Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5897 E. 2022/3633 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5897 E.  ,  2022/3633 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5897
Karar No : 2022/3633

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …’a velayeten …ve
…VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi, …Mahallesinde 15/02/2016 tarihinde, meydana gelen terör olaylarında evinin balkonunda bulunduğu esnada ateşli silahla başından vurularak yaralandığından bahisle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvuru üzerine 336,21 TL ödenmesine karar verilmesine ilişkin Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı 4 No’lu Zarar Tespit Komisyonunun …tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacı …’ın 15/02/2016 tarihinde ateşli silah yaralanması şikayeti ile …Hastenesi’ne girişinin yapıldığı, yapılan tanı tedavi ve tahliller sonucu 19/02/2016 tarihinde şifa ile taburcu edildiği, yaralanma olayı neticesinde hastanede geçirilen 5 günlük tedavi masraflarını içerir şekilde dava konusu işlem ile yaralanma için 336,21 TL ödenmesine karar verilmesinde hukuka ve mevzuata bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesince; terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması öngörülmeyen ilgililerin manevi tazminat taleplerinin, idarenin mali sorumluluğu ve idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde idarece değerlendirilip bir karara bağlanması gerektiği, davalı idarece sadece maddi tazminat talebi hakkında karar verildiği, manevi tazminat talebi değerlendirilip bir karara bağlanmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 5233 sayılı Kanun’da manevi tazminata ilişkin düzenleme bulunmadığı, Kanun’un maddi zararların karşılanmasına ilişkin olduğu, idarelerince davacının isteminin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmiş olmasının olayda nedensellik bağının bulunmadığını ortaya koyduğu, bu nedenle manevi tazminat isteminin karşılanamayacağı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı çocuk Ceylan Çakmak, Diyarbakır ili, …ilçesi, …Mahallesinde 15/02/2016 tarihinde, yaşanan terör olaylarında evinin balkonunda bulunduğu esnada ateşli silahla başından vurularak yaralanmış, bu olay sebebiyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle 13/04/2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği’ne yapılan başvuru üzerine Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı 4 No’lu Zarar Tespit Komisyonunun …tarih ve …sayılı işlemi ile 15/02/2016 tarihinde ateşli silah yaralanması sonucu hastaneye kaldırılan davacının 15/02/2016-19/02/2016 tarihleri arasında tedavi gördüğünün anlaşıldığı, 5 günlük tedavi süresi karşılığı yaralanma zararının ödenmesi gerektiği belirtilerek 336,21 TL ödenmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından bu miktar kabul edilmeyerek uyuşmazlık tutanağı imzalanmış ve Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının anılan işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu hükmü; 9. maddesinde, ”Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.” hükümleri; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler” başlıklı 21. maddesinde de, “Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır.” kuralı bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından, davalı idareye başvurularak terör olayı sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasının talep edildiği, Zarar Tespit Komisyonu tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde tesis edilen dava konusu işlem ile davacıya 336,21 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği, manevi tazminat isteminin ise zımnen reddedildiği, işbu dava açılırken sadece işlemin iptalinin istenildiği, manevi tazminat istemine yer verilmediği görülmektedir.
5233 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemenin, sadece terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden doğan, ancak idari bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddî zararların karşılanmasına ilişkin olduğu, Kanun’da manevi zararların tazminine ilişkin düzenlemeye yer verilmediği, bu nedenle terör olayları sonucu ortaya çıkan manevi zararların dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde bulunulması kaydıyla 2577 sayılı Kanun’a göre genel hükümler çerçevesinde sosyal risk ilkesi uyarınca değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği açıktır. Başka bir ifadeyle, idari yargı yeri, manevi tazminat isteminin reddi yolundaki Komisyon kararının iptali istemini 5233 sayılı Kanun hükümleriyle sınırlı olarak denetlemek; manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemini ise, 2577 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirmek zorundadır.
Uyuşmazlık bu kapsamda irdelendiğinde; davacının, 5233 sayılı Kanun kapsamında yer almayan manevi tazminat isteminin zımnen reddi yolundaki Zarar Tespit Komisyonu kararı, 5233 sayılı Kanun’a uygun bulunmakta olup; dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemektedir.
Her ne kadar davacının manevi tazminat isteminin zımnen reddi üzerine manevi zararının tazmini istemiyle genel hükümlere göre tazminat davası açma hakkı bulunmakta ve böyle bir davada idari yargı yerinin manevi tazminata yönelik istemi genel hükümler (sosyal risk ilkesi) uyarınca inceleyip karara bağlama görevi bulunmakta ise de; işbu davaya ait dava dilekçesinde manevi tazminat istemi yer almadığından, uyuşmazlıkta genel hükümler çerçevesinde manevi tazminata yönelik bir karar verilmesi de hukuken mümkün değildir.
Öte yandan; Zarar Tespit Komisyonunca, davacının 336,21 TL olarak hesaplanan maddi zararının sadece tedavi süresine ilişkin olduğu, iyileşme süresine ilişkin zararın hesaplanmadığı görülmekte ise de; kararın davacı tarafından temyiz edilmediği dikkate alındığında, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince bu hususta temyiz incelemesi yapılamayacağı açıktır.
Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin değerlendirilip bir karara bağlanmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin …İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.