Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7059 E. , 2022/1728 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7059
Karar No : 2022/1728
DAVACI : … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
DAVANIN KONUSU : 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 10. maddesinin, 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkralarının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, ayrıca 11. maddesinin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamının, 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, Yönetmelikte yer alan birlikte kullanıma ilişkin tanımın Kanun maddesinde yer alan tanım ile çeliştiği, Kanun maddesinde birlikte kullanımın büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca birinde verileceği belirtilmişken tanımda bu sınırlamaya yer verilmediği, tanımın tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık ve belirli olması gerektiği, aksinin hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı; aynı fıkranın (d) bendi yönünden, Anayasanın 130. maddesinde öğretim elemanlarının görevleri, unvanları ve mali haklarının Kanunla düzenleneceğinin belirtildiği, bu doğrultuda 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öğretim elemanlarının döner sermaye ödemelerine ilişkin hususlara yer verildiği ve bu maddeye dayanılarak Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği, dava konusu düzenleme ile Anayasa’nın 130. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanamaz hale geldiği, düzenlemenin dayanağı Kanun maddesi ile de örtüşmediği, söz konusu düzenlemenin üniversitelerin kamu tüzel kişiliğinin, mal ve gelirlerinin statüsünün yok sayılması anlamına geldiği; 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden, Yönetmelik maddesi ile Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamalarının üniversitelerin standartlarını belirleyecek olmasının 2547 sayılı Kanun’a aykırı olduğu, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve üniversitelere tanınan yetki ve sorumluluk ve işleyişin değişikliğe uğratılmasının hukuk devleti ilkesinin bir parçası olan normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, Anayasanın 131. maddesinde, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak gibi hususların Yükseköğretim Kurulu’nun görevleri arasında sayıldığı, yine 2547 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yükseköğretim ile ilgili planlama yapmanın ve üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezi açılması talepleri hakkında karar almanın Yükseköğretim Kurulunun yetkileri arasında sayıldığı, dava konusu düzenlemenin üniversitelerin özerkliğine aykırı olduğu, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve cihaz dağılımı alanında bugüne kadar yapılmış herhangi bir planlamanın olmadığı, hal böyle iken dava konusu düzenleme ile üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezi yatırım taleplerinin henüz yapılmamış bir planlamaya bağlı kılınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu; 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkraları yönünden, Kanunda protokol için herhangi bir süre öngörülmediği, Yönetmelik ile birlikte kullanım protokolleri için bazı süreler öngörülmesinin tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi ile yükseköğretimin gerekleri ve idare hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığı, tıp eğitimi, tıpta uzmanlık eğitimi, bilimsel araştırma ve uygulamaların süreklilik arz ettiği, bunların belli bir süre ile sınırlandırılmasının hizmet gereklerine aykırı olduğu, sürenin bitmesi halinde eğitim ve araştırma – uygulama faaliyetlerinin kesintiye uğrayacağı; 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden, Yönetmeliğin tanımlar bölümünde Kurumun “Birlikte kullanım ve/veya işbirliği protokolü imzalanan kurum ya da kuruluşu” şeklinde tanımlandığı, bu tanımdan kurumun Bakanlık mı yoksa üniversite tıp fakültesi mi olduğunun anlaşılamadığı, düzenlemenin belirsizliğe yol açması sebebiyle hukuka aykırı olduğu, Kanunda birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin başhekim tarafından yönetileceği düzenlenmişken, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında bu görevin hastane yöneticisine verildiği, 25/08/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hastane yöneticiliği kurumunun kaldırıldığı, Yönetmelik hükmünün uygulanabilirliğinin kalmadığı, 9. maddenin 2. fıkrasında sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, Kanun maddesinde buna izin veren bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu uygulama ile sağlık hizmeti sunumunun tıp fakültesinin işlevinin önüne geçilmesine neden olunacağı, getirilen düzenlemenin öğretim görevlilerini eğitim dışında sağlık hizmeti sunmaya yönlendirdiği, tıp fakültesinde önceliğin hizmet sunumuna kaydırıldığı, bunun da öğrencilerin önceliğini eğitim dışına yöneltmelerine neden olacağı, düzenlemenin hizmet gereklerine aykırı olduğu, çalışma barışını olumsuz etkileyeceği; 10. maddesi yönünden, eğitim ve sağlık hizmetinin birbirinden ayrı düzenlenmesinin tıp fakültesi uygulama araştırma merkezlerinin yükseköğretime yönelik işlevi ile örtüşmediği, 10. maddedeki düzenlemenin 2547 sayılı Kanun’daki yapılanmaya, Akademik Teşkilat Yönetmeliği ile belirlenen işleyişe aykırı olduğu, eğitim ve hizmetin birbirinden ayrılmasının mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimini olumsuz yönde etkileyeceği, eğitim programının uygulanması için dekan olurunun aranmasının bilimsel özerklik ile örtüşmediği, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesindeki eğitimin dekanın yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği yönündeki düzenlemenin amacı aşacak şekilde geniş yorumlanmasının üst hukuk normuna aykırı olduğu; 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile 11. maddesinin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamı yönünden, 11. maddenin 7. fıkrasında yer alan düzenleme ile, tıp fakültesinin sağlık hizmet sunumu nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumundan alacağı hizmet bedelinin Sağlık Bakanlığınca alınacağı ve döner sermayeye aktarılacağı, Sağlık Bakanlığının döner sermaye gelirlerini nereye ve hangi ölçütlere göre dağıttığının belirsiz olduğu, Bakanlığın aldığı döner sermaye gelirini tıp fakültesine ne zaman ve nasıl aktaracağının da belirsiz olduğu, bu uygulamanın üniversitelerin mali özerkliğini ortadan kaldıracağı; 8. fıkrada, doğrudan gelir getirici faaliyeti olmayan öğretim üyelerinin kadro unvan katsayılarının puan üretme imkânı bulunanlarla neredeyse yarı yarıya düşük belirlendiği, temel bilimlerde görev yapan öğretim üyelerine ödenecek ek ödemenin azaltılması ile birlikte eğitimde temel bilimlerin yeri daraltılırken uygulamanın yerinin genişletilmesi sürecinin hızlanacağı, 11. fıkrada yer alan “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümleri esas alınır.” ifadesinin Anayasa’nın 130. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesini uygulanamaz hale getirdiği, düzenlemenin dayanağı kanun maddesi ile örtüşmediği; 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle tamamı yönünden, farklı kurumların eğitim anlayışlarında paralellik sağlamak, bilgi ve deneyim alışverişi yaparak bilginin paylaşılmasını ve hasta yararına en iyi şekilde kullanılmasını mümkün kılmak, eğitim amaçlı insan gücü değişimi yapmak, teknoloji ve araç-gerecin eğitim ve sağlık hizmeti alanında kullanılmasını sağlamak gibi amaçlarla yapılacak işbirliğine ilişkin kuralların Yönetmelikle gösterilmediği, 10. maddede yer alan ifadelerin genel ifadeler olduğu, uygulamayı gösterme işlevi taşımadığı; 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden, söz konusu düzenleme ile Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının birbiri ile çeliştiği, birbiri ile çelişen bu iki düzenlemenin belirsizlik yaratacağı, yetki karmaşasına sebebiyet vereceği iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul bakımından, davacının bu davayı açmakta menfaatinin olmadığı, subjektif ehliyet yönünden davanın reddi gerektiği; esas bakımından, Yönetmeliğin dayanak Kanun hükmü gereği Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak çıkarıldığı; 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, Yönetmeliğin dayanak Kanun hükmüne aykırı olmadığı, dayanak Kanun’da birlikte kullanımın tanımının yapılmadığı, sınırının çizilmediği, sadece nüfusa göre bir ilde eğitim hizmetlerinin sunumu açısından bir kısıtlama getirildiği; aynı fıkranın (d) bendi yönünden, dayanak Kanun maddesinde, ek ödemenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlileri ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan üniversite personeline 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde belirtilen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda yapılacağının açıkça düzenlendiği, dolayısı ile söz konusu tanımın üst hukuk normlarına aykırı olmadığı; 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden, 3359 sayılı Kanun’da kamu, özel, üniversite ayrımı yapılmaksızın sağlık kuruluşlarının planlanması hususunda Bakanlığa açıkça yetki verildiği, üniversiteler ve diğer kamuya ve özel sektöre ait sağlık tesisleri ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle yataklı sağlık tesisi yatırımlarının planlanmasına esas teşkil etmek üzere “Sağlık Bakanlığı Yataklı Sağlık Tesisleri Yatırım Planlama Rehberi”nin hazırlandığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile yapılan istişareler neticesinde nihai şekli verilerek 25/05/2011 tarihli Makam Oluru ile yürürlüğe konulduğu, davacının iddia ettiğinin aksine üniversitelerin yatırım taleplerinin, dava konusu Yönetmeliğin yayımlanmasından yaklaşık 3 yıl önce belirlenmiş planlamaya göre değerlendirildiği, bu konuda herhangi bir belirsizlik olmadığı, aksine özellikli hizmetlerin öncelikle üniversiteler eliyle verilmesine yönelik planlama yapıldığı, üniversitelerin uygulama ve araştırma faaliyetlerinin engellenmesinin söz konusu olmadığı, üniversitelerin araştırma ve uygulamalarını engelleyici bir planlamadan veya plansızlıktan söz edilemeyeceği; 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkraları yönünden, dayanak Kanun’da birlikte kullanımın usul ve esaslarının Yönetmelik ile belirleneceğine dair düzenlemeye yer verildiği, birlikte kullanımın usulüne ilişkin olan protokol süresinin Yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, tıp eğitiminin 6 yıl süren bir eğitim olduğu, protokolün 6 yıldan az bir süre için imzalanması durumunda hem lisans eğitiminin hem de tıpta uzmanlık eğitimi ile sağlık hizmetlerinin sekteye uğrayacağı, Yönetmelikte protokoller için bir üst sınır da belirlenerek protokol süreleri konusunda esneklik sağlandığı, protokol sürelerinin alt ve üst limiti belirlenirken Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşünün alındığı, dava konusu düzenlemenin birlikte kullanımın uygulanabilirliğini sağlamak için gerekli olduğu; 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden, 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler kapsamında bundan sonra hastanelerin hastane başhekimi tarafından yönetileceği, KHK’nın 203. maddesinde, diğer mevzuatta Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna yapılan atıfların Sağlık Bakanlığına yapılmış sayılacağının düzenlendiği, KHK’da teşkilatlanma için öngörülen sürenin henüz dolmadığı, Yönetmelikte yeni teşkilatlanmanın gerektirdiği değişikliklerin yapılacağında kuşku bulunmadığı, dayanak Kanunda birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği ve tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceğinin açıkça düzenlendiği, eğitim-araştırma