Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/962 E. , 2022/4925 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/962
Karar No : 2022/4925
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Emniyet Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde 05/07/1999 tarihinde hizmet içi eğitim sırasında başka bir polis memurunun tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu silahını ateşlemesi neticesinde yaralanmasında idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek 39.330,05 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının, hizmet içi eğitim kursunda bulunduğu Emniyet Müdürlüğü binasında … adındaki bir başka polis memurunun görevi gereği kendisine verilen silahla yaralanmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacıyı yaralayan polis memuru hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyası üzerinden açılan kamu davasında yapılan yargılamada, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hayati tehlike geçirecek şekilde yaralama olayı nedeniyle TCK 459/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 06/12/2000 tarihinde kesinleştiği, netice itibariyle … adındaki polis memurunun silahıyla dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu davacının yaralanmasına sebebiyet verildiğinin açık olduğu, davalı idarenin yürütülen kamu hizmetiyle nedensellik bağı bulunan maddi zararları tazminle yükümlü olduğu sonucuna varıldığı, uyuşmazlık konusu olay nedeniyle Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının 14.457,41 TL maddi zararının bulunduğu belirlendiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu belirtilerek davacının 39.330,05 TL maddi tazminat isteminin 14.457,41 TL’sinin kabulü ile fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, dava konusu olay nedeniyle takdiren 5.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, kabul edilen maddi ve manevi tazminata görevsiz adli yargı yerinde açılan dava tarihi olan 09/04/2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, dava konusu olay nedeniyle maddi kaybının hükmedilen tutarın üzerinde olduğu belirtilerek maddi zararının tam olarak karşılanmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olay nedeniyle davacının yaralanmasına sebebiyet veren polis memuru aleyhine davacı tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemli davasının, davacı lehine 39.330,05 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi suretiyle sanık polis memuru … yönünden kesinleştiği, iş bu davada hükmedilen tutarın da sanık polis memuruna rücu edileceği göz önünde bulundurulduğunda davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye, sanık polis memuru yönünden de mükerrer ödemeye mahal verecek nitelikte olduğu, idareleri aleyhine hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
… Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapmakta iken 05/07/1999 tarihinde Emniyet Müdürlüğü binasında hizmet içi eğitim kursunda bulunduğu sırada davacının, polis memuru …’nun silahından çıkan kurşun ile yaralandığı, bu yaralanma nedeniyle uzun süre tedavi altında kaldığı, aktif polislik mesleği görevinden alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Personel Şubesi’ne genel idari hizmetler sınıfında memur olarak atandığı, davacıyı yaralayan polis memuru …. aleyhine … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası ile açılan kamu davası sonucunda 8/8 oranında kusurlu bulunduğu ve Türk Ceza Kanunu’nun 459/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 06/12/2000 tarihinde kesinleştiği, akabinde davacı tarafından 09/04/2001 tarihli dilekçe ile … ve İçişleri Bakanlığı aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:… esasına kayden maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açıldığı, söz konusu yargılama esnasında yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda Adli Tıp Kurumu … İhtisas Kurulu’nun 30/12/2005 tarihli raporunda davacının %13.2 oranında fonksiyon kaybı bulunduğunun, 31/03/2006 tarihli bilirkişi raporunda polis memuru …’nun olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, tazminat hesabı için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 26/05/2006 tarihli bilirkişi raporu ile 24/11/2006 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının, %13.2 oranında iş gücü kaybı nedeniyle 38.630,30 TL ve aktif polislik mesleğinden alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Personel Şubesi’ne genel idari hizmetler sınıfında memur olarak atanmasından kaynaklı gelir kaybı nedeniyle 699,75 TL olmak üzere toplam 39.330,05 TL maddi zarara uğradığının tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava kısmen kabul edilerek davalılar … ve … Bakanlığı aleyhine 39.330,05 TL maddi (24.699,75 TL kısmında davalı … Bakanlığı sorumlu olmak üzere) ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, … Bakanlığı yönünden davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozulduğu, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile de anılan bozma kararına uyularak, bilirkişi raporları ile tespit edilen 39.330,05 TL maddi zararın tamamının ve 5.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, davanın İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan kısmının ise, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından dilekçenin reddine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onanması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun mülga 53. maddesinde, en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere “adi malullük aylığı”; 55. maddesinde, görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malüllük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila %60 oranında zam yapılmak suretiyle “vazife malullüğü aylığı” bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B- İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bakılan davada; Mahkeme kararına dayanak alınan 31/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 1976 doğumlu olduğu, 05/07/1999 olay tarihinde 23 yaşında bulunduğu, PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 43 yıl olacağı, 1999 ile 2017 yılları arasında yani olay tarihi ile hesap tarihi arasının Gerçekleşmiş Zarar Dönemi olarak kabul edileceği, 2018 ile 2031 tarihleri arasının Aktif Gerçekleşecek Zarar Dönemi ve 2031 ile 2042 yılları arasında Pasif Gerçekleşecek Zarar Dönemi olacağı, bu dönemlere göre hesap yapılacağı, davacının kusursuz olması durumu ile %13,2 maluliyet oranının daha önce … Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamada aldırılan bilirkişi raporunda dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının toplam 14.457,41 TL maddi zararı belirlenmiştir.
Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybı zararı yönünden yapılan inceleme:
Davacının muhtemel ömrünün ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekirken PMF yaşam tablosunun esas alındığı, davacının idari polislik görevine atandığı dönem için aktif polis aylığı ile idari polis aylığı arasındaki fark ile emsali polis memurunun görev aylığı ile yasal emeklilik tarihine kadar olan dönem için aktif polis aylığı ile idari polis aylığı, vazife malulü olarak erken emekliye ayrılması nedeniyle de emsali polis memuru görev aylığı ile bağlanan vazife malullüğü aylığı karşılaştırılmak suretiyle davacının kazanç kaybı zararının belirlenmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeksizin hazınlanan bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararın kazanç kaybına ilişkin kısmının aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, dava konusu olay nedeniyle aktif polislik görevinden alınarak idari polislik görevine atanan davacının idari polis olarak çalıştığı döneme ilişkin çalıştığı kurumdan emsali olan aktif polis aylıkları ile davacıya bağlanan idari polis polis aylıkları sorularak arasındaki fark ile bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla davacının emsali polis memurunun almakta olduğu görev aylıkları ile rapor tarihi itibarıyla davacının almakta olduğu vazife malüllüğü aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak, gelen cevaplara göre görev aylığı ile vazife malüllüğü aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın toplamının davacının aktif dönemde işlemiş zararı olduğu kabul edilmelidir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan bu dönemde, davacının emsalinin almış olduğu görev aylıkları ile bu dönem içerisinde de almaya devam ettiği vazife malüllüğü aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (görev aylığı ile vazife malüllüğü aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, her iki aylıkta meydana gelen artışlar ile zararın peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla davacı yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığının tutarı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak gelen cevaba göre, emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malüllüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
2) Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı güç kaybı (efor) zararı yönünden yapılan inceleme:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Dava konusu olay neticesinde Adli Tıp Kurumunca yapılan muayenesi sonucunda düzenlenen 30/12/2005 tarihli raporda %13,2 meslekte kazanma gücünü kaybettiği belirlenen davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının görev aylığının asgari ücrete oranlanması suretiyle yapılan hesaplama ile belirlenen, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacının sanık polis memuru … aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı maddi tazminat istemli davada hükmedilerek kesinleşen ve davacı tarafından icra takibi ile tahsiline başlanan tazminat tutarı da iş bu davada belirlenecek maddi zarardan yarar olarak indirilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısma ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.