Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5662 E. 2022/5517 K. 28.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5662 E.  ,  2022/5517 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5662
Karar No : 2022/5517

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, erektil disfonksiyon şikayetiyle başvurduğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 09/04/2012 tarihinde gerçekleştirilen penil protez ameliyatının ardından üretra darlığı meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davanın açıldığı 15/05/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat ve faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğu; davalı idare tarafından, olayda hizmet kusuru bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğu, davacıya olası riskler ve komplikasyonlar hakkında bilgilendirme yapıldığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, kabulüne karar verilen tazminat miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde, “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir…” ve “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; … b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” hükümleri yer almaktadır.
Faiz en basit biçimiyle; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, -ön karar için idareye yapılan başvuru tarihinde yürürlükte olan haliyle- idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ön karar için idareye 06/03/2015 tarihinde başvuru yapıldığı, davalı idarenin 26/03/2015 tarihinde tebliğ edilen cevabi yazısıyla başvurunun reddedilmesi üzerine 15/05/2015 tarihinde bakılan davanın açıldığı, dava dilekçesinde 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin istenildiği, İdare Mahkemesi kararında ise faizin, davalı idareye başvuru tarihi olan 06/03/2015 tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, davanın açıldığı 15/05/2015 tarihinden itibaren işletildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan “dava tarihinden (15.05.2015)” ibaresinin, “davalı idareye başvuru tarihi olan 06/03/2015 tarihinden” şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden, …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan “istinaf başvurularının reddine” ibaresinin, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, “istinaf başvurularının reddine, 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında yer alan ‘dava tarihinden (15.05.2015)’ ibaresinin, ‘davalı idareye başvuru tarihi olan 06/03/2015 tarihinden’ şeklinde düzeltilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının esasa ilişkin temyiz isteminin REDDİNE, faizin başlangıç tarihine ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Adli yardım istemi kabul edildiğinden ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, bu aşamada davalı idarece yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde davalıya iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2022 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY:
İdare Mahkemesince kabulüne karar verilen tazminat miktarına davalı idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, davanın açıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, söz konusu karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu kısmı yönünden yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.