Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/1134 E. , 2022/1416 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/1134
Karar No : 2022/1416
DAVACI : … Cilt Estetiği ve Sağlığı Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından;
1)13/07/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin,
a) 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bentlerinin,
b) 5. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkralarının,
c) 6. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının (a), (b), (c) bentlerinin, 3. fıkrasının, 4. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentlerinin, 5. fıkrasının,
2) Anılan Yönetmeliğin uygulanmasına dair Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bendi yönünden;
İşlettikleri polikliniğin Sağlık Bakanlığı tarafından verilen poliklinik ruhsatı ile faaliyet gösterdiği, dava konusu düzenlemenin (g) bendinde uluslarası sağlık turizmi aracı kuruluşunun, (ı) bendinde bu kuruluşlarca alınacak sağlık turizmi yetki belgesinin tanımlandığı, aracı kuruluş için seyahat acenteleri içerisinde A grubu işletme belgesi olanların bu alanda faaliyet göstereceğinin düzenlendiği, seyahat acentaları ile ilgili usul ve esasların, 05/10/2017 tarih ve 26664 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Seyahat Acentaları Yönetmeliği ile belirlendiği, bu Yönetmeliğe göre, seyahat acentalarına işletme yetkisi verilmesinde bu işleri yapmak için A sınıfı, B sınıfı veya C sınıfı gibi bir ayrım yapılmadığı, ancak, dava konusu düzenlemede, sağlık turizminde rol alabilecek acentaların A sınıfı olarak sınırlandırılmasının, tur operatörlerinin bu kapsama dahil edilmemesinin diğer seyahat acentaları ve tur operatörleri için eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurduğu, işletmelerin açısından küçük ölçekli B sınıfı acenteler ile sağlık turizmi hizmetlerinin karşılanmasının sağlık turistlerinin bütçeleri bakımından daha ekonomik olacağı, bu acentaların hizmetlerinin daha kaliteli olacağı, seyahat acentalarının görev, yetki ve sorumluluklarını ve faaliyetlerini tabi oldukları mevzuat kapsamında aldıkları belgeler ile gerçekleştirdikleri, bu nedenle, sağlık turizmi alanında dava konusu Yönetmelik çerçevesinde yeniden yetki belgesi alınmasının gerekli olmadığı, hizmet gerekleri ve kamu yararı amacından uzak olduğu, yetki belgesi için aranan şartların çok az sayıdaki hastane zinciri dışında, hastaneler, poliklinikler, tıp merkezleri, dal merkezleri, muayenehaneler için uygulanabilir nitelikte olmadığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkraları yönünden; Dava konusu düzenlemelerde, uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmek için; sağlık tesisinin ve aracı kuruluşun uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almasının zorunlu olduğu, yetki belgesi almayanların uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerinin Bakanlıkça durdurulacağı yönünde düzenlemeye yer verildiği, yetki belgesi verilmesinde aranan şartlara bakıldığında ise; uluslararası sağlık turizmi biriminin oluşturulması, bu birime sorumlu olarak görevlendirilecek hekimin en az 5 yıllık tecrübeli ve yeterli seviyede yabancı dil bilgisine sahip olması, birim sorumlusu dahil yabancı dil bilen en az 2 personelin bu birimde istihdam edilmesinin istenildiği, ayrıca düzenlemelerde sağlık kuruluşunun başka bir sağlık kuruluşundaki hizmete ihtiyaç duyması halinde, iki sağlık kuruluşu arasında protokollerin yapılmış olması şartının getirildiği, anılan düzenlemeler ile istenilen şartların, poliklinik ve muayenehane gibi çoğu sağlık kuruluşunda uygulanamaz olduğu, çok az sayıdaki büyük ölçekli hastanelerde uygulanacağı, bu durumun sağlık turizminin önünü tıkayacağı, imkansız ve manasız bir iş yükünün oluşturulmasına neden olacağı, piyasadaki sağlık kuruluşları arasındaki rekabetten dolayı işbirliğine yönelik protokol yapılamayacağı,
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 3. fıkrası, 4. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ile 5. fıkrası yönünden; düzenlemede, uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmek için, yetki belgesi alınması, sağlık turizmi hizmeti verecek kuruluşlarda uluslararası sağlık turizmi biriminin oluşturulması, bu birimde iki kişiden oluşan doktor ve sağlık mensubunun görevlendirilmesi, bu kişilerin de yabancı dil bilmesi şartlarının getirildiği, sağlık turizminde sağlık turistlerinin öncelikli tercihinin kendilerini tedavi edecek hekimler olduğu, ülkemizde sağlıkta markalaşmış birçok hekimin muayenehanelerde sağlık hizmeti verdiği, muayenehanelerde de hekim ve sağlık meslek mensubu olmayan sekreterlerin bulunduğu, muayenehaneler bazında Yönetmelikte aranan şartların özellikle yabancı dil bilen personel istihadımının sağlanmasının imkansız olduğu, anılan düzenlemenin tekelleşmeye ve haksız rekabete sebebiyet vereceği, sağlık hizmetlerinin evrensel olduğu, hastalar veya sağlık hizmetine ihtiyaç duyan kişilerin diledikleri hekimden veya sağlık kuruluşundan hizmet alabileceği, Ülkemizde hekimlik yapma hak ve yetkisine sahip olanların herkese sağlık hizmeti sunabileceği, dava konusu düzenleme ile hekimin sağlık hizmeti verme yetkisinin, uyruğu ve yaşadığı yer sebebiyle bazı kişiler yönünden sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmaya imkan tanıyan yasal düzenlemelerin olmadığı, dolayısıyla idarenin işlemlerinde kanuna dayanması ilkesi ve idarenin düzenleme yetkisinin ikincil olması ilkesine de aykırılık teşkil ettiği ve temel hak olan sağlık hakkına erişimin ölçüsüz bir biçimde yasal zemin olmaksızın sınırlandırıldığı, getirilen bu sınırlandırmalarda kullanılan ölçütlerde kamu yararı gözetilmediği, düzenlemelerin sunulan sağlık hizmetinin niteliğini artırmadığı gibi haklı nedenlerinin bulunmadığı, hastanın güvendiği ve tercih ettiği bir hekim tarafından tedavisinin engellendiği, düzenlemeler ile turistlerin büyük sağlık kuruluşlarına yönlendirildiği, kamu yararı amacı dışında hareket edildiği,
Dava konusu Yönetmeliğin uygulanmasına dair … tarih ve E…. sayılı işleme ilişkin olarak; şirketleri bünyesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ruhsat ile poliklinik olarak faaliyet gösterdikleri, Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nce kuruluşlarına gönderilen … tarih ve E…. sayılı yazıda, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik kapsamında uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunacak kurum ve kuruluşlardan istenilen bilgi ve belgelerin tamamlanması gerektiği, aksi takdirde uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunulamayacağı, yetki belgesi olmadan sağlık turizmi faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi durumunda ise gerekli müeyyidelerin uygulanacağı hususunun bildirildiği; dava konusu Yönetmelik ile düzenlenen temel hususların ve yetki belgesi için aranan şartların, çok az sayıdaki hastane zinciri dışında, hastaneler, poliklinikler, tıp merkezleri, dal merkezleri, muayenehaneler için uygulanabilir nitelikte olmadığı, bu nedenle düzenlemenin ve uygulama işleminin hukuka aykırı olduğu,
iddia edilerek anılan düzenlemelerin ve bireysel işlemin iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından;
