklı 21. maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulu bulunan tarımsal örgütlerin, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara uyulması kaydı ile bu Kanun kapsamında faaliyet gösterebileceği hükmüne yer verilmiştir.
25/04/2006 tarih ve 26149 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, Kanunun amacı; tarım sektörünün ve kırsal alanın, kalkınma plân ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesi ve desteklenmesi için gerekli politikaların tespit edilmesi ve düzenlemelerin yapılması olarak belirtilmiş; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, Kanun’un, tarım politikalarının amaç, kapsam ve konularının belirlenmesi; tarımsal destekleme politikalarının amaç ve ilkeleriyle temel destekleme programlarının tanımlanması; bu programların yürütülmesine ilişkin piyasa düzenlemeleri, finansman ve idarî yapılanmanın tespit edilmesi; tarım sektöründe uygulanacak öncelikli araştırma ve geliştirme programlarıyla ilgili kanunî ve idarî düzenlemelerin yapılması ve tüm bunlarla ilgili uygulama usûl ve esaslarını kapsayacağı kurala bağlanmış; “Üretici örgütleri” başlıklı 12. maddesinde, “Üretici ve yetiştiricilerin çeşitli kanunlara dayanarak kurdukları tarımsal amaçlı kooperatif ve birliklerin faaliyetlerinin tarım politikaları doğrultusunda desteklenmesini ve yönlendirilmesini, ilgili bakanlık ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapmaya Bakanlık yetkilidir.” kuralı; “Sözleşmeli üretim” başlıklı 13. maddesinde de, “Bakanlık, tarım sektöründe sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için gerekli düzenlemeleri yapar. Sözleşmeli üretimi özendirmek üzere üreticilere, bu Kanunla belirtilen desteklerin verilmesinde öncelik tanınır.” düzenlemesi yer almıştır.
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri ile 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun 5. maddesine dayanılarak, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen bakım ve yetiştirmeye ilişkin sözleşmeli üretim ile ilgili usul ve esasları düzenlemek üzere hazırlanan davaya konu “Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 27/10/2017 tarihli ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava Konusu Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin İptali İstemi Yönünden Yapılan İnceleme:
Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Anayasanın 45. maddesi uyarınca, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırmak, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri almak konularında Devletin pozitif bir yükümlülüğünün bulunduğu kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, Mülga 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddelerinde yapılan düzenlemeler incelendiğinde, davalı Bakanlığa, bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretimini geliştirme, çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapma, gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirleme, uygulanmasını izleme ve denetleme görevinin yanı sıra birlik ve diğer üretici örgütlerinin kurulmasına izin verme ve bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri alma yetkisinin verildiği anlaşılmaktadır. Yine 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleriyle davalı Bakanlığa, tarımsal amaçlı birliklerin faaliyetlerini tarım politikaları doğrultusunda yönlendirme, tarım sektöründe sözleşmeli üretimin geliştirilip yaygınlaştırılması için gerekli düzenlemeleri yapma; 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun 16. maddesinde de, birliklerin ve merkez birliklerinin çalışmalarını teknik yönden destekleme görev ve yetkileri verilmiştir.
Bu haliyle, davalı Bakanlığın, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen bakım ve yetiştirmeye ilişkin sözleşmeli üretim ile ilgili usul ve esasları belirleme yetkisi bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, davacı tarafından davaya konu Yönetmelik ile getirilen düzenlemelerin sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğu ileri sürüldüğünden, uyuşmazlığın çözümünde, Anayasanın sözleşme serbestisi ilkesinin düzenlendiği 48. maddesi göz önünde bulundurularak, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kısıtlama sebep ve koşullarına uyulup uyulmadığının denetlenmesi gerekmektedir.
