Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6305 E. , 2020/5683 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6305
Karar No : 2020/5683
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan …’ün 27/02/2009 tarihinde rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı …. Devlet Hastanesinde tedavisi ile yeterince ilgilenilmediği, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğinden bahisle 01/03/2009 tarihinde vefat etmesi nedeniyle olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek … (anne) için 60.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi, …. (kardeşi) için 80.000,00 TL manevi, … (kardeş) için 80.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 310.000,00 TL tazminatın ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olaya ilişkin olarak ilgili doktor hakkında açılan ceza davası kapsamında Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca hazırlanan …. tarih ve .. sayılı raporda özetle, doktor K.K.’nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı ve kusurlu olduğu, yardımcı sağlık personellerine atfedilecek kusur bulunmadığı, ölüm olayında …’ün etkisinin olduğunun delillerinin bulunmadığı, yönünde görüş bildirildiği, …’ün ölüm olayında kusuru olmadığı ve doktor K.K.’nın müteveffa ile gerektiği gibi ilgilenmediği anlaşıldığından davalı idarenin hizmetin işleyişinde kusurlu olduğu, uyuşmazlığa konu olayda davacılardan …’ün destekten yoksun kalma sonucu uğradığı maddi zarar miktarının tespiti amacıyla dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda, davacı …’ün destekten yoksun kalma sonucu uğradığı zarar tutarının 11.832,45 TL olarak hesaplandığı, bu durumda, …’ün ölümünden dolayı davacı …’ün destekten yoksun kalma zararı 11.832,45 TL olarak belirtildiğinden anne … için 11.832,45 TL maddi tazminatın davalı idareye başvurunun yapıldığı 07/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, olayda, davacılardan …’ün oğlu, … ve … …’ün kardeşi olan …’ün ölümü nedeniyle ağır manevi acı ve üzüntü duydukları açık olup, bu acı ve üzüntünün karşılığı olarak olayın meydana geliş biçimi ve manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği hususları dikkate alınarak davacı … için 50.000,00 TL, davacı … … için 25.000,00 TL, davacı … … için 25.000,00 TL takdir edilen manevi tazminatın da davalı idarece davacılara ödenmesi, manevi tazminat için davanın açıldığı 26/03/2013 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığı, manevi tazminat tutarının az olduğu, müteveffaya iki gün boyunca hiçbir müdahale yapılmadığı, hükmedilen tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise, davalı idarenin harçtan muaf olmasına rağmen harç ödemeye mahkum edildiği, ölüm olayının meydana gelmesinde hasta ve yakınlarının ağır kusurunun bulunduğu, henüz tanı koyma aşamasında yapılan uyarılara riayet edilmediği, midedeki gazın maden suyu içerek gidermeye çalışıldığı, müteveffanın nazogastrik sonda takılmasına müsaade etmeyerek kendi isteğiyle hastaneden ayrıldığı, davalı idare personeline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, hükmedilen maddi tazminat tutarının fahiş olduğu, 27 yaşındaki müteveffanın herhangi bir işte çalışmadığı, annesinin destekten yoksun kalma gibi bir durumunun olmadığı, varsayımdan hareketle hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporunda, yaşasaydı üç yıl içinde evleneceği, iki yıl sonra da çocuk sahibi olacağı ve asgari ücretle çalışacağı, evlendikten sonra annesine %20 pay ayıracağı tespitinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, manevi tazminatın zenginleşme vasıtası haline getirilemeyeceği, kişinin manevi dünyasındaki eksikliğin giderilmesine yönelik sembolik bir meblağ olması gerektiği, dolayısıyla davacılar lehine hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmının onanması, davacılardan …’ün maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile hükmedilen manevi tazminata yürütülen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davaya davalı idare yanında müdahale talebinde bulunan Kerem Keskin tarafından, 06/06/2020 tarihinde tebliğ edilen 21/04/2020 tarihli para isteme yazısına rağmen 42,60 TL karar harcının yatırılmadığı görüldüğünden, müdahale isteminde bulunulmamış sayılarak, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan …’ün oğlu, … ve … …’ün kardeşi olan …’ün, 27/02/2009 tarihinde karın ağrısı, mide bulantısı şikayetleriyle Tavşanlı Doç. Dr. … Devlet Hastanesine başvurduğu, yapılan tetkiklerin ardından gastroözofageal reflü hastalığı tanısıyla tedavisine başlanmasının ardından kendi isteğiyle taburcu edildiği, 28/02/2009 tarihinde sabah saatlerinde yeniden rahatsızlanması sonrasında Tavşanlı 82. Yıl Devlet Hastanesine başvurduğu, burada yapılan tetkiklerin ardından akut batın tanısıyla Tavşanlı Doç. Dr. … Devlet Hastanesine sevk edildiği, genel cerrahi servisinde akut batın ön tanısıyla takip ve tedavi altındayken 01/03/2009 tarihinde vefat ettiği, olay hakkında başlatılan ceza soruşturması neticesinde düzenlenen 22/09/2011 tarihli İddianamenin tebliği sonrasında, davacılar tarafından uğranılan zararların karşılanması istemiyle 09/01/2013 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davacılardan …’ün Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarardan oluşur.