faaliyetlerinin esas itibarıyla üniversitelerin işi olduğu, sağlık işletmesinin de Bakanlığın temel faaliyeti olduğu; 10. maddesi yönünden, dava konusu düzenlemenin ihtilafa yer vermeyecek, uygulamada belirsizlik oluşturmayacak şekilde açık düzenlendiği, herhangi bir yetki karmaşası veya yetki aşımının söz konusu olmadığı, eğitim hizmetlerinin yürütülmesi görev ve yetkisinin dayanak Kanuna uygun olarak dekana verildiği; 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile maddenin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamı yönünden, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin birlikte kullanım konusunda nevi şahsına münhasır düzenlemeler getirdiği ve bu düzenlemelerin sonraki ve özel kanun olması sebebiyle öncelikle uygulama alanı bulacağı, bu maddede, birlikte kullanıma geçilen üniversitenin döner sermaye hesaplarının birleştirileceği ve bu döner sermayeli işletmelerin Bakanlıkları mevzuatına tabi olarak işletileceğinin açıkça hükme bağlandığı, bu sebeple birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinin birlikte kullanıma geçildikten sonra 209 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacağı ve 209 sayılı Kanun’da yer alan kesintilerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinden yapılacağı hususunda tereddüt bulunmadığı, nitekim, 209 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereği Bakanlıklarına bağlı döner sermaye işletmelerinin aylık tahsilat gelirinin % 6’sının Bakanlık payı olarak aktarıldığı, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin de aylık tahsilat gelirlerinin %5’ini Bakanlık merkez payı olarak aktardıkları, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 2547 sayılı Kanun’un hangi hükümlerinin uygulamaya devam edileceğini tahdidi olarak saydığı, bunların yöneticilere yapılacak yönetici payı ödemeleri ile üniversite kadrosundaki akademik unvanlı personele yapılacak ek ödemeye ilişkin olduğu, bunların dışında birlikte kullanıma geçmiş üniversite hastanesi hakkında 2547 sayılı Kanun’un döner sermayeye ilişkin herhangi bir hükmünün uygulanmasının söz konusu olmayacağı, ek 9. maddenin sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleşmeye izin verdiği, 209 sayılı Kanun gereği Bakanlık merkez payı olarak aktarılan tutarın sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik edilmesi yanında “eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi” amacıyla da kullanıldığı, dolayısıyla bu faaliyetlerin kesintisiz ve daha nitelikli olarak birlikte kullanılan tesislerde verilmeye devam edileceği, eğitim ve araştırma hastanelerinde bilimsel faaliyetlerin yürütülebilmesi için hem hastanelere kaynak aktarıldığı hem de personel bazında destek verildiği, Ek Ödeme Yönetmeliğine göre, hastanenin döner sermayesine gelir olarak kaydedilen ücretlerin çeşitli kriterlere göre personele dağıtıldığı, bu kriterlerden birinin hizmete olan katkı yani puan üretilip üretilmediği olduğu, temel tıp bilimlerinin tıp eğitiminin temel taşı olduğu kabul edilmekle birlikte puan üretimine katkısı olmayan bu birimlere puan üreten birimler ile eşit oranda ek ödeme yapılmasının hakkaniyete aykırı olacağı, Yönetmeliğin dayanak Kanun maddesine uygun olarak Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile çıkarıldığı, dava konusu hükmün dayanağı Kanun maddesi ile örtüştüğü; 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle tamamı yönünden, maddenin dayanağı Kanun maddesine uygun olduğu, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile kaynakların etkin ve verimli kullanılması ilkeleri gözetilerek ihdas edildiği, işbirliğine ilişkin uygulamayı gösterir kuralların getirildiği; 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden, dayanak Kanun’da birlikte kullanıma ve işbirliğine ilişkin hükümlere yer verildiği, Yönetmelikte buna bağlı olarak 7. maddede birlikte kullanıma yönelik protokolün imza süreci, 13. maddede ise işbirliği protokolünün imza sürecinin düzenlendiği, maddeler arasında çelişki olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesine, 15/11/2018 tarih ve 30616 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile iki fıkra eklenmiş, yapılan bu değişikliğin ardından Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış, dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan anılan Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin amacını ve dayanağını oluşturan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde yeni düzenlemelere yer verilmesi ve davaya konu Yönetmeliğin tamamının yürürlükten kaldırılması, yine davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, dava konusu düzenleyici işlemin yürürlükte bulunduğu süre içinde davacı yönünden gerçekleşmiş bir menfaat ihlalinden söz edilemeyeceğinden dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 16/06/2017 günlü, 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentlerinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 10. maddesinin, 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile anılan maddede tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesi nedeniyle maddenin tamamının, işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle 12. maddesinin ve 13. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 6745 sayılı Kanunun 39. maddesi ile değişik Ek 9. maddesinin 1. fıkrasında; (Değişik birinci cümle: 20/8/2016-6745/39 md.) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna (7078 sayılı Kanunun 189. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Sağlık Bakanlığına) bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak maddede belirtilen usul ve esaslara göre birlikte kullanabileceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan maddenin son fıkrasında (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) ise; birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (2017 tarihli Yönetmelik olarak anılacaktır) yukarıda yer verilen yasal düzenlemeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı tarafından 16/06/2017 tarihli, 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
08/05/2018 tarihli, 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle (2018 tarihli Yönetmelik değişikliği olarak anılacaktır) değişikliğe uğramış, davacı tarafından değiştirilen 2017 tarihli asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarının, 11. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin 2019/9997 esasına kayden dava açılmıştır.
04/03/2020 tarihli, 31058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum Ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin (2020 tarihli Yönetmelik olarak anılacaktır) 15. maddesi ile 2017 tarihli Yönetmelik ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmış; 2020 Yönetmeliğinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin 2020/3358 esasına kayden açılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmektedir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
Düzenleyici işlemin kısmen değiştirilmesi ve/veya tümüyle yürürlükten kaldırılmasına karşın, dava konusu edilen düzenlemeleri yönünden herhangi bir değişiklik yapılmaması ya da önemli nitelikte değişikliğe gidilmemesi suretiyle yürürlüğünün sürdürülmesi halinde davanın konusuz kaldığına hukuken söz etmeye olanak bulunmamakta olup, bu nitelikteki kurallara yönelik olarak işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Aksine bir yaklaşım, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır.
Dava konusu edilen düzenleyici işlemden sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemelerde önceki kuralların yürürlüğünün sona erdirilmesi, yeni ve farklı bir içerik kazandırılması halinde dava konusuz kalacaktır. Bu durum, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali niteliği taşımayacaktır.
Uyuşmazlığa konu 2017 tarihli Yönetmelik, 2018 tarihli Yönetmelik ile değişikliğe uğramış ve 04/03/2020 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış olup, yerine yürürlüğe giren 2020 tarihli Yönetmelik kuralları ile dava konusu edilen düzenlemeler, değişikliğe uğraması halinde bu durum da dikkate alınıp karşılaştırılmak suretiyle yukarıda aktarılan ilkeler çerçevesinde incelenecektir.
İnceleme sırasında; 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle Maliye Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşünün alınmasını öngören idari usul şartının varlığı dava konusu düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Yürürlüğü devam eden düzenlemelere yönelik olarak; 04/03/2020 tarihinde yayımlanan Yönetmelik taslağı için uygun görüş alınmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına Sağlık Bakanlığı tarafından başvurulması üzerine Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile Yönetmelik taslağının 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye itirazı devam ettirdikleri, anılan fıkra ile yapılmak istenilen düzenlemenin uygun olmadığı, diğer maddelerin ise Sağlık Bakanlığının açıklamaları çerçevesinde uygun olduğu yolunda görüş verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130. maddesine göre;
-Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulur;
-Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.
131. maddesi de; yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur şeklinde olup, yükseköğretime ilişkin anayasal ilke ve kurallar bu maddelerde gösterilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3. maddesinde; Üniversite: bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumu; Fakülte: Yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumu; Enstitü: Üniversitelerde ve fakültelerde birden fazla benzer ve ilgili bilim dallarında lisans üstü, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir yükseköğretim kurumu; Uygulama ve Araştırma Merkezi: yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim-öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumu; Bölüm: amaç, kapsam ve nitelik yönünden bir bütün teşkil eden, birbirini tamamlayan veya birbirine yakın anabilim ve anasanat dallarından oluşan; fakültelerin ve yüksekokulların eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama birimi; Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri; Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri; Lisans Üstü: Yüksek lisans ve doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ve sanatta yeterlik eğitimini kapsadığı; Tıpta Uzmanlık: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretim olarak tanımlanmıştır.
Tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ihtiyaç duyulan alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve hekimlik mesleği ile bu alandaki diğer meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezlerinin uygulamaları üniversiteler tarafından işletilen hastanelerde ve sağlık tesislerinde yapılmak suretiyle yükseköğretim kurumu olarak işlev görmekte, anılan fakültelerin ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta, 2547 sayılı Kanundaki yükseköğretim kurumları, programları ve öğretim elemanları eliyle gerçekleştirilmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle tıp ve diş hekimliği fakültelerinin yükseköğretim kurumu olarak işlev görebilmesi için, sağlık uygulama ve araştırma merkezi ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan üniversitelerin, Sağlık Bakanlığının eğitim ve araştırma hastanelerinde birlikte kullanım protokolü imzaladığı hastanelerde veya sağlık tesislerinde yapılabilmesine olanak sağlandığı gibi Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri yönünden de üniversitelerin ilgili bölümlerinin aynı şekilde kullanılmasına hukuki zemin oluşturduğu görülmektedir.
