Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5621 E. 2022/4122 K. 26.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5621 E.  ,  2022/4122 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5621
Karar No : 2022/4122

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar murisi …’nun, Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde 07/09/2007 tarihinde meydana gelen yangın sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek olay neticesinde doğduğu iddia edilen manevi zarara karşılık murisin eşi … için 100,000,00 TL, çocukları … ve … için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı eş … için 50.000,00 TL, davacı çocukların her biri için 25.000,00’er TL olmak üzere belirlenen toplam 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu miktarın adli yargıda dava açma tarihi olan 18/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacılara ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminat miktarı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarelerinin 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi uyarınca tüm yargı harçlarından muaf olduğu, yerel mahkemenin aleyhlerine yargı harcına hükmettiği, istinaf mahkemesinin bu konuyu hiç tartışmadığı, davanın süresinde açılmadığı, 2007 yılında meydana gelen olayın ardından 9 yıl geçtikten sonra eylemin idariliğinin öğrenildiği belirtilmişse de aradan geçen 9 yıl boyunca eylemin idariliğini değiştirecek bir durumun yaşanmadığı, davacıların Asliye Hukuk Mahkemesinde kamu görevlilerine karşı dava açtığı, eylemin idariliği için bu kişilerin kusurlu olmadıklarının ortaya çıkması gerektiği, böyle bir sonucun ortaya çıkmadığı, bu sebeple eylemin idariliğinin bilindiğinin en başından beri kabul edilmesi gerektiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşme tarihinin baz alınması durumunda dahi süresinde idareye yapılmış bir başvuru ya da açılmış bir davanın bulunmadığı, dosya içerisindeki mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu hukuki müzakere toplantısında da idari eylem nedeniyle adli yargıda dava açılıyorsa burada bir seçim yapıldığının ve davacıların artık zararın bir idari eylemden doğduğunu kabul etmesi gerektiğinin belirtildiği, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğu, asli kusurun müteveffada olduğu, tazminat istemlerinin yarısının kabul edilmesinin hatalı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının yasal faizin başlangıcı yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Temyiz İstemine Konu Kararın, İdare Mahkemesi Kararının Kabule İlişkin Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusun Reddedilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Kararın, İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarına Adli Yargıda Dava Açma Tarihi Olan 18/05/2015 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İstinaf Başvurusun Reddedilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun zarara neden olduğu ileri sürülen olay tarihinde yürürlükte olan haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Davacılar tarafından, ilk olarak, 18/05/2015 tarihinde, dava konusu olaydaki kusur ve ihmalleri nedeniyle ceza mahkemesi kararıyla taksirle adam öldürme suçundan mahkumiyetlerine hükmedilen davalı idare ajanları …, …., …. ve … aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında manevi tazminat istemli dava açıldığı, bu davanın “husumet eksikliği” sebebiyle reddi üzerine de idari yargıda Sağlık Bakanlığı aleyhine iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, davalı idare hasım olarak bulunmadığından bu davanın açıldığı tarihte davalı idarenin tazminat talebinden haberdar olduğundan ve temerrüde düştüğünden söz edilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda idareye yapılan tazminat istemli başvurunun da bulunmadığı anlaşıldığından İdare Mahkemesinde davalı idarenin hasım olarak gösterildiği dava tarihi itibari ile davalı idarenin temerrüte düştüğü kabul edilerek, hükmedilen manevi tazminat tutarına İdare Mahkemesinde davanın açıldığı tarih olan 30/05/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, adli yargıda açılan dava tarihi olan 18/05/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, hükmedilen manevi tazminat tutarına idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 30/05/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan “istinaf başvurusunun reddine” ibaresinin, “istinaf başvurusunun reddine, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ‘…100.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu miktarın adli yargıda dava açma tarihi olan 18/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacılara ödenmesine…’ ibaresinin,’… 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile söz konusu miktarın idari yargıda dava açma tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacılara ödenmesine…’ şeklinde düzeltilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin esas yönünden REDDİNE, hükmedilen tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/09/2022 tarihinde esas yönünden oy birliği, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
İdare Mahkemesince, hükmedilen tazminat miktarı yönünden, idari yargıda dava açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, adli yargıda açılan dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmakla birlikte, bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında olmayan; anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının faizin başlangıç tarihi yönünden yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararının aksi yöndeki bu kısmına katılmıyorum.