Anayasa açısından sözleşme özgürlüğü, Devletin, özel kişilerin istedikleri hukukî sonuçlara ulaşmalarını sağlaması ve bu bağlamda, özel kişilerin belli hukukî sonuçlara yönelen iradelerini geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukukî sonuçların doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması demektir. Ayrıca, Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde öngörülen özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlamak, işçi ve işveren arasındaki dengenin kurularak çalışma barışını korumak Devletin görevleri arasında sayılmıştır. (AYM kararı, 19/10/2015 tarih, E.2003/66, K.2005/72 sayı) Ayrıca Anayasa’nın 48. maddesinde, sözleşme özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de, madde gerekçesinde, “Hürriyet temeline dayalı bir toplumda irade serbestliği çerçevesinde ferdin sözleşme yapma, meslek seçme ve çalışma hürriyetlerinin garanti olunması tabiîdir. Ancak, bu hürriyetler, kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlandırılabilir.” ifadesine yer verilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da, özel sınırlama nedeni öngürülmemiş özgürlüklerin o özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu ve Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile Devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün, hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.
Davaya konu Yönetmelik ile kanatlı hayvan eti üretici örgütleri ve bu alanda üretim yapan üretici firmaların birbirleriyle sözleşme yapmalarına yönelik düzenlemenin sözleşme özgürlüğü ilkesine bir müdahale oluşturduğu açıktır.
Bununla birlikte, dava konusu Yönetmelik ile getirilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğundan bahsedebilmek için, Anayasanın 13. maddesinde öngörüldüğü üzere, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen sözleşmelere ilişkin müdahalenin, Anayasa’nın 48. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, Devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri almak, çalışma barışını korumak görevi kapsamında olması ve kamu yararı amacına yönelik bulunması, kanunla -veya kanunun verdiği yetkiye istinaden düzenleyici işlemle (AYM Kararı, Başvuru No:2014/256, paragraf 87)- yapılması, ayrıca Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması zorunlu bulunmaktadır.
Buna göre, yukarıda yer verilen açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa’nın 45. maddesiyle, Mülga 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun ve 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun ilgili maddelerinin verdiği düzenleme yapma yetkisi çerçevesinde çıkarılan ve Kanunların çizdiği sınırlar içerisinde düzenlemeler getirdiği anlaşılan dava konusu Yönetmeliğin, Anayasanın 13. maddesinde öngörülen “kanunilik” koşulunu taşıdığı sonucuna varılmaktadır.
İkinci olarak, davalı idarenin savunma dilekçesi ekinde yer alan “Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği” konulu, …tarih ve E.…sayılı yazısının ekinde davaya konu Yönetmelik düzenlemesinin genel gerekçesine yer verildiği, söz konusu genel gerekçe incelendiğinde, üst birliklerini kurarak örgütlenen kanatlı hayvan üreticilerinin, üretici haklarının korunmasına yönelik hiçbir mevzuat bulunmadığı için mağdur edildiklerinden bahisle davalı Bakanlığa başvurmaları üzerine üretim faaliyetlerini iki tarafın menfaatlerini objektif kriterlere göre düzenlemeye yönelik Yönetmelik hazırlanması zorunluluğu doğduğu, bu kapsamda 5488 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca hazırlanan stratejik planda, ürün arzı ile çiftçi gelirlerinde istikrarın sağlanması, arz-talep dengesi ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyacı olan hammaddenin kesintisiz temin edilmesi amacıyla sözleşmeli üretimin geliştirilmesinin hedeflendiği, yine tarım stratejisinin, sözleşmeli üretimde, kaynakların etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulmasının temel amaç olduğunu belirterek sözleşmeli üretimi vurguladığı, Anayasa’nın 45. maddesinde yer alan düzenleme doğrultusunda Devletin bu yönde gereken tedbirleri alma sorumluluğunun bulunduğu, bu hükümler ve sözleşme özgürlüğü ilkesi gözetilerek davaya konu Yönetmeliğin hazırlandığı, Yönetmeliğin yayımlanmasından sonra bir standart oluşturulacağı, tarafların menfaatleri gözetilerek sözleşme yapılacağı, böylece entegre firmalarla sözleşmeli üreticiler arasında yaşanan sorunların azalacağının öngörüldüğü hususlarına yer verildiği dikkate alındığında; düzenlemenin, anayasal hükümde yer alan, üreticiler ile üretim gerçekleştiren firmalar arasındaki işlemlerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlamaya yönelik olduğu, üretici haklarının korunmasının ve entegre firmalarla sözleşmeli üreticiler arasındaki sorunların en aza indirgenmesinin temin edilmesi, ayrıca stratejik plan ve tarım stratejisinin gerçekleştirilmesi (kamu yararı) amacıyla hazırlandığı görüldüğünden, davaya konu Yönetmeliğin “meşru amaç” taşıma koşulunu karşıladığı açıktır.
