Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/4943 E. , 2021/1174 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4943
Karar No : 2021/1174
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi Adlarına Asaleten …, …ve …’na velayeten …ve …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 1993 doğumlu …’nun 18/11/2007 tarihinde …Tren İstasyonunda, vagon üstüne çıkıp orta gerilim kataner hattına tutularak yanması olayında idarenin ağır kusur, ihmali ve tedbirsizliği bulunduğu iddiasıyla …’nun uğramış olduğu zararlarına karşılık 80.000,00 TL maddi (miktar arttırımı ile 120.624,80 TL maddi), 80.000,00 TL manevi, annesi, babası ve kardeşler için ise 30.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 110.000,00 TL maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, Mahkemelerinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesi’nin 20/04/2016 gün ve E:2013/3449, K:2016/2155 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak; tarafların kusur oranlarının belirlenmesine yönelik hazırlanan 01/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kazazede …’nun 18/11/2007 tarihinde Kocaeli İli, Körfez İlçesi içinde bulunan davalı TCDD Genel Müdürlüğü’ne bağlı Yarımca Gar Şefliği hizmet alanı içinde Güney 2 hattındaki vagon üzerine merak saikiyle çıktığı esnada 15-30 kV’luk orta gerilim kataner hattına çarpılarak yanmış ve sonrasında da vagonun üzerinde yere düşerek yaralandığı, istasyonun muhtelif noktalarında “demiryolundan geçmek tehlikeli ve yasaktır” gibi uyarı levhalarının bulunduğu, karşıya geçmek için yaya alt geçidinin mevcut olduğu, olay tarihinde kazazedenin 14 yaşında orta öğretim öğrencisi olduğu, aklıselim sahibi olduğu ve demiryolu mahalline girmemesi gerektiği halde girmekle kusurlu olduğu; gar sahasının giriş ve çıkışlarını denetleme sorumluluğunun davalı idareye ait olduğu, üstüne çıkılan vagonun hareket etmeyecek halde veya park halinde havai elektrikli hat altında korumasız bir şekilde bırakılmasının kabul edilebilir bir davranış olmadığı, altında vagon park etmiş halde iken elektrik hattını yüklü bırakmanın hata olduğu, kazanın meydana geldiği yerin meskun mahal olmasına rağmen yaya giriş çıkışlarına kapatılmadığı, istasyon çevresinde ihata duvarı veya dikenli tel çit olmadığı, dava konusu kazadan önce son iki yıl içinde en az 4 adet benzer kazanın yaşandığı, kazaların meydana gelme yoğunluğunu dikkate alarak bilim ve fennin gereklerini yerine getirmek suretiyle önleyici tedbirleri alması gereken davalı idarenin, gerekli tedbirleri almayarak kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, sonuçta davacı kazazede …’nun olayda %40 oranında, davalı TCDD Genel Müdürlüğü’nün ise %60 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine yer verildiği, öte yandan, Mahkemelerinin 31/05/2012 tarihli ara kararına istinaden, davacı kazazede …’nun maluliyet oranının tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğü’nce hazırlanan …tarih ve …sayılı raporda; … ‘nun 18/11/2007 tarihinde meydana gelen elektirik çarpması sonucu vücudunda kalıcı nitelikte yanık sekeli, sol ayak bilek rijidditesi ve sol ayakta 1,5 cm’lik kısalık arızalarının %24,7 oranında sürekli iş göremezliğini gerektirdiği görüş ve kanaatine yer verildiği, davacı kazazede …’nun, dava konusu olay sonucu oluşan maluliyet oranı dikkate alınmak suretiyle uğradığı zararın hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 06/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının maddi zararının 120.624,80-TL olarak hesaplandığı, taraflara tebliğ edilen söz konusu bilirkişi raporlarının, dayandığı teknik veriler ışığında hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, olayda, Mahkemelerinin 29/12/2011 tarihli ara kararıyla dava konusu maddi tazminatı ortaya koyan harcamalara ilişkin faturalar ve benzeri tüm bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine, 01/03/2012 tarihli cevap dilekçesinde, davacıların yapmış oldukları harcamaların kayıtlarını tutmadıklarının belirtildiği, sadece 25/11/2007 başlangıç tarihli kira kontratının dosyaya ibraz edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davalı idarenin %60 kusur oranına isabet eden hizmet kusuru nedeniyle davacı …için talep edilen ve bilirkişi raporuyla hesaplanan 120.624,80 TL maddi tazminat ile …ve …için talep edilen maddi tazminatın sadece 4.440,00 TL kira kontrat bedeline ilişkin kısmının kabulü gerektiği, bu miktarın dışındaki maddi tazminat talebinin ise belgelendirilememesi nedeniyle tazminin mümkün olmadığı, manevi tazminat istemine gelince; tarafların kusur oranları da dikkate alınarak, vücudunda ağır derecede yanıklar oluşan ve bu olay nedeniyle manevi açıdan acı çeken kazazede … Kocaoğlu için 80.000,00 TL, ailesinin duyduğu elem ve üzüntü nedeniyle anne ve baba için ayrı ayrı 20.000,00 TL küçük kardeşler …ve …için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 130.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davacıların 125.064,80 TL maddi ve 130.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 255.064,80-TL tazminat taleplerinin kabulüyle, 214.440,00 TL’sinin idareye başvuru tarihi olan 28/04/2009 (…İdare Mahkemesinin E:…sayılı dosyasında verilen merciine tevdii kararının davalı idareye tebliğ tarihi) tarihinden itibaren, 40.624,80-TL’sinin ise davanın ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 18/06/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, kabul edilen maddi tazminat miktarını aşan talebin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda idarelerinin kusuru olmadığı, kazazedenin kusurlu olduğu, belirlenen kusur oranının yüksek olduğu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, 1993 doğumlu …’nun 18/11/2007 tarihinde Körfez Tren İstasyonunda, vagon üstüne çıkıp orta gerilim kataner hattına tutularak yanması olayında idarenin ağır kusur, ihmali ve tedbirsizliği bulunduğu iddiasıyla …’nun uğramış olduğu zararlarına karşılık 80.000,00 TL maddi (miktar arttırımı ile 120.624,80 TL maddi), 80.000,00 TL manevi, annesi, babası ve kardeşler için ise 30.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 110.000,00 TL maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Aktarılan bu hükümden de anlaşılacağı üzere idareler kamu hizmetlerini yürütürken kişi veya kişilere bir zarar vermeleri halinde bu zararı hizmet kusuru kapsamında bazen de kusursuz sorumluluk ilkelerine göre gidermek zorundadırlar. Uğranılan bu zararın giderilmesi de tazminat yoluyla mümkündür.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarelerin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bu zararın kesin, güncel ve meşru bir zarar olması ve zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. İdarelerin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak da tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Başka bir deyişle, idarelerin kusurlu sayılabilmesi için hizmetin hiç veya iyi işlememesi, gerekli ve yeterli personel istihdam edilmemesi, ya da hizmet yürütülürken gerekli tedbirlerin yerinde ve zamanında alınmaması nedeniyle ortaya bir zararın çıkmış olması gerekir. Eğer bu şekilde hizmetin iyi işlememesi nedeniyle maddi ya da manevi bir zarar doğarsa idareler bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aksi halde ise idarelerin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği açıktır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) İdare Mahkemesi Kararının, …İçin 120.624,80 TL Maddi, 80.000,00 TL Manevi, …’nun Kardeşleri …ve …İçin Ayrı Ayrı 5.000,00 TL Olmak Üzere Toplam 10.000,00 TL Manevi Tazminata Hükmedilmesine İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın …için 120.624,80 