Anayasal ilke ve kurallara göre çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amaçlayan eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları ile Sağlık Bakanlığın bağlı sağlık tesislerinin karşılıklı olarak birlikte kullanımında, 3359 sayılı Kanundaki kuralların üniversitelere ilişkin kanunlara göre özel kanun niteliği taşımakta olup, bu kanunda hüküm bulunmaması halinde üniversitelere ilişkin kanunların, sonrasında da sağlık alanına ilişkin kanunların uygulanması şeklinde yorum tekniğinin kullanılması gerekmektedir.
Bu durum üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip olmalarından kaynaklanmakta olup, üniversitelerin sağlık hizmeti sunumuyla sınırlı olarak ele alınması anayasal ilke ve kurallara aykırı olacağından uyuşmazlık konusu yönetmeliğin yargısal denetiminde yukarıda belirlenen ilkeler uygulanacaktır.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu c) bendine göre;
“Birlikte kullanım: Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade eder.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 3. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddenin 1. fıkrasının c) bendinde;
“Birlikte kullanım: Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade eder.
Değişiklik Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna ibareleri yerine Sağlık Bakanlığına ibaresi ile sınırlı şekilde gerçekleşmiş, yeni ve farklı bir içerik kazandırılmadığından davayı konusuz bırakacak nitelikte değildir.
2020 tarihli Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddenin 1. fıkrasının c) bendinde;
“Birlikte kullanım: Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade edeceği belirtilmektedir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenleme yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, yürürlüğünün sürdüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu edilen düzenleme, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinin “karşılıklı olarak” ibaresi dışındaki kısmının tekrarı niteliğindedir. Yönetmelik ile yasal düzenlemenin amaçladığı işbirliği ve birliktelik ancak karşılıklı şekilde yaklaşımları içeren kurallarla gerçekleşebileceğinden, bu ibarenin tanımda yer alması eksik düzenleme içermektedir. Kanuni düzenlemenin ortak ve birlikte kullanımın esaslı unsuru olan “karşılıklı olarak” ibaresine yer verilmemesi nedeniyle hukuka aykırı olup, iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin Planlama esasları başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu ç) bendinde;
“Birlikte kullanılacak sağlık tesislerine ait özellikli planlama gerektiren sağlık hizmet birimleri ve planlamaya tâbi tıbbi ekipman yatırımlarında, tıp fakültesi, diş hekimliği fakültesi ya da tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık öğrencilerinin eğitimleri ile ilgili standartları gereği rektörlüğün görüşleri alınır ve Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamaları çerçevesinde işlem tesis edilir.” kuralı yer almaktadır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının ç) bendinde dava konusu bent aynı şekilde tekrar edilmiştir.
Bu çerçevede, dava konusu edilen düzenleme yönünden herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan sağlık planlamalarının üniversite standartlarını belirleyecek olmasının 2547 sayılı Kanunun 13/b-3, 16/b-3 ve 21. maddelerine aykırı olduğu öne sürülmektedir. Cevap dilekçesinde, 3359 sayılı Kanunun 3. maddesine göre Sağlık Bakanlığının sağlık kurum ve kuruluşlarını planlama yetkisinin bulunduğu, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin sağlık hizmetlerini yürütme görevinin münhasıran Sağlık Bakanlığına ait olduğu, Bakanlığın sağlık kurum ve kuruluşlarına izin verme yetkisinin olduğu, özellikli hizmetlerin öncelikli olarak üniversiteler eliyle verilmesi sağlanacak şekilde planlama yapıldığı, üniversitelerin taleplerinin buna göre değerlendirildiği, hukuka uygun düzenleme yapıldığı savunulmaktadır.
Dava konusu düzenlemede, tıp fakültesi, diş hekimliği fakültesi ya da tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık öğrencilerinin eğitimleri ile ilgili standartları gereğine uygun olarak temel karar verici üniversitelere ait olup, bu görev, yetki ve sorumluluklar üniversitenin ilgili organları ve birimleri eliyle kullanılacağından, 3359 sayılı Kanunda özel hüküm bulunmayan bu konuda, yükseköğretim kurumu olarak işlev gören tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan sağlık hizmet birimleri ve planlamaya tâbi tıbbi ekipman yatırımlarında alınacak görüşün hukuki derecesinin “uygun görüş” niteliğinde ifadeye yer verilmemesi hukuka aykırı olup, iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları başlıklı 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin 7. maddesinin dava konusu fıkralarında;
“(1) Bakanlık ve YÖK tarafından müştereken birlikte kullanıma ilişkin olarak tip protokol hazırlanır.
(4) Birlikte kullanım protokolü Bakanlığın ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ve Rektör tarafından imzalanır.
(5) Protokolün süresi altı yıldan az, yirmi yıldan fazla olamaz.” kuralları yer almıştır.
2018 tarihli Yönetmeliğin 6. maddesiyle asıl Yönetmeliğin değişik 7. maddesinin 4. fıkrasında;
“Birlikte kullanım protokolü Bakanlığın ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak il sağlık müdürü ve Rektör tarafından imzalanır.” şeklinde sadece altı çizili kısımda değişiklik yapılmıştır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 7. maddesinde;
“(1) Bakanlık ve YÖK tarafından, birlikte kullanıma ilişkin olarak müştereken tip protokol hazırlanır.
(3) Birlikte kullanım protokolü, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü ve Rektör tarafından imzalanır. Rektör protokol imzalamadan önce YÖK’ün uygun görüşünü alır.
(4) Protokolün süresi altı yıldan az olamaz.” kuralı getirilmiştir.
Bu durumda, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, protokolün alt süresinin belirlenmesinin yasal dayanağının olmadığı, süre öngörülmesinin tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi ile yükseköğretim gerekleri ile örtüşmediği, kesintisiz sürmesi gerekli olan asli ve sürekli yükseköğretim hizmetlerinin belirli süreyle sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğu, 7. maddenin 1 ve 4. fıkralarının 13. maddenin 1. fıkrasıyla çeliştiği ileri sürülmektedir. Savunma dilekçesinde, tıp fakültelerinin 6 yıl süren bir tıp eğitimi verdiği gözetilerek protokolün en az 6 yıl süreyle imzalanmasının üniversitelerdeki pratik eğitimi sekteye uğratmayacağı, 7. maddenin birlikte kullanım protokolü, 13. maddenin işbirliği protokolü olduğu, usul ve imza yetkililerinin farklı olmasının hukuka aykırı olmadığı öne sürülmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinde birlikte kullanım protokolünün alt sınırı konusunda belirleme yapılmadığı, yükseköğretim açısından tıp eğitimim süresi dikkate alınarak 6 yıl süre belirlenmesinin objektif nitelik taşıdığı, yükseköğretimin nitelikleriyle asgari bir uyum içerdiği, birlikte kullanım protokolünün Bakanlık ve YÖK tarafından, birlikte kullanıma tip protokol hazırlanıp, uygun görüşleri üzerine üniversiteyi temsilen rektör, Bakanlığı temsilen de Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı (Kamu Hastaneleri Genel Müdürü) tarafından imzalanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu edilen 7. maddenin 1 ve 4. fıkralarının 13. maddenin 1. fıkrasıyla çeliştiği iddiasına gelince; Ek-9. maddenin 2. fıkrasında birlikte kullanım protokolünü imzalayacak tarafların gösterildiği, nitelikleri farklı olan işbirliği ve birlikte kullanım protokolünün Yönetmelikte ayrı ayrı maddelerde düzenlendiği, anılan protokollerin usul ve imza yetkilerinin farklı olmasının yetki karmaşasına yol açmayacağı, idare hukuku esaslarına aykırı düzenleme yapılmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Sağlık tesislerinin işletilmesi başlıklı 9. maddesinin dava konusu fıkralarında;
(1) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Kurum tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kurumun tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir. Birlikte kullanılan sağlık tesisinin hastane yöneticisi, üniversitenin görüşü alınarak ilgili mevzuat uyarınca atanır ve işlemler Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun tabi olduğu mevzuat çerçevesinde yürütülür.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralı bulunmaktadır.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 8. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddesinde;
(1) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlık tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir. Birlikte kullanılan sağlık tesisinin Başhekimi, üniversitenin görüşü alınarak ilgili mevzuat uyarınca atanır ve işlemler Bakanlığın tabi olduğu mevzuat çerçevesinde yürütülür.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” şeklinde altı çizili kısımda değişikliğe gidilmiştir.
2020 tarihli Yönetmeliğin 9. maddesinde;
“(1) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisi, Bakanlık tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletilir.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralına yer verilmiştir.” kuralı getirilmiştir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 5. fıkrasına göre; ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülecek hizmetlerin, birlikte kullanıma konu sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri ile eğitim sorumlusu olarak görevlendirecek kişinin belirlenmesi olduğu; başhekimin aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılıp birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilmesi ve tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceği, ancak birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin Sağlık Bakanlığına bağlı olması hâlinde tesise ait yönetici görevlendirmelerinin Sağlık Bakanlığı mevzuatı çerçevesinde yapılması öngörülmektedir.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 9. maddesinin 1. fıkrasıyla getirilen, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilmesi ve sağlık tesisinin hastane yöneticisinin üniversitenin görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca atanır ve işlemlerin anılan mevzuat çerçevesinde yürütülmesine ilişkin düzenlemelerde dayanağı yasal düzelmeye aykırılık bulunmadığından davanın bu yönden reddi gerekir.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 9. maddesinin 2. fıkrasında ifadesini bulan hastane yöneticisinin eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışacağı yolundaki düzenlemeler, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 5. fıkrasında ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunun bulunan sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri ile eğitim sorumlusu olarak görevlendirecek kişinin belirlenmesini içerdiği, hastane yöneticisinin eğitime ilişkin görev ve sorumluluk üstlenmediği halde Dekana eğitim konusunda ikincil nitelikte görev verilmesi yasaya aykırı olup, iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin 10. maddesinin iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri başlıklı 10. maddesinde;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Dekan tarafından hastane yöneticisinin de görüşü alınarak her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(2) Program yöneticisi, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumludur.