Bireysel işleme yönelik olarak; dava konusu edilen bireysel işlemin Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı imzası ile ilgili hizmet birimlerine gönderilen ve Yönetmelik hükmünün hatırlatılmasından ibaret olan bir iç yazışma olduğu, kesin ve icrai nitelikte olmadığından bu kısım açısından davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan, 13/07/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin davacı hakkında tesis edilmiş icraî nitelikte uygulama işlemi olmadan yaklaşık bir buçuk yıl sonra davaya konu edilmesi açısından düzenleyici işlem hakkında da davanın süreaşımından reddine karar verilmesi gerektiği, söz konusu yazıda, Yönetmeliğin “Mevcut uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürütenlerin durumu” başlıklı Geçici 1.maddesine yer verildiği, söz konusu yazının Geçici 1. maddenin hatırlatılmasından ibaret olduğu, bu yazının dayanağı olan Geçici 1. madde de davaya konu edilmediğinden bireysel işleme yönelik davacı iddialarının dayanaksız olduğu,
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bendi yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddenesine göre sağlık tesisinin uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunabilmesi için yetki belgesi alması gerektiğinin düzenlendiği, yetki belgesi alınabilmesi için sağlanması gereken yeterlilik kriterlerinin Yönetmeliğin ekinde düzenlendiği, düzenlemeler ile amaçlananın ucuz sağlık hizmeti sunumu değil sağlık turizmi bakımından kaliteli hizmet sunma ve esenliği sağlama olduğu, Yönetmeliğin 4. maddesi 1. fıkrası (g) bendi’nde işaret edilen A grubu seyahat acentalarının 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu uyarınca kâr amacıyla faaliyette bulundukları, B ve C grubu acentalarının tanımına bakılırsa zaten bu alanda faaliyette bulunamayacaklarının açık olduğu, davacı Şirketin Türk Ticaret Siciline kayıtlı şirket unvanının “Cilt Estetiği ve Sağlığı Hizmetleri” olduğu, anılan şirketin seyahat acentası, tur operatörü ve sağlık turisti olmadığı, bu nedenle, hakkında uygulanması mümkün olmayan hükmün iptalinde menfaati bulunmadığından bu düzenleme bakımından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, Dava konusu düzenlemede yapılanın 1618 sayılı Kanuna atıfta bulunmaktan ibaret olduğu, Yönetmeliğin 4. maddesinde yapılan “uluslararası sağlık turizmi”, “turistin sağlığı” ve “uluslararası sağlık turisti” tanımları karşısında kanunen yetkisi olmayan B ve C grubu seyahat acentalarına yetki verilmesinin anılan seyahat acentalarının düzenlendiği Kanuna aykırı olacağı,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkraları ile yönünden: bir sermaye şirketi olan davacının bu statüsünü ve iştigal sahasını dikkate alarak kendi durumunu etkileyen bireysel veya düzenleyici işlemleri dava konusu edebileceği, bu çerçevede, söz konusu iddialarla işlemin iptalini talep edemeyeceği, davaya konu fıkralarda personel istihdamına, yabancı dil yeterliliğine, birim kurulmasına ilişkin bir düzenlemeler bulunmadığı, bu durumda 4. fıkra haricindeki iptal talebinin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği, 4. fıkrada ise, dava konusu Yönetmelik ile sağlık tesisinin uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunabilmesi için yetki belgesi alması gerektiğinin düzenlendiği, bu zorunluluğun hekim açısından değil sağlık tesisi ve aracı kuruluş açısından olduğu, bu nedenle hekimin tedavi yetkisine sınırlama getirildiği olarak bir anlam çıkamayacağı, yetki belgesinin zorunlu tutulma nedeni ise standartları belirsiz, kontrolsüz, denetimsiz olan uluslararası sağlık turizmi alanın kontrol altına alınması olduğu, asgari standartlar belirlenerek denetlenebilirliğin sağlanmasının amaçlandığı, bu doğrultuda uluslararası sağlık turisti ülkeye geldiğinde standartları belirlenen ve devlet denetimde olan sağlık tesisinde güvenli sağlık hizmeti alacağı, uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunan sağlık tesisinin, sağlık turistine karşı sorumluluğunun yatıştan taburcu edilinceye kadar ki süreyi kapsadığı, öncelikli görevinin sağlık turistine karşı sağlık hizmeti vermek olduğu, fakat sağlık turizmi hizmetinin niteliği gereği sağlık hizmeti dışında bazı destek hizmetlere ihtiyaç duyabileceği, bu hizmetlerin yemek, iletişim, refakatçi bulundurma, tercümanlık hizmeti, berberlik vb. hizmetler olabileceği, turist tarafından sağlık tesisinden bu hizmetlerin talep edilebileceği, sağlık tesisinin, sağlık turistine bu tür hizmetleri verebilmesi için ister bu alanda faaliyette bulunma konusunda yetkilendirilmiş aracı kuruluşlar ile isterse de diğer kurum ve kuruluşlar ile sözleşme yapabileceği, ve bu hizmetleri onlara yaptırabileceği, sağlık tesisinin kendinin yapması şartı aranmadığı, ayrıca bu konuda bir zorunluluk ya da yaptırım da tesise öngörülmediği, durumun gereklerine göre, insan sağlığının korunması ve sağlık turizmi konusunda hedeflere ulaşılabilmesini teminen getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, bu maddede düzenlenmese de davacı tarafından iddia edilen yabancı dil zorunluluğunun tedaviyi yapacak hekimden değil, tesiste turistin kayıt, kabul, teşhis gibi işlemlerinin koordinasyonu ile ilgilen hizmet birimi sorumlusu ve yardımcı personel açısından arandığı, bunların turist ile ilk muhatap olacak kişiler olduğundan bunun gerekli olduğu,
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 3. fıkrası, 4. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ile 5. fıkrası yönünden; uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunacak olan sağlık tesisinin sağlık biriminin sağlık turisti ile ilk muhatap olan yer olduğu, kabul, kayıt, teşhis, tedavi, faturalandırma, taburculuk, tercümanlık ve aracı kuruluşlar ile ilgili iş ve işlemlerin koordinasyonu yürütecek birim olması nedeniyle burada görev alan birim sorumlusu olan hekimin hizmet gereklerine uygun olarak yabancı dil bilgisine sahip olmasının işin niteliği gereği olduğu, birim sorumlusu tabibin bu birimde yerine getireceği görevlerin idari nitelikte olduğu, uluslararası sağlık turistinin tedavisini yapacak hekimden yabancı dil bilmesinin istenilmediği, dolayısıyla yabancı dil bilgisi şartının hekimlik mesleği icrası ile ilgili olmadığı, yetki belgesinin tabip ya da sorumlu tabipten değil, sağlık tesisinden istenildiğinden hekimlerin yetki belgesi bulunmayan bir hastanede uluslararası düzeyde sağlık hizmeti verememelerinin hekimlik yetkilerinin kısıtlandığı anlamına gelmeyeceği, uluslararası sağlık hizmetleri ekonomik boyutu olan hizmetler olduğu, sağlık turizmi ile ekonomik kalkınma arasında sıkı bir ilişkinin bulunduğu, bu hususa kalkınma planlarında da yer verildiği, dava konusu düzenleme ile uluslararası sağlık turizmi biriminde yabancı dil bilen tabip ve personelin görevlendirilmesinin hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik bir gereksinim olduğu, bu uygulama ile sağlık turistinin kendisini daha güvenli hissedeceği ve sağlık personeliyle daha rahat iletişim kurabileceği, bunun da ülkenin uluslararası sağlık turisti potansiyelinin artmasına katkı sağlayacağı, bu kapsamdaki hastalara sunulacak sağlık hizmetleri bakımından sağlık turizminin nitelik ve gereklerine uygun ek kriterler aranmasının zorunlu olduğu, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, kamu menfaatine ve hizmet gereklerine uygun olduğu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu,
ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemede hukuka ve dayanağı mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 13/07/2017 tarih ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkındaki Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bentlerinin, 5. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının (a), (b), (c) bentlerinin, 3. fıkrasının, 4. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentlerinin, 5. fıkrasının ve Sağlık Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.
