Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5506 E. , 2022/5028 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5506
Karar No : 2022/5028
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, hepatit B hastalığı tedavisi için başvurduğu Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde kendisine yanlış teşhis ve tedavi uygulanması sonucu cismani zarara uğramasında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olmak üzere 1.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, … İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısımının kaldırılmasına, 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin, davalı idareye başvuru tarihi olan 18/03/2015 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine, maddi tazminata ilişkin kısmının reddine ilişkin istinaf başvurunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, hizmet kusurundan bahsedebilmek için zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağının oluşması gerektiği, istinaf mahkemesi kararının gerekçesinde safra kesesinin bulunup bulunmadığının görüntüleme cihazları ile tespitinin mümkün olduğu ve safra kesesinin görüntülenmesinin yetersiz olduğu ve idarelerinin gerekli araç ve gereçleri bulundurma ve doğru tıbbı müdahale etme koşullarına uymadığı belirtilmişse de hastanelerinde kullanılan cihazların teknolojik olarak en gelişmiş cihazlar olduğu, adli tıp kurumu raporunda kese lojuna komşu duodenal segmentin yalancı kese görünümü ve içinde kalkül benzeri imajlar oluşturabileceğinin tıbben bilindiği ifade edilmesine rağmen bu değerlendirmenin hiçe sayıldığı, her zaman tespiti mümkün olan safra kesesi değerlendirmesinin de hangi veriler ve tıbbi değerlendirmeye göre yapıldığının anlaşılamadığı, manevi tazminata hükmedilebilmesi için eylemden dolayı manevi varlıkta bir azalma söz konusu olması gerektiği, narkoz ve ilaçlar sebebiyle 3-4 ay kusma yaşanması durumunun hepatit gibi başka bir sorundan dolayı olabileceği iddialarıyla temyize konu kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden reddi, faiz başlangıç tarihi yönünden kabulü ile temyize konu kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Hükmedilen Manevi Tazminata Yürütülecek Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanması Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Öte yandan hukuk sistemimizde “Taleple Bağlılık İlkesi” geçerlidir. Nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından idareye yapılan 18/03/2015 tarihli başvuru ile dava açmadan önce maddi ve manevi tazminat talep edildiği, buna karşın dava dilekçesinde hükmedilecek tazminat için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin istenildiği görüldüğünden, temyize konu karar ile hükmedilen manevi tazminat için dava tarihi olan 25/05/2015 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, davacının talebini aşacak şekilde dava tarihinden daha önceki bir tarih olan idareye başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ” davalı idareye başvuru tarihi olan 18/03/2015 tarihinden” ibaresinin “dava tarihi olan 25/05/2015 tarihinden” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden REDDİNE, faiz başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE,
2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, faizin başlangıç tarihinin düzeltilerek onanması yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X):
Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hükmedilen manevi tazminat tutarına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken idareye yapılan başvuru tarihi olan 18/03/2015 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Ancak bu husus 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, temyize konu kararın, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.