Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/3600 E. , 2022/4538 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3600
Karar No : 2022/4538
DAVACI : … Tarım Ürün. Gıda Turz. İnş. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : İstanbul Bayrampaşa Hali’nde komisyonculuk yapan davacı tarafından, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararının, 6502 sayılı Kanun’un 62. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca hakkında 8.546,00TL idari para cezası verilmesine ve ticari uygulamanın durdurulmasına ilişkin kısmı ile bu işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümünün 19. bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, fiyat belirleme gibi bir yetkisinin bulunmadığı, yalnızca kendisine sevk edilen ürünün satışını yaptığı, başkasının malını sattığı, aracılık ettiği, tüccar olmadığı, mal sahibi adına satış yaptığı ve bunun karşılığında yasal komisyon bedeli aldığı, bu nedenle malın alış fiyatını belirlemek gibi bir ihtimalin olmadığı, belirlenen fiyat üzerinden malı sattığı ve karşılığında komisyon ücreti keserek paranın tüccara/ üreticiye gönderildiği, malın fiyatını kendisi belirlemediğinden farkın fahiş olduğu gerekçesiyle hakkında dava konusu işlemin tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, satış fiyatının serbest piyasada belirlendiği, idarece maliyet kalemleri dikkate alınmadan sanal fiyatlar üzerinden kar hesabı yapıldığı, hal kayıt sistemindeki alış fiyatına maliyet kalemlerinin dahil olmadığı, alış fiyatının neye göre belirlendiğinin idarece araştırılması ve lehe delillerin toplanması gerektiği, satılan ürünlerin girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilendiği, fiyat artışlarının sebeplerinden birinin döviz artışı ve iklim koşullarının olduğu, satılan ürünlerle ilgili hiçbir soruşturma ve inceleme yapılmadığı, savunmasının alınmadığı, herhangi bir kar gelirinin bulunmadığı, cezanın ölçüsüz ve orantısız olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, düzenleyici işlem ile uygulama işleminin aynı dilekçe ile aynı yargı yerinde dava konusu edilemeyeceği, davacı tarafından, komisyoncu olarak mal alıp satmasının söz konusu olmadığı ileri sürülmüşse de yapılan tespitlerde yer alan faturaların alım satım işlemine taraf olarak davacı adına düzenlendiği ve ayrıca faturaların komisyon bedeli olarak değil ürün bedeli olarak düzenlendiği, dava konusu para cezasının 5957 sayılı Kanun’a dayanılarak değil, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca uygulandığı, anılan Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendindeki tanıma göre de davacının “satıcı” kavramının kapsamında bulunduğu, kâr oranının aşırı yüksek tutulmasına bağlı olarak ürünlerin satış fiyatlarının da yükselmesine ve dolayısıyla perakende satış noktalarında veya ürünlerin kullanıldığı gıda sektörünün çeşitli alanlarındaki nihai ürünlerin fiyatlarında da artışa neden olunduğu, davacının, tüketicilerin temel gıda maddelerini edinmesinin önünü kapatacak ölçüde kâr ederek ürününü sattığı firmayı nihai olarak tüketiciye aşırı fiyattan ürün satmak zorunda bıraktığı, Reklam Kurulu tarafından, alış fiyatı ile satış fiyatı arasında %100 ve üzeri oranda fark bulunan firmalara 6502 sayılı Kanun’un 63. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca yaptırım uygulanmasına karar verildiği, hiçbir ürünün maliyeti alış fiyatının %100’ünü geçemeyeceğinden, bu oranın sınır olarak belirlendiği ve dava konusu işlemde ayrıntılı maliyet hesabı yapılmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin dava konusu “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” bölümünün 19. maddesi, Ticari Reklam Ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından dava konusu düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından yetki sınırları aşılarak, 6502 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen dava konusu bireysel işlemde hukuka uygunluk görülmemiş olup anılan işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 62. maddesi ile 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca davacı adına 8.546,00 TL idari para cezası verilmesi ve ticari uygulamanın durdurulmasına ilişkin Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğin eki “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı kısımda yer alan “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” bölümünde yer alan 19. maddenin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul Bayrampaşa Sebze Halinde sebze-meyve komisyoncusu olarak faaliyet gösteren davacının sattığı sebze-meyve ürünlerine ilişkin alım satım işlemlerinin Ticaret Bakanlığı Ticaret Müfettişliği ve İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü tarafından denetlendiği, denetim sonucu 6521 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 63. maddesince oluşturulan Reklam Kurulu Başkanlığınca incelemeye alındığı, Reklam Kurulunun … tarihli, … sayılı toplantısında, satılan ürünün alış fiyatı ile satış fiyatı arasında fark bulunduğu, böylelikle söz konusu üründe fahiş kar oranları belirlenerek haksız fiyat artışına sebebiyet verildiğinden bahisle davacı tarafından gerçekleştirilen söz konusu ticari uygulamanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 62. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 28. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına, 29. maddesinin 1. fıkrasına ve “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” ekindeki “Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı 19. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle 6502 sayılı Kanunun 63. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca 8.546,00 TL idari para cezası verilmesine ve söz konusu ticari uygulamanın durdurulmasına karar verilmesi üzerine; bu işlem ile dayanak olarak gösterilen Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin “Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak.” şeklindeki düzenlemenin iptali istenilmektedir.
