Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/3840 E. , 2022/5198 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3840
Karar No : 2022/5198
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYENLER (DAVACILAR) : … İnşaat Taahhüt Mühendislik Limited Şirketi ve … İnşaat Madencilik Taşımacılık Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Adi Ortaklığı
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/03/2018 tarih ve E:2014/497, K:2018/2821 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü ile ihale sonucu imzalanan sözleşme uyarınca Eruh-Fındık Yolu 24+000-62+074 arasındaki yol yapım işini üstlenen davacı adi ortaklık tarafından, yol yapım çalışmaları sırasında terör örgütünce gerçekleştirilen eylemler nedeniyle 17/05/2012-23/07/2012 tarihleri arasında 65 gün süreyle işe ara vermek zorunda kalındığından bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Şırnak Valiliği 1 No’lu Zarar Tespit Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacı şirketin kendi inisiyatifi dışında terör eylemlerinden kaynaklı olarak işi durdurduğu, kişilerin terör eylemlerinden dolayı fazladan yaptıkları harcamaların da 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen maddi zararlar kapsamında kaldığı, bu nedenle, işin durdurulması sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun’da öngörülen biçimde tespit edilerek karşılanması gereken gerçek bir zarar varsa bunun tazmini gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince, davacı şirketin herhangi bir taşınır veya taşınmaz eşyaya ilişkin zararının karşılanması yönünde talepte bulunmadığı, davacı şirketin işi durdurması nedeniyle meydana gelen giderlerin 5233 sayılı Kanun’da belirtilen karşılanacak zarar kalemleri kapsamına girmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, terör eylemleri nedeniyle kişilerin fazladan yaptıkları harcamaların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken zarar kalemlerinden biri olduğu iddiasıyla bozma kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince verilen bozma kararının kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 22/03/2018 tarih ve E:2014/497, K:2018/2821 sayılı kararı kaldırılarak davalı idarenin temyiz istemi yeniden incelendi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
27/07/2004 tarihli ve 25535 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 5. maddesinde, ”Komisyonun görevleri şunlardır: a) Zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek. b) Kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları; zarar görenin değerlendirebileceği enkaz ve diğer yararlar; sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca ödenen tazminatlar, tedavi ve cenaze giderlerinin zarar miktarından mahsup edilmesi suretiyle belirlenen ve 9 uncu veya 10 uncu maddelere göre yapılan nakdî veya aynî ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını hazırlamak. …”; 7. maddesinde, “Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar”; 8. maddesinin 1. fıkrasında, “7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Davacı şirket tarafından, gerçekleşen terör saldırıları nedeniyle, 17/05/2012-23/07/2012 tarihleri arasında (65 gün boyunca) faaliyette bulunamamasına rağmen katlanmak zorunda kaldığı giderlerin (işçilerin maaşları, SGK primleri, stopaj ve damga vergileri, iş makinası kira ücreti, sabit şantiye giderleri), 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istenilmektedir.
Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü ile imzalanan sözleşme uyarınca Eruh-Fındık Yolu 24+000-62+074 arasındaki yol yapım işini üstlenen davacı şirketin, 17/05/2012, 11/06/2012 ve 21/06/2012 tarihlerinde gerçekleşen terör saldırıları nedeniyle, işe ara vermek zorunda kaldığı dosyadaki bilgi ve belgelere göre sabittir. Öte yandan, davalı idarenin iddiasının aksine, bir adi ortaklığın ya da bu ortaklığı oluşturan şirketlerin, kendi faaliyetlerini sürdürmelerinin yanı sıra, ayrıca terör saldırılarını önleme yükümlülüğünün bulunmadığı da açıktır.
5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar” Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemlerinden biri olarak sayılmıştır. Mal varlığının, bir kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümünü ifade ettiği dikkate alındığında, kişinin mülkiyetinde bulunanların yanı sıra zilyetliğinde bulunan taşınır veya taşınmaz eşya ile sözleşmeden ya da kanundan doğan haklarına ulaşamamasından kaynaklanan zararların da “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında yer aldığı sonucuna varılmaktadır. Bu açıdan, gerçek ve tüzel kişilerin, sokağa çıkma yasağı tedbiri veya terör eylemlerinin/olaylarının sebep ve tesiri ile mal varlıklarına ulaşamamaları, onları kullanamamaları, ticari faaliyetlerini sürdürememeleri sonucu uğradıkları zararların, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca tazmini gerekmektedir.
Buna göre, davacı şirketin tazminini talep ettiği zarar kalemlerinin, zilyetliğinde bulunan iş makinasına, şantiyeye ve -iş sözleşmesinden doğan- işçilerin hizmetinden yararlanma hakkına, terör olayları nedeniyle ulaşamamasına rağmen, bu haklarının devamını sağlamak amacıyla ilgili giderleri yapmak zorunda kalmasından kaynaklandığı anlaşıldığından, terör saldırıları nedeniyle ticari faaliyetin yürütülememesi (dava konusu olay özelinde yol yapım işinin sürdürülememesi) sonucu ortaya çıkan bu zararların da anılan Kanun’un 7. maddesinin (c) bendi kapsamında mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zarar olarak değerlendirilmesi, söz konusu maddenin “amaçsal yorum” neticesinde ortaya çıkarılan anlamına uygun düşecektir.
Bu durumda, Komisyon tarafından, davacı şirketin terör saldırıları nedeniyle 65 gün boyunca işe devam edememesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı -5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan- uyuşmazlığa konu zararların, 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinde belirtildiği şekilde hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde belirlenmesi, zararın tamamının veya bir kısmının 5233 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen farklı bir yöntemle karşılanıp karşılanmadığının araştırılması, karşılanan bir kısım varsa bu kısmın toplam maddi zarar miktarından düşülerek kalan tutarın davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince, kişilerin terör eylemlerinden dolayı fazladan yaptıkları harcamaların, 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen maddi zararlar kapsamında kaldığı yolundaki gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istem halinde iadesine,
4. Dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/11/2022 tarihinde, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.