Bakılan davada, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine ve Ek 11 inci maddesine, 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (i) bentlerine ve 40 ıncı maddesine dayanılarak, uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında uluslararası düzeyde sunulan sağlık hizmetlerinin asgari hizmet sunum standartlarının belirlenmesi, uluslararası sağlık turizmi hizmetlerinde faaliyet yürütecek sağlık kuruluşları ile aracı kuruluşların yetkilendirilmesi ve bu faaliyetlerin denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanarak 13/07/2017 tarih ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bentlerinin, 5. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının (a), (b), (c) bentlerinin, 3. fıkrasının, 4. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentlerinin, 5. fıkrasının ve Sağlık Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
Dava dilekçesi, savunma ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu düzenlemenin uluslararası sağlık turizmi alanında sağlık hizmeti sunan kamu, üniversite ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarını kapsadığı, sağlık amaçlı yurtdışından ülkemize geçici bir süreliğine gelen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla birlikte yurtdışında ikamet eden gerçek kişilerin aldıkları her türlü sağlık hizmeti ile bunlarla ilgili destek hizmetlerinin ise uluslararası sağlık turizmi kapsamıda değerlendirildiği, dava konusu yönetmeliğin halen faaliyette bulunan kamu ve özel bütün sağlık kuruluşlarının uluslararası sağlık turizmi faaliyetleri bakımından yetkilendirilmelerine ilişkin kuralları belirlediği, dava konusu düzenlemeler ile yabancı turistlerin ülkemize getirilmesinin amaçlandığı, bu nedenle aracı kuruluşlara ihtiyaç duyulduğu, ayrıca bu düzenlemeler ile sağlık turizmi bakımından halen standartları belirsiz, kontrolsüz ve denetimsiz bir şekilde devam etmekte olan bu alanın kontrol altına alınmasının amaçlandığı, yine bu düzenlemelerle, uluslararası sağlık turistinin ülkemizde standartları belirlenmiş ve devlet denetimindeki tesislerden güvenli bir şekilde sağlık hizmeti alması sağlanarak, hizmet kalitesi, mekan ve personel niteliği itibariyle ülkemizin cazibe merkezi haline gelmesinin sağlanması, bu suretle ülkeye döviz girişi sağlanarak ekomomiye katlı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir.
Bu durumda, Anayasa ve Yasalarla bu alanı düzenleme yetkisi verilen idare tarafından, uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında yukarıda belirtilen amaçları gerçekleştirmek için çıkarıldığı anlaşılan yönetmeliğin iptali istenilen madde hükümlerinde kamu yararı, hizmet gerekleri ve aynı zamanda üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işleme gelince; hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılan düzenlemeye dayalı tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/03/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …’ın ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri …’un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ruhsat ile poliklinik olarak faaliyet gösteren davacı şirkete Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nce gönderilen … tarih ve E…. sayılı işlemi ile, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik kapsamında uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunacak kurum ve kuruluşlardan istenilen bilgi ve belgelerin tamamlanması gerektiğinin, aksi takdirde uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunulamayacağı, yetki belgesi olmadan sağlık turizmi faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi durumunda ise gerekli müeyyidelerin uygulanacağı hususunun bildirildiği, söz konusu işlemin ve işlemin dayanağı olan 13/07/2017 tarih ve 30123 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkındaki Yönetmeliğinin 4 maddesinin 1. fıkrasının (g) ve (ı) bentlerinin, 5.maddesinin 1., 3. ve 4.fıkralarının, 6.maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin, 3. fıkrasının, 4. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, 5. fıkrasının iptali istemiyle işbu dava açılmıştır.
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, dava konusu bireysel işleme yönelik olarak Yönetmelik hükmünün hatırlatılmasından ibaret olan bir iç yazışma olduğu, kesin ve icrai işlem yokluğu nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği; öte yandan 13/07/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin de yayım tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra davacı hakkında icraî nitelikte bir uygulama işlemi tesis edilmeden dava konusu edilemeyeceği, iptali istenilen uygulama işlemi kesin işlem niteliğinde olmadığından düzenleyici işlem bakımından da davanın süre aşımından reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Dava konusu edilen bireysel işlem incelendiğinde, “Uluslararası Sağlık Turizmi Sağlık Tesisi Yetki Belgesi” konulu yazının, Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce Sağlık Meslekleri ve Özel Teşhis ve Tedavi Merkezleri Birimlerine hitaben düzenlendiği, içeriğinde Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Turizmi Daire Başkanlığının … tarih ve E…. sayılı yazısı gereğince, 13/07/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin “Mevcut uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürütenlerin durumu” başlıklı Geçici 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürüten sağlık tesisi ve aracı kuruluşların, yürürlük tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içinde bu Yönetmelikteki yetkinlik kriterlerine uygunluk sağlayarak Bakanlıktan yetki belgesi almak zorunda olduğunun, sürenin sonunda Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almamış olanların bu Yönetmelik kapsamındaki faaliyetlerinin durdurulacağının düzenlendiği, bu düzenleme gereği ildeki tüm kamu/özel ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri ile aracı kuruluşların yetkilendirme çalışmalarına 13/07/2018 tarihinden sonra da devam edileceği, bu tarihten sonra uluslararası sağlık turizmi alanında sağlık tesisinin ya da aracı kuruluşun uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almadan faaliyette bulunduğunun tespiti halinde Yönetmelikteki müeyyidelerin uygulanacağı hususuna yer verildiği, içerik itibarıyla işlemin bir iç yazışma olmadığı ve dava konusu Yönetmelikteki eksikliklerin tamamlanmaması halinde müeyyide ile karşılaşılacağı hususunun işlemin muhatapları yönünden yükümlülüğe neden olacak biçimde hukuki sonuç doğurmaya yönelik bulunduğu, ilgililerin hukuki durumlarında değişiklik oluşturması bakımından icrailik unsuruna sahip olduğu ve uygulama işlemi niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, davalının usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği; 124. maddesinde, bakanlıkların kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda yönetmelik çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde diğer Bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığınca planlanacağı, koordine edileceği, mali yönden desteklenip geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık Bakanlığınca düzenleneceği kurala bağlanmış; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarını belirlemeye, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlara yönelik esas ve usulleri yönetmelikle düzenleme yetkisinin Sağlık Bakanlığına ait olduğu; Ek 11. maddesinde, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir.
663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin -09/07/2018 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile mülga- Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün görevlerinin düzenlendiği 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (ı) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (i) bendinde, sağlık turizmi uygulamalarının geliştirilmesine yönelik düzenlemeler yapmak, ilgili kurumlarla koordinasyon sağlamak anılan Genel Müdürlüğün görevleri arasında sayılmış; “Düzenleme yetkisi” başlıklı 40. maddesinde, “Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir.” yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355. maddesinde de, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevlerine yönelik aynı yönde düzenlemelere yer verilmiştir.
Sağlık turizmine yönelik olarak Sağlık Bakanlığı bünyesinde Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü teşkilatı içerisinde yer alan Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı kurulmuş olup, sağlık turizmi ile ilgili tüm işlemleri, kurumlar arası koordinasyon ve sağlık turizminin geliştirilmesi işlerini yürütmekle görevlendirilmiş; Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 100. Yıl Türkiye Planı kapsamında yayınlamış olduğu Onuncu (2014-2018) ve On Birinci (2019-2023) Kalkınma Planında, sağlık turizmine yönelik amaç ve hedeflerin, Türkiye’nin sağlık turizmi alanında uluslararası çapta tanınırlığını ve tercih edilebilirliğini artırmaya yönelik sağlık turizmi hizmet kapasitesini kalite ve sayısal olarak geliştirmek, sağlık turizmine yönelik gerekli hukuki düzenlemeleri tamamlamak ve akredite olmaya dair denetim altyapısını güçlendirmek, sağlık turizmine yönelik olarak ülkemizin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesini, hizmet sunucusu ve finansman rolleri, hizmet niteliği, mali açıdan sürdürülebilirlik, kontrol, performans başta olmak üzere daha etkin bir biçimde yerine getirilecek şekilde güçlendirmek, sağlık turizminin geliştirilmesi için tanıtım ve yatırım faaliyetlerini yürütmek şeklinde belirlendiği görülmektedir.
