Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6876 E. , 2021/4515 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6876
Karar No : 2021/4515
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten … , … ,
… , … , … ‘a
velayeten … 2- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
(Mülga … Kurumu)
VEKİLİ : …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların murisi olan … ‘ın, 27/03/2013 tarihinde Van Çaldıran Devlet Hastanesine göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduktan yaklaşık iki saat sonra vefat etmesi olayında, kalp krizi geçirdiğini teşhis edemeyip yanlış tedavi uygulayan davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık olarak müteveffanın eşi … için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, her bir çocuk için ayrı ayrı olmak üzere 500,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi, kardeş … için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce; dava konusu olaya ilişkin olarak … Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun … tarih ve … sayılı raporu ve dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, olayda davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan raporun davalı idare çalışanlarının beyanları doğrultusunda, olayla ilgili kamera görüntüleri değerlendirilmeden hazırlandığı, davalı kurum çalışanlarının beyanlarının somut tedavi evrakı ve diğer kanıtlara üstün tutularak değerlendirme yapılmasının kabul edilemeyeceği, ceza soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunun salt hekimi ceza tehdidinden korumak amacıyla hazırlandığı, bu davada hükme esas alınamayacağı, aydınlatılmış onam almama ve diğer hekim kusurlarının raporda değerlendirilmediği, olay gününe ait hastane acil servis kamera görüntülerini içeren CD ve CD görüntüleri izleme tutanağının incelenmediği, bunlar incelendiğinde, davalı idare çalışanlarının verdiği beyanların maddi gerçekle uyumlu olmadığının görüleceği, Adli Tıp Kurumu raporunda hekim ve sağlık memurunun beyanları arasındaki çelişkiye rağmen kamera görüntüleri ve CD izleme tutanağı görülmeden doktorun hastayı saat 10.30’da muayene etliği ve akciğer grafisi ile EKG (elektorkardiyografi) tetkiklerini yaptırdığı, göğüs ağrısını normal göğüs ağrısı olarak değerlendirdiği ve Dikloron ampul yaptırdığının yazıldığı, oysa ki müteveffanın acil servise başvurduğu anda herhangi bir tetkik yapılmadan pratisyen hekimce hemşireye … adlı ağrı kesici yapılmasının söylendiği, akabinde enjeksiyonun yapıldığı, o ana kadar ne EKG ne de akciğer grafisi çekildiği, kalp krizi geçirmekte olan müteveffaya normal sağlıklı bir insanda bile %40 oranında kalp krizine sebebiyet verme riski bulunan … etken maddeli … adlı ağrı kesici ilaç enjekte edilerek hastanın resmen ölümüne neden olunduğundan olayda hizmet kusuru bulunduğu, davanın reddine dair kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ve Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığının hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacılar yakını … , 27/03/2013 tarihinde saat 10.30 civarında Van Çaldıran Devlet Hastanesi acil servisine göğüs ağrısı şikayetiyle başvurmuş, acilde görevli pratisyen hekim … (müdahil) tarafından muayene edilmiş, yapılan muayene akabinde ağrıya yönelik olarak … ampul enjeksiyonu uygulanmış, enjeksiyon sonrası fenalaşmış, müşahade odasında iken solunum ve kalp atımlarının durması nedeniyle saat 11.30 civarında anestezi uzmanı ile beraber müdahaleye başlanmış, fakat sonuç alınamayarak saat 12:30’da ex (ölü) kabul edilmiştir.
