Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/369 E. , 2021/718 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/369
Karar No : 2021/718
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın kabulü yolundaki kararının, davalı idarece esasa yönelik kısmının, davacı tarafından tahsil edilmemiş nispi karar harcının tamamlatılmasının kendisinden istenilmesine yönelik kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çorum ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada,… parsel sayılı taşınmazda yer alan davacıya ait bağımsız bölümlerin, Çorum-Osmancık Köprülü Kavşak yapımı sonucu değer kaybettiğinden bahisle, uğranılan zarar karşılığı 162.965,00 TL ve kiraya verilememesinden kaynaklı 7.000,00 TL kira kaybından oluşan toplam 169.965,00 TL (miktar artırımı sonucu 182.714,71 TL) maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Dairemizin 22/05/2017 tarih ve E:2014/5034 K:2017/2518 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle; olayda, davalı idarenin davacıya ait taşınmazın hemen önünde inşa etmiş olduğu köprülü kavşak inşaası sebebiyle bir hizmet kusuru işlediği kabul edilememekle birlikte, belirtilen üst geçitin inşaası nedeniyle davacının taşınmazı ile ilgili olarak kamu hizmetinden yararlanacak diğer kişilere kıyasla özel bir zarar gördüğü ve meydana gelen bu özel zararın kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği, dosyadaki bilgi ve belgelerle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapordaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Ankara-Samsun karayolu üzerinde ve davacının taşınmazının hemen önünde yapılan ve taşınmaza cephe konumda olan Osmancık köprülü kavşak üst geçit inşaası nedeniyle davacının taşınmazı ile ilgili olarak taşınmaza erişme kolaylığı, trafik güvenliği, görsel kesinti, kot farkı ve gürültü gibi bir takım özel ve kalıcı olumsuzluğa sebep olunduğu, dolayısıyla davacının taşınmazlarında ve taşınmazlarından kaynaklı kira gelirlerinde değer kaybına sebebiyet verildiği anlaşılmakla, taşınmazların değerinde ve kira gelirinde oluştuğu bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen toplam 182.714,71 TL’nin idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi uyarınca tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının taşınmazında meydana gelen değer kaybı ve kira gelir kaybından oluşan toplam 169.965,00 TL’nin idareye başvuru tarihi olan 06/05/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, miktar artırımı dilekçesi ile artırılan toplam 12.749,71 TL’nin miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; dava kabul ile sonuçlandığı için henüz yatırılmamış olan harç ve yargılama giderlerinin davalı idareden alınması gerektiği, nisbi harcın kendilerine tamamlatılmasının usul ekonomisine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; taşınmaz ve üzerindeki binada görüntü, ulaşım, emniyet vb. nedenler yönünden olumsuzluk meydana gelmediği, taşınmazın kullanılmasında herhangi bir zararın söz konusu olmadığı, taşınmaz ve üzerindeki binanın farklı seviyeli kavşak yapımından önce hangi şekilde kullanılıyorsa kavşak yapımından sonra da aynı şekilde kullanılacağı, farklı seviyeli kavşak yapımından dolayı taşınmazın imar planında belirtilen amaç doğrultusunda kullanımını engelleyecek ve olumsuz etkileyecek bir unsurun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının, taşınmazda oluşan değer kaybının tazmini istemi bakımından davanın kabulüne ilişkin kısmının onanması, kira kaybının tazmini bakımından davanın kabulüne ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Çorum ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi,… ada,… parsel sayılı taşınmazda yer alan davacıya ait bağımsız bölümlerin, Çorum-Osmancık Köprülü Kavşak yapımı sonucu değer kaybettiğinden bahisle, uğranılan zarar karşılığı 162.965,00 TL ve kiraya verilememesinden kaynaklı 7.000,00 TL kira kaybından oluşan toplam 169.965,00 TL (miktar artırımı sonucu 184.714,71 TL) maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış olup, 13. maddesinde de idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği taktirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.