Öte yandan, 07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2015/3 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile, ülkemize yurtdışından gelecek hastalar ile ülkemizde konaklayan ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyan turistlerin, kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında alacakları sağlık hizmetleri ve güvenli bir şekilde transferlerinin sağlanmasına yönelik tedbirler, sağlık turizmi tanıtım ve stratejisinin geliştirilmesi, hizmet kriterlerinin belirlenmesi, akreditasyonlara veri oluşturacak asgari hizmet sunum standartlarının tespiti, teşviklerin akreditasyon ile ilişkisinin kurulması, yabancı hastalar için uygulanacak fiyat listesinin oluşturulması ve yapılacak denetimlere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konularında önerilerde bulunmak ve bu kapsamdaki iş ve işlemleri koordine etmek üzere Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu (SATURK) oluşturulmuştur.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, 13/07/2017 tarih ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacı, uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında uluslararası düzeyde sunulan sağlık hizmetlerinin asgari hizmet sunum standartlarının belirlenmesi, uluslararası sağlık turizmi hizmetlerinde faaliyet yürütecek sağlık kuruluşları ile aracı kuruluşların yetkilendirilmesi ve bu faaliyetlerin denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirtilmiş; 2. maddesinde, Yönetmeliğin kapsamının, 31/5/2006 tarihli ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve milletlerarası ikili mütekabiliyet anlaşmaları kapsamına girmeyen, ancak yurtdışından sağlık hizmeti almak amacıyla ülkemize gelenler ile turist olarak ülkemizde bulunduğu sırada sağlık hizmeti ihtiyacı ortaya çıkan kişiler ve bu kişilere sağlık hizmeti sunan kamu, üniversite ve özel sağlık kurum ve kuruluşları ile aracı kuruluşları olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- Dava Konusu Maddelerin, Davacının İddiaları İle Sınırlı Olarak İncelenmesi:
1) Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının (g) ve (ı) bendi ile 5. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi yönünden; Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşunun, “Bakanlıkça, uluslararası sağlık turisti ile beraberindeki refakatçi ve diğer yakınlarına konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerinin sağlanması faaliyetlerini yürütmek üzere yetkilendirilen, 14/09/1972 tarihli ve 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu uyarınca işletme belgesi alan A grubu seyahat acentaları” şeklinde tanımlandığı; (ı) bendinde, yetki belgesinin “uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi” olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla mevzuat gereği bu alanda faaliyet göstermek isteyenlerin sadece uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi ile faaliyet gösterebileceği; 5. maddesinin 1. fıkrasında, uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmek için; sağlık tesisinin ve aracı kuruluşun uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almasının zorunlu olduğu, yetki belgesi almayanların uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerinin Bakanlıkça durdurulacağı düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, seyahat acentasının, kâr amacı ile turistlere turizm ile ilgili bilgiler vermeye, paket turları ve turları oluşturmaya, turizm amaçlı konaklama, ulaştırma, gezi, spor ve eğlence hizmetlerini görmeye yetkili olan, oluşturduğu ürünü kendi veya diğer seyahat acentaları vasıtası ile pazarlayabilen ticarî kuruluşu ifade edeceği; “Gruplandırma” başlıklı 3. maddesinde, seyahat acentalarının gördükleri hizmetlere göre üç grupta toplandığı;
a) A grubu seyahat acentalarının 1. maddede söz konusu olan tüm seyahat acentalığı hizmetlerini göreceği,
b) B grubu seyahat acentalarının uluslararası kara, deniz ve hava ulaştırma araçları ile A grubu seyahat acentalarının düzenleyecekleri turların biletlerini satacağı,
c) C grubu seyahat acentalarının yalnız Türk vatandaşları için yurt içi turlar düzenleyeceği,
B ve C grubu seyahat acentalarının kendi hizmetleri dışında kalan diğer seyahat acentalığı hizmetlerini göremeyeceği, ancak kendilerine A grubu seyahat acentalarının verecekleri hizmetleri görebileceği kuralına yer verilmiştir.
05/10/2017 tarih ve 26664 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Seyahat Acentaları Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, seyahat acentasının, kâr amacı ile turistlere, turizmle ilgili bilgiler vermeye, paket turları ve turları oluşturmaya, turizm amaçlı konaklama, ulaştırma, gezi, spor ve eğlence sağlayan hizmetleri görmeye yetkili olan, oluşturduğu ürünü kendi veya diğer seyahat acentaları vasıtasıyla pazarlayabilen ticarî kuruluşu ifade ettiği düzenlemesine; “Seyahat acentaları grupları” başlıklı 7. maddesinde, “(1) Seyahat acentaları yaptıkları hizmetler bakımından üç gruba ayrılır;
a) A Grubu Seyahat Acentası: Tüm seyahat acentalığı hizmetlerini yapar.
b) B Grubu Seyahat Acentası: Kara, deniz ve hava ulaştırma araçlarına ilişkin rezervasyon ve bilet satışı hizmetleri ile A grubu seyahat acentalarının düzenledikleri turların biletlerinin rezervasyonunu ve satışını yapar.
c) C Grubu Seyahat Acentası: Yalnız Türk vatandaşı için yurt içi turları tanıtır, üretir, pazarlar veya satar.
(2) Ayrıca, B ve C grubu seyahat acentaları, kendilerine A grubu seyahat acentalarınca verilen hizmeti yerine getirir ve bu acentaların ürünlerini tanıtır, pazarlar veya satar.
(3) A grubu seyahat acentasının, B veya C grubu seyahat acentasına gerçekleştirmeleri için vereceği görevin bir yazı ya da sözleşme ile belgelenmesi gerekir. Bu görev, A grubu seyahat acentası hizmetine giren bir paket tur veya turun tamamının B veya C grubu seyahat acentasınca düzenlenmesi şeklinde olamaz.” kurallarına yer verilerek Kanun ile benzer düzenlemeler yapılmıştır.
Davacı tarafından, 05/10/2017 tarih ve 26664 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Seyahat Acentaları Yönetmeliği Yönetmeliğine göre, seyahat acentalarına işletme yetkisi verilmesinde bu işleri yapmak için A sınıfı, B sınıfı veya C sınıfı gibi bir ayrım yapılmadığı, ancak, dava konusu düzenlemede, sağlık turizminde rol alabilecek acentaların A sınıfı olarak sınırlandırılmasının, tur operatörlerinin bu kapsama dahil edilmemesinin diğer seyahat acentaları ve tur operatörleri için eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurduğu, işletmeleri açısından küçük ölçekli B sınıfı acenteler ile sağlık turizmi hizmetlerinin karşılanmasının sağlık turistlerinin bütçeleri bakımından daha ekonomik olacağı, bu acentaların hizmetlerinin daha kaliteli olacağı, seyahat acentalarının görev, yetki ve sorumluluklarını ve faaliyetlerini tabi oldukları mevzuat kapsamında aldıkları belgeler ile gerçekleştirdikleri, bu nedenle, sağlık turizmi alanında dava konusu Yönetmelik çerçevesinde yeniden yetki belgesi alınmasının gerekli olmadığı, şirketlerinin uhdesindeki ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının tabi olduğu mevzuat uyarınca faaliyette bulunmak için gerekli belgeleri aldığı, dolayısıyla şirketlerinin de dava konusu Yönetmelik çerçevesinde sağlık turizmi alanında faaliyet göstermek için yeniden yetki belgesi almasına gerek bulunmadığı, kaldı ki yetki belgesi verilmesinde aranan şartlara bakıldığında, uluslararası sağlık turizmi biriminin oluşturulması, bu birime sorumlu olarak görevlendirilecek hekimin en az 5 yıllık tecrübeli ve yeterli seviyede yabancı dil bilgisine sahip olması, birim sorumlusu dahil yabancı dil bilen en az 2 personelin bu birimde istihdam edilmesinin istenildiği, ayrıca düzenlemelerde sağlık kuruluşunun başka bir sağlık kuruluşundaki hizmete ihtiyaç duyması halinde, iki sağlık kuruluşu arasında protokollerin yapılmış olması şartının getirildiği, anılan düzenlemeler ile istenilen şartların çok az sayıdaki hastane zinciri dışında, hastaneler, poliklinikler, tıp merkezleri, dal merkezleri, muayenehaneler için uygulanabilir nitelikte olmadığı, çok az sayıdaki büyük ölçekli hastanelerde uygulanacağı, bu durumun sağlık turizminin önünü tıkayacağı, imkansız ve manasız bir iş yükünün oluşturulmasına neden olacağı, piyasadaki sağlık kuruluşları arasındaki rekabetten dolayı işbirliğine yönelik protokol yapılamayacağı ileri sürülmektedir.