(3) İdari sorumlu, ilgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olup; bu görevlerin yürütülmesinden hastane yöneticisine karşı sorumludur.
(4) Program yöneticisi ve idari sorumlunun farklı kişiler olması halinde bunlar işbirliği ve uyum içerisinde çalışır.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, hastane yöneticisinin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde hastane yöneticisine bilgi verilir.” kurallarına yer verilmiştir.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarında;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Başhekim tarafından her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, Başhekimin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde Başhekime bilgi verilir. Eğitim programı değişikliğinde de Başhekimin uygun görüşü alınır.” şeklinde altı çizili kısımda değişikliğe gidilmiştir.
2020 tarihli Yönetmeliğin Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri başlıklı 10. maddesi iki fıkra halinde düzenlenmiştir.
“(1) Eğitim sorumlusu, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden dekana karşı sorumludur. Birden fazla Üniversite ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bütün klinik/laboratuvarlarında ilgili çekirdek eğitim müfredatına uygun tek bir program uygulanır.
(2) İlgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olmak üzere bir idari sorumlu görevlendirilir. İdari sorumlu, bu görevlerin yürütülmesinden başhekime karşı sorumludur. Eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.” kuralı getirilmiştir.
Dava konusu edilen düzenleyici işlemden sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemede önceki kuralların yürürlüğünün sona erdirildiği, yeni ve farklı bir içerik kazandırıldığı görüldüğünden dava konusuz kaldığından davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile anılan maddede tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesi nedeniyle maddenin tamamının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Mali hususlar başlıklı 11. maddesinde;
“(4) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden; ilgili mevzuatı gereğince hazine payı, 25/4/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi gereğince ayrılacak pay ile Bakanlık merkez payı ayrılır. Kalan miktar, 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen oranları geçmeyecek şekilde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümlerine göre personele ek ödeme olarak dağıtılır.
(7) Birlikte kullanım protokolü yapılan üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesi çerçevesinde Bakanlık ve bağlı kuruluşları için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenir.
(8) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanmasında; Ek Ödeme Yönetmeliğine göre gelir getirici faaliyeti ve tıbbi işlemler puanı üretme imkânı bulunmayan personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,5, doçentler için 1,2, yardımcı doçentler için 1,0 ve tıpta uzmanlık mevzuatına tabi olmaksızın atanan araştırma görevlileri için 0,4 olarak uygulanır. Ek Ödeme Yönetmeliğine göre puan üretme imkânı bulunan üniversite kadrosundaki profesör ve doçentler için eğitim görevlisi kadro-unvan katsayısı, yardımcı doçentler için başasistan kadro-unvan katsayısı kullanılır. Üniversite kadrosunda bulunan personelden yan dal uzmanlık eğitimini tamamlamış olan ve bu alanda çalışanlar için, Ek Ödeme Yönetmeliğinde yan dal unvanları için öngörülen kadro-unvan katsayıları uygulanır. Birlikte kullanım kapsamında ağız ve diş sağlığı merkezi veya ağız ve diş sağlığı hastanesinde görev yapan üniversite kadrosundaki diş hekimi unvanlı personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,8, doçentler için 1,7 ve yardımcı doçentler için 1,5 olarak uygulanır.
(11) Ek ödemelerin hesaplanmasında bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümleri esas alınır.” kuralı bulunmaktadır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 11. maddesi on fıkra halinde düzenlenmiş, uyuşmazlığa konu 4. 7., 8, ve 9. fıkralarda değişiklik yapılmadan aynı şekilde yürürlüğünü sürdürmektedir.
Buna göre, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
11. maddenin 4. fıkrası yönünden;
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik taslağının uygun görüş alınmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iletilmesi üzerine Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 07/03/2017 tarihli, 2017.08.1436 sayılı kararı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 14/03/2017 tarihli, 18595 sayılı yazısında; taslağın 11. maddesinin 4. fıkrasındaki teklifin, birlikte kullanımı olan üniversitelerin anayasal görevi ve amaçlarından biri olan bilimsel araştırma yapılmasına ilişkin teşviki ortadan kaldıracağı, böylece birlikte kullanımdan üniversitenin zararlı çıkacağı, teklifin bilimsel araştırma projelerinin finansmanının özel bütçeden karşılanmasına yönelik mevzuat düzenlemelerinin yapılması halinde uygun olabileceği yolunda görüş bildirilmiştir.
04/03/2020 tarihinde yayımlanan Yönetmelik taslağı için uygun görüş alınmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına Sağlık Bakanlığı tarafından başvurulması üzerine Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 31/12/2019 tarihli, 2019.58 sayılı kararı ile Yönetmelik taslağının 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye itirazı devam ettirdikleri, anılan fıkra ile yapılmak istenilen düzenlemenin uygun olmadığı, diğer maddelerin ise Sağlık Bakanlığının açıklamaları çerçevesinde uygun olduğu yolunda görüş verilmiştir.
Bu durumda, gerek uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin dava konusu düzenlemesi, gerekse daha sonra yürürlüğe giren Yönetmeliğin dava konusu kuralı aynı şekilde sürdüren 11. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenlemeye yönelik olarak Yükseköğretim Kurulunca Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 07/03/2017 tarihli ve 31/12/2019 tarihli kararlarıyla uygun görüş vermemesi karşısında dayanağı yasal düzenlemeye aykırı bulunmakta olup, iptali gerekir.
11. maddenin 7., 8. ve 11. fıkraları ile anılan maddede tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesi yönünden;
Dava dilekçesinde, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesine aykırı olarak Yönetmeliğin 11 maddesinin 7. fıkrasının düzenlendiği, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinde bu yönden düzenleme olmadan yönetmelikle kural getirildiği, üniversite payının Sağlık Bakanlığınca alınmasının üniversitenin mali özerkliğine aykırı olduğu, 8. fıkradaki düzenlemeyle gelir getirici faaliyeti olmayan öğretim üyelerinin kadro unvan katsayısının yarıyarıya düşük belirlendiği, daha fazla sağlık hizmeti esasına göre sistem kurulduğu, eğitim ve araştırma faaliyetlerini gerileteceği, eğitimde temel bilimlerin yerini daraltacağı, 11. fıkranın ve 4. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinin, öğretim elemanlarının mali işlerinin kanunla düzenleneceğine dair Anayasanın 130. maddesine aykırı olduğu, 3359 sayılı Yasanın Ek-9. maddesinde kural bulunmadan yönetmelikle düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
Cevap dilekçesinde, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle nevi şahsına münhasır özel düzenleme getirildiği, döner sermaye hesaplarının birleşeceği ve Bakanlık mevzuatına tabi olarak işletileceği, 209 sayılı Kanunda öngörülen kesintilerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinden yapılacağı, anılan Kanunun 5. maddesinin 4. fıkrasına göre her bir döner sermaye işletmesinin aylık tahsilat gelirinin %5’ini Bakanlık Merkez Payı olarak aktarıldığı, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin hangi hükümlerinin uygulanacağının 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 6. fıkrasında açık ve tahdidi olarak düzenlendiği, buna göre 2547 sayılı Kanunun 58. maddesindeki yönetici payları ile aynı maddede öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlık mevzuatına göre ek ödeme yapılacağı, bu hükümler dışında maddenin Bilimsel Araştırma Payı kesintisini düzenleyen hüküm dahil olmak üzere herhangi bir hükmün uygulanmasının söz konusu olmadığı, yönetmelikteki söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
Davalı idarenin savunmasında 3359 sayılı Kanunun 6. fıkrası olarak ifade edilen, ancak maddeye eklenen fıkralar nedeniyle 8. fıkra haline gelen 6514 sayılı Kanunun 44. maddesiyle değişik şeklinde;
-2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları,
-Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları,
Esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı,
-Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58. maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılacağı,
öngörülmüştür.
Kanuni düzenlemenin getirdiği, birlikte kullanıma konu olan hastanelerde 2547 sayılı Kanun kapsamındakiler ile 209 sayılı Kanuna tabi olanlara kendi mevzuatları esas alınarak ek ödeme ve yönetici payının hesaplanarak Bakanlığın ek ödeme mevzuatına göre yapılmasına ilişkin özel kural, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin sayılan ibareler dışında uygulanmamasını ve dolayısıyla bu yerlerde anılan düzenlemenin uygulanma imkanın kalmadığını gösterecek nitelik taşımadığı, anayasal ilke ve kural olan üniversitelerin ve öğretim elemanlarının mali işleri ve kaynaklarının kullanılmasının kanunla düzenlenmesine aykırı olduğu, Ek-9. maddenin lafzı dışında yönetmelikle düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, maddenin uygulamasının ancak her iki kurumdaki çalışanlar için ek ödemede uygulanacak olan atıf maddelerine göre yapılabileceği, söz konusu hastanelerde 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin atıf yapılmayan maddelerinin uygulanmasını yasaklayan düzenleme olmadan Yönetmeliğin 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkralarının hukuka aykırı olarak düzenlendiği, aksi yöndeki davalı savunmasının kanun hükmünün genişletici şekilde ele alınması nedeniyle kanuni dayanaktan yoksun olduğu görüldüğünden iptali, diğer iptal istemleri yönünden ise döner sermayelerin birleşmesi, yasaya aykırılık olmaması nedeniyle davanın reddi gerekir.
2017 tarihli Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının d) bendine gelince;
2017 tarihli Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu d) bendine göre;
“Ek Ödeme Yönetmeliği: 14/2/2013 tarihli ve 28559 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliği,” ifade eder.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 3. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddenin 1. fıkrasının d) bendinde;
“Ek Ödeme Yönetmeliği: Sağlık Bakanlığına bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde görevli personele ek ödeme yapılmasına ilişkin yönetmeliği,” ifade eder.
2020 tarihli Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddenin 1. fıkrasının e) bendinde;
“Ek ödeme yönetmeliği: Sağlık Bakanlığına bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde görevli personele ek ödeme yapılmasına ilişkin yönetmeliği,” ifade edeceği belirtilmektedir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenleme yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, yürürlüğünün sadece bent numarası değişerek sürdüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkralarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin bu bent için de geçerli olduğu, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin uygulanmasını göstermemesi nedeniyle eksik düzenleme içerdiğinden iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin 12. maddesinin iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin İşbirliğine ait esaslar başlıklı 12. maddesinde;
“(1) Bakanlık ve bağlı kuruluşlarına ait sağlık tesisleri ile Üniversiteler, birlikte kullanım dışında döner sermayesi ve kurumları ayrı ve bağımsız olmak suretiyle eğitim, araştırma, sağlık hizmeti üretimi ve kamu sağlığını geliştirme gibi alanlarda işbirliği yapılabilir.