Davacılar tarafından, yakınları … ‘ın ölüm olayı ile ilgili olarak ilgililer hakkında, … Başsavcılığına şikayette bulunulmuş, olayın hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek zararlarının tazmini istemiyle 14/02/2014 tarihinde davalı idareye başvurulmuş, başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
Acilde görevli pratisyen hekim Dr. … olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadesinde; 27/03/2013 tarihinde saat 10.30 civarında görev yaptığı acil servise müracaat eden şahsın aylardır göğsünde bir ağrı olduğunu, bu şikayetle daha öncede doktora gittiğini ve herhangi bir iyileşme göstermediğini beyan etmesi üzerine göğüs ağrısı şikayetlerinde rutin olarak uygulanan akciğer grafisi ve kalp EKG’sinin çekilmesi için çalışanlara talimat verdiğini, grafi ve EKG sonuçları normal olduğu için kas ağrısı tanısı koyarak … enjekte ettirdiğini, enjeksiyondan yaklaşık 5 dakika sonra hastada terleme ve sıkıntı hissi oluşunca kendisine damar yolu açıldığını ve izotonik serum bağlandığını, serum bağladıktan sonra müşahade odasına alınan şahsın solunumunun ve kalp atımlarının durduğunu, çağrılan anestezi uzmanı ile birlikte müdahaleye başlandığını, bir saat boyunca yapılması gerekli tüm müdahalelerin yapılmasına rağmen hastanın vefat ettiğini beyan etmiştir.
Enjeksiyonu uygulayan sağlık memuru M.D. ifadesinde, olay günü saat 10.30 sıralarında, daha önce tanımadığı … isimli şahsın Dr. … tarafından muayene edildiğini, şahsın göğsünde ağrı olduğundan bahsettiğini, muayene sonunda hastaya ağrı kesici yapılmasının istenmesi üzerine hastaya … isimli ağrı kesiciyi yaptığını, hastanın yaklaşık 5-10 dakika içerisinde göğüs ağrısının geçmediğini söylediğini, bunun üzerine doktorun hastaya EKG çekilmesini istediğini, EKG çekildikten sonra doktorun hastanın EKG’sinin ve tansiyonunun normal olduğunu söylediğini beyan etmiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine, Çaldıran Devlet Hastanesi Acil Servisindeki güvenlik kameralarının olay gününe ilişkin görüntü kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 29/03/2013 tarihli CD izleme tutanağında ise, hastanın olay günü saat 10.31’de acil servise başvurduğu, saat 10.33’te müteveffanın yanına nöbetçi hekimin gelerek ilk müdahaleyi gerçekleştirdiği, hastanın yanından saat 10.34’te ayrıldığı, doktor ayrıldıktan sonra müteveffanın bulunduğu kabine saat 10.36’da erkek sağlık memurunun girerek iğne yaptığı ve saat 10.37.14’te kabinden çıktığı, hastanın ise kabinden saat 10.37.52’de tek başına çıktığı, bilgisayar başında oturan siyah deri montlu şahsa sol kolunu ovuşturarak bir şeyler anlattığı, sol göğsünü ovaladığı, başını ovaladığı ve çıktığı kabinin hemen yanındaki duvara yaslanarak yere oturduğu, bilahare tekrar kabine girdiği ve saat 10.41’de bulunduğu kabinden çıkarak kendisine müdahale eden kadın doktora bir şeyler söyledikten sonra kabine tekrar döndüğü, kadın doktorun saat 10.42’de hastanın bulunduğu kabine girdiği ve saat 10.44’te kabinden çıkarak erkek sağlık memuruna bir şeyler söyledikten sonra kabine döndüğü, kısa bir süre sonra tekrar kabinden ayrılıp saat 10.47’de kabine döndüğü, kısa bir süre sonra tekrar kabinden ayrıldığı, saat 10.57’de hastanın elinde beyaz kağıtla kabinden çıkıp hekimle görüştüğü tespitlerine yer verilmiştir.