Düzenlemelere bir bütün olarak bakıldığında; kâr amacı ile turistlere turizm ile ilgili bilgiler vermeye, paket turları oluşturmaya, turizm amaçlı konaklama, ulaştırma, gezi, spor ve eğlence hizmetlerini görmeye yetkili olan seyahat acentelerinden, sayılan bu hizmetlerin tümünü birden sadece A grubu seyahat acentalarının yapabileceği, B grubu seyahat acentelerinin görevlerinin kara, deniz ve hava ulaştırma araçlarına ilişkin rezervasyon ve bilet satışı hizmetleri ile A grubu seyahat acentalarının düzenledikleri turların biletlerinin rezervasyonunu ve satışını yapmak, C grubu seyahat acentalarının görevinin ise yalnız Türk vatandaşları için yurt içi turları tanıtmak, üretmek, pazarlamak veya satmak ile sınırlandırıldığı görülmektedir.
Sağlık turizmi, bedensel, ruhsal ve zihinsel sağlığın korunması ya da iyileştirilmesi, hastalıklardan kurtulunması amacıyla yaşanılan yer dışına seyahat edilerek sağlık hizmetlerinin yanı sıra ulaşım, konaklama, yeme, içme, tercümanlık, sağlık tesisi ve hekim hakkında bilgilendirme gibi bir takım destek hizmetleri bünyesinde barındıran bir turizm türüdür. Başka bir anlatımla, sağlık turizminde alınacak temel hizmet sağlık hizmeti olmakla birlikte, belirtilen diğer hizmetler de sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Nitekim dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (d) bendinde, uluslararası sağlık turizmi, sağlık amaçlı yurtdışından ülkemize geçici bir süreliğine gelen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla birlikte yurtdışında ikamet eden gerçek kişilerin aldıkları her türlü sağlık hizmeti ile bunlarla ilgili destek hizmetleri olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, sağlık turizminin niteliği gereği bünyesinde konaklama, ulaşım, transfer hizmetlerini de barındırdığı, yukarıda aktarılan mevzuat düzenlemeleri gereği ancak A grubu seyahat acentalarınca bu hizmetlerin sunulabileceği, davacının iddia ettiği gibi hekimlerin bireysel olarak bu hizmeti yürütemeyeceği, diğer bir deyişle, uluslararası sağlık turistine yalnızca sağlık hizmeti sunulabilecek sağlık tesislerince “sağlık turizmi hizmeti verilemeyeceği” açıktır. Bu itibarla, sağlık turizmi alanında aracı kuruluşların yetkilendirilmesinde ve bu aracı kuruluşun A grubu seyahat acentası belgesi sahibi olması koşulunun aranmasında, ayrıca Sağlık Bakanlığı’nca yetkilendirilmiş bu aracı kuruluşların görev ve sorumlulukları gereği uluslararası sağlık turizmi ile ilgili bilgilendirme ve tanıtım yapmasında mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi düzenlenmesi zorunluluğuna gelince;
Yönetmeliğin iptal istemine konu 5. maddesinin 1. fıkrasında, uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek sağlık kuruluşu ile aracı kuruluşun, kendi mevzuatına göre almış oldukları ruhsat/izin/yetki belgesine ek olarak, Sağlık Bakanlığınca uluslararası sağlık turizmi alanının nitelik ve gerekleri göz önünde bulundurularak Yönetmelikte ve ekinde belirlenen kriterleri sağlayan sağlık kuruluşu ve aracı kuruluş için “uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi” düzenlenmesi, yetki belgesi almayanların uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleriyle Sağlık Bakanlığına, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarını belirleme, amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına yönelik düzenleme yapma, çalışma ve hizmet standartlarını tespit etme, bu kuruluşları ruhsatlandırma, denetleme, mevzuata aykırılığın tespiti halinde faaliyetlerini durdurma ve sağlık turizmi uygulamalarını geliştirme görev ve yetkisinin verildiği görülmektedir.
Esasen, sağlık kurum ve kuruluşlarının, sağlık alanında faaliyette bulunan kuruluşların hizmet standartlarının tespiti ile bu standartlara uyulup uyulmadığının denetimi bütünlük içinde yürütülmesi gereken hizmetlerdir. Kanun’un hizmet standartlarını belirleme ve belirlenecek standartlara uyulup uyulmadığını denetleme görevini idareye vermesinin doğal sonucu olarak da hizmet standartlarına uymayanlara uygulanacak yaptırımları belirleyebileceğinin kabulü gerekir (İDDK, 17/01/2018 tarih ve E.2015/2327, K.2018/42 sayılı kararı).
Sağlık hizmetlerinin niteliği gereği diğer kamu hizmetlerinden farklı olduğu, sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığının ertelenemez ve ikame edilemez olduğu, sağlık hizmetlerinin insan yararına sürekli yenilik ve gelişme göstermesinin, hizmet kalite ve beklentilerini çağın koşullarına yaklaştırmayı gerektirdiği, bu yönüyle sağlık hizmetlerinin, kendi iç dinamikleri ve nitelikleri doğrultusunda üretilmesi ve halk yararına sunulmasında özel sektörün kazanç, rekabet ve büyüme dinamiklerinden yararlanılacak türdeki hizmetlerden olduğu, bu çerçevede, artan sağlık hizmeti talebini en doğru şekilde karşılamak, yüksek sermaye grubuna dahil sürekli yenilenen teknoloji elde etmek ve maliyetleri en aza indirgemek, birden çok kuruma ortak hizmet alanı yaratmak, yetersiz ve kısıtlı kalifiye insan gücü kaynağını değerlendirerek hizmette etkinlik ve verimlilik sağlamak, değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre hizmet planlaması ve sunumu yapmak, kaynak kullanımı kontrollü, kaliteyi yükselten, maliyeti düşüren etkin, süratli, kesintisiz bir sağlık hizmeti sunmak sağlık hizmetleri yönünden Devlet için bir kamusal zorunluluk olup bu husus yargı içtihatlarında da vurgulanmaktadır.
Uluslararası sağlık turizminin de sağlık hizmetinin gelişen ve değişen yönü olarak ortaya çıktığı ve klasik kamu hizmetinden farklı niteliğe sahip olduğu, söz konusu hizmetin ülke ekonomisine katkısı ve dışa yönelik olarak ülke tanıtımını sağlaması açısından sıkı kurallara tabi tutulmasının hizmetin niteliği gereği olduğu, böylece kaliteli hizmet sunulmasının amaçlandığı açıktır.
Sağlık turizmi kapsamında sağlık hizmeti almak için gelen turist, genel olarak, sağlık hizmet kuruluşu ile tedavi sözleşmesi veya hastaneye kabul sözleşmesi; ulaşım için hava veya karayolu şirketi ile taşıma sözleşmesi; konaklama için otel veya pansiyon ile barındırma sözleşmesi yapmaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin öngördüğü sistemde ise, tüm bu ilişkilerin kurulmasına aracılık etmesi amacıyla turistler bir aracı kurum ile anlaşma yapabileceği gibi doğrudan sağlık tesisi ile irtibata geçerek onun anlaşmasının olduğu aracı kuruluşa da yönlendirilebilecektir.
Aracı kuruluş, sağlık turizminde uluslararası sağlık turisti ile sağlık kuruluşu arasındaki ilk ilişkinin kurulmasına yardım eden, ilişkileri koordine edip, hastanın tüm tıbbi kayıtlarını özel sağlık kuruluşuna ileten önemli bir fonksiyona sahiptir. Aracı kuruluşlar, sağlık turizminden faydalanmak isteyen hastaların gidebilecekleri potansiyel yerler konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamakta, olanakları, hizmet sunucularını ve prosedürleri anlatmakta, talepleri doğrultusunda ilgili sağlık tesisine yönlendirmektedir. Sağlık tesisi de sağlık hizmeti almak için yurt dışından gelen hastalara teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri ile geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları konusunda yardımcı olmaktadır. Böylesine önemli bir fonksiyona sahip olduğu da gözetilerek, aracı kurumun ve sağlık hizmetini ifa eden sağlık tesisinin uluslararası sağlık turizmi kapsamında faaliyette bulunabilmeleri için uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi alınması dava konusu Yönetmelikle zorunlu kılınmıştır.
