Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12988 E. , 2022/3833 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12988
Karar No : 2022/3833
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ve …’a velayeten …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Diyarbakır ili, Bağlar ilçesinde 04/11/2016 tarihinde terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu yakınları …’ın öldüğünden bahisle genel hükümlere göre müteveffanın eşi … için 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi; çocuğu … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 252,000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların uğramış oldukları maddi zararın, Komisyon tarafından tazmin edildiği gerekçesiyle maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemleri yönünden ise; davacıların manevi zararlarının genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, olay sebebiyle duyulan üzüntü, acı ve ızdırabın kısmen de olsa karşılanabilmesi amacıyla davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 35.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, toplam 75,000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 03/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar ile davalı idarenin bu kısımlara yönelik istinaf başvurularının reddine; manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısma yönelik davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile anılan kararın manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı kaldırılarak, dava konusu olayda, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarının, duyulan üzüntü ve sıkıntıyı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı, yetersiz kaldığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile … için 50.000,00 TL ve … için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 03/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiği, her bir davacı için ayrı ayrı hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat miktarının, yaşanılan acıyı ve üzüntüyü giderici nitelikte olmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, 5233 sayılı Kanun’da manevi tazminata ilişkin düzenleme yapılmadığı, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen gerekçeli onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, Diyarbakır ili, Bağlar ilçesinde 04/11/2016 tarihinde terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu yakınları …’ın ölmesi sebebiyle uğradıkları iddia olunan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna başvurulması üzerine davacılara ölüm için 32.640,65 TL, cenaze yardımı için 1.482,36 TL olmak üzere toplam 34.123,01 TL ödeme yapılmasına karar verilmiş, davacılar tarafından teklif edilen bu meblağ kabul edilerek sulhname imzalanmış, ardından müteveffanın eşi … için 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi; çocuğu … için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 252,000,00 TL tazminatın genel hükümlere göre tazmin edilmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un, 1. maddesinde, ”Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ”Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ”Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar”; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ”7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.”; 9. maddesinde, ”Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.”; 12. maddesinde, “Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.” hükümleri bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Davacıların genel hükümlere göre karşılanması istenilen maddi tazminat istemi, Mahkeme tarafından, maddi zararın, Komisyon tarafından karşılandığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu yakınlarının vefat ettiğinden bahisle zararlarının genel hükümlere göre tazmininin istenmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 Sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Dava konusu olayın terör olayı olduğu, güvenlik hizmetinin yürütülmesinde idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir hususun da bulunmadığı tüm dosya içeriğiyle sabittir. Bu nedenle, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, davacılar tarafından söz konusu olay sebebiyle Zarar Tespit Komisyonuna yapılan başvuru üzerine; Komisyonca 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan hesaplamaya göre davacılara 34.123,01 TL ödeme yapılmasına karar verilmiş, davacılar tarafından bu miktar üzerinden sulhname imzalanmış, böylelikle davacıların maddi zararları tazmin edilmiş olduğundan, maddi tazminat istemlerinin bu gerekçe ile reddedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararın da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
B) Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu açıdan manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ve zararın ağırlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
5233 sayılı Kanun’da manevi tazminat ödenmesini yasaklayan açık bir hüküm olmaması karşısında, davacıların uğradıkları manevi zararların, genel hükümler kapsamında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca sosyal risk ilkesine dayalı olarak tazminine hükmedilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, meydana gelen terör olayı sonucu yakınlarının ölümü sebebiyle davacıların elem ve acı duyması nedeniyle oluşan manevi zararının sosyal risk ilkesi gereği tazmini gerekmekle birlikte, İdare Mahkemesince hükmedilen … için 40.000,00 TL, … için 35.000,00 TL manevi tazminatın, olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusurunun bulunmadığı ve olayın terör eylemi olduğu gözetildiğinde hukuka uygun ve yeterli bulunmuştur. Bu nedenle, istinaf incelemesi aşamasında Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi kararında hükmedilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunarak yeniden manevi tazminat belirlenmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, Bölge İdare Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında, İdare Mahkemesinin belirlediği manevi tazminat miktarı yetersiz bulunarak yeniden manevi tazminat takdiri ile davacılar için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesinin uygun görüldüğü belirtilmiş, hüküm kısmında ise, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı (İdare Mahkemesince hükmedilen toplam 75.000,00 TL’lik kısım) hukuka uygun bulunmuş, manevi tazminatın reddine ilişkin kısım kaldırılarak, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacıların her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, manevi tazminat için yeniden belirlenen vekalet ücreti de bu 100.000,00 TL üzerinden hesaplanmıştır. Bu durumda, kararın gerekçe kısmında 100.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği belirtilse de hüküm kısmında İdare Mahkemesince hükmedilen 75.000,00 TL’ye ek olarak 100.000,00 TL daha manevi tazminata hükmedildiği anlaşıldığından, gerekçe ve hüküm fıkraları arasında çelişki bulunan kararda (davacılar lehine ne kadar manevi tazminata hükmedildiği açıkça anlaşılamadığından) bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/09/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.