Danıştay Kararı 10. Daire 2019/7118 E. 2022/5182 K. 14.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7118 E.  ,  2022/5182 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7118
Karar No : 2022/5182

DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. …

DAVANIN KONUSU : 27/03/2022 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen/değiştirilen;
1- 9. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinin,
2- 68. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin,
3- Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde geçen “Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla” ibaresi ile “33’ün üstünde olanları” ibaresinin, aynı fıkranın (p) bendinde geçen “bulunduğu il içerisinde veya” ibaresinin,
iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesine ilişkin olarak; dava konusu düzenlemenin Anayasanın 35. maddesine aykırı olduğu, imar mevzuatından kaynaklanan mülkiyet hakkının yönetmelik maddesi ile sınırlandırıldığı; anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında, özel hastanelerin en az yüz hasta yataklı olacak şekilde açılabileceği; Ek 5. maddesinin (s) bendinin (2) nolu alt bendinde de, toplam yatak sayısı yüzün üzerinde olan özel hastanelerin, aynı il içerisinde planlama kapsamındaki diğer sağlık kuruluşları ile birleşerek ilave her on altı uzman hekim kadrosunu sağlamaları halinde elli yatak ilave etmelerine izin verileceği kuralının yer aldığı; ancak dava konusu düzenleme ile özel hastanelere tanınan kapasite artırım hakkının kullanımının fiilen imkansız hale geldiği; hastanenin yatak sayısı artırımının ek inşaat yani ilave alan ihtiyacı doğurmasına rağmen anılan düzenleme çerçevesinde hastanenin ruhsatlandırılmama riski karşısında hastanelerin yüz yatak kapasiteli bir proje ile yetineceği, kapasite artırım hakkını kullanmaktan vazgeçeceği; dava konusu Yönetmelik hükmü gereği, hastanenin ruhsatlandırılmama riski nedeniyle ön izne başvuran ve ön izin alma hakkına sahip olan bir kişinin sahip olduğu ön izin şartları doğrultusunda yüz yatak kapasiteli bir hastaneye uygun 9.000-10.000 m² proje yapacağı; imar mevzuatı izin vermesine rağmen 40.000 m² inşaat yapamayacağı, zira ön izin hakkının başlangıç için yüz yatakla sınırlı olduğu, yüz yataklı hastane için 40.000 m² inşaat projesinin Bakanlıkça onaylanmayacağı, dolayısıyla sağlık kuruluşunun imar mevzuatından kaynaklanan mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlandırılması mümkün iken yönetmelik maddesi ile sınırlandırıldığı; anılan düzenlemenin yeni hastane yatırımlarını tamamen durduracağı, başlamış yatırımları da ruhsatlandırılmama riski ile karşı karşıya getireceği, belirtilen sebeplerle dava konusu düzenlemenin Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin 68. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi ve Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinin “bulunduğu il içerisinde veya” ibaresine ilişkin olarak; dava konusu düzenlemeler ile özel hastanelerin bulunduğu il içerisinde veya başka bir ile taşınması için Bakanlığa başvuru şartı getirildiği ve planlama kapsamında Bakanlığın iznine tabi tutulduğu; değişiklik öncesinde özel hastanenin bulunduğu il içerisinde başka bir yere taşınabildiği, bunun için Bakanlık iznine gerek olmadığı; sadece il dışına taşınma işlemlerinde Bakanlık iznine tabi tutulduğu; ancak yeni düzenleme ile taşınma işlemlerinde il içi veya il dışı ayrıma son verildiği, her iki halde de Bakanlık izninin arandığı bu durumun hukuka aykırı olduğu; Bakanlığın planlama faaliyetlerini il bazında yürüttüğü, bu sebeple il içerisindeki taşınma işlemlerinde Bakanlık iznine tabi tutulmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu; anılan düzenleme ile özel hastanenin il içerisinde taşınmasının planlama kapsamında izne tabi tutulmasının hukuka, kazanılmış haklara ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin “Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla” ve “33’ün üstünde olanları” ibarelerine ilişkin olarak; dava konusu düzenleme ile özel hastaneler ve tıp merkezlerinin, Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla toplam uzman hekim kadrosundan 33’ün üstünde olanlarının aynı il içerisinde özel hastaneler veya