(2) Eğitim alanında yapılacak işbirliği, birlikte kullanım protokolleri kapsamı dışında kalan ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitimler, doktora sonrası araştırma ve hizmet içi eğitimleri ile tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerini kapsar.
(3) Sağlık hizmeti sunumu kapsamı dışında tıbbi ve bilimsel danışmanlık ile konsültasyon hizmeti verilebilir. Araştırma kapsamında; bilimsel araştırma ve geliştirme ile proje çalışmaları yapılabilir.
(4) İşbirliği kapsamında sağlık hizmeti sunumu için görevlendirilen personele ilgili mevzuat çerçevesinde ek ödeme yapılır.” kuralı yer almaktadır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 12. maddesinde;
“(1) Bakanlığa bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, birlikte kullanım dışında döner sermayesi ve kurumları ayrı ve bağımsız olmak suretiyle eğitim, araştırma, sağlık hizmeti üretimi ve kamu sağlığını geliştirme gibi alanlarda işbirliği yapılabilir. Sağlık tesisi, üniversiteler ile işbirliği protokolünü klinik ya da branş bazlı da yapabilir.
(2) Eğitim alanında yapılacak işbirliği, birlikte kullanım protokolleri kapsamı dışında kalan ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitimler, doktora sonrası araştırma ve hizmet içi eğitimleri ile tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerini kapsar.
(3) Sağlık hizmeti sunumu kapsamı dışında, tıbbi ve bilimsel danışmanlık ile konsültasyon hizmeti verilebilir. Araştırma kapsamında; bilimsel araştırma ve geliştirme ile proje çalışmaları yapılabilir.
(4) İşbirliği kapsamında sağlık hizmeti sunumu için görevlendirilen personele ilgili mevzuatı çerçevesinde ek ödeme yapılır.” kuralı bulunmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 12. maddenin 1. fıkrasındaki kural yönünden, sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemede önceki kuralın yürürlüğünün sona erdirildiği, yeni ve farklı bir içerik kazandırıldığı görüldüğünden dava konusuz kalmıştır.
12. maddenin diğer fıkraları incelendiğinde;
2020 tarihli Yönetmeliğin 12. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkralarında değişiklik yapılmadan aynı şekilde yürürlüğünü sürdürdüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 11. fıkrasında;
-Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilecekleri,
-İşbirliği protokollerinin, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanacağı,
-Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacakların karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirleneceği öngörülmektedir.
Döner sermayeleri ve kurumları ayrı ve bağımsız olarak, öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında çalıştırılacakların karşılıklı mutabakat ile belirleneceğini de gösteren çerçeve yasal düzenlemeye uygun olarak hazırlanan 12. maddesinin 2.,3. ve 4. fıkralarında hukuka aykırılık görülmediğinden, davanın bu yönden reddi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu 2017 tarihli Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin İşbirliği protokolünün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında;
“İşbirliği protokolü için, sağlık tesisinin bağlı olduğu Kurumun veya Bakanlığın; Üniversite açısından ise YÖK’ün uygun görüşü alınır. Uygun görüş alınan protokol, Vali ve Rektör tarafından imzalanarak yürürlüğe girer, YÖK ile Bakanlık ve sağlık tesisinin bağlı olduğu Kuruma bildirilir. Gerekli görülmesi halinde Bakanlık ve YÖK çerçeve işbirliği protokolü hazırlayabilir.” kuralı bulunmaktadır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasında;
“İşbirliği protokolü, Bakanlığın ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak Vali ve Rektör tarafından imzalanarak yürürlüğe girer ve Bakanlığa ve YÖK’e bildirilir. Gerekli görülmesi halinde Bakanlık ve YÖK çerçeve işbirliği protokolü hazırlayabilir.” kuralı getirilmiştir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, 7. maddenin 1 ve 4. fıkralarının 13. maddenin 1. fıkrasıyla çeliştiği, yetki karmaşasına yol açtığı ileri sürülürken savunma dilekçesinde, 7. maddenin birlikte kullanım protokolü, 13. maddenin işbirliği protokolü olduğu, usul ve imza yetkililerinin farklı olmasının hukuka aykırı olmadığı öne sürülmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinde birlikte kullanım protokolünü imzalayacak tarafların gösterildiği, nitelikleri farklı olan işbirliği ve birlikte kullanım protokolünün Yönetmelikte ayrı ayrı maddelerde düzenlendiği, anılan protokollerin usul ve imza yetkilerinin farklı olmasının yetki karmaşasına yol açmayacağı, idare hukuku esasların uygun düzenleme yapıldığı görüldüğünden davanın bu yönden reddi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin eksik düzenleme içeren 4. maddesinin 1. fıkrasının c) ve d) bentlerinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının ç) bendinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının, 11. maddesinin 4., 7., 8. ve 11. fıkralarının iptaline; 10. maddesi ile 12. maddenin 1. fıkrası yönlerinden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, duruşma için önceden taraflara bildirilen 30/03/2022 tarihinde davacı vekili Av. …’un, davalı Sağlık Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri Av. … ile Av. …’un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapıldığı, bu değişikliklerin bir kısmının düzenlemelerin esasını etkilemediği, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı, diğer değişiklikler bakımından da idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yargısal denetime tabi tutulması gerektiği, bununla birlikte dava konusu Yönetmeliğin 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, yeni Yönetmelikte de dava konusu düzenlemelerin aynı veya benzer şekilde yer verildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı idarenin, davacının bu davayı açmakta menfaati olmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yönündeki usul itirazı da yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 10. maddesinin, 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkralarının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, ayrıca 11. maddesinin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamının, 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun – dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle – ek 9. maddesinde, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir. Ancak, büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca biri tarafından verilebilir. Bu illerde Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile üniversiteler, tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanım ve işbirliği yapar.
Birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür. Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir ve tesis, üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetilir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması hâlinde, o tesise ait yönetici görevlendirmeleri kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılır. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ilave ücret alınmaz.
Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Ancak borcun mevcut bir taşınıra ilişkin olması durumunda protokolün imza tarihinden önceki borçlar, sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden karşılanır.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personel; ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlüdür. Bu şekilde nöbet tutan öğretim üyelerine de 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde ve eğitim görevlisi için belirlenmiş olan gösterge rakamı üzerinden nöbet ücreti ödenir.
2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılır. Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılır.
Birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemleri kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütülür.
Üniversite tarafından, birlikte kullanılan kurum ve kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadroları da kullanılabilir.
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanır. Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacaklar, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirlenir.
Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” yönünde düzenlemeye yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve bu Yönetmelik Sağlık Bakanlığı tarafından 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi;
İdare Hukukunda “usul” idari işlemin yapılmasında izlenen yol demektir. Dava konusu Yönetmeliğin çıkarılmasında izlenecek yol da; 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 07/09/2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile değişik son fıkrasında belirlenmiş ve “Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmek sûretiyle Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelik için, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşünü alma şartı getirilmiştir.
Uygun görüş, alınması ve uyulması zorunlu olan görüştür. Uygun görüş danışmasında görüşün alınmaması ve görüşe uyulmaması bir asli usul sakatlığıdır. Uygun görüşün yokluğu kamu düzenine ilişkin bir sorundur; hâkim tarafından resen dikkate alınır. Bu kurala uyulmaması, yapılan asıl işlemin sakatlığı ve iptal edilmesi sonucunu doğurur. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, İkinci Baskı, I.Cilt, Bursa 2009, s.862-863) Bununla birlikte verilen görüşe uyulması zorunluluğu, şüphesiz görüşün ve dayanağının hukuka, mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olması halinde söz konusudur. Esasen bu durum, Hukuk Devleti, normlar hiyerarşisi ve kanuni idare ilkelerinin de doğal sonucudur.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 15/01/2018 tarih ve E:2017/2233 sayılı ara kararı ile, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığından (Mülga Maliye Bakanlığından) her bir madde için ayrı ayrı açıklama yapılmak suretiyle, dava konusu Yönetmeliğe uygun görüş verilip verilmediği sorulmuş, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığından Yönetmeliğin hazırlık aşamasına ilişkin evrâk istenmiştir.
Ara kararına cevaben gönderilen evrâktan, söz konusu Yönetmeliğin dava konusu maddelerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görüş verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle Yönetmeliğin şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu görülmekle diğer unsurlar yönünden dava konusu edilen maddelerinin hukuka uygunluk denetimine geçilmiştir.
1) Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenmesi;
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Birlikte kullanım”ın, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını ifade ettiği düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Bu haliyle, dava konusu düzenleme, Kanun’un tekrarı mahiyetinde olduğundan, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2) Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (d) bendinde, “Ek Ödeme Yönetmeliği”nin, 14/2/2013 tarihli ve 28559 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliği ifade ettiği düzenlenmiştir.
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin, Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği, tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceği düzenlenmiş; 4. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesaplarının, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirileceği belirtilmiş; 6. fıkrasında ise, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, birlikte kullanıma geçilmiş sağlık tesislerinin Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği, birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilen döner sermaye hesaplarından, personelin kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre belirlenen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak ve yine Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda personele ek ödeme yapılacağı açık olup, dava konusu düzenlemede Ek Ödeme Yönetmeliğinin tanımı yapılırken, Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatına yer verilmesinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3) Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Planlama esasları” başlıklı 5. maddesinde, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin ilgili birimlerinin, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin daha verimli ve etkin yürütülebilmesi amacıyla imzalanacak birlikte kullanım protokollerinin, hangi usul ve esaslara göre planlanacağı belirtilmiş; dava konusu (ç) bendinde de, “Birlikte kullanılacak sağlık tesislerine ait özellikli planlama gerektiren sağlık hizmet birimleri ve planlamaya tâbi tıbbi ekipman yatırımlarında, tıp fakültesi, diş hekimliği fakültesi ya da tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık öğrencilerinin eğitimleri ile ilgili standartları gereği rektörlüğün görüşleri alınır ve Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamaları çerçevesinde işlem tesis edilir.” kuralı yer almıştır.
