Danıştay Kararı 10. Daire 2019/6894 E. 2021/1743 K. 12.04.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6894 E.  ,  2021/1743 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6894
Karar No : 2021/1743

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı
(Mülga …Kurumu)
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının çalıştığı iş yerinde 18/08/2010 tarihinde gözüne kargı batması üzerine başvurduğu 75.Yıl Milas Devlet Hastanesi’nde yaşanan ihmaller ve gecikmeler zinciri sebebiyle sol gözünde % 100 oranında görme kaybı olduğu iddia edilerek uğranılan zarara karşılık 100.000,00 TL manevi ve 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; somut olayda her ne kadar davacı tarafından, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan tedavi esnasında ve daha sonra kontrol amaçlı yapılan yol ve gıda harcaması karşılığı 1.000,00 TL maddi zarar talep edilmişse de …. Sulh ceza Mahkemesi’nin E:…esasına kayıtlı dava dosyasına sunulan 16/07/2012 tarihli 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu gözönüne alındığında, davacının tedavisinin 75.Yıl Milas Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilme olasılığının bulunmadığı, Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevkinin tıbbi bir zorunluluk olduğu, dolayısıyla bu aşamada maddi bir kaybın varlığından bahsedilemeyeceği için 1.000,00 TL maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacı tarafından söz konusu zararlara ilişkin bilgi ve belge sunulamadığı, davacının hastaneye başvurduğu sırada icapçı doktorun zamanında gelmeyerek tedavi etmeyişi, sonrasında hastane ortamında yaşamış olduğu üzüntü hali ve son olarak sol gözünün görme yetisini tamamıyla kaybetmesi halleri beraber düşünüldüğünde, acı ve ızdırap çektiği, manevi tazminat talebinin 10.000,00 TL’lik kısmının kabulü gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davacının 10.000,00 TL’lik manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen miktara dava açılma tarihi olan 12/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminatın fazlaya ilişkin kısmı ile maddi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan Nöbet Hizmetleri Genelgesi’nde icapçı hekimin davete icabının zorunlu olduğu, meydana gelen görme kaybı sebebiyle acı ve elem yaşadığı hükmedilen tazminatın bu acıyı ortaya koymaktan uzak olduğu, müdahalenin zamanında yapılmış olması halinde bu kadar kötü bir sonuçla karşılaşılmayacağı, bilirkişi raporunda da icapçı doktorun bizzat olay yerine gelmemesi halinin bir eksiklik olarak nitelendirildiği, …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:…esasına kayıtlı dava dosyasında icapçı doktor hakkında yargılama yapıldığı ve bu doktorun görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin mahkeme kararıyla sabit olduğu, redde ilişkin kısmın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Kliniği’nde yapılan müdahale ile yabancı cismin çıkarıldığı, gerekli müdahalelerin yapıldığı, davanın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Müdahil tarafından, olay günü icapçı doktor olduğu, hasta hakkında ertesi gün gelsin şeklinde beyanının olmadığı, pratisyen hekim tarafından davet edilmediği, davet edilmiş olsaydı mutlaka icabet edileceği, pratisyen hekimce bulguların göze yabancı cisim batması olarak aktarılmadığı, pratisyen hekimin hastayı müşahede altında tutması gerekirken taburcu ettiği, sorumluluğun pratisyen hekim ve ertesi gün göz kliniğindeki göz doktoru olan Dr. Vahap Yazıcı’da olduğu, göz doktorunun gözden yabancı cisim çıkardıktan sonra diğer cisimleri tespit edemeyip 1 hafta oyaladığı, haksız yere kendisine adli yargıda ceza davası açıldığı, yapılan yargılamada aleyhine karar çıkmasına rağmen temyiz ettiği, haksız kazanç elde etmek için idare aleyhine dava açıldığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idare ve müdahilin temyiz istemlerinin reddi, davacının temyiz isteminin ise kısmen reddi, kısmen kabulü, Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı’nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı idare yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
1974 doğumlu olay anında 36 yaşında olan davacının çalıştığı çiçekçide işini yaparken gözüne kargı battığı, gözünde yabancı cisim varlığı şikayeti ile 19/08/2010 tarihinde 75.Yıl Milas Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, öncelikle pratisyen hekim Dr. Serap Dikmen tarafından muayene edildiği daha sonra (davacı tarafından hekime sol göz travması ile davacı gözüne kargı girdiğinin söylendiği iddia edildiği, hekim tarafından odun çarptığını söylediğinin iddia edildiği), icapçı hekim …’in kişiyi görmeden pratisyen hekimin ilettiği hususlar üzerinden krem sürülüp bir gün sonra gelinmesi söylendiği, 20/08/2010 tarihinde gözdeki acı geçmeyince tekrar Hastaneye gelindiği, yapılan muayenesinde limbus kenarında yabancı cisim bulunduğu ve gözün iltihaplı olduğunun tespit edildiği, göz hastalıkları bölümüne yatış yapıldığı, 2 cm olan cismin göz hastalıkları uzmanı Dr. Vahap Yazıcı tarafından çıkarıldığı ancak yaygın exudasyon ve enfeksiyon nedeni ile ikinci bir cismin varlığının tespit edilemediği, davacının hastanede 2-3 gün süreyle kontrol altında tutulduğu, şikayetler geçmeyince ileri tetkik ve tedavi için 27/08/2010 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi göz kliniğine sevk edildiği, burda 01/09/2010-08/09/2010 arası yatırıldığı, sağ görme tam, sol eh düzeyinde, sağda yabancı cisim efekti, 02/09/2010 tarihinde diğer yabancı cisimlerin çıkarıldığı, 08/09/2010 kontrolünde gözün aydınlanmadığı,