Bu zorunluluğun nedenleri arasında; uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunanlar açısından dava konusu düzenleyici işlemin yürürlüğe girmiş olduğu tarihe kadar herhangi bir düzenleme bulunmadığından kontrolsüz, kriterleri belirlenmemiş bir biçimde, denetimsiz olarak faaliyetlerin sürdürülmesinin doğurduğu mağduriyetler ve alanı disipline etme ihtiyacının olduğu, hızla gelişen ve ülke ekonomisi açısından önemli bir paya sahip olan sağlık turizmi alanına ilişkin kriterlerin kural altına alınmasının gerekli olduğu, bu noktada sağlık turizmi alanındaki asli hizmetin sağlık hizmeti olması, ülkemizin tercih edilen konuma gelmesi ve ekonomiye de katkı sağlanması açısından bir takım kriterlerin getirildiği açıktır.
Başka bir anlatımla, dava konusu Yönetmeliğin amacı, mevcut durumda fiilen var olan sağlık turizmi faaliyetlerini hukukî düzenlemeye kavuşturarak disipline etmek, böylece Anayasa gereği kişi sağlığını korumak ve suistimallerin önüne geçilmesini temin ederek bu alanda da denetim sağlamak, sağlık turizmi alanının uluslararası boyutu gereği yurt dışından ülkemize gelen sağlık hizmeti ihtiyacı duyan bireylere kendi ülkelerinde alamadıkları nitelikli ve denetime tabi standartları yükseltilmiş sağlık hizmeti sunmaktır.
Bu bağlamda, davalı Bakanlığın, yukarıda aktarılan görev ve yetkileri çerçevesinde, uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunmak isteyen sağlık tesisinin ve aracı kuruluşun, mevcut ruhsat/izin/yetki belgesine ek olarak, uluslararası sağlık turizmi alanının nitelik ve gerekleri gözetilerek belirlenen kriterleri sağlaması amacıyla uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi ile faaliyette bulunması şartının getirilmesini ve bu şarta sahip olmayanların faaliyetlerinin durdurulmasını öngören Yönetmelik kuralında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi, söz konusu kuralın sağlık turizmi alanının uluslararası boyutu ve ülke ekonomisi açısından önemi de göz önünde bulundurularak bu alanın kontrol altına alınması suretiyle kaliteli hizmet sunumunun sağlanması ve denetimde somut kriterler belirlenerek faaliyette bulunanların hizmetlerinin denetlenmesinin sağlanmasına hizmet ettiği, ülkesinden sağlık hizmeti almak için gelecek bireylerin de standartları mevzuat ile belirlenmiş bir ülkede hizmet aldıkları konusunda kendilerini hukuki açıdan güvende hissedecekleri, dolayısıyla düzenlemelerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2) Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının incelenmesi yönünden;
Anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde, uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinin, kendisine doğrudan başvuran uluslararası sağlık turistini kabul edebileceği; ikinci cümlesinde de, aracı kuruluş faaliyetlerine ihtiyaç duyulması halinde, Bakanlıkça yetki verilen uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşu ile protokol yapılmasının zorunlu olduğu, imzalanan protokolün bir örneği Müdürlük aracılığıyla Genel Müdürlüğe gönderileceği; 4. fıkrasında ise, uluslararası sağlık turistinin yatışından taburcu edilinceye kadar sağlık tesisinde alacağı sağlık hizmetinin yanında ihtiyaç duyacağı diğer hizmetleri sunmanın da uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinin sorumluluğunda olduğu, bu hizmetlerin sunumu için, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşu ile sözleşme yapabileceği gibi diğer kurum ve kuruluşlarla da sözleşme yapabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bireylerin kendi ülkesindeki sağlık hizmeti ile kıyaslandığında hizmet almak için seyahat edeceği ülkenin sağlık hizmeti sunumunun kaliteli olmasına imkan veren düzenlemeler yapılması, sağlık turizminin gelişmesini sağlayacak; sağlık hizmetlerinin belirli bir kalitede verilmesi de, rekabet avantajı elde edilmesini ve hasta memnuniyet ve tatmin düzeylerinin artırılmasını temin edecektir.
Dava konusu Yönetmeliğin uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında hizmet standartlarına yönelik usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarıldığı, Yönetmeliğin uluslararası sağlık turizminin sağlık amaçlı yurtdışından ülkemize geçici bir süreliğine gelen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla birlikte yurtdışında ikamet eden gerçek kişilerin aldıkları her türlü sağlık hizmeti ile bunlarla ilgili destek hizmetlerini kapsadığı düzenlenmiştir.
Uluslararası sağlık turizmi, tanımından da anlaşıldığı üzere, sağlık hizmetinin yanı sıra bu hizmeti almak üzere seyahat edilmesinin doğal sonucu olarak konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerini de içinde barındırmakta olup, bu hizmetler 1618 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmeliğin yukarıda hukuka uygunluğuna karar verilen düzenlemeleri gereği aracı kuruluşlar tarafından sunulmak zorundadır.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasına göre, uluslararası sağlık turistinin sağlık tesisine doğrudan başvurması ve sağlık hizmeti dışında sayılan bu hizmetlere ihtiyaç duymaması halinde, aracı kuruluşun devreye girmesine gerek kalmaksızın sağlık hizmeti sunumunun tamamlanması mümkündür. Bununla birlikte, münhasıran aracı kuruluşun yetkisinde bulunan faaliyetlere (konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerine) ihtiyaç duyulması halinde, sağlık tesisi ile aracı kuruluş arasında sözleşme imzalanması, 1618 sayılı Kanun’un gereği ve sağlık turizminin niteliği ile kapsamının doğal sonucudur.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, sağlık kuruluşunun söz konusu hizmetleri sağlamak adına sağlık turizmi alanında yetkilendirilmiş kuruluşla sözleşme yapmasına yönelik düzenlemenin, hizmet standardını yükseltmek suretiyle verilecek sağlık hizmetinde aksaklığa neden olunmaması ve gelen turistin mağdur olmaması açısından ülke menfaatine yönelik olduğu, sözleşme imzalanmasının Bakanlıkça yapılacak denetim açısından, sağlık hizmetine olan güvenin artması ve turistin geldiği ülkede mağdur olmaması bakımından gerekli olduğu, bu yönüyle düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine de aykırı bir yön bulunmadığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasına gelince;
Yukarıda belirtildiği üzere, sağlık turizmi, sağlık hizmetinin yanı sıra ve bunun ayrılmaz bir parçası olarak konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerini de içinde barındırmakta olup, bu hizmetler aracı kuruluşlar tarafından sunulmak zorundadır. Dolayısıyla, davacı Birliğin iddia ettiğinin aksine, sağlık hizmeti dışındaki söz konusu hizmetlerin, uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinden beklenmesi söz konusu değildir. Bu durumda, fıkrada geçen “diğer hizmetler” ibaresinden, gerek uluslararası sağlık turistinin, gerekse refakatçisinin yeme-içme, tercümanlık, berberlik gibi aracı kuruluşun münhasır yetki alanına girmeyen, her somut olaya göre değişebileceğinden sayma suretiyle belirlenemeyen diğer destek hizmetlerinin anlaşılması gerektiği kanaatine ulaşılmaktadır. Nitekim, Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasının ikinci cümlesinde, sağlık kuruluşunun bu hizmetler için aracı kuruluşlarla ya da diğer kurum ve kuruluşlarla sözleşme yapabileceği belirtilerek münhasıran aracı kuruluşların yapmakla yetkili olduğu “konaklama, ulaşım ve transfer” hizmetleri dışındaki destek hizmetlerinin kastedildiği zımnen ifade edilmiştir.
