Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5616 E. 2022/4129 K. 26.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5616 E.  ,  2022/4129 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5616
Karar No : 2022/4129

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten …, …, …, …, …, …, …, … adlarına velayeten … ve …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 19/06/2013 tarihinde Erciş … No’lu Sağlık Ocağında diş iltihabı nedeniyle yapılan intramüsküler enjeksiyon sebebiyle …’nın engelli hale geldiği ve meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık toplam 20.000,00 TL maddi ve toplam 370.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … İhtisas Kurulunun … tarih ve … karar numaralı raporu birlikte değerlendirildiğinde, Erciş … No’lu Sağlık Ocağında 19/06/2013 tarihinde yapılan enjeksiyon nedeniyle davacılardan …’nda oluşan sinir hasarının komplikasyondan kaynaklandığı ve davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinin hukuka uygun görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun maddi tazminat istemine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin 305.000,00 TL’lik (Bölge İdare Mahkemesi kararında sehven 325.000,00 TL olarak yazılmıştır.) kısmı yönünden reddine, manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmı yönünden kabulüne ve kararın bu kısmı kaldırılarak davacıların manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmının kabulüne, kabul edilen tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, reddedilen maddi tazminat nedeniyle Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunun, yeterli açıklamaları içermemesi ve dava konusu olaya ilişkin uzmanlık alanlarının raporu hazırlayan kurulda bulunmaması nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı; davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca hizmet kusuru bulunmadığının sabit olduğu, manevi tazminata ağır hizmet kusurunun bulunması halinde hükmedilebileceği, manevi tazminat için faize hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan … diş iltihabının tedavisi için reçete edilen ilacın enjeksiyonu için 19/06/2013 tarihinde Van Erciş Merkez … Nolu Aile Sağlığı Merkezine başvurmuş, burada intramüsküler olarak yapılan enjeksiyondan sonra …’nın sağ ayağında hissizlik ve motor fonksiyon kısıtlığı meydana gelmiştir.
Davacılar tarafından, …’nın ayağında meydana gelen engelin davalı idare personellerinin kusurlu hareketleri ve ihmalleri nedeniyle hatalı olarak yapılan enjeksiyondan kaynaklandığı belirtilerek, zararlarının tazmini için davalı idareye başvurulmuş; bu başvurunun reddi üzerine de bakılmakta olan dava açılmıştır.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, “Dava konusu olayda kişiye gluteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığının belirlendiği, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin ve enjeksiyonların tekniğinin uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazların ortaya çıkabileceğinin tıbben bilindiği ve bu durumun, her türlü tıbbi özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline, enjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekime ve idareye herhangi bir kusur izafe edilemediği, yapılan tıbbi işlemlerde ve tedavi sürecinde bir hizmet kusuru bulunmadığı” yönünde görüş belirtilmiş; İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge idare Mahkemesince de, dava dosyasında …’na uygulanan enjeksiyona ilişkin bir kayıt bulunmadığı, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan bilirkişi raporunda da, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil olmadığının ifade edildiği, dolayısıyla meydana gelen zararın, enjeksiyonun yapım şekli, yapıldığı yer, iğne uzunluğu ya da enjekte edilen ilaçların dozu ya da türü nedeniyle mi meydana geldiği ve yahut sağlık personelinin dikkatsizlik, eğitimsizlik ya da özensizliğiyle mi meydana geldiğinin tespitinin idarenin kayıt eksikliği nedeniyle ortaya çıkartılmasının mümkün olmadığı; bu durumda, söz konusu sinir hasarı enjeksiyonun uygulanması sonucunda ortaya çıkmasına rağmen, idarenin hizmet kusurunun tespit edilememesinin tıbbi kayıt eksikliğinden kaynaklandığı, dolayısıyla tedavi sürecinde gelişen olaylarla ilgili maddi gerçeğe (rahatsızlığının nedenine) hiçbir zaman ulaşılamayacak ve ömür boyu şüphe duyulacak olması nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmininin gerektiği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun maddi tazminat istemine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin 305.000,00 TL’lik (Bölge İdare Mahkemesi kararında sehven 325.000,00 TL olarak yazılmıştır.) kısmı yönünden reddine, manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmı yönünden kabulüne ve kararın bu kısmı kaldırılarak davacıların manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmının kabulüne, reddedilen maddi tazminat nedeniyle Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.

