Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5507 E. 2022/4480 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5507 E.  ,  2022/4480 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5507
Karar No : 2022/4480

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten …’e velayeten … ve …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
(Mülga …Kurumu)
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından aleyhlerine olan kısımlarının, davalı idare tarafından ise vekalet ücretine yönelik kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, müşterek çocukları …’in 14/01/2006 tarihinde Tatvan Kadın Hastalıkları ve Doğumevi Hastanesi’nde gerçekleştirilen doğumunda meydana gelen doktor hatası nedeniyle %90 oranında malül kaldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlara karşı baba … için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, anne … için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi ve manevi tutar üzerinden hesaplanan (10.750,00 + 990,00) 11.740,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; kararın esasa ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, davacıların bu kısma yönelik istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, istinafa konu kararın reddedilen maddi tazminat üzerinden davacı aleyhine hükmedilen nispi vekalet ücretine yönelik kısmının ise, davalı idare lehine, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulduğundan Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacıların kararın esasına yönelik istinaf başvurularının reddine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339/2. maddesinde belirtildiği şekliyle, adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı açıkça anlaşıldığından, davacının ilk derece ve istinaf aşamasındaki toplam 348,80 TL harç ve posta giderini ödemeden muaf tutulmasına, 6100 sayılı Kanun’un 323/1-ğ maddesinde vekalet ücreti de yargılama giderlerinden sayıldığından ve 335/1-a maddesinde adli yardımın yapılacak “tüm” yargılama giderlerini içine alacağı belirtilmiş olduğundan, 990,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareye (mükerrer olmamak kaydıyla), 6100 sayılı Kanun’un 339/2. maddesi hükmü gereği Maliye Hazinesince ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın reddine karar verilmesinin mağduriyetlerine yol açtığı, adli tıp kurumu raporunda her ne kadar kusur bulunmadığı belirtilmiş ise de hastane çalışanlarının eylemlerinin bu sonuca sebebiyet vermesi nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminata hükmedilebileceği, sosyal devlet ilkesinin de bunu gerektirdiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından ise, adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkemece, hükümde davacıların tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verilebilecek iken bu yola başvurulmayarak 659 sayılı KHK uyarınca idareyi vekil olarak temsil eden hukuk müşavirlerinin baro tarafından tayininin söz konusu olmayacağı da gözetilmeden karar verildiği, bu durumda adli yardım talebi kabul edilen davada idareleri lehine avukatlık ücetine hükmedilmesi ve vekalet ücretinin hazinece ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığının hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacıların Maddi ve Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacıların dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Kararın Vekalet Ücretine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesi ile adli yardım hallerinde yapılacak işlemler ile ilgili hususlarda uygulanacak kurallara ilişkin olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanununa yollamada bulunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında sayıldığı, ” Adli yardımın kapsamı” başlıklı 335. maddesinin 1. fıkrasında, adli yardım kararının yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağlayacağı belirtilmektedir.
Öte yandan anılan Kanunun “Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili” başlıklı 339. maddesinin 2. fıkrasında; “Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler ile dava sonunda haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, adli yardım kararının tüm yargılama giderlerinden geçici muafiyet sağladığına ilişkin düzenleme uyarınca da adli yardım talebinin kabulüne karar verilen davalarda mahkeme tarafından adli yardımdan yararlanan aleyhine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden de hüküm kesinleşinceye kadar geçici muafiyet sağlayacağı anlaşılmaktadır.
Anlatılanlar ışığında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesinin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 339. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava sonunda mahkeme tarafından Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı açıkça anlaşıldığında, yargılama giderlerinden muaf tutulmasına karar verilmesi durumunda söz konusu yargılama giderlerinin içine mahkeme tarafından hükmedilecek vekalet ücreti de girdiğinden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekecektir.
Olayda, açılan dava sonucunda İdare Mahkemesince davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedildiği, reddedilen maddi tazminat için nispi, manevi tazminat için ise maktu vekalet ücretine hükmedildiği, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla davacıların kararın esasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339/2. maddesinde belirtildiği şekliyle, adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı açıkça anlaşıldığından, davacının ilk derece ve istinaf aşamasındaki toplam 348,80 TL harç ve posta giderini ödemeden muaf tutulmasına, 6100 sayılı Yasanın 323/1-ğ maddesinde vekalet ücreti de yargılama giderlerinden sayıldığından ve 335/1-a maddesinde adli yardımın yapılacak ‘tüm’ yargılama giderlerini içine alacağı belirtilmiş olduğundan, 990,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareye (mükerrer olmamak kaydıyla), 6100 sayılı Yasanın 339/2. maddesi hükmü gereği Maliye Hazinesince ödenmesine” karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda yukarıda da belirtildiği üzere adli yardımdan yararlananın açıkça mağduriyetine neden olacağı anlaşıldığı için yargılama giderlerinden muaf tutulmasına karar verilirken, yargılama giderlerinin içine vekalet ücretinin de girdiği gözetilerek davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerekmekte olup, vekalet ücretinin Maliye Hazinesince davalı idareye ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararın hüküm fıkrasında bulunan “990,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idareye (mükerrer olmamak kaydıyla), 6100 sayılı Yasanın 339/2. maddesi hükmü gereği Maliye Hazinesince ödenmesine” ibaresinin “davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların esasa ilişkin temyiz isteminin REDDİNE, vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Davalı idarece yapılan temyiz yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4.Davacıların temyiz yargılama giderinden muaf tutulmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde, esas yönünden oy birliği, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla, kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Reddedilen maddi ve manevi tazminat istemi nedeniyle 990,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareye 6100 sayılı Yasanın 339/2. maddesi hükmü gereği Maliye Hazinesince ödenmesine karar verilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.