Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/4708 E. , 2022/5318 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4708
Karar No : 2022/5318
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) …
2) …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Bakanlığı
VEKİLİ : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları … ‘nin Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü … Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde 15/05/2006 tarihinde atış eğitimi sırasında komiser yardımcısı … tarafından vurulması neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek … için 30.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi … için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesi’nin 15/04/2015 tarih ve E:2011/1722, K:2015/1855 sayılı kararıyla manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısımının onanması, manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmıyla maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davacıların maddi zararının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, davacılardan …’nin 653.245,47 TL, … ‘nin 137.927,39 TL destekten yoksun kalma zararlarının bulunduğunun belirlendiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu ancak dava konusu olayda müteveffa …’nin %50 müterafik kusuru bulunduğu da gözetildiğinde davcılardan … ‘nin 326.622,73 TL, … ‘nin 68.963,69 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemleri yönünden davacıların istemlerinin toplam 10.000,00 TL’lik kısmının onanarak kesinleştiği dikkate alınarak kalan miktar yönünden takdiren davacılardan … için 25.000,00 TL, … için 15.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin istemleri ile miktar artırım dilekçesiyle talep edilen faiz istemlerinin reddine, 659 sayılı KHK’nin yürürlük tarihi olan 02/11/2011 tarihinden önce açıldığı dikkate alındığında, davayı hukuk müşaviri eliyle takip etmiş olmasına rağmen, davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle ayrıca bir kusur raporu alınmaksızın, müteveffa polis memurunun %50 müterafik kusuru bulunduğunun kabulü ile maddi tazminat istemlerinde indirim yoluna gidilmesinin kabul edilebilir olmadığı, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı, miktar artırım dilekçesiyle faiz isteminde bulunulamayacağına ilişkin bir düzenleme olmadığı, dava dilekçesinde faize ilişkin bir istem bulunmasa dahi dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayın gerçekleşmesinde davacılar yakını müteveffa polis memurunun kusurunun illiyet bağını kestiği, davanın reddi gerektiği, 659 sayılı KHK’nın yürürlük tarihinden sonra karara çıkan davada idarelerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, davacıların yakınları … ‘nin Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü … Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde 15/05/2006 tarihinde atış eğitimi sırasında komiser yardımcısı … tarafından vurulması neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek davacılardan … için 30.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi … için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının; Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi:
Dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında dava konusu olay nedeniyle davacılara ve müteveffa polis memurunun annesine vazife malullüğü aylığı bağlanmadığı, davacıların vazife malullüğü aylığı bağlanması taleplerinin reddine dair işleme karşı açtıkları davalarının … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın Danıştay Onbirinci Dairesinin 26/02/2010 tarih ve E:2008/9931, K:2010/1557 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacılara ve müteveffa polis memurunun annesine 5434 sayılı Kanun’un 66. ve 68. maddeleri kapsamında dul ve yetim aylığı bağlandığı, müteveffa polis memurunun 8 tam hizmet yılı için ikramiye ödendiği bildirilmiştir.
Bakılan davada; İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan 06/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda, ilgilinin görev aylığı veya emsali polis memurunun görev aylığı dikkate alınarak aylar itibarıyla alacağı görev aylığı ile davacılara bağlanan dul ve yetim aylığı karşılaştırılarak, aradaki farkın zarar olduğunun kabul edilmesi gerekirken, müteveffanın emsali polis memurunun görev aylığı esas alınarak ancak ifa amacı taşıyan dul ve yetim aylıkları yarar olarak kabul edilmeyerek, ülkemize özgü TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplamanın ve dolayısıyla bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.
Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır.
Davacıların zararlarının ortaya konulması için gereken hesaplamalarda gözetilmesi gereken ilke ve unsurlar, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca aşağıda belirtilen şekilde olup, bu veriler ışığında bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır. Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibariyle aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen dul ve yetim aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan dul ve yetim aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibariyle alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek dul ve yetim aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan dul ve yetim aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek dul ve yetim aylıkları dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malulüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Öte yandan, yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde annesinin hayatta olması gözetilerek destek payları belirlenirken; müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi ve çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Arıca dava konusu olayın meydana gelmesinde müteveffa polis memurunun %50 müterafik kusurunun bulunduğunun da gözetilmesi gerekmektedir.
Buna göre İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
B- İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyiz konusu Mahkeme kararında, dava konusu olay nedeniyle davacılardan … ‘nin 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL’sinin onanarak kesinleştiği dikkate alınarak 25.000,00 TL’lik kısmı ile … ‘nin 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL’sinin onanarak kesinleştiği dikkate alınarak 15.000,00 TL’lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın dava konusu olay nedeniyle davacıların duyduğu elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu, müteveffanın henüz 31 yaşında hayatını kaybettiği, davacılardan …’nin 29 yaşında dul kaldığı, … ‘nin 3 yaşında babasız kaldığı gözetildiğinde, Mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
C- İdare Mahkemesi Kararının Davalı İdare Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmemesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dava konusu uyuşmazlıkta; davalı idarenin avukat ile temsil edildiği ve yargılama aşamalarına vekili aracılığıyla katkıda bulunduğu anlaşıldığından, 659 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinden önce açılmış olsa dahi, 659 sayılı KHK’nın yürürlüğünden sonra karar verilmiş olması nedeniyle, davalı idare vekilinin avukatlık ücretine hak kazandığı açık olmakla birlikte Dairemiz bozma kararı dikkate alındığında, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi ve manevi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmedilecek tazminat tutarlarındaki değişikliğin taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretini de değiştirecek olması nedeniyle davalı idarenin reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri nedeniyle idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin temyiz istemine dair bu aşamada karar verilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.