Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5619 E. 2022/4875 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5619 E.  ,  2022/4875 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5619
Karar No : 2022/4875

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
(Mülga … Kurumu)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten, …, …, … adına velayeten …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları Kamuran Demir’in rahatsızlanması üzerine götürülmüş olduğu Ağrı Devlet Hastanesindeki tıbbi ihmaller nedeniyle hayatını kaybettiği ve meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, davalı idareye tazminat istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile zararlarına karşılık her bir davacı için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi (miktar artırımı ile toplam 315.552,85 TL) ve … için 50.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 13/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; meydana gelen olaya ilişkin olarak Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı bilirkişi raporu uyarınca olayda davalı idare çalışanının kusurlu olduğu ve buna göre davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, 19/10/2016 tarihli hesap bilirkişi raporunda … için 203.297,76 TL, … için 46.387,41 TL, … için 36.890,77 TL, … için 28.976,91 TL maddi tazminat hesaplandığı, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacılardan … için 50.000,00 TL, diğer davacıların her biri için ise 20.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, ayrıca 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne, maddi tazminat isteminin 10.000,00 TL’lik kısmı ile 110.000,00 TL’lik manevi tazminat istemi yönünden idareye başvuru tarihinden, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısmı için miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ve davacıların olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine, dava konusu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın tazminat istemlerinin kabulüne ve incelenmeksizin redde ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ve davalı idarenin bu kısımlara yönelik istinaf taleplerinin reddine, davacıların istinaf talebinin vekalet ücretine ilişkin kısmının kabulüne ve kararın olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine yönelik kısmı ile bu kısım yönünden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, tazmin şartlarının dava konusu olay bakımından gerçekleşmediği, hükmedilen manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek nitelikte fahiş olarak belirlendiği, faiz isteminin reddine yönelik kısım yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığının hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
3 aylık hamile olan davacılar yakını 12/12/2014 tarihinde ağrı şikayeti ile Diyadin Devlet Hastanesine başvurmuş, acil hekimi ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanının muayenesinden sonra dış gebelik ve akut batın şüphesi ile bu hastanede genel cerrahi ve anestezi uzmanı bulunmadığından Ağrı Devlet Hastanesine sevk edilmiş, Ağrı Devlet Hastanesine gece saatlerinde ulaşan davacılar yakını acil serviste muayene edilmiş, sabah saatlerinde radyoloji uzmanına danışılması üzerine ultrasona alınmış ve ex fetüs ile dış gebelik tespit edilmiş, kadın hastalıkları ve doğum uzmanına konsültasyon yapıldığı esnada kardiyopulmoner arrest gelişmiş ve reanimasyona yanıt vermesi üzerine acil ameliyatı düşünülerek sevk işlemine başlanılmış, bu esnada yeniden gelişen kardiyopulmoner arrest nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, zımnen ret işleminin iptali ile maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemleri ile bakılmakta olan dava açılmıştır.
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun … tarih ve … karar sayılı raporunda özetle, “3 aylık hamile olan 01/06/1991 doğumlu … hakkında kişinin ölümünün ektopik gebelik rüptürüne bağlı iç kanama ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin Diyadin Devlet Hastanesine muayenesinin ve gerekli tetkiklerin yapıldığı, sevk edilmesinin doğru olduğu, Diyadin Devlet Hastanesinde görevli kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ve acil hekimine kusur atfedilemeyeceği, dış gebelik rüptürüne bağlı, akut batın ön tanısı ile sevk edilen hastanın acil olarak kadın hastalıkları doğum uzmanı tarafından muayenesinin yapılması gerektiği, konsültasyon işleminin acil yaptırılmaması tansiyon ve nabız takiplerinin yapılmamış olması nedeniyle acil hekimi Dr. …’nin kusurlu olduğu, kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan diğer hekimler, yeniden canlandırma işlemine katılan hekimler, adli dosyada ismi geçen diğer hekimler ve hastane idaresine atfı kabil kusurun bulunmadığı, kişinin zamanında uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu, ölüm meydana gelme riskinin %5’in altında olduğu, Dr. …’nin kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında illiyet bağı olduğu” belirtilmiştir.
… İdare Mahkemesince, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle zararlı sonucun (ölüm olayı) meydana geldiğinin kabulü ile hesap bilirkişisinden, müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları için davacıların uğramış oldukları zararların hesaplanmasına yönelik bilirkişi raporu alınmıştır.
19/10/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle, “…’in 203.297,76 TL, …’in 46.387,41 TL, …’in 36.890,77 TL, …’in 28.976,91 TL maddi tazminat talep hakkı olduğu kanaatine varıldığı” belirtilmiştir.
… İdare Mahkemesince, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın kabulüne, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi istemleri yönünden davanın reddine ve işlemin iptali istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince de, anılan kararın tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmı ile incelenmeksizin redde yönelik kısmının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacılar ve davalı idarenin bu kısımlara yönelik istinaf taleplerinin reddine, davacıların istinaf talebinin vekalet ücretine ilişkin kısmının kabulüne ve kararın olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine yönelik kısmı ile bu kısım yönünden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde de Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlere bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin “bilirkişi” konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüştür. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde, “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda resen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin ve Davacılardan …, …, …’in Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Bölümü ile İdare Mahkemesi Kararının Olay Tarihinden İtibaren Faiz İşletilmesi Talebinin Reddi ile Bu Kısım Yönünden Davalı İdare Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesine Yönelik Kısmının Kaldırılmasına İlişkin Bölümü Yönünden İncelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan …’in Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Bölümünün İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; davacıların yakınının, ceza soruşturması kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda yer verilen tespitler uyarınca davalı idarenin hizmet kusuru sonucunda hayatını kaybettiği açıktır. İdare Mahkemesince de, davacıların uğramış olduğu destekten yoksun kalma zararlarının, 19/10/2016 tarihli hesap bilirkişisi raporunda … için 203.297,76 TL, … için 46.387,41 TL, … için 36.890,77 TL, … için 28.976,91 TL olarak tespit edilmesi üzerine, maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak miktarda para ödenmesini ifade etmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulmasıdır. Zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardımı tespit etmek amacıyla belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin davacıya sağlayacağı yardımların toplamıdır.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunda, ilgililerin gerçek maddi zararlarının belirlenebilmesi için, gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır.
Hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda ise, desteğin eşi olan davacı …’in PMF yaşam tablosuna göre 33,49 yıl bakiye ömrünün kaldığı belirlenerek ve yaşı ile çocuk sayısına göre yeniden evlenme ihtimalinin %2 olduğu değerlendirilerek destekten yoksun kalma zararı hesaplanmıştır.
Ancak, UYAP kayıtları üzerinden yapılan araştırmada, davacılardan …’in 03/11/2017 tarihinde evlendiği görülmüştür. Bu nedenle, …’in destekten yoksun kalma zararının, evlilik tarihi itibarıyla müteveffanın desteğinden çıktığından, evlilik tarihi olan 03/11/2017 tarihine kadar olan süre için hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, davalı idarenin istinaf başvurusu, İdare Mahkemesi kararının davacılardan …’in maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı yönünden kabul edilerek, …’in gerçek ve güncel destekten yoksun kalma zararının ek hesap bilirkişisi raporuyla yeniden hesaplanması suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davalı idarenin istinaf başvurusunun anılan kısım yönünden reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacılardan …’in maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.