Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/11459 E. , 2022/3968 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11459
Karar No : 2022/3968
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / …
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. Dr. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … Tur. Eml. İnş. Tic. Ltd. Şti.
2- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılara ait …mahallesi, … caddesi, No:… … adresinde bulunan … Cafe Bar isimli işyerinin, 08/09/2015 tarihinde Alanya ilçesinde meydana gelen toplumsal olaylar sebebiyle yandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen (miktar arttırım sonrası) 204.707,18 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyada mevcut yangın raporu, hasar tespit raporu ve diğer belgeler eşliğinde yapılan değerlendirmede, davacıların uğradığı zararın (toplam 390,242.18 TL) hizmet kusuru ilkesi gereği tazmin edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, bu sonuca göre, davacıların uğradığı zarar ile kendisine ödenen tutar arasındaki fark, (390.242,18 TL – 185.535,00 TL) toplam 204.707,18 TL olup, bu zararın sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden, olayın meydana geliş biçimi gibi somut unsurlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; yaşanan olay nedeniyle can ve mal güvenliği tehlikeye düşen, işyeri yakıldığı için acı/üzüntü duyan davacılara 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf isteminin reddine; davacının, istinaf talebinin, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının reddine; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, buna göre karar ele alınacak olursa, manevi tazminat yönünden davacı lehine 1.800,00 TL ücrete hükmedilmiş olup, davalı lehine de bu rakamı geçmemek üzere ücrete hükmedilmesi gerekirken 4.200,00 TL ücrete hükmedilmiş olup, bu kısımda hukuka uyarlık bulunmadığı, yine manevi tazminat gerçek kişiler lehine verilebilecek bir tazminat türü iken kararda “davacılara ödenmesine” hükmedilmiş olup, düzeltilmesi gerektiği, nisbi karar harcının diğer yargılama giderleri içinde haklılık oranında yüklenemeyeceği, nisbi karar harcının tamamının davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan düzeltmeler ve yanlışlıklar dikkate alınarak hüküm fıkrasının yeniden oluşturulmasına karar verilerek buna göre; 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp “davacılara ödenmesine” kısmının “davacı …’a “ödenmesine şeklinde düzeltilmesine, manevi tazminat talebinin, reddedilen kısım yönünden davalıya 4.200,00 TL vekalet ücreti verilmesine dönük istinaf talebinin kabulü ile bu kısmın kaldırılmasına ve 1.800,00 TL vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1.977,91 TL yargılama giderinden haklılık oranına göre 1.706,00 TL’sinin ve hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 15.000,00 TL nisbi karar harcının davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, idarenin sorumluluğunun bulunmadığı, toplumsal olaylarda devletin sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm olmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, terörle mücadele operasyonlarında şehit verilmesi üzerine terör eylemleri nedeniyle artan gerilimin 08/09/2015 tarihinde Alanya’da toplumsal bir protesto ve izdihama dönüştüğü, bu olayların kontrol altına alınamadığı, olaylar esnasında davacı tarafından işletilen … Cafe Bar isimli işyerinin yandığı, söz konusu olay nedeniyle 14/12/2015 tarihinde zararın tespiti için …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … D. İş sayılı dosyasında bilirkişilerce hazırlanan rapor ile, tespite konu işyerinin içecek miktarı üzerine işletmenin ihtiyacına göre periyodik olarak temin edildiğinden yangın sırasında işyerinde bunların stok durumunun belirlenemediği ve herhangi bir hesaplama yapılamadığı belirtilerek toplam 309.765,75 TL zarar hesaplandığı, ayrıca yaşanan olay sonrasında davacı tarafından uğranılan zararların karşılanması talebiyle 15/09/2015 tarihinde Alanya Kaymakamlığına müracaat edildiği, Antalya Valiliğinin … tarih ve … sayılı yazısı gereği … ve … sayılı Alanya Kaymakamlığı oluru ile olaylarda zarara uğrayan işletmelerin zararlarını tespit için kurulan hasar tespit komisyonu tarafından düzenlenen 20/01/2016 günlü zarar tespit tutanağında, davacının yaklaşık zararının toplam 400.410,03 TL olduğu yönünde rapor hazırlandığı, ancak gelen ödenek istenilen miktarda olmaması nedeniyle Komisyonca 24/03/2016 tarihli tutanakla yeniden hasar oranlarına göre hesaplama yapıldığı ve davacıya ödenecek miktarın toplam 185.535,00 TL olarak belirlendiği, söz konusu miktarın da 15/04/2016 tarihinde davacının banka hesabına yatırılması üzerine (miktar arttırım sonrası) 204.707,18 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların idarece tazmin edilmesini sağlayan hukuksal bir kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin mal varlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, yine bu suretle kişi varlığında oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan sosyal risk ilkesi gereği tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasa’nın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir.
Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağan dışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır.