3359 sayılı Kanun’un “Temel esaslar” başlıklı 3. maddesinde, sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar sayılmış; anılan maddenin (a) bendinde, “Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.” kuralına; (b) bendinde, “Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi verir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetler.” kuralına; (c) bendinde, “Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır.Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. …” kuralına; (e) bendinde, “Tesis edilecek eğitim,denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır.” kuralına; (i) bendinde ise, “Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlüdürler. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağlanır.” kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, düzenlemenin üniversitelerin özerkliğine aykırı olduğu, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezi yatırım taleplerinin henüz yapılmamış bir planlamaya bağlı kılınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmekte, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinde ise, üniversiteler ve diğer kamuya ve özel sektöre ait sağlık tesisleri ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle yataklı sağlık tesisi yatırımlarının planlanmasına esas teşkil etmek üzere “Sağlık Bakanlığı Yataklı Sağlık Tesisleri Yatırım Planlama Rehberi”nin 25/05/2011 tarihli Makam Oluru ile yürürlüğe konulduğu, üniversitelerin yatırım taleplerinin, dava konusu Yönetmeliğin yayımlanmasından yaklaşık 3 yıl önce belirlenmiş planlamaya göre değerlendirildiği, özellikli hizmetlerin öncelikle üniversiteler eliyle verilmesine yönelik planlama yapıldığı, üniversitelerin araştırma ve uygulamalarını engelleyici bir planlamadan söz edilemeyeceği savunulmaktadır.
Buna göre, 3359 sayılı Kanun’da, Sağlık Bakanlığı tarafından, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşları bakımından, sağlık hizmetlerinin yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlanıp koordine edilmesi, mali yönden desteklenmesi ve geliştirilmesinin, sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında sayıldığı, ayrıca dava konusu maddede, birlikte kullanılacak sağlık tesislerine ait özellikli planlama gerektiren sağlık hizmet birimleri ve planlamaya tâbi tıbbi ekipman yatırımlarında rektörlüğün görüşlerinin alınacağının belirtildiği dikkate alındığında, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin daha verimli ve etkin yürütülebilmesi amacıyla, Bakanlıkça belirlenmiş olan sağlık planlamaları çerçevesinde yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
4) Yönetmeliğin 7. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkraları yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlık ve YÖK tarafından müştereken birlikte kullanıma ilişkin olarak tip protokol hazırlanacağı düzenlenmiş; aynı maddenin 4. fıkrasında, birlikte kullanım protokolünün Bakanlığın ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ve Rektör tarafından imzalanacağı belirtilmiş; aynı maddenin 5. fıkrasında ise, protokolün süresinin altı yıldan az, yirmi yıldan fazla olamayacağı kuralı yer almıştır.
a) 1. fıkra yönünden;
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 2. fıkrasında, birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilmesinden önce uygun görüşü alınacak olan Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken birlikte kullanıma ilişkin olarak tip protokol hazırlanmasının, üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, birlikte kullanıma ilişkin usul ve esasların düzenleneceği yönetmelik için de uygun görüşü alınacaklardan olan ve 2547 sayılı Kanun uyarınca yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ile ilgili görev ve sorumlulukları bulunan Yükseköğretim Kurulunun, Bakanlık ile müşterek tip protokolü hazırlaması bakımından da hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
b) 4. fıkra yönünden;
Dava konusu düzenleme, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 2. fıkrasının tekrarı mahiyetinde olduğundan, Kanun hükmünü aşar nitelikte bir düzenleme içermeyen dava konusu fıkrada üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
c) 5. fıkra yönünden;
Dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ve üniversite rektörü tarafından imzalanacak protokolün süresi ile ilgili alt veya üst sınıra yer verilmediği, dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik Taslağında “Protokolün süresi yirmi yıldan az olamaz” şeklinde iken, Yükseköğretim Kurulunun teklifi doğrultusunda “Protokolün süresi altı yıldan az, yirmi yıldan fazla olamaz” şeklinde değiştirildiği görülmektedir.
Buna göre, her ne kadar dayanağı 3359 sayılı Kanun’da birlikte kullanım protokolünün süresine yönelik olarak bir sınırlama getirilmemiş ise de, aynı Kanun uyarınca birlikte kullanımın usulüne yönelik olan bu ve diğer hususların yönetmelik ile düzenlenebileceği, Yükseköğretim Kurulunun teklifi doğrultusunda belirlenen alt ve üst sınırın, tıp eğitiminin süresi, birlikte kullanılacak sağlık tesisindeki eğitim hizmetlerinin sürekliliği göz önünde bulundurularak belirlendiği, hizmetin sürekliliğini engelleyici nitelikte olmadığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5) Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Sağlık tesislerinin işletilmesi” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Kurum tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kurumun tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir. Birlikte kullanılan sağlık tesisinin hastane yöneticisi, üniversitenin görüşü alınarak ilgili mevzuat uyarınca atanır ve işlemler Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun tabi olduğu mevzuat çerçevesinde yürütülür.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır. …” hükmü düzenlenmiştir.
a) 1. fıkra yönünden;
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin, Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği, tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceği, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması halinde, o tesise ait yönetici görevlendirmelerinin kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılacağı düzenlenmiştir.
Bu haliyle, dava konusu düzenleme, dayanak Kanun’un tekrarı mahiyetinde olduğundan, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
b) 2. fıkra yönünden;
Dava konusu düzenleme ile aynı konuyu düzenleyen mülga 03/05/2014 tarihli ve 28989 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışır.” hükmüne yer verilmiş; anılan hükmün, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/04/2015 tarihli ve E:2014/5232 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Kararın gerekçesi; “Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde birlikte kullanılacak sağlık tesislerinin işletilmesi düzenlenmiş olup, maddenin 2. bendinde; üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dahil olmak üzere sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmetinin, hastane yöneticisinin sorumluluğu altında olduğu, hastane yöneticisinin bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışacağı belirtilmiştir.
Sağlık tesislerinin birlikte kullanımı, sağlık hizmet sunumu ve eğitim ve araştırma hizmetleri olmak üzere iki temel unsur üzerine kurulmaktadır. Sağlık hizmet sunumunun kalitesi ve verimliliği büyük önem arz etmekle birlikte, sağlık eğitimindeki kalite ve verimliliğin azalması halinde, uzun vadede sağlık hizmet sunumunun da bundan olumsuz etkileneceği dikkate alındığında, birlikte kullanımdaki tesislerdeki sağlık hizmet sunumunun eğitime herhangi bir olumsuzluk oluşturmayacak şekilde yürütülmesi esas olmalıdır.
Bu bağlamda, birlikte kullanılan tesislerde 3359 sayılı Kanunun Ek 9. maddesi uyarınca görevlendirilen hastane yöneticisinin sağlık hizmetinin aksatılmadan ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olduğu ve bu kapsamda bir takım tedbirleri alma görev ve yükümlülüğü bulunmaktaysa da bu tedbirlerin sınırının eğitim hizmetlerinin aksatılmaması olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Yönetmelik taslağının hazırlanması aşamasında Yükseköğretim Kurulunun taslağa ilişkin görüşlerinin yer aldığı çalışmada, madde bendinin ‘hastane yöneticisinin, her türlü sağlık ve destek hizmeti ile üniversite personelinin sağlık hizmet sunumunu, eğitimi aksatmayacak şekilde yürütülmesini sağlayacağı’ şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı yolunda görüş verdiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu bentte birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde, hastane yöneticisinin sorumluluğu ve bu konularda her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu belirlenirken, eğitimin aksatılmamasına ilişkin bir koşul gözetilmeksizin yapılan eksik düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.” şeklindedir.
Anılan karara karşı davacının itirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca kabul edilmiş, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken çıkarılmadığı gerekçesi ile Yönetmeliğin tamamının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, ardından Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 07/06/2017 tarihli ve E:2014/5232, K:2017/3223 sayılı kararı ile Yönetmeliğin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin yukarıda bahsedilen yürütmenin durdurulması kararında yer verilen gerekçe göz önünde bulundurularak ve bu gerekçeye uygun olarak ihdas edildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
6) Yönetmeliğin 10. maddesi yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesinde, “(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Dekan tarafından hastane yöneticisinin de görüşü alınarak her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(2) Program yöneticisi, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumludur.
(3) İdari sorumlu, ilgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olup; bu görevlerin yürütülmesinden hastane yöneticisine karşı sorumludur.
(4) Program yöneticisi ve idari sorumlunun farklı kişiler olması halinde bunlar işbirliği ve uyum içerisinde çalışır.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, hastane yöneticisinin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde hastane yöneticisine bilgi verilir.” kuralı yer almıştır.
Davacı tarafından, eğitim ve sağlık hizmetinin birbirinden ayrı düzenlenmesinin, tıp fakültesi uygulama araştırma merkezlerinin yükseköğretim olan işlevi ile örtüşmediği, 2547 sayılı Kanun’daki yapılanmaya, Akademik Teşkilat Yönetmeliği ile belirlenen işleyişe aykırı olduğu, eğitim ve hizmetin birbirinden ayrılmasının mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimini olumsuz yönde etkileyeceği, eğitim programının uygulanması için dekan olurunun aranmasının bilimsel özerklik ile örtüşmediği, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesindeki eğitimin dekanın yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği yönündeki düzenlemenin bu kadar geniş yorumlanmasının üst hukuk normuna aykırı olduğu iddia edilmekte; davalı idare tarafından savunma dilekçesinde, dava konusu düzenlemenin ihtilafa yer vermeyecek, uygulamada belirsizlik oluşturmayacak şekilde açık düzenlendiği, herhangi bir yetki karmaşası veya yetki aşımının söz konusu olmadığı, eğitim hizmetlerinin yürütülmesi görev ve yetkisinin dayanak Kanuna uygun olarak dekana verildiği savunulmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendireceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye uygun olarak dava konusu Yönetmeliğin “Eğitim hizmetleri” başlıklı 8. maddesinde, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıp ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimleri dekanın yetki ve sorumluluğuna bırakılmış, eğitim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için dekanın, başhekimin görüşünü alarak varsa profesör yoksa doçent unvanlı öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini ilgili sağlık tesisinin eğitiminden sorumlu olarak görevlendireceği belirtilmiştir.
