Danıştay Kararı 10. Daire 2019/6768 E. 2021/5806 K. 24.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6768 E.  ,  2021/5806 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6768
Karar No : 2021/5806

TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- …
2- … 3- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA ) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davacılar tarafından, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri genel cerrahi servisinde 09/11/2013 tarihinde gerçekleştirilen ameliyatta yakınları …’ün hayatını kaybetmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, …için 5.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi, …için 30.000,00 TL manevi, … için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, …İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ameliyatı gerçekleştiren doktorların acemiliği ve özensizliği nedeniyle damar yaralanmasına sebebiyet verildiği, tercih edilen ameliyat şeklinin yanlış olduğu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda komplikasyonun neden kaynaklandığının açık bir şekilde belirtilmediği ve anılan raporun eksik incelemeye dayalı olduğu ve kararın hukuka aykırı olduğu, kararın temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idare ve müdahil tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakınının gerçekleştirilen ameliyattan önce aydınlatıldığına yönelik onam formunun hasta dosyası içerisinde bulunmadığı görülmekle birlikte; tüm dosya kapsamı ve taraf beyanlarından, gerekli aydınlatma ve bilgilendirme yapılarak ameliyat kararının alındığı ve davacıların da aksi bir duruma yönelik herhangi bir iddia ve itirazlarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. …İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 70. maddesi, 16/03/2004 tarihli ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)’nin 5. maddesi, Türk Tabipler Birliğince kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 26. maddesi ile Hasta Hakları Yönetmeliğinin 15, 22 ve 31. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; herhangi bir tıbbi müdahaleye başlanmadan önce kişilerin, yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınması zorunlu olup, aydınlatma ve rızanın alınmaması hali, sağlık hizmetinin bu açıdan kusurlu yürütüldüğü sonucunu doğurmaktadır.
Dava konusu olaya ilgili olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan …tarih ve … karar numaralı raporda; kişinin muayenesinin yapıldığı, safra kesesinde taş tespit edilerek ameliyat planlandığı, ameliyata laporoskopik yöntemle başlanıldığı, ameliyat sırasında hematom görülerek kanama kaynağının araştırıldığı, ameliyat ekibine kalp damar cerrahi uzmanınında katılımının sağlanıldığı, sol ana iliak arterden yaklaşık 1 cm lik yaralanma görülerek tamir edildiği, bu sırada resüsitasyon işlemlerine de devam edildiği ancak hastanın kurtarılamayarak öldüğü dikkate alındığında; kişinin muayenesinin yapıldığı, gerekli tetkiklerinin yapıldığı, ameliyat endikasyonunun uygun olduğu, laporoskopik olarak yapılan ameliyat sırasında meydana gelen damar yaralanmasının bir komplikasyon olduğu, bu komplikasyonu gidermek için uygun işlemlerin yapılmış olduğu cihetiyle kişinin muayenesine, ameliyatına ve resüsitasyon işlemlerine katılan hekimlere ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği yönünde görüş belirtilmiş, İdare Mahkemesince istenilen ek rapor üzerine düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun …tarih ve …karar numaralı ek raporunda ise; “kişinin muayenesinin yapıldığı, gerekli tetkik ve konsültasyonlarının yapıldığı, doğru tanı konulduğu, ameliyat endikasyonunun uygun olduğu, laporoskopik ameliyat sırasında sol ana iliak arterde oluşan damar yaralanmasının bu tür ameliyatların bir komplikasyonu niteliğinde olduğu, söz konusu komplikasyon zamanında fark edilerek damar cerrahi ekibinin de ameliyata dahil olması sağlanarak tedavi yoluna gidildiği, sorulduğu üzere ameliyat ekibinin her türlü özeni göstermesi halinde de meydana gelme ihtimalinin bulunduğu cihetiyle kişinin ameliyatına katılan hekimlere kusur atfedilemeyeceği” yönünde görüş belirtilerek davalı idareye yönelik hizmet kusuru tespit edilmediği belirtilmiş ve anılan raporlar hükme esas alınarak İdare Mahkemesince davanın reddi yönünde karar verilmiş ise de; davacılar yakınının ölümünün ameliyatta meydana gelen damar yaralanmasından kaynaklandığı açık olup, ameliyattan önce risklerin anlatılıp davacılar yakınından yazılı onamın alınmamış olması durumunda, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca davacılar yakının aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olacağından, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi idarenin hizmet kusuru bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, uğranılan maddi ve manevi zararın karşılanması gerekmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, davalı idare tarafından gerçekleştirilen ameliyatın sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacılar yakının rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınıp alınmadığı araştırılarak, buna göre davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.