Destekten yoksun kalma tazminatıyla, ölenin gelecekte elde etmesi muhtemel gelirinin güncelleştirilerek, destekten yoksun kalanın ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak gelire kavuşturulması amaçlanmaktadır.
İdarenin tazmin borcunu doğuran işlem veya eylemlerden dolayı uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın hesaplanması özü itibarıyla varsayımsal verilere dayalı ise de; mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun ilgililerin gerçek maddi zararlarının hesaplanabilmesi için gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır.
Anne ve babanın, çocukları kaç tane olursa olsun, maddi durumları ne derecede bulunursa bulunsun, hatta gelecekleri müesseselerce garanti altına alınmış olsa bile, bir gün zarurete düşüp düşmeyecekleri, çocuklarına muhtaç olmayacakları önceden kestirilemeyeceğinden, ölen çocukların, anne ve babasının farazi desteği olarak kabul edilmektedir.
İdare Mahkemesince davacılardan …’ün maddi zararının hesaplanması amacıyla hazırlatılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, adı geçen davacının muhtemel yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği, davacının 27 yaşında vefat eden oğlunun vefat tarihindeki işi ve gelir durumu belli olmadığından, müteveffanın gelirinin asgari geçim indirimi hariç asgari ücret olduğu kabul edilerek destek kaybının hesaplandığı, müteveffanın gelirinden annesine destek olacağı varsayılan oranların, evleninceye kadar %20, evlendikten sonra %10, takip eden yıllarda %7,5 olarak belirlendiği görülmektedir.
Anılan raporun, muhtemel bakiye ömür sürelerinin ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekirken, PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi; müteveffanın gelirinin aktif dönemde, asgari geçim indirimi dahil asgari ücret olarak kabul edilmesi, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönemdeki destek zararının hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiği; ayrıca yerleşik yargı uygulamalarında çocuğu yaşasaydı gelirinden annesine destek olacağı varsayılan oranlar, evleninceye kadar %25’er, evlendikten sonra %16’şar, ilk çocuktan sonra %14’er, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5’ar olarak belirlenmiş olup, destek paylarının tazminat hukukunun genel kabul gören ilke ve oranlarına göre hesaplama yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşeceği dikkate alındığında, yapılan hesaplamanın tazminat hukukunun yerleşik ilke ve kurallarına aykırı olduğu ve bu haliyle raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu haliyle, raporun hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınacak nitelikte olmadığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle yeniden bilirkişi raporu aldırılmak üzere bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
C) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Hükmedilen Manevi Tazminata İşletilecek Faize İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
En basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında faiz; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Manevi tazminat isteminin kabulüne ya da kısmen kabulüne karar verilmesi halinde, davacı lehine hükmedilecek yasal faizin başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından dava açılmadan önce idareye tazminat talebiyle başvuruda bulunulduğu, talebin reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinde, 250.000,00 TL manevi tazminatın, ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin istenildiği, Mahkemece hükmedilen manevi tazminata idari yargı yerinde açılan dava tarihi olan 26/03/2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir.
Danıştay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine olanak bulunmamakta ise de; Mahkemece, hükmedilen manevi tazminat tutarına, yapılan başvurunun davalı idare kayıtlarına girdiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği açıktır.
Tam yargı davalarında, hükmedilecek tazminata yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, Mahkemece, hükmedilen manevi tazminata, başvuru dilekçesinin davalı idare kayıtlarına girdiği tarih tespit edilip bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken, idari yargı yerinde açılan dava tarihi olan 26/03/2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, posta gideri ve bilirkişi ücretinin haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerektiğinden, Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden verilecek kararda bu hususun gözetilerek yargılama giderlerinin belirlenmesi gerekeceği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacılardan …’ün maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile hükmedilen manevi tazminata yürütülen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.