Ayrıca, dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 02/05/2013 tarihli raporunda, kanda … ampulde bulunan … etken maddesine rastlandığı ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla davacıların yakınlarına … ampul enjekte edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Yine … Cumhuriyet Başsavcılığınca bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun … tarih ve … sayılı raporunda, kişinin ölümünün kalp damar hastalığı nedeniyle meydana geldiği, 27/03/2013 tarihinde saat 10.30’da bir süredir devam eden göğüs ağrısı nedeniyle Çaldıran Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, acil serviste nöbetçi doktor (müdahil) … ‘ın muayene ettikten sonra akciğer grafisi ve EKG çektirdiği, EKG sonuçlarına göre göğüs ağrısını normal bir ağrı olarak yorumlayarak … ampül yaptırdığı, 5 dakika sonra terleme ve sıkıntı hissi başlayınca hastanın müşahadeye alınıp izotonik 500 cc mayi (serum) takıldığı, hastanın kalp ve solunumu durunca nöbetçi doktorun saat 11.30’da anestezi uzmanını çağırdığı ve genel durumu kötü, bilinci kapalı ve GKS (Glasgow Koma Skalası) değeri 3 (derin bilinç kaybı halinde) olan hastaya 1 saat canlandırma yapılmasına rağmen saat 12.30’da ölü kabul edildiği, saat 10.56’da çekildiği üzerinde yazılı olan EKG’nin Kurulda yapılan incelemesinde sivri T’nin oluşmaya başladığı, bu EKG’ye bakılarak kişinin akut myokard infarktüsü geçirdiğinin düşünülemeyeceği dikkate alındığında; acil serviste görevli doktor … (müdahil) ve acil serviste görevli yardımcı sağlık personeli, anestezi uzmanı Dr. S.B.’ye ve yardımcı sağlık personeline atf-ı kabil kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin de içinde bulunduğu ve sorumlu olduğu bir durum sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan değişiklik neticesinde yeniden düzenlenen Adli Tıp Kurumuna ilişkin olarak Kararnamenin 2. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 3. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 16. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı; “İhtisas Dairelerinin Görevleri” başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde, Sekizinci İhtisas Kurulu’nun görevi, ölümle sonuçlanan tıbbî uygulama hatalarına ilişkin işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar tarafından, göğüs ağrısı şikayeti ile hastaneye başvuran yakınlarına, ağrının sebebini tespite yönelik herhangi bir tetkik (akciğer grafisi, EKG) yapılmadan, nöbetçi doktorca (müdahil) başvurudan sadece 1 dakika sonra (saat 10.33) kas ağrısı tanısı konularak acil serviste görevli hemşireye … ampul enjekte edilmesi talimatının verildiği, ilacın enjekte edilmesinden 5 dakika sonra yakınlarının fenalaştığı, fenalaşması sonrası EKG çekildiği, akabinde bir saat içinde hayatını kaybettiği, kalp krizi geçirmekte olan müteveffaya normal sağlıklı bir insanda bile yüksek oranda kalp krizine sebebiyet verme riski bulunan … etken maddeli … adlı ağrı kesici enjekte edilmesinin hatalı bir tıbbi uygulama olduğu ve yakınlarının ölümüne sebebiyet verdiği iddia edilmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; nöbetçi pratisyen hekim ve enjeksiyonu yapan sağlık görevlisinin ifadelerinde, enjeksiyonun yapılma zamanı açısından çelişkiler bulunduğu, hekim tarafından, EKG tetkiki istendikten sonra kalpte sıkıntı görülmeyince kas ağrısı düşünülerek enjeksiyon yapılması talimatı verdiği ifade edilmekteyken, enjeksiyonu uygulayan sağlık görevlisi tarafından, muayenenin ardından enjeksiyon talimatı verildiğinin ifade edildiği görülmektedir.
Olay gününe ait CD izleme tutanağında da, saat 10.31’de Acil Servise başvuran davacılar yakını hastaya saat 10.36’da iğne yapıldığı, enjeksiyon uygulamasından sonra hastanın şikayetlerinin arttığı, saat 10.57’de hastanın elinde EKG tetkikine ilişkin istem olduğu anlaşılan beyaz kağıtla müdahale kabininden dışarı çıktığı bilgilerine yer verilmiş olup; dosyada mevcut EKG tetkiki üzerinde saat 10.56’da çekildiğinin yazılı olduğu görülmektedir.
Buna göre, davacılar yakınına EKG çekilmeden önce … ampul enjekte edildiği açıktır.
