Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5605 E. , 2022/4368 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5605
Karar No : 2022/4368
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten, … adına
velayeten …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacılar vekili tarafından, 23/12/2013 tarihinde boğaz ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle götürüldüğü İstanbul … Merkezinde zayıf olan müvekkili …’ya yapılan hatalı enjeksiyon neticesinde sinir hasarı meydana geldiği, buna bağlı olarak stres kırığı oluştuğu ve psikiyatrik tedavi görmeye başladığı ileri sürülerek toplam 11.500,00 TL maddi, …için 70.000,00 TL, … için 30.000,00 TL, … için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 115.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, … için 50.000,00 TL, anne … için 20.000,00 TL, kardeş … için ise 10.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 25/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müvekkili …’nın bilirkişi raporunu düzenleyen heyetçe muayene edilmediği, aşırı zayıf olmasına rağmen damar yolu yerine kalçadan enjeksiyon uygulandığı, bu hususta ailesine bilgi verilmediği, davacının tedavi sürecinde görev alan, raporu düzenleyen Üniversite bünyesinde çalışan hekimlerden birinin heyete dahil edilmediği, bilirkişi raporunda geçen ifadelerin damar yolunun tercih edilmemesi yönünden sağlık personelinin ihmaline işaret ettiği, kusursuz sorumluluk ilkesinin dava konusu olaya uygulanabilir olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu davacıların istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemleri halinde iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; olay tarihinde 9 yaşında olan davacı …’nın 19/12/2013 tarihinde boğaz ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle … Merkezine götürüldüğü, muayene edilerek reçete düzenlendiği, 4 gün sonra şikayetlerinin geçmemesi üzerine aynı merkeze tekrar başvurulduğu, bademcikleri daha kötü olduğu için aile hekimi tarafından “…” isimli antibiyotiğin reçete edildiği, enjeksiyonu kas içine uygulayan hemşirenin inceleme raporunda yer alan ifadesine göre davacının kilosunu sormadığı, yazılı onam alınmadığının da hekim tarafından beyan edildiği, enjeksiyon sonrasında davacıda aksama meydana geldiği, daha sonraki süreçte farklı hastanelerde bir yıldan fazla fizik tedavi aldığı, kas gücünde düzelme sağlandığı, ancak sağ bacakta küçülme ve ayak bileğinde stres kırığı meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporda, “hastanın yaşı dikkate alındığında enjeksiyonun uygulama bölgesi ve uygulama miktarı yönünden günümüz tıp kurallarına uygun olmayan bir husus saptanmadığı, dava konusu olayda enjeksiyon işlemi sonucu oluşan sinir hasarı kaynaklı arazların her türlü özene rağmen oluşabilecek, herhangi bir kusur veya ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak değerlendirildiği, ancak hastanın, tıbbi uygulamanın sistemik ve lokal etkileri konusunda aydınlatılması, bilgilendirilmiş oluru/rızası/onamı alındıktan sonra tedaviye başlanmasının tıbbi yükümlülükler arasında yer aldığı” yönünde görüş bildirilmiş ise de, davacıya uygulanan “Clin” isimli antibiyotik ilacın kullanma talimatında “Çocuklarda (1 aylıktan büyük) kg vücut ağırlığı başına önerilen doz, günde 3 veya 4 eşit doz şeklinde 15 – 40 mg klindamisindir.
” ibaresine yer verilmiştir.
Bu durumda; söz konusu antibiyotik ilacın davacının kilosu sorulmadan enjeksiyon yoluyla uygulandığı, enjeksiyonu yapan hemşirenin beyanıyla sabit olduğundan, dava konusu olayda sağlık hizmetinin kusurlu işletildiği, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, davacıların temyiz istemlerinin kabulüyle, maddi tazminat istemlerinin reddine, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize konu davacıların istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.