Uyuşmazlığın kaynaklanma biçimine göre; öncelikle davacının yürütmüş olduğu ticari faaliyetin hukuki yönünün belirlenmesi gerekmektedir.
5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı, sebze ve meyveler ile arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer malların ticaretinin kaliteli, standartlara ve gıda güvenilirliğine uygun olarak serbest rekabet şartları içinde yapılmasını, malların etkin şekilde tedarikini, dağıtımını ve satışını, üretici ve tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunmasını, meslek mensuplarının faaliyetlerinin düzenlenmesini, toptancı halleri ile pazar yerlerinin çağdaş bir sisteme kavuşturulmasını ve işletilmesini sağlamaktır.
Bu Kanun, sebze ve meyveler ile arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer malların her ne şekilde olursa olsun alımı, satımı ve devri ile toptancı halleri ve pazar yerlerinin kuruluş, işleyiş, yönetim ve denetimine ilişkin usul ve esasları, uygulanacak yaptırımları ve bakanlıklar, belediyeler ile diğer idarelerin görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.” kuralı yer almaktadır.
5957 sayılı Kanunun 6. maddesinde; fiyatların, malların arz ve talebine bağlı olarak serbest rekabet şartlarına göre oluşması esasını getirmekte meslek mensuplarının, serbest rekabeti engellemek amacıyla kendi aralarında veya üreticilerle ticarî anlaşmalar yapamayacağı, uyumlu eylemde bulunamayacağı ve hâkim durumlarını kötüye kullanamayacağı, Bakanlık ve belediyelerin, serbest rekabetin ortadan kaldırılmasına, engellenmesine ve bozulmasına yönelik eylemleri önlemek için gereken tedbirleri almakla görevli ve yetkili oldukları, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun ilgili hükümleri saklı olduğu kuralları yer verilmiş; 13. maddesinin 1. fıkrası ile malların toptan veya perakende ticaretinde; a) Piyasada darlık yaratmak, fiyatların yükselmesine sebebiyet vermek veya fiyatların düşmesine engel olmak için malların belirli ellerde toplanması, satışından kaçınılması, stoklanması, yok edilmesi, bu amaçla propaganda yapılması veya benzeri davranışlarda bulunulması yasaklanmış ve bunlara ilişkin cezai yaptırımlar da 14. maddede gösterilmiştir.
5957 sayılı Kanunun 2. maddesinde, “Komisyoncu: Malların toptan satışı amacıyla kendi adına ve başkası hesabına komisyon esası üzerinden çalışan meslek mensuplarını” ifade ettiği belirtilmekte olup, davacı da bu kanuna göre Toptancı Sebze ve Meyve Halinde komisyoncu olarak ticari faaliyet gösteren meslek mensubudur.
Uyuşmazlığın çözümü açısından, dava konusu bireysel işlemin hukuki dayanağının ele alınması gerekmektedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri alma, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirme ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususların düzenlenmesini amaçlamakta (Madde 1) ve her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları Kanun kapsamına (Madde 2) almaktadır. Kanunun 3. maddesinde Satıcı ve Tüketici kavramları tanımlanmakta ve “Tüketici İşlemi”nin, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade edeceği belirtilmektedir.
6502 sayılı Kanunun 62. maddesinin 1. fıkrasında bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğunun kabul edileceği; özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilerek tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaklanmıştır. Maddenin 4. fıkra ile haksız ticari uygulamaların tespit edilmesi ve bunların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamaların yönetmelikle belirlenmesi ve 77. maddesinin 13. fıkrasıyla; 62. maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında haksız ticari uygulamanın üç aya kadar tedbiren durdurulması veya durdurulması yaptırımı veya beş bin Türk Lirası idari para cezası uygulanması öngörülmüştür.