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, …’nun kardeşleri …ve …için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) İdare Mahkemesi Kararının, …ve …İçin 4.440,00 TL Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısımının İncelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden; olay tarihinde 14 yaşında olan 1993 doğumlu …’nun 18/11/2007 tarihinde Körfez Tren İstasyonunda, vagon üstüne çıkıp orta gerilim kataner hattına tutularak tüm vücut yüzeyinin %60’ını kaplayan 3. derece yanıkla yaralandığı, olayda idarenin ağır kusur, ihmali ve tedbirsizliği bulunduğu iddiasıyla …’nun uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarına karşılık …’in annesi …ile babası …için olay tarihinden bugüne kadar devam eden yoğun bakım ve refakat sürecinde, İstanbul Bahçelievler’de ikamet ederken önce Körfez Devlet Hastanesi, akabinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve daha sonra yaklaşık 5 aylık Ankara GATA Hastanesi’ne gidiş geliş yol ücretleri ile yemek ve ulaşım gideri ayrıca Ankara’da konaklama amacıyla kiralanan evin kira bedeli vesair diğer masraflar karşılığında 30.000,00 TL maddi, annesi ve babası için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi, küçük kardeşleri …ve …’nun her biri için ayrı ayrı 5.000,00 TL ve …’in uğradığı kaza sonucu vücut bütünlüğünün bozulduğu, bu durumdan ötürü ömür boyu akranlarından daha fazla efor sarfedecek ve daha fazla çalışmak zorunda kalacağı, iş bulmakta güçlük çekeceği, bu haliyle maddi kazanç kaybına uğrayacağından …’in ileride hayat boyu elde etme imkanlarından mahrum kalacağı kazanç kaybına karşılık 80.000,00-TL maddi (miktar arttırımı ile 120.624,80 TL maddi) ve 80.000,00 TL manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin; 20/04/2016 gün ve E:2013/3449, K:2016/2155 sayılı bozma kararında, dosyaya ibraz edilen kira kontratının, … ‘nun tedavi gördüğü süreleri kapsayıp kapsamadığı araştırılıp, şayet kiralama süresi, tedavi süreci içerisinde kalıyorsa, bu kısma yönelik maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği gerekçesine yer verilmiştir.
Olayda; kira kontratının 25/11/2007 ila 28/11/2008 tarihlerini kapsadığı ve bir yıllık kiranın 4.440,00 TL olduğu, … ‘nun Ankara’da tedavi gördüğü sürelerin ise 20/11/2007 ila 27/03/2008 tarihleri arasında olduğu, bu haliyle kira giderinin tedavi süreci içerisinde kalan kısmının kabulüne karar verilmesi gerekirken tedavi sürecinin dışında kalan süreyi de kapsayacak şekilde bir yıllık kira bedelinin tamamına hükmedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
C) İdare Mahkemesi Kararının, …ve …için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısımının İncelenmesi:
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Öte yandan, dava konusu olayda olduğu gibi müterafik kusurun bulunduğu durumlarda ise, idarenin kusur oranı, davacıların talep ettiği manevi tazminat tutarına değil, mahkemece takdir edilecek manevi tazminat tutarına uygulanarak, idarenin ödeyeceği manevi tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının, davacının talep ettiği miktardan fazla olması halinde, takdir edilen tazminat tutarına kusur oranının uygulanması sonucu, davacıların talep ettiği manevi tazminat tutarının tamamına dahi hükmedilmesi mümkündür.
Olayda, davacıların meydana gelen kaza nedeniyle uğradığı manevi zararların, tarafların kusur oranları da dikkate alınarak manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmekte olup, Kemal ve Sevim Kocaoğlu için hükmedilen ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının … için …TL maddi, …TL manevi, …’nun kardeşleri …ve …için ayrı ayrı …TL olmak üzere toplam …TL manevi tazminata hükmedilmesine yönelik kısmının ONANMASINA, …ve … İçin …TL maddi ve ayrı ayrı …TL olmak üzere toplam …TL manevi tazminata hükmedilmesine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.