A) TEMYİZ İSTEMİNE KONU KARARIN, MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE İLİŞKİN KISMI İLE DAVACILARDAN …, …, …, …, …, …, …’NIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE VE ADI GEÇEN DAVACILARA TOPLAM 32.500,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN ÖDENMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ;

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile davacılardan …, …, …, …, …, …, …’nın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve adı geçen davacılara toplam 32.500,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) TEMYİZ İSTEMİNE KONU KARARIN, DAVACILARDAN …, … VE …’NIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ YÖNÜNDEN İNCELENMESİ;

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde, “Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm; tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı” kararlarda belirtilecek hususlar olarak sayılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararı ve dava dosyasının incelenmesinden, davacılardan …’nın manevi tazminat isteminin İdare Mahkemesince reddine ilişkin kısma yönelik istinaf başvurusu hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince, davacılardan …’nın manevi tazminat istemi yönünden eksik hüküm kurulduğu sabit olduğundan, temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen usul hukuku kuralı olan taleple bağlılık ilkesi uyarınca, Mahkemelerce davacının istem sonucu hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Söz konusu ilke gereği hakimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, yalnızca hukukilik denetimine bağlı olarak talep sonucundan daha azına karar verebileceği açıktır. Söz konusu Kanun hükmü emredici hüküm olduğundan, Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Taleple bağlılık ilkesi, medenî usul hukukunda yer alan ve yargılamaya hâkim olan ilkelerden bir tanesi olup; hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini, ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder.
Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nda “taleple bağlılık” ilkesine açıkça veya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulmak suretiyle yer verilmemiş ise de; Danıştay dairelerinin ittifakla kabul ettiği yerleşik içtihatlarla, taleple bağlılık ilkesi idari yargılama hukukunda da uygulanmaktadır. Bu bağlamda, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, idare mahkemelerinin davacının istemi ile bağlı olduğu, bu istemi genişletecek biçimde bir karar veremeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta da, davacılardan …’nın 10.000,00 TL’lik manevi tazminat istemi olmasına rağmen, Bölge İdare Mahkemesince, … için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olduğu, talebi aşar nitelikte fazladan manevi tazminat takdir edilmek suretiyle verilen temyize konu kararın bu kısmının, taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince, davacılardan …’nın manevi tazminat istemi yönünden taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde hüküm kurulduğu sabit olduğundan, temyize konu kararın bu kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, yapılan enjeksiyon sebebiyle engelli hale gelen davacılardan …’nın 200.000,00 TL’lik manevi tazminat isteminin 10.000,00 TL’lik kısmının kabul edildiği görülmektedir.