Öte yandan, davaya konu Yönetmelik hükümleri incelendiğinde, sözleşmeli üretimin üretici veya üretici birlikleri ile firma arasında imzalanan sözleşme uyarınca yürütüleceğinin öngörüldüğü, dolayısıyla davacı derneğin üyeleri olduğu belirtilen firmaların üreticilerle sözleşme yapmaları noktasında bir engel bulunmadığı, başka bir anlatımla üretici veya üretici birliğiyle sözleşme yapma konusunda tarafların seçimlik hakkı bulunduğu anlaşıldığından, kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile sözleşmeli üretimin gerçekleştirilmesine yönelik dava konusu düzenleme (müdahale) arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda gerekli olan müdahalenin “ölçülü” olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu haliyle, davaya konu Yönetmelikte hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Davaya Konu Yönetmelik Uyarınca Dernek Üyelerinden Sözleşme Örneklerinin İstenmesine Dair İşlemlerin (Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …Tarih ve E.…Sayılı İşlemi ile Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …Tarih ve E.…Sayılı İşleminin) İptali İstemi Yönünden Yapılan İnceleme:
Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında hukuka uygun olduğu sonucuna varılan davaya konu Yönetmeliğin “Sözleşme ile ilgili usul ve esaslar” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Üretici veya üretici adına üyesi bulunduğu üretici örgütü ile firma, tarafların ortak menfaatlerinin gözetildiği bir sözleşme imzalar. Sözleşme, bir nüshası üreticide, bir nüshası entegre firmada ve bir nüshası da il/ilçe müdürlüğünde kalacak şekilde en az üç nüsha olarak düzenlenir. Sözleşmenin onaylı bir örneği, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi iş günü içerisinde üretici ve/veya üretici örgütü tarafından üretimin yapıldığı yerdeki il/ilçe müdürlüğüne teslim edilir.” kuralı uyarınca dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair işlemlerde (Sakarya Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi ile Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işleminde) hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Nitekim, davalı Bakanlığın, 16/04/2015 tarih ve 29328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik ve 29/04/2008 tarih ve 26858 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Üretim İle İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik gibi düzenlemelerle birlikte uzun süredir üretici ile ürünleri satın alan gerçek ve tüzel kişiler arasında imzalanacak sözleşmelerle ilgili asgari şartları belirlemeye yönelik yetkisini kullandığı görülmekte olup; davaya konu Yönetmelikte yer alan düzenlemeye bağlı olarak sözleşmelerde yeknesaklığı sağlamak amacıyla yapıldığı anlaşılan işlemlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Tüzüğünün Tesciline İlişkin …Olur Tarihli ve …Sayılı İşlemin İptali İstemi Yönünden Yapılan İnceleme:
Yukarıda yer verilen 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’nun “Tarımsal üretici birliklerinin kuruluşu ve tescili” başlıklı 4. maddesinde sayılan şartları sağlayan birliklerin Bakanlığa tüzükleri ile müracaat sonucunda tüzel kişilik kazanacağı, “Merkez birlikleri” başlıklı 13. maddesinde ise, merkez birliklerinin en az yedi tarımsal üretici birliğinden oluşacağı ve üretici birliklerinin kuruluşundaki esaslara tabi olacağı düzenlenmiştir.
Dava dilekçesi ve ekleri ile davalı idarenin dosyaya sunduğu belgelerden, Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kuruluş aşamasında herhangi bir mevzuata aykırılık olduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığından, davaya konu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin (Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği) kurulmasına ilişkin …olur tarihli ve …sayılı işlemin iptali istemi yönünden oy birliğiyle, Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelik uyarınca, davacı dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair işlemlerin (Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi ile Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işleminin) iptali istemi yönünden oy çokluğuyla DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca davaya müdahale isteminde bulunan …Gıda Sanayi A.Ş.’nin Dairemizin E:…ve …sayılı kararıyla katılma isteminin reddine karar verildiğinden anılan şirket tarafından yapılan toplam …TL yargılama giderinin söz konusu şirket üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/03/2022 tarihinde karar verildi.
