Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5499 E. 2022/4836 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5499 E.  ,  2022/4836 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5499
Karar No : 2022/4836

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, …’nin Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirdiği doğum sırasında plesantanın tam olarak çıkarılmaması nedeniyle zehirlenerek ölüm tehlikesi geçirdiğinden ve olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık … için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, eşi …için 50.000,00 TL manevi tazminatın olayın yaşandığı 25/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bakılan uyuşmazlığa ilişkin düzenlenmiş olan Adli Tıp Kurumu … İhtisas Kurulu raporu doğrultusunda, olayda davalı idareye atfedilecek hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ilk doğum olduğunun bilinmesine rağmen hizmet kusuruna sebebiyet verecek ölçüde gerekli bilgi aktarımında bulunulmadığı, rahatsızlığı sebebiyle kontrole gittiği hastanede herhangi bir tedavi yapılmadan evine gönderildiği ve rahatsızlığının artması nedeniyle başka hastaneye kaldırılarak plasentanın tam olarak temizlenmediği için zehirlendiğinin anlaşıldığı, şikayetlerine rağmen başvurduğu hastanenin tetkik dahi yapmadan evine göndermesi ve aradan geçen kısa süre içerisinde daha da ağır hale gelerek hastaneye kaldırılmış olması nedeniyle olayda komplikasyon değil hizmet kusurunun bulunduğu, erken teşhis ve tedavi yapılabilecekken zehirlenmesine neden olunduğu, kararda zehirlenmenin nasıl meydana geldiği ve doğum yaptığı hastanenin kendisini tetkik dahi yapmadan eve gönderdiği hususlarına değinilmediği, rest plasentanın temizlenmemesi komplikasyon olarak nitelendirilse dahi ağır ağrı ve sancı ile başvurduğu hastanenin kendisine iyi olduğunu söyleyerek evine geri göndermesinin komplikasyon değil hizmet kusuru olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile davanın süresinde açılmaması nedeniyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan …’nin 24/11/2010 tarihinde Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine miadında ağrılı gebe olarak başvurduğu, 25/11/2010 tarihinde normal doğum ile 3500 gram ağırlığında canlı bir erkek bebek doğurduğu, 26/11/2010 tarihinde sorunu olmayan anne ve bebeğin istekleri üzerine taburcu edildiği görülmektedir.
Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20/01/2011 tarihli epikriz raporunda, davacının 11/01/2011 tarihinde vajinal kanama şikayeti ile hastaneye başvurduğu, 13/01/2011 tarihinde rest plasenta (rahimde parça kalması) tanısı ile küretaj (kazıma ile çıkartma) yapıldığı, küretaj sırasında uterin rüptür ve ileum defekti olduğunun farkedildiği, davacıya uterin rüptür ve defekt onarımı da yapıldığı ve takip ve tedavisinin ardından taburcu edildiği belirtilmektedir.
Davacı … tarafından, 11/08/2014 tarihli dilekçe ile olayda kusurlu olduğu iddia edilen sağlık personeli hakkında Savcılığa şikayet başvurusunda bulunulduğu, Savcılık tarafından, Ankara Valiliğinden, ilgili personel hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca inceleme yapılarak soruşturma izni verilmesinin istenildiği, Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun 26/11/2014 tarihli kararı ile ilgili personel hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, bu karara karşı davacı … tarafından yapılan itirazın … Bölge İdare Mahkemesi … Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve S:…, K:… sayılı kararı ile ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediği gerekçesi ile evrakın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, akabinde davacılar tarafından 30/04/2015 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat istemli başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının ön karar başvurusu tarihi itibarıyla yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu; bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği hükmü yer almıştır.
Maddede yer alan tam yargı davaları, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle, tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.
Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar, bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken; bazen de çok sonra, eylemin niteliğine göre ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda da ifade edildiği gibi dava açma süresinin başlangıcı için eylemin yol açtığı zararın ve eylemin idariliğinin ortaya çıkması aranmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı …’nin 25/11/2010 tarihli doğumundan sonra, doğum sırasında vücudunda kalan plesanta parçasının 13/01/2011 tarihindeki çıkarıldığı görülmektedir. Bu durumda, dosyada başka bir bilgi ve belge de bulunmadığından eylemin yol açtığı zararın 13/01/2011 tarihli operasyon ile ortaya çıktığı sonucuna varılmaktadır. Bu sebeple idari eylem nedeniyle dava açma süresinin başlangıcı noktasında değerlendirilmesi gereken husus eylemin idariliğinin davacılar tarafından ne zaman öğrenildiğidir.
Olayda, davacı … tarafından Savcılığa yapılan şikayet başvurusu sonucunda, ilgili sağlık çalışanları hakkında Valilikçe soruşturma izni verilmemesine karar verilmesi, bu karara karşı yapılan itirazın Ankara Bölge İdare Mahkemesince reddedilmesi ve Savcılıkça ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediğinden evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi birlikte değerlendirildiğinde, olayın ceza hukukuna yansıyan sürecinde eylemin idariliğine ilişkin yeni bir hukuki durumun veya tespitin ortaya çıkmadığı anlaşıldığından, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin zikredilen kararların verildiği tarihler olduğundan bahsedilemeyecek, bu nedenle davacı tarafından eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin vücudunda kalan plesanta parçasının alındığı operasyon tarihi olan 13/01/2011 tarihi olduğunun kabulü gerekecektir.
Bu durumda, davacının vücudunda kalan plesanta parçasının alındığı operasyon tarihi olan 13/01/2011 tarihi itibarıyla zararın ve eylemin idariliğinin davacı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiğinden, anılan tarihi izleyen günden itibaren bir yıllık süre içerisinde maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye başvuru yapılarak başvurunun reddi üzerine bu ret işleminin tebliğinden itibaren ya da başvurunun zımnen reddi halinde zımnen ret tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 30/04/2015 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemi üzerine incelenen, davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.