Düzenlemeye bu çerçeveden bakıldığında; sağlık turizminin doğası gereği sağlık hizmeti dışında sunulması gereken bir takım destek hizmetlere ihtiyaç duyulabileceği, destek hizmetlerinin sunulmasının uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinin sorumluluğunda olmasının bu gereklilikten kaynaklandığı, başka bir ifadeyle, uluslararası sağlık turistinin destek hizmeti ihtiyacının, sağlık hizmeti sunumu sırasında ve bu hizmetin alımına bağlı olarak doğduğu, dolayısıyla sağlık hizmeti ile sıkı ilişki içerisinde ve/veya sağlık hizmetinin devamı / ayrılmaz parçası niteliğinde bulunduğu ve uluslararası sağlık turistinin bu aşamada doğrudan sağlık tesisi ile muhatap olduğu, ihtiyaç duyduğu destek hizmetine sağlık kuruluşu haricinde ulaşmada güçlük çekmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, dava konusu kuralın, turistin nitelikli sağlık hizmeti sunulacağına ve mağdur olmayacağına yönelik güven duygusunun tesisine ve sağlık turizmi konusunda ülkenin tercih edilebilirliğine yönelik bir düzenleme olduğu dikkate alındığında, destek hizmetlerinin bizzat veya sözleşme yoluyla sunulması yükümlülüğünün sağlık tesislerine verilmesinde hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Esasen, uluslararası sağlık turizmi alanındaki sağlık hizmeti kapsamının bu şekilde tanımlanıp kurulması nedeniyle uluslararası sağlık turizmi sağlık tesislerinden, Yönetmelikte yer verilen ek kriterlerin yerine getirilmesi istenilmiş ve Sağlık Bakanlığınca düzenlenmiş olan ruhsatlarına ek olarak yetki belgesi almaları şart koşulmuştur.
3) Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 3. fıkrası, 4. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ile 5. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında, uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinde, uluslararası sağlık turistinin kabul, kayıt, teşhis, tedavi, faturalandırma, taburculuk, tercümanlık ve aracı kuruluşlarla ilgili iş ve işlemlerin koordinasyonu ile görevli uluslararası sağlık turizmi birimi oluşturulacağı; 2. fıkrasında, uluslararası sağlık turizmi biriminde bir tabip/uzman tabibin sağlık turizmi birimi sorumlusu ve uluslararası sağlık turisti potansiyeline göre, bir sağlık meslek mensubunun uluslararası sağlık turizmi birimi sorumlu yardımcısı olarak görevlendirileceği kuralına yer verilmiş; uluslararası sağlık turizmi birimi sorumlusu ve uluslararası sağlık turizmi birimi sorumlu yardımcısı olarak görevlendirileceklerin taşıması gereken şartları düzenleyen 2. fıkrasının (a) bendinde, Türkiye’de sanatını yapmaya mezun olmak, (b) bendinde, bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen yeterlilikte yabancı dil bilgisine sahip olmak, (c) bendinde, Türkiye’de iki yılı kamu ya da özel sağlık kuruluşlarında olmak üzere, en az beş yıl meslek icrası yaptığını gösteren belge veya belgelere sahip olmak koşulları aranmış; 3. fıkrasında, uluslararası sağlık turizmi biriminde, sorumlu dâhil yabancı dil bilen en az 2 personel istihdam edileceği, yabancı dilin birisinin İngilizce olmasının zorunlu olduğu düzenlemesine yer verilmiş; yabancı dil yeterliliği açısından sahip olunması gereken belgeleri düzenleyen 4. fıkrasının (a) bendinde, İngilizce veya hizmet sunulacak uluslararası sağlık turisti dilinden Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan ya da yaptırılan sınavda veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında yüz üzerinden en az altmış beş puan almış olmak ya da ÖSYM tarafından bu puana denk kabul edilen uluslararası geçerliliği bulunan bir belgeye sahip olmak, (b) bendinde, İngilizceden veya hizmet sunulacak uluslararası sağlık turistinin dilinden Avrupa Dil Portfolyosunda yer alan B2 dil düzeyini gösterir belgeye sahip olmak, (c) bendinde, çifte vatandaşlık kimliği olanların Türkçe dilinden Avrupa Dil Portfolyosunda yer alan B2 dil düzeyini gösterir belgeye sahip olmak, (ç) bendinde, lisans düzeyinde mütercim ve tercümanlık bölümünden mezun olduğuna dair belgeye sahip olmak koşulları sayılmış; 5. fıkrasında ise, uluslararası sağlık turizmi biriminde, turistin sağlığı kapsamında bulunan kişiler ile milletlerarası sosyal güvenlik sözleşmesi ve sağlık alanında milletlerarası ikili işbirliği anlaşmaları gereği sağlık hizmeti almak için ülkemize gelen kişilere, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri de sunulacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, sağlık turizminde sağlık turistlerinin öncelikli tercihinin kendilerini tedavi edecek hekimler olduğu, ülkemizde sağlıkta markalaşmış birçok hekimin muayenehanede sağlık hizmeti verdiği, muayenehanelerde de bir hekim ve sağlık meslek mensubu olmayan sekreterlerin bulunduğu, Yönetmelikte aranan şartların özellikle yabancı dil bilen personel istihadımının sağlanmasının neredeyse imkansız olduğu, bu bağlamda, anılan düzenlemenin tekelleşmeye ve haksız rekabete sebebiyet vereceği, sağlık hizmetlerinin evrensel olduğu, hastalar veya sağlık hizmetine ihtiyaç duyulan kişilerin diledikleri hekimden veya sağlık kuruluşundan hizmet alabileceği, hekimlik yapma hak ve yetkisine sahip olanların herkese sağlık hizmeti sunabileceği, dava konusu düzenleme ile hekimin yetkisinin, bazı kişilere sadece uyruğu ve yaşadığı yer sebebiyle sağlık hizmeti vermesinin sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmaya imkan tanıyan yasal düzenlemenin mevcut olmadığı, getirilen bu sınırlandırmalarda kullanılan ölçütlerde kamu yararı gözetilmediği, sağlık hizmetinin niteliğini artırmadığı ve haklı nedenlerinin bulunmadığı, hastanın güvendiği ve tercih ettiği bir hekim tarafından tedavisinin engellendiği, büyük sağlık kuruluşlarına yönlendirildiği ileri sürülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (d) bendinde, “uluslararası sağlık turizmi”nin, sağlık amaçlı yurtdışından ülkemize geçici bir süreliğine gelen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla birlikte yurtdışında ikamet eden gerçek kişilerin aldıkları her türlü sağlık hizmeti ile bunlarla ilgili destek hizmetlerini ifade ettiği; (e) bendinde, “turistin sağlığı”nın, ülkemizde herhangi bir nedenle geçici süreli olarak bulunan yabancıların, ülkemizde bulundukları sırada ani gelişen hastalıklarda ve acil durumlarda sağlık hizmeti almasını ifade ettiği; (f) bendinde ise, “uluslararası sağlık turisti”nin, uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında sağlık hizmeti alan hastayı ifade ettiği belirtilmiş; “Uluslararası sağlık turizmi birimi” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında da, uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinde, uluslararası sağlık turistinin kabul, kayıt, teşhis, tedavi, faturalandırma, taburculuk, tercümanlık ve aracı kuruluşlarla ilgili iş ve işlemlerin koordinasyonu, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri ile görevli “uluslararası sağlık turizmi birimi” oluşturulacağı düzenlenmiştir.
Bu birimde sağlık tesisine yurt dışından gelen hastalara sunulacak sağlık hizmeti ile diğer destek hizmetlerine ilişkin işlemlerin koordinasyonunda görev yapmak üzere bir tabip/uzman tabibin “birim sorumlusu” olarak belirleneceğine, birim sorumlusunun tek başına hizmet ifasında hasta potansiyeli açısından zorluk yaşaması halinde bir sağlık meslek mensubunun “sorumlu yardımcısı” olarak görevlendirilebileceğine, bu birimde sorumlu dahil yabancı dil bilen en az 2 personel bulunması gerektiğine yönelik zorunluluklar getirildiği görülmektedir.