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 28. maddesinin 1. fıkrasında: “Tüketiciye yönelik bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamaz.”, 2. fıkrasında ise: “Tüketiciye yönelik ticari uygulamaların, ortalama tüketicinin bilinçli olarak karar verme yeteneğini azaltarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açması halinde, tüketicilerin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu kabul edilir.” kurallarına yer verilmiştir.
Davacıya uygulanan idari para cezası ve haksız ticari uygulamanın durdurulması yaptırımı olan bireysel işlemin dayanağını 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun oluşturmaktadır.
6502 sayılı Kanunun, tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumayı amaçladığı ve tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı, uygulama alanının da taraflarından birisi tüketici olan sözleşmeler ve hukuki işlemler olduğu görülmektedir.
Davacının toptancı halinde sebze-meyve komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiği ve yaptığı ticari işlemlerdeki tarafların 6502 sayılı Kanunda tanımlanan anlamda “tüketici” olmadığından, davacının ticari faaliyeti ve yaptırıma bağlanan fiilinin, 6502 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 28. maddesinde, ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini bozan veya bozma ihtimali olan uygulama biçiminde tanımlanan fiil olarak kabul edilemez.
Davacının içerisinde yer aldığı toptancı halinde yapılan ticari faaliyet sürecinde, henüz tüketicinin ekonomik davranışına etki eden veya bozan uygulamaya gelinmediği; toptancılık yapan davacının ticari faaliyetinin diğer tarafının tüketici değil bir başka satıcı olan perakendeci olduğu, dolayısıyla anılan eylemin, “haksız ticari uygulama” olarak tanımlanan tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya sonrasında yapılamayacağına ilişkin kapsama girmediği görülmektedir.
Diğer taraftan. davacının ticari faaliyetini yürüttüğü toptancı hali ile ilgili özel düzenlemeler getiren 5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun bulunduğu ve bu Kanunda ürün fiyatlarının denetlenmesi ile ilgili yasaklar ve cezalar ile bu cezaları uygulayacak idari mercileri gösteren kurallar getirilmiş, anılan Kanunda düzenlenen yaptırımları uygulamaya, doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine belediyelerin yetkili olduğu yolunda düzenlemelere yer verilmiştir.
Bu durumda, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından yetki sınırları aşılarak, 6502 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen dava konusu bireysel işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Uyuşmazlığın düzenleyici işleme ilişkin kısmına gelince;
6502 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” bölümüne eklenen “Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak.” kuralının, Kanunun tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumayı amaçlayan tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamında idarenin tüketiciyi koruyucu tedbirler alma sorumluluğuna uygun bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlık açısından, davalı idarece yetki sınırları aşılarak, 5957 sayılı Kanuna göre toptancı olarak komisyoncu faaliyeti yürüten davacı hakkında 6502 sayılı Kanuna göre hukuka aykırı şekilde bireysel işlemin tesis edilmesi karşısında; işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğindeki düzenlemenin davacı yönünden uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığından, görülen davanın kapsamında hukuka uygunluğu yönünden değerlendirme yapılarak işin esası hakkında karar verilmesine bu aşamada olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu bireysel işlemin iptaline, Yönetmeliğin dava konusu edilen düzenlemesi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/10/2022 tarihinde, davacı vekilleri Av. … ve Av. …’ın ve davalı idare vekili Av. … ‘ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İstanbul Bayrampaşa Sebze Hali’nde sebze meyve komisyoncusu olarak faaliyet yürüten davacı şirkete, 06/02/2019 tarihli fatura incelemesinde, alış fiyatı 0,65 TL (65 kuruş) olan turp ürününün 2,00 TL’ye satıldığı, %207 oranında kâr elde edildiği, bu kârın fahiş olduğu ve haksız fiyat artışına sebep olunduğundan bahisle, Reklam Kurulunun 12/02/2019 tarihli ve 281 sayılı kararıyla 6502 sayılı Kanun’un 62. ve 77/13. maddeleri uyarınca 8.546,00 TL idari para cezası ve haksız ticari uygulamanın durdurulması yaptırımı uygulanması üzerine; davacı tarafından anılan bireysel işlem ile işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümünün “Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak.” düzenlemesini içeren 19. bendinin, hukuka aykırı olduğu belirtilerek iptali istenilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın “Tüketicilerin korunması” başlıklı 172. maddesinde, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” kuralı getirilmiştir.
