Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5850 E. 2021/1317 K. 23.03.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5850 E.  ,  2021/1317 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5850
Karar No : 2021/1317

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müş. Yrd. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idarece temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 28/06/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen silahlı ve bombalı saldırı sonucunda …’in (davacıların oğlu/kardeşi) hayatını kaybetmesi nedeniyle 03/08/2016 tarihli, 500.000,00 TL manevi tazminat istemli başvurularının İstanbul Valiliği tarafından reddedilmesi üzerine idarenin kusur sorumluluğu ve sosyal risk kapsamında baba …için 100.000,00 TL, anne … için 100.000,00 TL, kardeşlerden … için 50.000,00 TL ve … için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin kararıyla; dava konusu manevi tazminat istemine yol açan ölümle sonuçlanan olayın bir terör eylemi neticesinde meydana geldiği, bu hususta taraflar arasında da herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, bakılan davanın, 5233 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra açıldığı dikkate alındığında, 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesinin zorunlu olduğu, dosyaya sunulan belge ve bilgilerin birlikte değerlendirilmesinden; terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu uğranılan zararlar nedeniyle açılan davalarda, idarenin eylem ve işleminin sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların tazmini yolunu açan ve sosyal risk ilkesinin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususunda tereddüt bulunmadığı, uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesinin mümkün olmadığı, 5233 sayılı Kanun’un, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu uğranılan maddi zararların tazminini öngörmesi, manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında, uyuşmazlıkta 5233 sayılı Kanun uyarınca manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin kararıyla; terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, tazminat istemine konu olan terör olayının meydana geliş şekli ve davacıların sosyo ekonomik durumu dikkate alınarak manevi zararlarının tazmini gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında yalnızca maddi zararların tazmininin mümkün olduğu, olayda idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk halinin bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine yönelik istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmadığı, bu durumda, davacılar yakının ölümü nedeniyle oluşan manevi zarara karşılık, ölenin anne ve babası olan … ve … için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve ölenin kardeşleri olan … ve … için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 03/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarenin ağır hizmet kusuru halinde sorumluluğunun bulunduğu, olayın bir terör olayı olduğu, bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat ilgili Kanunda düzenlenmediğinden sorumluluklarının bulunmadığı, belirlenen manevi tazminatın düzenlenme amacına aykırı yüksek belirlendiği, bu nedenle diğer tazminat dosyaları ile eşitsizliğe yol açtığı, temerrüt olmadığından manevi tazminata faiz yürütülmesinin hatalı olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar vekili tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, anne/baba için manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının tazminat miktarı yönünden Dairemiz emsal dosyalarına göre yüksek, kardeşlere manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının ise yetersiz olduğu, ancak davacıların temyiz istemi bulunmadığından aleyhe bozma yasağı kapsamında kardeşlere ilişkin kısmın onanması, anne/babaya ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
28/06/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen terör eylemi sonucunda yaşamını yitiren …’in yakınları olan davacılar tarafından uğranıldığı öne sürülen zararlara karşılık manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- Temyize konu kararın davacı kardeşler için 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısımlarının incelenmesinden:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı kardeşler için hükmedilen manevi tazminat miktarının; aynı olayda, yakınlık derecesi aynı olan kişilerin açtığı diğer dosyaların incelenmesinden, Dairemiz içtihatlarına göre düşük olduğu görülse de, davacıların temyiz istemleri bulunmadığından aleyhe bozma yasağı kapsamında hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
B- Temyize konu kararın anne, baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesinden
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince söz konusu patlamalarda vefat eden kişilerin yakınlarının açmış olduğu manevi tazminat istemli dosyalarda aynı derecede yakınlık bağı bulunan kişiler için farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir. İş bu dosyada davacı anne, baba için ayrı ayrı hükmedilen 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının yukarıda izah edilen nedenlerle Dairemiz içtihatlarına göre yüksek olduğu, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden takdiren belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Aynı olaya ilişkin dosyaların incelenmesinden, Dairemizin 23/03/2021 tarih E:2019/5914, K:2021/1314 sayılı dosyasında anne, baba için ayrı ayrı belirlenen 50.000,00 TL manevi tazminat miktarının onandığı görülmüştür.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kardeşlere manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, anne, babaya manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/03/2021 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)KARŞI OY :

Dava konusu olay, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 28/06/2016 tarihinde DEAŞ mensubu teröristlerin yanlarındaki bombayı patlatmaları ve ellerindeki silahlarla etrafa ateş etmeleri sebebiyle meydana gelmiştir.
Olayın oluş şekli, olay tarihi, olaya yakın zamanlarda ülkemizde meydana gelen benzer terör olayları (20/07/2015 tarihinde Suruç Patlaması, 10/10/2015 Ankara Gar Patlaması, 17/02/2016 Merasim Sokak Patlaması, 13/03/2016 tarihinde Güvenpark Patlaması, 07/06/2016 tarihinde Vezneciler Patlaması…), olay öncesinde havalimanı gibi yerlerde bombalı terör eylemi yapılacağına dair istihbari bilgilerin bulunduğu, olay tutanağına göre teröristlerin güvenlik tarafından kamera sistemi ile fark edildiği, polisin müdahalesi sırasında olayın yaşandığı dikkate alınarak ülkemiz gibi terör olaylarının sık yaşandığı ve sürekli teyakkuz halinde olunması gereken bir ülkenin en büyük havalimanında meydana gelen bu patlama ve silahlı saldırı olayında öncelikle idarenin olaya ve olayın önlenmesine ilişkin hizmet kusurunun olduğu oyuyla aksi yöndeki Daire çoğunluk kararına katılmıyorum.