Danıştay Kararı 10. Daire 2019/12676 E. 2022/2570 K. 17.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12676 E.  ,  2022/2570 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12676
Karar No : 2022/2570

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi Adlarına Asaleten; …,
…, …,…’e
Velayeten … ve …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’in 05/04/2016 tarihinde, Diyarbakır ili, Sur ilçesi, … Mahallesinde bulunan evinden kırtasiyeye gitmekte iken meydana gelen çatışmada başından vurularak hayatını kaybetmesi olayında davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu iddialarıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne … için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 109.095,49 TL) ve baba … için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 97.553,03 TL) destekten yoksun kalma tazminatı ile anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi, diğer davacılar olan kardeşlerin her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; ölüm olayına sebebiyet veren silah mermisinin kimin silahından çıktığının belli olmadığı, beyaz renkli araç içerisinden geldiği belirtilen mermi sonucu davacılar yakınının hayatını kaybettiği hususunun kesinlik kazanmadığı, olayın failinin belirsiz olduğu, davacılar yakınının anılan tarihte yaşanan olayda göstericiler arasında olup olmadığının belli olmadığı ve söz konusu ölüm olayının 5233 sayılı Kanun kapsamında meydana gelen bir terör eylemi veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen bir olay olarak nitelendirebilmek için yeterli bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu sebeple uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların idarenin kusursuz sorumluluğu esasına göre karşılanması gerektiği gerekçesiyle davacıların uğradığı maddi tazminat tutarının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen rapor ile miktar artırım dilekçesi dikkate alınarak maddi tazminat istemlerinin kabulü ile baba … için 97.553,03 TL, anne … için 109.095,49 TL olmak üzere toplam 206.648,52 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 2.000,00 TL’lik kısım için idareye başvuru tarihi olan 13/10/2016 tarihinden, miktar artırımına konu 204.648,52 TL’lik kısmı için miktar artırım dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 29/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine; manevi tazminat istemi yönünden, davacıların çocuğu ve kardeşi olan …’in hayatını kaybetmesi sonucu, acı ve ızdırap çektikleri, yaşama sevinçlerinin azaldığı dikkate alındığında, davanın kabulü ile anne ve baba için ayrı ayrı 25.000,00TL, kardeşlerin her biri için 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevî tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 13/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu olayda, davacılar yakını …’in arkadaşı ile birlikte kaldırımda yürürken 5-6 kişilik yüzleri kapalı grubun eylem yaptığı esnada çıkan çatışmada kim tarafından atıldığı tespit edilemeyen merminin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiğinin açık olduğu, terör eylemlerinin yoğun yaşandığı bir dönemde ve yerde meydana gelen bu olayın, aksi ortaya konulmadığı sürece terör eylemi olarak değerlendirilmesi gerektiği, toplumun bütününe yönelik gerçekleştirilen terör eylemi sonucu özel ve olağanüstü zarara uğradığı açık olan davacıların, ortaya çıkan maddi ve manevi zararlarının sosyal risk ilkesi gereğince karşılanması gerektiğinden, idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu yönündeki İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde hukuki isabet bulunmasa da, karar sonucu itibarıyla yerinde bulunduğundan tarafların istinaf başvurularının belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, maddi tazminatın eksik hesaplandığı, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, gerçekleşen olay ile idarenin davranışı arasında illiyet bağının bulunmadığı, bu sebeple tazminat şartlarının oluşmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını …’in 05/04/2016 tarihinde, Diyarbakır ili, Sur ilçesi, … Mahallesinde bulunan evinden kırtasiyeye gitmek için çıktığı, … Sokağa geldiğinde, sokakta yüzleri kapalı 4 kişilik bir grubun eylem yaptığı, eylemci grubun beyaz renkli … plakalı aracın önünü kesmeye çalıştıkları, aracın durmayarak devam etmesi üzerine kimliği belirsiz yüzleri puşi ile örtülü şahısların kenara çekilerek ellerinde bulunan el yapımı patlayıcıları Türk Telekom binasına attıkları, bu arada aracın yolcu koltuğunda oturan kişinin camdan sarktığı ve elinde bir cisimle eylemcilerin olduğu yere, geriye doğru harekette bulunduğu, bu esnada silah sesi geldiği ve olay yerinden geçmekte olan, ateş eden şahsın eli ile aynı hizada bulunan davacılar yakını …’in yere düştüğü, başından vurulduğunun anlaşılması üzerine kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, ateş eden şahıs hakkında açılan ceza davası sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla ateş eden kişinin olası kast ile adam öldürme suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu olay sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 13/10/2016 tarihli dilekçe ile yapılan başvuruya davalı idarece cevap verilmemesi üzerine davacılar tarafından, meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu iddialarıyla bakılan dava açılmıştır.
Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin, dava konusu uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan haliyle, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan halleriyle 1. maddesinde, ”Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ”Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.”; 9. maddesinde, ”Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.” hükümleri; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler” başlıklı 21. maddesinde de, “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır.” kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar yakını …’in terör eylemlerinin yoğun yaşandığı bölgede ve tarihlerde, yüzleri maskeli kişilerce el yapımı patlayıcılar kullanılmak ve yol kesmek suretiyle eylemlerin yapıldığı esnada çıkan çatışmada olay yerinden geçmekte iken başından vurularak vefat etmesinin terör eylemiyle bağlantılı bir olay olduğu, her ne kadar davacılar tarafından genel hükümlere göre maddi tazminat isteminde bulunulmuşsa da terör eylemi ile ilgili herhangi bir ihbar veya istihbari bilginin olmadığı, davacılar yakınının güvenlik güçleri ile herhangi bir ilgi ve bağlantısı bulunmayan dava dışı üçüncü şahsın silahından çıkan mermiyle hayatını kaybettiği, oluşan zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunmadığı, dolayısıyla güvenlik hizmetinin yürütülmesinde idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun kapsamında incelenmesi, bu itibarla ara kararı verilmek suretiyle Zarar Tespit Komisyonundan 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre dava konusu olay sebebiyle hak sahibi olan davacı veya davacıların tespiti istenerek, gelen bilgi ve belgelere göre Mahkemece zarar miktarının 5233 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği’nin 21. maddesinde, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın, ölüm halinde 50 katı tutarında nakdi ödeme yapılacağı; söz konusu hesaplamalarda ödemeye ilişkin valinin veya bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
… İdare Mahkemesinin, 5233 sayılı Kanun’un bazı madde ve ibarelerinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararda; “Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır.” tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsenmiştir.
Buna göre, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminatlarda, miktarın hak sahibi tarafından kabul edilmeyip uyuşmazlık tutanağı imzalanarak dava açılması halinde Mahkemece yapılacak hesaplarda son işlem tarihi olarak uyuşmazlık tutanağı tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacılar tarafından, 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında İçişleri Bakanlığına yapılan başvuru üzerine tazminat davası açıldığından, son işlem olarak İçişleri Bakanlığının zımni ret şeklindeki ön kararının dikkate alınması, daha açık bir ifadeyle anılan tarihte geçerli memur aylık katsayısının esas alınması adil ve hakkaniyete uygun olacaktır.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığının zımni ret işlemi (ön karar) tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın, 50 ile çarpımı sonucu bulunacak maddi tazminatın hak sahibine ve/ veya hak sahiplerine davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, genel hükümlere göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın kabulü yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
2. Davanın kabulüne ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/05/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.