Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5156 E. , 2022/4205 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/5156
Karar No: 2022/4205
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hakkari – Çukurca kara yolunun 12. km’sinde bölücü terör örgütü üyelerince aracından indirilerek kaçırıldığını ve 32 gün boyunca alıkonulduğunu iddia eden davacı tarafından, zararının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurusu neticesinde kendisine 789,12 TL ödenmesine karar verilmesine ilişkin 31/12/2012 tarih ve 30/01/2013/4 sayılı Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali ile olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 10.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın kaçırıldığı 02/09/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/01/2018 tarih ve E:2014/6241, K:2018/80 sayılı bozma kararına uyularak, davacının bölücü terör örgütü mensuplarınca kaçırıldığı ve 32 gün boyunca alıkonulduğu hususunun sabit olduğu, uyuşmazlığın davacıya ödenecek olan tazminat miktarından kaynaklandığı, kâr kaybı ve muhtemel gelir kayıplarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanacak zararlar kapsamına girmediğinden, davalı idarece yapılan değerlendirme sonucu davacının alıkonulduğu 32 gün için asgari ücret tarifesi üzerinden yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali istemi ile maddi tazminat isteminin reddine, davacının hürriyetinden yoksun kalmasının kişilik haklarına aykırı olduğu, iç dünyasında ızdırap ve elem yarattığı gerekçesiyle, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, takdiren 7.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisi avukat olduğundan gelirinin mesleğine göre belirlenmesi gerektiği, Zarar Tespit Komisyonu tarafından belirlenen 789,12 TL’lik maddi tazminat tutarı ile hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davanın reddine ilişkin kısımlar için idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, manevi tazminata ilişkin kısım yönünden idarelerinin taraf ehliyetinin bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, bir siyasi partinin il başkanlığı görevini yürüttüğü 02/09/2012 tarihinde, bölücü terör örgütü mensupları tarafından, Hakkari – Çukurca karayolunun 12. km’sinde aracından indirilerek kaçırılmış ve 32 gün boyunca alıkonulmasının ardından 04/10/2012 tarihinde serbest bırakılmıştır.
Davacı tarafından, olayla ilgili olarak uğranıldığı ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması amacıyla Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’na başvuru yapılmış, … tarih ve … sayılı işlem ile; olayın terör eylemi niteliğinde olduğu, bundan dolayı 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kaçırıldığı 32 günlük süre içerisinde uğradığı maddi zararlar için aylık net asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama sonucu 789,12 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı tarafından bu tutar kabul edilmemiş ve 12/02/2013 tarihinde uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır.
Ardından davacı tarafından, avukat olduğundan aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu, komisyon kararının bu yönüyle hukuka aykırı olduğu ve olayda manevi zarara uğradığından bahisle dava konusu zarar tespit komisyonu kararının iptali ile maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinde, bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, bu Kanuna göre sulh yoluyla karşılanabilecek zarar kalemleri arasında sayılmıştır.
Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır.
Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Ancak 5233 sayılı Kanun, sosyal risk ilkesi dışında, nedensellik bağına dayalı, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sebepleri nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesine göre tam yargı davası açılmasına engel oluşturmamaktadır. Bu itibarla, terör ve terörle mücadeleden doğan zararların tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, Mahkemece öncelikle, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığının irdelenmesi, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi Kararının Dava Konusu İşlemin İptali İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
İdare Mahkemesi Kararının Davacının Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare Mahkemesi kararının, olayın terör olayı olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki saptamasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bu saptamadan sonra Mahkemece, davacı tarafından, 12/02/2013 tarihinde, olayla ilgili olarak uğradığı zararlara karşılık teklif edilen 789,12 TL’lik meblağ kabul edilmediğinden uyuşmazlık tutanağı imzalandığı, davacının bakılan dava dışında anılan tutarı elde etme olanağının kalmadığı gözetilerek 789,12 TL’lik maddi tazminat tutarının uyuşmazlık tutanağının imzalandığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte resen ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
İdare Mahkemesi Kararının Davacının Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın ve tam yargı davalarında takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı için takdir edilen 7.000,00 TL’lik manevi tazminat tutarının Dairemiz içtihadına göre yetersiz olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Buna göre İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat istemi hakkında yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında davanın reddine ilişkin kısım yönünden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görüldüğünden, davalı idare vekili tarafından dosyaya savunma dilekçesi sunulmamakla birlikte ara karara cevap verilmek ve kanun yolu aşamasında dilekçeler sunulmak suretiyle davalı idareye hukuki yardım sağlandığı açık olduğundan işbu bozma kararı üzerine yeniden verilecek kararda davanın reddine ilişkin kısım yönünden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedileceği de tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının dava konusu işlemin iptal isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.