5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun amacı, sebze ve meyveler ile arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer malların ticaretinin kaliteli, standartlara ve gıda güvenilirliğine uygun olarak serbest rekabet şartları içinde yapılmasını, malların etkin şekilde tedarikini, dağıtımını ve satışını, üretici ve tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunmasını, meslek mensuplarının faaliyetlerinin düzenlenmesini, toptancı halleri ile pazar yerlerinin çağdaş bir sisteme kavuşturulmasını ve işletilmesini sağlamaktır.”; ikinci fıkrasında, “Bu Kanun, sebze ve meyveler ile arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer malların her ne şekilde olursa olsun alımı, satımı ve devri ile toptancı halleri ve pazar yerlerinin kuruluş, işleyiş, yönetim ve denetimine ilişkin usul ve esasları, uygulanacak yaptırımları ve bakanlıklar, belediyeler ile diğer idarelerin görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.” kuralına; 6. maddesinin birinci fıkrasında, “Fiyatların, malların arz ve talebine bağlı olarak serbest rekabet şartlarına göre oluşması esastır.”; ikinci fıkrasında, “Meslek mensupları, serbest rekabeti engellemek amacıyla kendi aralarında veya üreticilerle ticarî anlaşmalar yapamaz, uyumlu eylemde bulunamaz ve hâkim durumlarını kötüye kullanamaz.”; üçüncü fıkrasında, “Bakanlık ve belediyeler, serbest rekabetin ortadan kaldırılmasına, engellenmesine ve bozulmasına yönelik eylemleri önlemek için gereken tedbirleri almakla görevli ve yetkilidir. 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun ilgili hükümleri saklıdır.” kuralına; 13. maddesinin birinci fıkrasında, “Malların toptan veya perakende ticaretinde; a) Piyasada darlık yaratmak, fiyatların yükselmesine sebebiyet vermek veya fiyatların düşmesine engel olmak için malların belirli ellerde toplanması, satışından kaçınılması, stoklanması, yok edilmesi, bu amaçla propaganda yapılması veya benzeri davranışlarda bulunulması, … yasaktır.” kuralına; 14. maddesinin birinci fıkrasında, “Diğer kanunlara göre daha ağır bir ceza gerektirmediği takdirde; f) 6 ncı maddenin ikinci fıkrasına ve 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendine aykırı hareket edenler ile gerçeğe aykırı analiz raporu düzenleyenler veya bu raporun düzenlenmesini sağlayanlar hakkında on bin Türk Lirası, … idarî para cezası uygulanır.” kuralına; üçüncü fıkrasında, “Bu maddede öngörülen idarî para cezalarının verilmesini gerektiren fiillerin bir takvim yılı içinde tekrarı hâlinde, idarî para cezaları her tekrar için iki katı olarak uygulanır. Bu maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde öngörülen idari para cezalarını Bakanlık, (ğ) bendinde öngörülen idari para cezalarını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, diğer idari para cezalarını ise doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine belediyeler uygulamaya yetkilidir. İdari para cezası uygulama yetkisi Bakanlıkta ilgili genel müdürlük, belediyelerde ise belediye encümenince kullanılır.” kuralına yer verilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.” kuralı; 2. maddesinde, “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” kuralı getirilmiş; “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında; i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanun’un 62. maddesinin birinci fıkrasında, “Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.” kuralı; dördüncü fıkrasında, “Haksız ticari uygulamaların tespit edilmesine ve bunların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamalar yönetmelikle belirlenir.” kuralı getirilmiş; “Reklam Kurulu” başlıklı 63. maddesinin birinci fıkrasında, “Ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur. Kurul tedbiren durdurma kararı verme yetkisini Reklam Kurulu Başkanına devredebilir. Kurulun kararları Bakanlıkça uygulanır.”; on birinci fıkrasında ise, “Reklam Kurulunun ve ihtisas komisyonlarının kuruluşu, görevleri, çalışma usul ve esasları ile sekretarya hizmetleri ve diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun’un ceza hükümlerini düzenleyen 77. maddesinin on üçüncü fıkrasında, “Bu Kanunun 62 nci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında haksız ticari uygulamanın üç aya kadar tedbiren durdurulması veya durdurulması yaptırımı veya beş bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Kurul, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. İdari para cezası, aykırılık ülke genelinde gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası olarak uygulanır. Aykırılığın reklam yoluyla gerçekleştirildiğinin tespiti hâlinde bu maddenin on ikinci fıkra hükümleri uygulanır.” kuralı yer almıştır.
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 28. maddesinin birinci fıkrasında, “Tüketiciye yönelik bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamaz.”; ikinci fıkrasında, “Tüketiciye yönelik ticari uygulamaların, ortalama tüketicinin bilinçli olarak karar verme yeteneğini azaltarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açması halinde, tüketicilerin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu kabul edilir.” kuralına yer verilmiştir.