Öte yandan, İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zararı ifade eder. Dolayısıyla henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hale gelmemiş zararların idarenin tazmin yükümlülüğünü doğurmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; Çorum ili, Merkez ilçesi, … mahallesi, … ada,… parsel sayılı taşınmazda yer alan davacıya ait bağımsız bölümlerin, Çorum-Osmancık Köprülü Kavşak yapımı sonucu değer kaybettiğinden bahisle, uğranılan zarar karşılığı 162.965,00 TL ve kiraya verilememesinden kaynaklı 7.000,00 TL kira kaybından oluşan toplam 169.965,00 TL (miktar artırımı ile artırılan 182.714,71 TL) maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Dairemizin 22/05/2017 tarih ve E:2014/5034, K:2017/2518 sayılı kararı ile “yapının değeri tespit edilirken köprülü kavşak yapımı öncesi olan 2006 yılı emsal satışları ile köprülü kavşak sonrası yapılan emsal satışların mukayesesinin yapılmadığı, 2011 ve 2012 yılında yapılan emsal satışlara üretici fiyat endeksi verileri dahil edilerek buna göre ileriye veya geriye dönük hesaplama yapılması gerekirken buna yönelik herhangi bir hesaplama yapılmadığı, yapının değeri tespit edilirken binanın yıpranma payının düşülmediği, belediye, emlakçılar odası, ticaret odası gibi kuruluşlardan fiyat araştırması yapılarak ortalama satış fiyatlarının tespit edilmediği, aralarında inşaat mühendisi ve emlak değerleme uzmanının da bulunduğu alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetine yaptırılacak inceleme sonucu dava konusu yapının gerçek değer kaybının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle” bozulması üzerine İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, düzenlenen bilirkişi raporu İdare Mahkemesince hükme esas alınarak değer kaybı ve kira kaybına karşılık toplam 182.714,71 TL tazminatın davacıya ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının, Davacıya Ait Bağımsız Bölümlerde Oluşan 172.190,62 TL’lik Değer Kaybının Tazmini İstemi Yönünden Davanın Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın 172.190,62 TL’lik değer kaybının tazmini istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının, Davacının 10.524,09 TL Kira Kaybının Tazmini İstemi Yönünden Davanın Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare Mahkemesinin hükme esas aldığı keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; Osmancık Köprülü Kavşağının dava konusu taşınmazları görüntü, gürültü, emniyetli geçiş, park sorunu ve benzeri nedenlerden dolayı olumsuz yönde etkilediği, hem işyerinde hem de meskenlerde piyasa değeri ve kirasında değer azalması yaratacağı, ana taşınmazın … ada, … sayılı parsel üzerinde, 3B yapı sınıfında (betonarme karkas, asansörlü+kaloriferli) yer aldığı, binada; zemin katta 4 adet işyeri, diğer katlarda her katta ikişer adet mesken olmak üzere 8 adet mesken toplamda ise 12 adet bağımsız bölüm bulunduğu, halihazırda zemin kattaki 10 ve 11 numaralı işyerinin kahvehane olarak, 12 numaralı işyerinin fırın olarak kullanıldığı, dava dosyasındaki emsallerin karşılaştırma açısından uygun olmadığı ve Çorum Belediyesi, … Odası, … Odasından istenen bilgi ve belgelerin yeterli olmadığı görüldüğünden değerlemenin piyasa araştırmasına göre belirlenen emsal mesken ve işyerleri baz alınarak yapıldığı, yapılan piyasa araştırması neticesinde belirlenen emsallerden, işyerleri için ortalama birim m² fiyatının 4.000,00 TL, meskenlerin ortalama birim m² fiyatının 1.400,00 TL olduğu sonucuna ulaşıldığı, meskenler ve işyerlerinden her biri için görüntü, trafik emniyeti, gürültü, ulaşım zorluğu, park sorunu kıstasları kullanılarak 1 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %19, 2 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %15, 3 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %14, 4 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %9 , 5 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %6, 6 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %4, 7 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %4, 8 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümde %3, 9 numaralı işyeri vasıflı bağımsız bölümde %1, 10 numaralı işyeri vasıflı bağımsız bölümde %40, 11 numaralı işyeri vasıflı bağımsız bölümde %43, 12 numaralı işyeri vasıflı bağımsız bölümde %46 oranında değer kaybı meydana geldiği sonucuna ulaşıldığı, meskenler ve işyerlerinin her birinin alanı ile meskenler için birim m² fiyatı 1.400,00 TL, işyerleri için birim m² fiyatı 4.000,00 TL emsallerden elde edilen ortalama birim m² fiyatlarının çarpımı sonucu (27/03/2018) keşif tarihindeki değer kaybı miktarlarına ulaşıldığı, elde edilen değer kaybı miktarlarının 2009 TÜFE rakamıyla (0,34) çarpımı sonucu davacıya ait 12 adet bağımsız bölümde toplamda 172.190,62 TL değer kaybı meydana geldiği, kira kaybı olarak, konutların 20 yıllık kira geliri, işyerlerinin ise 15 yıllık kira geliri karşılığında kendisini amorti ettiği saptamasıyla, davacıya ait 12 adet bağımsız bölümün her biri için ayrı ayrı 2009 yılına ilişkin olarak belirlenen değer kaybı miktarlarının meskenler için 20 yıl X 12 ay’a, işyerleri için 15 yıl X 12 ay’a bölünmesi sonucu bağımsız bölümlerin her biri için bir aylık kira değerine ulaşıldığı, elde edilen değerlerin 12 (ay) ile çarpımı sonucu davacının 12 adet bağımsız bölümüne ait yıllık toplam kira kaybı değerinin 10.524,00 TL olduğu, sonuç olarak davacıya ait bağımsız bölümlerin köprülü kavşak yapılmadan önceki (03/07/2006 tarihi) değeri ile davanın açıldığı 09/06/2009 tarihi arasında 172.190,00 TL değer kaybı, yıllık 10.524,09 TL kira kaybı olduğu kanaatine varıldığı görülmektedir.
Tam yargı davalarının amacının idarenin işlem ve eylemleri nedeniyle ilgililerin uğradığı gerçek zararların tazmini olduğu, gerçek zararın ise idari eylemin meydana gelmesi ya da işlemin uygulanmasıyla oluşan ve somut olarak tespit edilebilen zarar olduğu, bilindiği gibi tazminat hukukunda maddi zararın, kişilerin malvarlığında ortaya çıkan eksilme olarak tanımlandığı, Anayasanın 125. maddesine göre eylem ve işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararları tazminle yükümlü olan idarenin tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, maddi zararın, gerçekleşmiş, kesin, somut delillerle ispatlanabilir, hukuken korunan bir kişisel hak veya menfaate yönelik ve belli bir kişiye ait olması, yine tazmini gereken maddi zararın hesaplanabilmesi için de, tazmini istenilen zarar kalemlerinin değerini tespit etmeye yönelik tüm niteliklerinin, unsurlarının ve özelliklerinin tereddüte yer vermeyecek şekilde somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmuş olması gerektiği, bunun dışında somut olarak ortaya konulamayan, ihtimale dayalı (varsayımsal) olarak oluştuğu ileri sürülen zararların ise bu kapsamda tazmini sorumluluğundan söz edilmesine olanak bulunmadığı tartışmasızdır.
Bu durumda, bir taşınmazın kiralanabilirliği hususunun özel ilgi ve beklentilerle birlikte serbest piyasa koşullarında arz ve talep durumuna ve birçok değişkene göre belirlendiği dikkate alındığında taşınmazın kiraya verilebilme kabiliyeti ve kira bedeli ile çevresinde inşa edilen üst geçit varlığı arasında doğrudan ispatlanabilir, kesin ve somut bir zarar ilişkisinin kurulmasının olanaklı olmadığı, dolayısıyla davacıya ait bağımsız bölümler için hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanmış olan 10.524,09 TL’lik kira kaybının, muhtemel zarar kapsamında kaldığı görüldüğünden, İdare Mahkemesi kararının, davacıya 10.524,09 TL kira geliri kaybı ödenmesi istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının, Bakiye Nisbi Karar Harcının Davacıya Tamamlattırılmasına Yönelik Kısmının İncelenmesi:
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun’un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacıya tamamlattırılması yönünden Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada yargılama giderleri yönünden de yeniden hüküm kurulacağından davacının yargılama giderlerine yönelik temyiz istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacının 10.524,09 TL kira gelir kaybının tazmini istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, davacıya ait bağımsız bölümlerde oluşan 172.190,62 TL’lik değer kaybının tazmini istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.