(X) – KARŞI OY
Dava; 27/10/2017 tarih ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelik uyarınca, dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenilmesine dair işlemlerin (Sakarya Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi ve Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün … tarih ve E.…sayılı işlemi) ve Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliğinin kurulmasına ilişkin …tarih ve …sayılı olur ve tescil işlemiyle Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği’nin kuruluş ve tescil işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü; “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 13/12/1994 tarih ve 22140 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.” hükmü; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.” hükmü; “İhlale Son Verme” başlıklı dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle 9. maddesinde, “Kurul, ihbar, şikayet ya da Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanunun 4,6 ve 7 nci maddelerinin ihlal edildiğini tespit ederse ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine bu Kanunun Dördüncü kısmında belirtilen hükümler çerçevesinde, rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunması için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışları kapsayan bir kararı bildirir.
Meşru bir menfaati olan gerçek ve tüzelkişiler şikayette bulunabilir.
Kurul, birinci fıkraya göre bir karar almadan önce ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine ihlale ne şekilde son vereceklerine ilişkin görüşlerini yazılı olarak bildirir.
Kurul, nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu durumlarda, ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte ve nihai kararın kapsamını aşmayacak şekilde geçici tedbirler alabilir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen Anayasa’nın 48. maddesinde, sözleşme özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında, özel sınırlama nedeni öngürülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu; ayrıca, Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile Devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir. Bu bağlamda, bu hakkın Anayasa’da düzenlenen diğer hak ve özgürlükler veya Devlete yüklenen ödevlerle çatışması durumunda da sınırlandırılabilmesi mümkündür. Bununla birlikte Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca çalışma hakkına yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir.
Davaya konu Yönetmelikte ise, kanatlı hayvan eti üretimi yaptıran entegre firmalar ile bu firmalara sözleşmeli olarak üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler veya temsil yetkisine sahip üretici birlikleri arasında akdedilen bakım ve yetiştirmeye ilişkin sözleşmeli üretim ile ilgili usul ve esaslara yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu kapsamda firmalar ile üretici veya üretici adına üyesi bulunduğu üretici örgütü arasında imzalanacak sözleşmelere ilişkin genel ilkeler ve yükümlülükler ile yapılacak sözleşmelerde gözetilmesi gereken hususların kurala bağlandığı, bu haliyle entegre firmalar ile üreticilerin üyesi oldukları üretici örgütleri arasında sözleşme yapılması zorunluluğu getirildiği, bu durumun ise sözleşme özgürlüğünü sınırlayıcı nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla çıkarılan 4054 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde, Kanun kapsamında bulunan teşebbüslerin rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar almaları halinde, Kanun’un 9. maddesi uyarınca Kurul tarafından rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunması için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışları kapsayan bir karar verileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Bu kapsamda, davacı tarafından dosyaya sunulan Rekabet Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında, dosya kapsamında bulunan teşebbüslerin aralarında anlaşarak veya teşebbüs birliği kararıyla arz miktarının kısıtlanması gibi eylemlerden kaçınmaları gerektiği yönünde 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında görüş bildirilmesine karar verildiği görülmekte olup, dava konusu Yönetmelik ile getirilen sözleşme zorunluluğuna ilişkin kuralın uygulanması durumunda 4054 sayılı Kanun’a aykırı sonuçların ortaya çıkabileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 27/10/2017 tarih ve 30223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kanatlı Hayvan Eti Üretiminde Sözleşmeli Üretime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te ve anılan Yönetmelik uyarınca davacı dernek üyelerinden sözleşme örneklerinin istenmesine dair işlemlerde (Sakarya Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi ile Karasu Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün …tarih ve E.…sayılı işlemi) hukuka uygunluk bulunmadığından, söz konusu işlemlerin ve Yönetmeliğin iptalleri gerektiği oyuyla Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.