Bununla birlikte, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, göğüs ağrısı şikayeti ile başvuran kişiye hekim tarafından yapılan muayene neticesinde göğüs ağrısının sebebinin teşhisine yönelik EKG ya da akciğer grafisi çekilmeden mi … ampul uygulanması talimatı verildiği, yoksa çekilen grafilerin normal olarak değerlendirilmesi sonucunda mı … ampulün uygulandığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Yine, Adli Tıp Kurumu raporunda, “…üzerinde 27/03/ 2013 tarih saat 10:56’da çekildiği yazılı olan EKG’nin Kurumda yapılan incelemesinde, henüz çok erken evrede sivri T’nin oluşmaya başladığı erken fazda Myokard infarktüsü…” yazıldıktan sonra, raporun devamında “…saat 10:56da çekildiği üzerinde yazılı olan EKG’nin…incelenmesinde sivri T’nin oluşmaya başladığı, bu EKG’ye bakılarak kişinin akut myokard infarktüsü geçirdiğinin düşünülemeyeceği…” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu iki açıklama kendi içerisinde çelişki içermekte olup, davacıların yakının ölüm sebebinin ortaya konulması için bu çelişkinin de giderilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, uyuşmazlığın çözümü için Mahkeme tarafından, Çaldıran Devlet Hastanesi’nden çekilen grafilerin ara kararı ile istenilmesi üzerine gönderilen hizmet detay belgesinden; EKG ve tek yönlü akciğer grafisi çekildiği ve hizmet bedelinin faturalandırıldığı görülmekte iken, hastane tarafından verilen cevapta 2013 yılında hastanede kullanılan görüntüleme cihazı farklı olduğundan çekilen akciğer grafisine ulaşılamadığı belirtilmiştir. Buna göre, davacının akciğer grafisinin çekilmediğinin, dosyada yer alan tek belgenin 27/03/2013 tarihinde saat 10.56’da çekilen EKG olduğunun kabulü zorunludur.
Bunun yanı sıra bilirkişi raporunda, göğüs ağrısı şikayeti ile gelen ve kalp krizi nedeniyle vefat eden kişiye uygulanan … ampul enjeksiyonunun hastanın şikayetine uygun tedavi olup olmadığı, tedavinin ilk aşamasında bu tedavinin uygulanmasının gerekli olup olmadığı, konulan tanıya yönelik olarak enjeksiyon uygulaması dışında başka bir tedavi olanağının bulunup bulunmadığı ve varsa hangi tedavi seçeneğinin öncelikli olarak uygulanması gerektiği, dikloron ampulün kalp krizine etkisi, başka bir ifadeyle davacılar yakınının şikayetlerini arttırarak ölümüne neden olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği de açıktır.
Bu nedenle, yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilmesine yönelik bir inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, bünyesinde kardiyoloji uzmanı ve göğüs hastalıkları
uzmanı bulunan ilgili Adli Tıp Üst Kurulundan konu hakkında rapor alınarak göğüs ağrısı şikayeti ile hastaneye başvuran davacılar yakınına yapılan tıbbi müdahalenin ve EKG çektirilmeden önce … enjeksiyonu uygulanmasının tıp kurallarına uygun olup olmadığı, akciğer grafisi çekilmemesinin bir eksiklik olup olmadığı, ayrıca çekilen mevcut EKG’den hastanın akut miyokard enfarktüsü geçirdiğinin anlaşılıp anlaşılamayacağı hususları ile davacıların yakınının hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tereddüte yol açılmaksızın belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacıların … ampul enjeksiyonu öncesinde müteveffanın yazılı onamının alınmadığı iddiası karşısında, Mahkemece, yeniden verilecek kararda dikloron ampul enjeksiyonu öncesinde, hastaya uygulamanın sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve bu işleme rıza gösterildiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığının da araştırılması gerekmektedir.
Ayrıca, mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucunda idarenin tazmin yükümlülüğünün olduğuna hükmedilmesi halinde, dava konusu olayla ilişkin olarak sorumluluğu olan kişi veya kişilere davalı idare tarafından rücu edilebileceği dikkate alındığında, bakılan davanın sonucu bu kişilerin menfaatlerini etkileyeceğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile anılan maddenin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca davanın ihbarı için gerekli koşulların oluştuğu anlaşılmakta olup; Mahkemece, bozma üzerine yeniden yapılacak yargılamada esas hakkında karar verilmeden önce dava konusu olayda idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişiler tespit edilerek davaya müdahil olabilme haklarını kullanabilmelerini teminen, davanın varsa müdahil … dışındaki ilgililere de ihbarı gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.