Reklam Kurulu Yönetmeliği’nin “Kurulun görevleri” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunun 61 inci ve 62 nci maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapmak ve Bakanlık kanalı ile duyurmak, b) Ticari reklam ve haksız ticari uygulamaları (a) bendinde belirlenen ilkeler çerçevesinde incelemek ve gerektiğinde denetim yapmak, c) İnceleme veya denetim sonuçlarına göre Kanunun 61 inci ve 62 nci maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında Kanunun 77 nci maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkralarında belirtilen idari yaptırımları uygulamak.” kuralı getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu düzenleyici işlemin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmelik hükmü, 01/02/2022 tarihli ve 31737 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda; dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, davanın konusu kalmayan bu kısmının esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu bireysel işlemin incelenmesi:
Yukarıda yazılı olan mevzuat ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıya uygulanan idari para cezası ve haksız ticari uygulamanın durdurulması yaptırımının dayanağını 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un oluşturduğu; anılan Kanun’un amaç ve kapsam maddeleri incelendiğinde, tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumayı amaçladığı ve tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı; dolayısıyla anılan Kanun’un uygulama alanının, taraflarından birisi tüketici olan sözleşmeler ve hukuki işlemler olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının toptancı halinde sebze – meyve komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiği ve yaptığı ticari işlemlerin taraflarının 6502 sayılı Kanun’da tanımlanan anlamda tüketici olmadığı, bu nedenle de davacının ticari faaliyetinin ve yaptırıma bağlanan eyleminin, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 28. maddesinde, ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini bozan veya bozma ihtimali olan uygulama biçiminde tanımlanan eylem olmadığı; zira bu süreçte henüz tüketicinin ekonomik davranışına etki eden veya bozan uygulamaya gelinmediği, toptancılık yapan davacının ticari faaliyetinin diğer tarafının tüketici değil bir başka satıcı olan perakendeci olduğu, dolayısıyla anılan eylemin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya sonrasında yapılamayacağı kurala bağlanan haksız ticari uygulama kapsamında bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan, davacının ticari faaliyetini yürüttüğü toptancı hali ile ilgili özel düzenlemeler getiren 5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un bulunduğu ve bu Kanun’da ürün fiyatlarının denetlenmesi ile ilgili yasaklar ve cezalar ile bu cezaları uygulayacak idari mercileri düzenleyen hükümler getirildiği, anılan Kanun’da düzenlenen yaptırımları uygulamaya, doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine belediyelerin yetkili olduğu, iptali istenen düzenleyici işlemin, tüketicinin korunmasına ilişkin Anayasal ilkeye ve hukuka aykırılığı bulunmamakla birlikte dava konusu bireysel işleme uygulanabilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından yetki sınırları aşılarak, 6502 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümünün 19. bendinin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oy birliğiyle,
2. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının, turp ürünü nedeniyle davacı hakkında … TL idari para cezası ve ticari uygulamanın durdurulması yaptırımı uygulanmasına ilişkin kısmının İPTALİNE oy çokluğuyla,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/10/2022 tarihinde karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava, İstanbul Bayrampaşa Hali’nde komisyonculuk yapan davacı tarafından, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararının, 6502 sayılı Kanun’un 62. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca hakkında 8.546,00TL idari para cezası verilmesine ve ticari uygulamanın durdurulmasına ilişkin kısmı ile bu işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinin “A – Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümünün 19. bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 6502 sayılı Kanun’a göre “satıcı” olarak değerlendirilmesi gereken davacının, kâr oranını yüksek tutarak, söz konusu ürünlerin perakende satış noktalarında veya ürünlerin kullanıldığı gıda sektörünün çeşitli alanlarındaki nihai ürünlerin fiyatlarında da artışa neden olduğu, davacının, temel gıda maddelerinde yüksek oranda kâr ederek, kendisinden ürün alan firmaları da nihai tüketiciye aşırı fiyattan ürün satmak zorunda bıraktığı, dolayısıyla davacının eyleminin dolaylı da olsa tüketicinin ekonomik çıkarlarını etkilediği gerekçesiyle dava konusu idari para cezasının verildiği ve ticari uygulamanın durdurulmasına ilişkin işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 28. maddesinin 1. fıkrasındaki “Bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamayacağı” yönündeki düzenleme de dikkate alındığında, davacının eyleminin 6502 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun yetki alanında bulunduğu anlaşıldığından, mevzuata uygun olarak tesis edilen davacının idari para cezasıyla cezalandırılmasına ve ticari uygulamasının durdurulmasına ilişkin dava konusu işlem yönünden davanın reddi gerektiği oyuyla, Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.