Birlikte kullanımdaki tesislerde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan program yöneticisini görevlendirme yetkisi ile program yöneticisi tarafından programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte hazırlanan eğitim programının birlikte kullanımdaki uzmanlık eğitimlerinden sorumlu olarak onaylama yetkisinin dava konusu düzenleme ile Dekana bırakılması, dayanak Kanun maddesinin, tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık hükmünün bir gereğidir.
Ayrıca, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin bir arada yürütüldüğü dikkate alındığında, birlikte kullanılan tesisteki sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli bir idari sorumlunun görevlendirilmesinin, birlikte kullanılacak sağlık tesisindeki eğitim hizmetlerini olumsuz etkileyici nitelikte olmadığı, program yöneticisi ile idari sorumlu görevlendirmelerinin, birlikte kullanılacak sağlık tesisinde sunulacak tüm hizmetlerin etkili ve verimli şekilde yürütülmesi amacına yönelik olduğu, görev alanları yönünden bir belirsizlik ve kesişmenin de olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, davacının iddiaları yönünden üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
7) Yönetmeliğin 11. maddesinin 7., 8. ve 11. fıkraları ile maddenin tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle tamamı yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Mali hususlar” başlıklı 11. maddesinde, “(1) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri, sundukları sağlık hizmetleri bakımından 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 72 nci maddesinin uygulanmasında, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezi statüsündedir.
(2) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Birlikte kullanım sona erdiğinde döner sermaye hesabı, hukuki ve fiziki olarak ayrılması ve bölünmesi mümkün olmayanlar hariç olmak üzere yeniden ayrılır.
(3) Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanmasında üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları İle Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları dikkate alınır.
(4) Birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden; ilgili mevzuatı gereğince hazine payı, 25/4/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi gereğince ayrılacak pay ile Bakanlık merkez payı ayrılır. Kalan miktar, 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen oranları geçmeyecek şekilde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümlerine göre personele ek ödeme olarak dağıtılır.
(5) Rektör, rektör yardımcıları ve üniversite genel sekreterine, birlikte kullanım protokolü kapsamındaki ilgili birimin dekan ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, dağıtılabilecek tutardan olmak kaydıyla üniversite yönetim kurulu kararına dayalı olarak birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin/sağlık tesislerinden birisinin döner sermaye hesabından yapılır.
(6) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde üniversitenin eğitim sorumluluğunda olan uygulamalı eğitimle ilgili giderler sağlık tesisinin döner sermaye gelirlerinden karşılanır. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili sorunlar rektörün önerisi üzerine Bakanlık tarafından giderilir.
(7) Birlikte kullanım protokolü yapılan üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesi çerçevesinde Bakanlık ve bağlı kuruluşları için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenir.
(8) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanmasında; Ek Ödeme Yönetmeliğine göre gelir getirici faaliyeti ve tıbbi işlemler puanı üretme imkânı bulunmayan personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,5, doçentler için 1,2, yardımcı doçentler için 1,0 ve tıpta uzmanlık mevzuatına tabi olmaksızın atanan araştırma görevlileri için 0,4 olarak uygulanır. Ek Ödeme Yönetmeliğine göre puan üretme imkânı bulunan üniversite kadrosundaki profesör ve doçentler için eğitim görevlisi kadro-unvan katsayısı, yardımcı doçentler için başasistan kadro-unvan katsayısı kullanılır. Üniversite kadrosunda bulunan personelden yan dal uzmanlık eğitimini tamamlamış olan ve bu alanda çalışanlar için, Ek Ödeme Yönetmeliğinde yan dal unvanları için öngörülen kadro-unvan katsayıları uygulanır. Birlikte kullanım kapsamında ağız ve diş sağlığı merkezi veya ağız ve diş sağlığı hastanesinde görev yapan üniversite kadrosundaki diş hekimi unvanlı personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,8, doçentler için 1,7 ve yardımcı doçentler için 1,5 olarak uygulanır.
(9) Ek Ödeme Yönetmeliğine göre belirlenen eğitici destekleme puanı, tıpta uzmanlık eğitimine katılan yardımcı doçentler için sağlık tesisi puan ortalamasının %20’si oranında uygulanır.
(10) Anabilim/bilim dalı başkanı olan profesör, doçent ve yardımcı doçentler için sağlık tesisi puan ortalamasının %20’si oranında ek puan verilir. Bu oran, hem anabilim dalı başkanı hem bilim dalı başkanı olanlar için bir defa uygulanır.
(11) Ek ödemelerin hesaplanmasında bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümleri esas alınır.
(12) Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan ilave ücret alınamaz.” kuralına yer verilmiştir.
a) 7. fıkra ile tıp fakültesi adına Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan geri ödemelerin aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle maddenin tamamı yönünden;
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi” başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanuna göre sağlık hizmetlerinin, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanacağı; 6. fıkrasında, acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedellerinin Kurumca ödenmeyeceği hükme bağlanmış; 8. fıkrasında ise, “Kurum, bu Kanunun birinci fıkrasında belirtilen yöntemler dışında, kamu idarelerince verilecek sağlık hizmetlerini götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle de sağlamaya yetkilidir. Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları, sözleşmede belirtilen götürü bedel karşılığında genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sözleşme kapsamında verilmesi gereken her türlü sağlık hizmetini sunmakla yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen götürü bedel dışında Kurumdan veya genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden Kanunda belirtilen ilave ücretler ve katılım payları dışında ayrıca bir bedel talep edemez. Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle temin edilen hizmetler için Kuruma ayrıca fatura ve dayanağı belge gönderilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ile müştereken belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, “Bakanlık, birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlar da dahil olmak üzere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşları ile bağlı kuruluşlarındaki (Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü hariç);
a) Muayene, teşhis, tedavi, laboratuvar, tetkik ve tahlil işlerini,
b) Aşı, ilaç, serum, insan kanı ve kan ürünleri imâli ile istihsal veya imâl edilecek diğer maddeleri,
c) Bastırılan veya yaptırılan her nevi belgeleri,
d) (Değişik:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Yabancı hastalara verilen sağlık hizmetlerini,
e) Sağlık alanında verilecek kurs, eğitim, araştırma, yayın ve danışmanlık hizmetlerini,
f) Diğer kamu ve özel sektör kuruluşlarının sağlık alanında sunduğu hizmetlere kredi notu verilmesini ve akredite edilmesini,
g) Atölye, tamirhane ve depolarda gerçekleştirilen sağlık hizmetleriyle ilgili montaj, demontaj ve proje işlerini,
h) Sağlık kurum ve kuruluşlarında üçüncü şahıslarca yapılacak sağlık alanı dışındaki tanıtım hizmetlerini,
ı) (Ek: 6/4/2011-6225/2 md.) Bakanlık sağlık kurum ve kuruluşlarının 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması, uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerini,
i) (Ek: 6/4/2011-6225/2 md.;Değişik:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Gecikme zamları ve faiz gelirleri,
j) (Ek:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Diğer gelirler,
Maliye Bakanlığınca yayımlanan yılları Bütçe Uygulama Talimatlarında yer alanlar hariç, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu uyarınca belirlenen tarife üzerinden fiyatlandırmaya ve yukarıda belirtilen mal ve hizmetlerden elde edilecek gelirler ile sağlık kurum ve kuruluşlarına üçüncü şahıslarca yapılacak her türlü bağış ve yardımları döner sermayeye gelir kaydettirmeye yetkilidir. … ” hükmü yer almıştır.
Dava konusu düzenlemelerin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği; 4. fıkrasında da, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesaplarının, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirileceği açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri Bakanlığın tâbi olduğu mevzuata göre işletileceğinden ve bu tesislerin döner sermaye hesapları da birleştirileceğinden, birlikte kullanıma geçen üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutarın, yukarıda yer verilen 209 ve 5510 sayılı Kanunlar uyarınca Bakanlık için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenmesine ilişkin düzenlemede ve dava konusu düzenlemede Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ödemelerin üniversite döner sermayesine aktarılmasına ilişkin kurallara yer verilmemesinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
b) 8. fıkra yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 6. fıkrasında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağının düzenlendiği, anılan maddede birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan sağlık personelin kadro-unvan katsayısına yönelik bir kurala yer verilmediği, birlikte kullanımın usulüne yönelik olan bu hususun düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik Taslağında “Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanmasında; Ek Ödeme Yönetmeliğine göre performans puanı üretme imkânı ile birlikte gelir getirici faaliyeti de bulunmayan personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,5 doçentler için 1,2 yardımcı doçentler için 1,0 ve tıpta uzmanlık mevzuatına tabi olmaksızın atanan araştırma görevlileri için 0,4 olarak uygulanır. Ek Ödeme Yönetmeliğine göre puan üretme imkânı bulunan üniversite kadrosundaki profesör ve doçentler için eğitim görevlisi kadro-unvan katsayısı, yardımcı doçentler için başasistan kadro-unvan katsayısı kullanılır. Üniversite kadrosunda bulunan personelden yan dal uzmanlık eğitimini tamamlamış olan ve bu alanda çalışanlar için, Ek Ödeme Yönetmeliğinde yan dal unvanları için öngörülen kadro unvan katsayıları uygulanır.” şeklinde iken, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının teklifleri doğrultusunda “Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanmasında; Ek Ödeme Yönetmeliğine göre gelir getirici faaliyeti ve tıbbi işlemler puanı üretme imkânı bulunmayan personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,5, doçentler için 1,2, yardımcı doçentler için 1,0 ve tıpta uzmanlık mevzuatına tabi olmaksızın atanan araştırma görevlileri için 0,4 olarak uygulanır. Ek Ödeme Yönetmeliğine göre puan üretme imkânı bulunan üniversite kadrosundaki profesör ve doçentler için eğitim görevlisi kadro-unvan katsayısı, yardımcı doçentler için başasistan kadro-unvan katsayısı kullanılır. Üniversite kadrosunda bulunan personelden yan dal uzmanlık eğitimini tamamlamış olan ve bu alanda çalışanlar için, Ek Ödeme Yönetmeliğinde yan dal unvanları için öngörülen kadro-unvan katsayıları uygulanır. Birlikte kullanım kapsamında ağız ve diş sağlığı merkezi veya ağız ve diş sağlığı hastanesinde görev yapan üniversite kadrosundaki diş hekimi unvanlı personelin kadro-unvan katsayıları; profesörler için 1,8, doçentler için 1,7 ve yardımcı doçentler için 1,5 olarak uygulanır.” şeklinde değiştirildiği, söz konusu maddenin 10. fıkrasında, “Anabilim/bilim dalı başkanı olan profesör, doçent ve yardımcı doçentler için sağlık tesisi puan ortalamasının %20’si oranında ek puan verilir. Bu oran, hem anabilim dalı başkanı hem bilim dalı başkanı olanlar için bir defa uygulanır.” kuralına yer verildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, doğrudan gelir getirici faaliyeti olmayan öğretim üyelerinin kadro unvan katsayılarının puan üretme imkânı bulunanlarla neredeyse yarı yarıya düşük belirlendiği, temel bilimlerde görev yapan öğretim üyelerine ödenecek ek ödemenin azaltılması ile birlikte eğitimde temel bilimlerin yeri daraltılırken uygulamanın yerinin genişletilmesi sürecinin hızlanacağı iddia edilmekte; davalı idare tarafından savunma dilekçesinde, Ek Ödeme Yönetmeliğine göre, hastanenin döner sermayesine gelir olarak kaydedilen ücretlerin çeşitli kriterlere göre personele dağıtıldığı, bu kriterlerden birinin hizmete olan katkı yani puan üretilip üretilmediği olduğu, temel tıp bilimlerinin tıp eğitiminin temel taşı olduğu kabul edilmekle birlikte puan üretimine katkısı olmayan bu birimlere puan üreten birimler ile eşit oranda ek ödeme yapılmasının hakkaniyete aykırı olacağı, Yönetmeliğin dayanak Kanun maddesine uygun olarak Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile çıkarıldığı savunulmaktadır.