Olay günü ilk başvurulan Hastanede acilde hekim …tarafından, göze alınan darbe sonucu bulanık görme olduğu fiziki muayenede cisim tespit edilmediği, icapçı göz hekimini aradığı onun yönlendirmesi ile tedavinin yapıldığının iddia edildiği, icapçı hekim tarafından, pratisyen hekimin kendisini aradığını fakat çağrılmadığını, çağrıya icabet edeceğini, gözde perforasyon ya da yabancı madde olduğunun arayan pratisyen hekim tarafından belirtilmediğinin iddia edildiği,
Olayda, davacının hastaneye başvurduğu esnada icapçı doktor olan … hakkında açılan davada ceza mahkemesi tarafından alınan 16/07/2012 tarihli 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda; ” ilk muayeneyi yapan pratisyen hekimin gözde bir yaralanma olduğu tespitini yaptığı ve icapçı doktoru arayarak beklenen özeni gösterdiği, göze yönelik travmalarda icapçı göz hastalıkları uzmanının telefonla tedavi önermesinin mümkün olduğu, ancak travmatik olayın niteliği ve oluşan klinik bulgular dikkate alındığında bizzat hastaneye gelerek hastayı muayene etmemesinin tıbben bir eksiklik olarak nitelendirildiği, hastanın gözündeki yabancı cisimlerin çıkartılması yönünden yapılan tüm müdahalelerin yerinde olduğu, göze yönelik travmalar sonrası oluşan organik yabancı cisim yaralanmalarında hızla seyreden, ilerleyici doku yıkımı olabildiği ve kalıcı görme kayıpları ile sonlandığının tıbben bilindiği, dava konusu olayda erken dönemde tüm gereklilikler yerine getirilip tıbben müdahale edilse dahi görme kaybının gelişebileceği” yolunda görüşe yer verildiği,
Ceza mahkemesince yeniden alınan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu’nun 24/12/2012 tarihli raporunda; “sağ görme 10/10 düzeyinde, sol görmenin olmadığı, sağ göz doğal, sol göz minimal enoftalmik, sağ fundus doğal, sol fundus seçilemediğine göre; şahsın çiçekçide çalışırken gözüne çiçeklerin kenarına dikilen ağaç parçasının battığını ifade ettiği ve hekime başvurduğu, ilk muayenesini yapan pratisyen hekimin gözde bir yaralanma olduğunu saptayarak icapçı göz hekimine bilgi verdiği, telefon ile önerilen tedavi talimatlarını uyguladığı ve ertesi gün kişiye göz polikliniğine başvurmasını bildirdiği cihetle, bir pratisyen hekimden aynı hal ve şartlarda göstermesi beklenen özeni gösterdiği, kendisine yönelik atfı kabil kusur tespit edilmediği, göze yönelik travmalarda icapçı göz hastalıkları uzmanının telefonla tedavi önermesinin mümkün olduğu, ancak travmatik olayın niteliği ve oluşan klinik bulgular dikkate alındığında bizzat hastaneye gelerek hastayı muayene etmemesinin tıbben bir eksiklik olarak nitelendirildiği, hastanın gözündeki yabancı cisimlerin çıkartılması yönünden yapılan tüm müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, göze yönelik travmalar sonrası oluşan organik yabancı cisim yaralanmalarında hızla seyreden, ilerleyici doku yıkımı olabildiği ve kalıcı görme kayıpları ile sonlandığının tıbben bilindiği, dava konusu olayda erken dönemde tüm gereklilikler yerine getirilip tıbben müdahale edilse dahi görme kaybının gelişebileceği” yönünde ilk alınan rapor ile aynı tespitlere yer verildiği,
Tüm bu hususlar neticesinde, davacı tarafından, sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesi nedeniyle oluşan zararlarına karşılık 100.000,00 TL manevi ve 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyize konu kararın, davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında 2577 sayılı 49. maddesinde belirtilen bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından, tarafların bu kısımlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, İdare Mahkemesi tarafından somut olayda, her ne kadar davacı tarafından, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan tedavi esnasında ve daha sonra kontrol amaçlı yapılan yol ve gıda harcaması karşılığı 1.000,00 TL maddi tazminat talep edilmişse de davacının oluşan maddi zararlarına yönelik olarak bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat isteminin reddine, öte yandan sol gözünün görme yetisini tamamıyla kaybetmesi halleri beraber düşünüldüğünde, acı ve ızdırap çektiğinin kabulüyle manevi tazminat talebinin 10.000,00 TL’lik kısmının kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, haksız fiili özendirmeyecek aynı zamanda da sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın oluş şekli, icapçı hekimin hastayı bizzat görerek tedavi uyguladığı hususunun belirsizliği ve davacıda oluşan bir gözün görmemesi sonucuna neden olan zararın niteliği dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı görülmektedir. Bir başka anlatımla, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak bir oranda hükmedilecek manevi tazminat tutarının yeniden takdiren belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, manevi tazminatın kısmen reddine yönelik olarak verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
3. Temyize konu …. İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.