Anılan Yönetmeliğin kapsamı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde; uluslararası sağlık turizminin, bireylerin ihtiyacı olan sağlık hizmetini ikamet ettiği ülke dışındaki farklı bir ülkeden almak için seyahat etmesi olduğu, hastanın daha kaliteli ve erişebilir sağlık hizmeti arayışı nedeniyle tercih ettiği bu seçenekte, sağlık tesisine gelen turisti yönlendirme ve ona rehberlik etme açısından onunla ilk muhatap olacak konumda bir birim kurulmasının ve birimde eğitimli, sağlık hizmeti sunumuna yönelik bilgilendirme taleplerine cevap verebilecek, belirli tecrübeye ve hasta ile iyi iletişim kurabilecek dil yeterliliğine sahip sağlık personelinin bulunmasının hizmetin standartlarını ve niteliğini arttırmaya yönelik olduğu, aynı zamanda uluslararası sağlık turizminin ülkemizin tanıtımına ve ekonomisine olumlu katkısı da gözetilerek uluslararası sağlık turistinin ülkemizdeki sağlık hizmetine yönlendirilmesi amacına hizmet ettiği anlaşılmaktadır. İdarece, belirtilen kamu yararına yönelik amaçlarla sağlık tesislerine yönelik bazı ek yükümlülükler öngörülebileceği, ancak bu yükümlülüklerin ölçüsüz olmaması gerektiği ve dava konusu düzenlemelerde sağlık kuruluşları açısından ölçüsüz bir külfet de getirilmediği açıktır.
Bu itibarla, kaliteli hizmet arzı ve sağlık turizmi kapsamında sağlık hizmetlerinin ihtiyacı en iyi şekilde karşılayacak biçimde yürütülüp geliştirilmesiyle görevli davalı idarece, kendisine verilen bu görev ve yetki uyarınca sağlık turizminin amaç ve kapsamına uygun ve orantılı olarak öngörülen dava konusu yükümlülükleri içeren düzenlemelerde hukuka, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, yurt dışından gelen turistlerle ilk görüşmenin yapıldığı uluslararası sağlık turizmi sağlık biriminin kurulmasının hizmetin doğası gereği olduğu, bu birimde kabul, kayıt, teşhis, tedavi, faturalandırma, taburculuk, tercümanlık, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri ve aracı kuruluşlar ile ilgili iş ve işlemlerin yürütüleceği, sorumlu tabibin bu birimde yerine getireceği görevlerin hizmetin idari yönden işleyişine yönelik olduğu, ilgiliyi tedavi edecek hekime yönelik olmadığından tedavi yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğurmayacağı, düzenlemelerin bu yönden de hizmet gereklerine aykırı olmadığı görülmektedir.
B- Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı işleminin iptali istemi yönünden;
Dava konusu bireysel işlem ile, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ruhsat ile poliklinik olarak faaliyet gösteren davacı şirkete, 13/07/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin “Mevcut uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürütenlerin durumu” başlıklı Geçici 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürüten sağlık tesisi ve aracı kuruluşların, yürürlük tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içinde bu Yönetmelikteki yetkinlik kriterlerine uygunluk sağlayarak Bakanlıktan yetki belgesi almak zorunda olduğunun, sürenin sonunda Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almamış olanların bu Yönetmelik kapsamındaki faaliyetlerinin durdurulacağının düzenlendiği, bu düzenleme gereği ildeki tüm kamu/özel ve üniversitelere bağlı sağlık tesisleri ile aracı kuruluşların yetkilendirme çalışmalarına 13/07/2018 tarihinden sonra da devam edileceği, bu tarihten sonra uluslararası sağlık turizmi alanında sağlık tesisinin ya da aracı kuruluşun uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almadan faaliyette bulunduğunun tespiti halinde Yönetmelikteki müeyyidelerin uygulanacağı hususunun bildirildiği görülmektedir.
Söz konusu işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin yürürlüğe girmiş olduğu tarihe kadar uluslararası sağlık turizmi alanında herhangi bir düzenleme bulunmadığından kontrolsüz, kriterleri belirlenmemiş bir biçimde, denetimsiz olarak faaliyetlerin sürdürülmesinin doğurduğu mağduriyetler ve alanı disipline etme ihtiyacının ve ülke ekonomisi açısından önemli bir paya sahip olan sağlık turizmi alanına ilişkin kriterlerin kural altına alınmasının gerekliliği ve sağlık turizmi alanındaki asli hizmetin sağlık hizmeti olması, ülkemizin tercih edilen konuma gelmesi ve ekonomiye de katkı sağlanması açısından bir takım kriterler getirilmiş olup, Yönetmelik ile mevcut durumda fiilen var olan sağlık turizmi faaliyetlerini hukukî düzenlemeye kavuşturarak disipline etmek, böylece Anayasa gereği kişi sağlığını korumak ve suistimallerin önüne geçilmesini temin ederek bu alanda da denetim sağlamak, sağlık turizmi alanının uluslararası boyutu gereği yurt dışından ülkemize gelen sağlık hizmeti ihtiyacı duyan bireylere kendi ülkelerinde alamadıkları nitelikli ve denetime tabi standartları yükseltilmiş sağlık hizmeti sunmak amaçlanmıştır.
Bu bağlamda, dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde de, Yönetmeliğin yürürlüğünden önce uluslararası sağlık faaliyeti yürüten sağlık tesisi ve aracı kuruluşlar yönünden Yönetmeliğe uyum ve intibak için bir yıllık geçiş süreci öngörülmüş; bu süre sonunda yetkinlik kriterlerini sağlayarak Bakanlıktan yetki belgesi almayanların faaliyetlerinin durdurulacağı düzenlenmiştir.
Buna göre, anılan Yönetmelik kuralının uygulanması niteliğindeki dava konusu bireysel işlemde hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 13/07/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden oy çokluğuyla, diğer maddeleri ile Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı işleminin iptali istemi yönünden oy birliğiyle DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/03/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi incelendiğinde;
13/07/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında, uluslararası sağlık turistinin yatışından taburcu edilinceye kadar sağlık tesisinde alacağı sağlık hizmetinin yanında ihtiyaç duyacağı diğer hizmetleri sunmak da uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisinin sorumluluğunda olduğu, bu hizmetlerin sunumu için, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşu ile sözleşme yapabileceği gibi diğer kurum ve kuruluşlarla da sözleşme yapabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yönetmeliğin 4. maddesinde, uluslararası sağlık turizminin sağlık amaçlı yurtdışından ülkemize geçici bir süreliğine gelen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla birlikte yurtdışında ikamet eden gerçek kişilerin aldıkları her türlü sağlık hizmeti ile bunlarla ilgili destek hizmetlerini kapsadığı düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin düzenlemiş olduğu uluslararası sağlık turizmi alanının, niteliği gereği bünyesinde bir çok hizmeti barındırdığı ve sağlık hizmeti almak için gelen kişilerin barınma, yeme, içme, tercümanlık hizmetleri gibi destek hizmetlere ihtiyaç duyabileceği açık olmakla birlikte, bu destek hizmetlerinin belirsiz olmasının yanında söz konusu belirsiz hizmetlerin sağlanmasının uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyette bulunacak sağlık kuruluşuna zorunluluk olarak yüklenmesinin sorumluluğun sınırsız bir şekilde genişletilmesi sonucunu doğuracağı, idare tarafından da söz konusu hizmetlerin nelerden ibaret olduğu, her hizmetin sağlanmasının gerekip gerekmediği, sınırları, sorumluluğun nerede başlayıp, nerede sona ereceği, sorumluluk nedenleri ve kapsamının gerekçelerinin somut olarak ortaya konulamadığı; idareyi bu düzenlemeyi yapmaya iten etkenlerin de açıklanamadığı anlaşılmıştır.
Buna göre, Sağlık Bakanlığı tarafından, düzenlemenin gerekliliği ortaya konulmadan salt düzenleme yapma yetkisine dayanılarak sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek olan sağlık kuruluşuna sınırları belirsiz bir alanda sorumluluk yükleyen bu yönde bir düzenleme yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasının iptali gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.