18/02/2011 tarihli ve 27850 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik incelendiğinde, gelir getirici faaliyetin, yapılan işlem sonucunda döner sermaye işletmesine gelir getiren faaliyet olarak tanımlandığı, öğretim elemanı ve diğer personele yapılacak ek ödemeye esas katkı oranlarının belirlenmesinde, kurumsal katkı puanı, bireysel gelir getirici faaliyet puanı, eğitim-öğretim faaliyeti puanı, bilimsel faaliyet puanı ve diğer faaliyetler puanının esas alındığı, adına bireysel gelir getirici faaliyet puanı girilmeyen kadro-unvan gruplarının hangilerinin ek ödeme alabileceği, bu ödemenin hangi alt birim veya birim ortalamasından yapılacağı konusunda karar verme yetkisinin üniversite yönetim kurullarına bırakıldığı, dolayısıyla yükseköğretim kurumlarında döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödeme dağıtımında da personelin gelir getirici faaliyetinin olup olmadığının dağıtım esaslarında göz önünde bulundurulduğu görülmektedir. 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinde, Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı düzenlemesine yer verilmiş olmakla birlikte, Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğinde (dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan halinde), üniversite personeline ilişkin (profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi gibi) belirlenmiş bir kadro-unvan katsayısı yer almadığından, dava konusu düzenleme ile, birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan üniversite personelinin gelir getirici faaliyeti ve tıbbi işlemler puanı üretme imkânı bulunup bulunmadığına göre kadro-unvan katsayıları belirlenmiş, bu belirleme yapılırken de Yükseköğretim Kurulunun ve Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşleri alınmıştır.
Buna göre, birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan üniversite personeline yapılacak ek ödemede esas alınacak kadro-unvan katsayılarının Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının teklifleri doğrultusunda belirlenmesine ilişkin dava konusu düzenlemede, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
c) 11. fıkra yönünden;
Dava konusu düzenlemede, ek ödemelerin hesaplanmasına bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Ek Ödeme Yönetmeliği hükümlerinin esas alınacağı kuralına yer verilmiş; 4. maddenin (d) bendinde, “Ek Ödeme Yönetmeliği”nin tanımı yapılarak 14/2/2013 tarihli ve 28559 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliği ifade ettiği düzenlenmiştir.
Yukarıda (2) numaralı başlık altında yer verilen açıklamalar dikkate alındığında, Kanun’un Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletilen sağlık tesisinin döner sermaye hesabından, tesisin personeline Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı yönündeki açık hükmü gereğince, ek ödemelerin hesaplanmasında dava konusu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, Bakanlık Ek Ödeme Yönetmeliğinin uygulanacağına ilişkin getirilen düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
8) Yönetmeliğin 12. maddesinin işbirliğine ilişkin uygulama işlemlerini göstermemesi nedeniyle tamamı yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “İşbirliğine ait esaslar” başlıklı 12. maddesinde, “(1) Bakanlık ve bağlı kuruluşlarına ait sağlık tesisleri ile Üniversiteler, birlikte kullanım dışında döner sermayesi ve kurumları ayrı ve bağımsız olmak suretiyle eğitim, araştırma, sağlık hizmeti üretimi ve kamu sağlığını geliştirme gibi alanlarda işbirliği yapılabilir.
(2) Eğitim alanında yapılacak işbirliği, birlikte kullanım protokolleri kapsamı dışında kalan ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitimler, doktora sonrası araştırma ve hizmet içi eğitimleri ile tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerini kapsar.
(3) Sağlık hizmeti sunumu kapsamı dışında tıbbi ve bilimsel danışmanlık ile konsültasyon hizmeti verilebilir. Araştırma kapsamında; bilimsel araştırma ve geliştirme ile proje çalışmaları yapılabilir.
(4) İşbirliği kapsamında sağlık hizmeti sunumu için görevlendirilen personele ilgili mevzuat çerçevesinde ek ödeme yapılır.” kuralı düzenlenmiştir.
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 9. fıkrasında, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılmak üzere prokotol imzalanabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, dava konusu düzenleme ile üst hukuk normuna uygun olarak işbirliğine ilişkin esasların çerçevesi belirlenmiş olup, dayanak Kanun’da işbirliği yapılabilecek alanların tahdidi olarak belirtilmediği dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede çizilen çerçevenin yeterli olduğu, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
9) Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “İşbirliği protokolünün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları” başlıklı 13. maddesinde, “(1) İşbirliği protokolü için, sağlık tesisinin bağlı olduğu Kurumun veya Bakanlığın; Üniversite açısından ise YÖK’ün uygun görüşü alınır. Uygun görüş alınan protokol, Vali ve Rektör tarafından imzalanarak yürürlüğe girer, YÖK ile Bakanlık ve sağlık tesisinin bağlı olduğu Kuruma bildirilir. Gerekli görülmesi halinde Bakanlık ve YÖK çerçeve işbirliği protokolü hazırlayabilir.
(2) İşbirliği protokolünün imzalanmasından itibaren en geç altı ay içerisinde fiilen işbirliğine başlanır. İşbirliğinin fiilen başlama tarihi bir tutanak ile tespit edilerek Bakanlığa ve YÖK’e bildirilir. Bu süre içerisinde fiilen işbirliğine başlanmaması halinde protokol fesih edilmiş sayılır. İşbirliği protokolleri, protokol hükümlerinde yer alan sürelerde geçerlidir.
(3) İşbirliği protokolünün feshi halinde; taşınır mal varlıkları, taşınırın kaydının olduğu tarafa devir tutanağı ile devredilir.” kuralı yer almıştır.
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 9. fıkrasında, işbirliği protokollerinin, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanacağı, üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacakların, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirleneceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile 7. maddenin 1. ve 4. fıkralarının birbiri ile çeliştiği iddia edilmekte; davalı idare tarafından savunma dilekçesinde, 7. maddede birlikte kullanıma yönelik protokolün imza süreci, 13. maddede ise işbirliği protokolünün imza sürecinin düzenlendiği, çelişki olmadığı savunulmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (c) bendinde, “Birlikte kullanım”ın, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını ifade ettiği; aynı maddenin (f) bendinde ise, “İşbirliği”nin, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin ilgili birimlerinin görev ve hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesi, ortak gaye ve menfaatlerinin gerçekleştirilmesi için döner sermayeleri ayrı olmak üzere sağlık hizmet sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında imzalanacak protokol çerçevesinde tarafların birlikte hareket etmesini, yardımlaşmasını ve çalışmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
Buna göre, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin birlikte kullanım protokolüne, 13. maddesinin ise işbirliği protokolüne yönelik hususları içerdiği, anılan düzenlemelerin birbiri ile çelişmesinin söz konusu olmadığı, dava konusu düzenlemede, 3359 sayılı Kanun’un işbirliği protokolünün imza sürecine yönelik hükmünün tekrarı mahiyetinde kurala yer verildiği, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY – (X):
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesine, 05/12/2018 tarih ve 30616 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile iki fıkra eklenmiş, yapılan bu değişikliğin ardından Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış, dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan anılan Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
İptal davasına konu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki durumları itibariyle hukuksal değerlendirmeye tabi tutulacakları, idare hukukunun ve idari yargılama usulünün bilinen ilkelerinden olmakla birlikte, dava aşamasında iken idari işlemin usulüne uygun olarak geri alındığı veya yürürlükten kaldırıldığı durumlarda, iptal hükmüne konu olabilecek idari işlemin varlığından söz etmek olanaklı değilse de özellikle belli süreyle de olsa uygulama işlemlerine dayanak alınan düzenleyici işlemler yönünden hukuka uygunluk denetiminin yapılması, iptal davasının “Hukuk Düzeni”nin korunması yolundaki gerçek amacına uygun olandır.
Ancak, dava konusu Yönetmeliğin amacını ve dayanağını oluşturan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde yeni düzenlemelere yer verilmesi ve davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, davaya konu Yönetmeliğin tamamının yürürlükten kaldırılması nedeniyle dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.