Bu bağlamda, yargısal ve bilimsel içtihatlarla geliştirilen sosyal risk ilkesinin uygulama alanına; “terör olayları”nın yanı sıra, ani bir şekilde gelişmesi nedeniyle idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen, müdahale edilmesi halinde daha ağır sonuçların doğması kaçınılmaz olan geniş çaplı “toplumsal olaylar” nedeniyle oluşan özel ve olağan dışı zararların da dahil olduğunun kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; Mahkemece 13/07/2017 tarihli ara karar ile davacıdan işyerinin sigorta bilgileri ve varsa sigorta kapsamında yapılan ödemelere dair belgelerin sunulması istenilmiş olup; davacı tarafından verilen cevapta, davacı şirket ile … Sigorta A.Ş. arasında yapılan 21/08/2015 başlangıç ve 21/08/2016 bitiş tarihli … numaralı sigorta poliçesinin bulunduğu, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu hususla ilgili … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2016/122 esaslı dosyada yargılamanın devam ettiği, ayrıca davacı … ile … Türk Sigorta Şirketi arasında 11/12/2014 başlangıç ve 11/12/2015 bitiş tarihli … numaralı işyeri sigorta poliçesi bulunduğu, sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu hususla ilgili … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… esaslı dosyada yargılamanın devam ettiği beyan edilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen dosyaların akıbetini öğrenmek için UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla işbu dosyanın … esaslı dosya ile birleştirilerek yargılamanın bu dosya üzerinden devam etmesine karar verildiği görülmektedir. Tek dosya üzerinden devam eden tazminat yargılamasına ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dosyanın görevli ve yetkili Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup yargılama devam etmektedir.
Bu durumda; zarara uğrayan işyeriyle ilgili olarak özel hukuk hükümlerine göre düzenlenmiş sigorta poliçeleri olduğu ve anılan işyerinde rizikonun gerçekleştiği iddiasıyla ilgili poliçeler kapsamında zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargıda da davalar açıldığı ve buna ilişkin uyuşmazlığın halen devam ettiği, tazmini istenilen maddi alacağın adli yargıda görülen davalardaki dava konuları ile aynı olduğu göz önüne alındığında adli yargıda açılan davanın sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu aşamada adli yargı yerlerinde görülen davalarda henüz maddi tazminata ilişkin bir karar verilmediğinden Mahkemece tazminat istemi değerlendirilirken davacıların uğradığı zarar nedeniyle sigorta şirketinden ödeme alıp almadığı hususunun araştırılarak mükerrerliğe sebep olmayacak şekilde karar verilmesi gerektiği açık olduğundan adli yargı yerinde görülen davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir.
Öte yandan Bölge İdare Mahkemesince temyize konu kararda tüzel kişilikler lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle ödenmesine karar verilen manevi tazminata gerçek kişi olan davacı Ali Dalgıç’a münhasır olmak üzere İdare Mahkemesi kararında düzeltme yapmıştır.
Bilindiği üzere manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte olup; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Burada belirtilen “kişi” kavramının gerçek kişiler yanında tüzel kişileri de kapsadığı; daha açık bir ifadeyle, hukuki şartların gerçekleşmesi halinde tüzel kişiler lehine de manevi tazminata hükmedilebileceği açıktır.
Tüzel kişilik; ortak bir amacın sürekli olarak gerçekleşmesini sağlayacak örgütlenmeye sahip kişi veya mal topluluklarına veya malı tahsil eden kişiden bağımsız olarak tanınan kişilik olarak tanımlanmaktadır. Böylece tüzel kişiler, toplumsal yaşayışta bireylerin dağınık güçlerini bir araya toplayan, onları koruyan, faaliyet alanlarını genişleten ve insanların tek başlarına gerçekleştiremeyecekleri amaçları gerçekleştiren amaç birlikte veya mal topluluklarıdır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tüzel kişiler, bağımsız varlığa ve iradeye sahip olduğundan, iradesini organları aracılığıyla kullanan, hak ve borçlara ehil olan hukuki varlıklardır.
Bu nedenle “kişi” olma yönünden, kural olarak gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında fark gözetilmemiştir. Haklara ve borçlara ehil varlıklar olma bakımından eşit durumdadırlar.
Kişilik hakkı çeşitli kişisel değerlerden oluşan bir bütünlük arz eder. Kişilik hakkı bir şahsın kişiliğini oluşturan maddi ve manevi değerleri kapsar. Kişinin özel yaşamı, beden bütünlüğü, şerefi, haysiyeti, onuru, saygınlığı, sağlığı, özel yaşamının gizliliği, resmi adı, eseri, sözü, ekonomik hareket serbestliği ve özgür olma hakkı bu değerlendendir.
Kanun koyucu kişilik haklarını oluşturan değerlerin sürekli değişen ve gelişen yansımalarını dikkate alarak sınırlandırma yoluna gitmemiş; kişisel değerlerden oluşan kişilik hakkı esnek bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Medeni Kanunda açıkça düzenlendiği gibi tüzel kişiler cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği olarak ancak insanlara özgü olanlardan başka bütün haları edinebilirler ve borç altına girebilirler.
Tüzel kişiler, insanlar gibi maddi bir yapıya sahip olmadıklarından, onların bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi, maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı tabi olarak söz konusu olmamakla birlikte; saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere, gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu kuşkusuzdur.
Bu nedenle tüzel kişinin ekonomik faaliyetin yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Bu itibarla, ekonomik faaliyetleri azaltan veya ortadan kaldıran olaylar da kişiliği ihlale yönelik nitelik taşır.
İdare hukuku çerçevesinde, bir tüzel kişiliğin manevi zararından söz edilebilmesi için idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğuna yol açan eyleme bağlı olarak tüzel kişiliğin itibarının zedelenmesi veya tüzel kişiliğin faaliyetlerinin açıkça olumsuz biçimde etkilemesi halinde, idarenin manevi tazminat sorumluluğunun varlığı kabul edilir. Bu aşamada davacı tüzel kişilik tarafından temyiz isteminde bulunulmadığından bozma sonrasında yapılacak yargılamada Bölge İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle davacı tüzel kişilik bakımından manevi tazminat istemi hakkında yeniden bir değerlendirme yapılamayacaktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen kaldırılması yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun olup, kararın onanması gerektiği oyuyla, bozulması yolundaki Daire kararına katılmıyorum.