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıztırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince davacılardan … için takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın, davacılardan …’nın manevi tazminat istemine yönelik kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bunlarla birlikte, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacıların istinaf başvurusunun manevi tazminat isteminin 325.000,00 TL’lik kısmı yönünden reddedildiği belirtilmişse de, anılan karar ile hükmedilen manevi tazminat miktarı göz önünde bulundurulduğunda 325.000,00 TL’nin sehven yazıldığı, reddedilen meblağın bu aşamada 305.000,00 TL olarak anlaşılması gerektiği ve davacılardan …, … ile …’nın manevi tazminat istemleri yönünden yeniden yapılacak inceleme neticesinde bu meblağın değişebileceği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının;
a) Maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı ile davacılardan …, …, …, …, …, …, …’nın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve adı geçen davacılara toplam … TL manevi tazminatın ödenmesine yönelik kısmının ONANMASINA,
b) Davacılardan …, … ve …’nın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, maddi tazminat istemi yönünden oy çokluğuyla, manevi tazminat istemi yönünden oy birliğiyle, 26/09/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) – KARŞI OY:
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan …’nın diş iltihabının tedavisi için reçete edilen ilacın enjeksiyonu için 19/06/2013 tarihinde Van Erciş Merkez … Nolu Aile Sağlığı Merkezine başvurduğu, burada intramüsküler olarak yapılan enjeksiyondan sonra …’nın sağ ayağında hissizlik ve motor fonksiyon kısıtlığı meydana geldiği, davacılar tarafından …’nın ayağında meydana gelen engelin davalı idare personellerinin kusurlu hareketleri ve ihmalleri nedeniyle hatalı olarak yapılan enjeksiyondan kaynaklandığı belirtilerek zararlarının tazmini için davalı idareye başvurulduğu, bu başvurunun reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … İhtisas Kurulunca düzenlenen 14/11/2016 tarih ve 7332 karar numaralı raporda, “Dava konusu olayda kişiye gluteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığının belirlendiği, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin ve enjeksiyonların tekniğinin uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazların ortaya çıkabileceğinin tıbben bilindiği ve bu durumun, her türlü tıbbi özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline, enjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekime ve idareye herhangi bir kusur izafe edilemediği, yapılan tıbbi işlemlerde ve tedavi sürecinde bir hizmet kusuru bulunmadığı” yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; Bölge idare Mahkemesince de, dava dosyasında …’na uygulanan enjeksiyona ilişkin bir kayıt bulunmadığı, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan bilirkişi raporunda da, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil olmadığının ifade edildiği, dolayısıyla meydana gelen zararın, enjeksiyonun yapım şekli, yapıldığı yer, iğne uzunluğu ya da enjekte edilen ilaçların dozu ya da türü nedeniyle mi meydana geldiği ve yahut sağlık personelinin dikkatsizlik, eğitimsizlik ya da özensizliğiyle mi meydana geldiğinin tespitinin idarenin kayıt eksikliği nedeniyle ortaya çıkartılmasının mümkün olmadığı; bu durumda, söz konusu sinir hasarı enjeksiyonun uygulanması sonucunda ortaya çıkmasına rağmen, idarenin hizmet kusurunun tespit edilememesinin tıbbi kayıt eksikliğinden kaynaklandığı, dolayısıyla tedavi sürecinde gelişen olaylarla ilgili maddi gerçeğe (rahatsızlığının nedenine) hiçbir zaman ulaşılamayacak ve ömür boyu şüphe duyulacak olması nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmininin gerektiği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun maddi tazminat istemine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin 305.000,00 TL’lik (Bölge İdare Mahkemesi kararında sehven 325.000,00 TL olarak yazılmıştır.) kısmı yönünden reddine, manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmı yönünden kabulüne ve kararın bu kısmı kaldırılarak davacıların manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmının kabulüne, reddedilen maddi tazminat nedeniyle Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
Bu haliyle, zararlı sonucunun meydana gelmesine sebep olduğu iddia edilen ve kusur atfedilen enjeksiyon uygulamasına yönelik kayıtların davalı idarece tutulmamış olmasının tıbbi bir eksiklik olduğu ve bu eksiklik nedeniyle de idarenin eylemleri ile bu eylemlerden kaynaklı sonuçlar arasında illiyet bağının kurulamadığı sabit olduğundan; sağlık hizmetinin işletilmesinde tıbbi kayıtların düzenli tutulmamış olması sebebiyle davalı idarece kusurlu davranıldığı kanaatine varılmaktadır.
Hal böyle olunca, Bölge İdare Mahkemesi tarafından davacının maddi tazminat istemleri yönünden de bir değerlendirilmek yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyuyla bu kısım yönünden aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.