Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/724 E. , 2022/5157 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/724
Karar No : 2022/5157
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …’e velayeten …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından; yakını … ‘in 13/11/2014 tarihinde Tarsus Adliyesinde hasımları tarafından silahlı saldırı neticesinde öldürülmesinde kolluk kuvvetlerinin yeterli ve hızlı bir şekilde müdahalede bulunmadığı ve bu durumun idarenin ağır hizmet kusuruna sebebiyet verdiği ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 155.000,00 TL tazminatın davacı çocuğun doğum tarihi olan 10/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; olayın meydana geldiği 13/11/2014 tarihinde yakını olan müteveffanın, Tarsus Adliyesi binası önünde kolluk kuvvetlerince yeterli ve hızlı müdahale yapılmadığı için aralarında husumet bulunan ve davaları devam eden aileye mensup bir kişi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu öldürüldüğü, görevli polis memurları hakkında yapılan yargılamada beraat kararı verildiği, kararın temyiz edildiği, söz konusu ceza yargılamasında keşif yapılmaksızın olay tarihi itibarıyla adliye bahçesinde herhangi bir şekilde örülmüş bir duvar, bahçe kapısı ve bahçe girişinde herhangi bir polis noktası ve güvenlik kamerası bulunmadığı, bu nedenle adliye bahçesinden şahısların herhangi bir güvenlik kontrolünden geçmeksizin rahatlıkla girip adliyenin giriş kapısına kadar gelebildikleri, yine personel yetersizliği nedeniyle adliyenin girişinde yeteri kadar polis memuru görevlendirilmeyişi, mahkeme salonlarındaki kalabalık duruşmalara personelin yönlendirilmesi hususlarına vurgu yapılmasına rağmen beraat kararı verildiği, anılan kararda belirtilen eksikliklerin idarenin hizmet kusuruna sebebiyet vereceği, adliye olarak kullanılan bir binanın bahçe duvarının dahi olmaması, giriş çıkışların kontrolsüz olması, adliye içerisinde yeterli sayıda polis memurunun bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde gerçekleşen saldırıda ölüme sebep olan olay ile idarenin olayın gerçekleşmesindeki kusuru arasında illiyet bağının bulunduğu, bu bağlamda kolluk kuvvetlerinin yeterli ve gerekli müdahaleleri yapmamaları nedeniyle vefat olayının gerçekleştiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; aralarında uyuşmazlık bulunan … ve … ailelerinden birkaç kişinin, 13/11/2014 tarihinde Tarsus Adliyesinde görülmekte olan davanın duruşmasına katıldıkları, duruşmanın sona ermesiyle birlikte adliye bahçesinde davacılar murisinin aralarında husumet bulunan aile mensubu şahıs tarafından açılan ateş neticesinde öldürülmesinde adliye bahçesi içerisinde güvenlik birimlerinin olayın meydana gelmesini önleme görevlerini yerine getirmedikleri, eksik güvenlik sağlandığı, söz konusu adliyede güvenliğin tam anlamıyla sağlanamaması nedeniyle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak adliyede görevli polis memurlarının görevi kötüye kullanmak suçu nedeniyle haklarında açılan kamu davası sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı beraat kararının delillerin değerlendirilmesi kısmında, “olay tarihi itibarıyla adliye bahçesinde herhangi bir şekilde örülmüş bir duvarın, bahçe kapısının, bahçe girişinde herhangi bir polis noktasının ve güvenlik kamerasının bulunmadığı, bu nedenle adliye bahçesinden şahısların herhangi bir güvenlik kontrolünden geçmeksizin rahatlıkla girip adliyenin giriş kapısına kadar gelebildikleri, yine personel yetersizliği nedeniyle adliyenin girişinde yeteri kadar polis memuru görevlendirilmediği, mahkemelerdeki kalabalık ve olaylı duruşma salonlarına takviye istendiği” tespitlerine yer verildiği; dosyada mevcut, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İlçe Emniyet Müdürlüğüne gönderilen 13/01/2014 tarihli ve “Adalet Sarayının güvenliği hakkında” konulu yazıda da Tarsus ilçesinin kriminal yapısı dikkate alındığında adliyede görevli personelin güvenliği sağlamada yetersiz kaldığı, ayrıca görevli polis memurlarından bir kısmının duruşma salonlarında görevlendirilme zorunluluğunun bulunmasının da söz konusu zaafiyeti artırdığı, bu itibarla mevcut görevlendirmelerin yeniden gözden geçirilerek Tarsus Adalet Sarayının güvenlik önlemlerinin artırılmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
Olayın meydana geldiği yer, herkesin giriş çıkışına açık bir alan olmakla birlikte adliyenin bahçesi olması, adliye içerisinde ve dışında yeterli sayıda polis memurunun bulunmaması ve savcılık aracılığıyla emniyete gönderilen yazıda da belirtildiği üzere ilçenin kriminal yapısı, duruşmaların çokluğu, personel yetersizliği durumu ve söz konusu olayın iki husumetli aile arasında görülen duruşma sonrasında meydana gelmesi, olay esnasında polis memurları ilk etapta davacıların yakınının ölümüne neden olan şahıstan başka bir şahsın silahlı saldırısını engellemeye çalışmış ise de, arbedenin devam etmiş olması ve personel yetersizliğinden kaynaklı olarak boşta kalan bir şahsın arbede ve personel yetersizliğinden yararlanmak suretiyle ateş etmesi üzerine davacılar yakınının olay yerinde hayatını kaybetmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, güvenliğe ilişkin kamu hizmeti veren davalı idarenin, yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini ifa ederken bu hizmetin getirdiği tüm riskleri göz önüne alarak hareket etmesi, cinayet davalarının da görüldüğü kriminal olayların yoğun olarak yaşandığı belirtilen bir ilçede bulunan adliyenin önünde ve bahçesinde güvenlik önlemlerini alelade bir yerden farklı şekilde alması ve özellikle özel güvenlik önlemi alınmasını gerektiren yerlerde bu hususa dikkat etmeyerek yeterli güvenlik önlemini olayın gerçekleştiği sırada almamış olması, bir başka ifadeyle kişinin hayatını ve vücut bütünlüğünü korumak için gerekli makul ve yeterli tedbirleri hayata geçirmemiş olması nedeniyle olayda hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.