tıp merkezlerine devredebileceği hükmüne yer verildiği; değişiklik öncesinde, özel hastanelerin kendi aralarında veya tıp merkezleri ile karşılıklı kadro değişimi yapabileceği, ancak, il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişiminin Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabileceği kuralı yer almakta iken, yeni düzenleme ile özel hastaneler ve tıp merkezlerinin, uzman hekim kadrosundan 33’ün üstünde olanların aynı il içerisinde özel hastaneler veya tıp merkezlerine devredebileceği kuralına yer verildiği, bu durumun kadro devrini fiilen imkansız hale getirdiği; zira, 33 ve üzeri kadrosu bulunan tıp merkezinin olmadığı, 33 üstü kadrosu olan özel hastanelerin de yüksek kapasiteli hastaneler olduğu bu sebeple de kadro devretmek yerine kadro devralmayı tercih edecekleri; anılan düzenlemenin, kadro devrini fiilen imkansız hale getirdiği ve kazanılmış hakları ihlal ettiği, hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesine ilişkin olarak; dava konusu düzenlemenin, belediyelerce imar mevzuatı uyarınca emsal dışı alanların fazla kullandırılması ya da özel hastane kurulacak arsanın emsal hesap katsayısı büyük olduğu için fazla bina kütlelerine izin verilmesi gibi durumlarda özel hastane mevzuatının uygulanacağının belirtilmesinden ibaret olduğu, söz konusu düzenlemede hukuka aykırı ve iptali gerektirici bir yön bulunmadığı; anılan kural ile özel hastanelere ilişkin mevzuat haricinde kapasite artırımı yapılamayacağı hususunun düzenlendiği, kuralın Anayasanın 35. maddesi ile alakasının bulunmadığı ve Yönetmeliğin diğer kuralları ile de çelişmediği; planlama açısından uygun bulunan özel hastanenin ruhsatlandırma işlemlerinin iki aşamada yapıldığı; ilk aşamanın, anılan Yönetmeliğin 8., 9. ve 10. maddeleri gereği ön izin işlemleri olduğu; ikinci aşamanın ise Yönetmeliğin 13., 14. ve 15. maddeleri gereği ruhsatlandırma işlemleri olduğu; ön izin ve ruhsatlandırma işlemlerinin mezkur kurallara göre yürütüldüğü; ön izin için herhangi bir kriter belirlenmediği, dava konusu düzenleme ile bir sınırlandırma getirilmediği; ön izne aykırı olduğu sabit olan hastaneye sırf belediye daha fazla kapasite verdi diye belediyenin verdiği fazlalık kabul edilecek ise Bakanlığın ön izin vermesinin ve planlama yapmasının, kural koymasının bir anlamı olmayacağı, bu yönüyle düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 68. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi ve Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinin “bulunduğu il içerisinde veya” ibaresine ilişkin olarak; dava konusu değişiklik öncesinde, Bakanlıkça sadece il dışı taşınma işlemlerine planlamalara uygun bulunması halinde izin verildiği; ancak, planlamanın etkin yapılabilmesi için yeni düzenleme ile il içindeki taşınma işlemlerinin de planlamalara uygun bulunması şartının getirildiği; zira, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi büyükşehirlerde planlamaların üzerinde özel hastanenin mevcut olduğu, il içindeki bir taşınma işleminin de planlamayı etkisiz kılabildiği; bu sebeple, il içi ve il dışı taşınmaların da planlama ilkeleri çerçevesinde yapılmasının öngörüldüğü, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin “Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla” ve “33’ün üstünde olanları” ibarelerine ilişkin olarak; anılan Yönetmelikte, özel hastanelerin gözlem yatakları hariç en az yüz hasta yataklı açılmasına izin verileceği hususunun yer aldığı; Geçici 13. maddesinin ikinci fıkrasında, 11/3/2009 tarihinden sonra ruhsatlandırılan hastanelerin, Bakanlıkça onaylanmış ön izin projeleri dikkate alınarak ve yoğun bakım yatakları dâhil toplam yatak sayısının 1/3’ünü geçmeyecek sayıda belirlenen uzmanlık dalları ve kadrolu hekim sayılarının hastane kadrosu olarak kabul edileceği kuralına yer verildiği; Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde de, yüz yatak için 33 uzman hekim kadrosunun gerekli olduğu hususunun açıkça belirtildiği; bu bağlamda, özel hastanelerin en az yüz yatakla açılmasına izin verilmesi ve uzman hekim kadrosunun toplam yatak sayısının 1/3’ü (100/3=33,3) olarak belirlenmesi karşısında, özel hastanelerin kadro devrederken asgari kadro ve yatak sayılarının altına düşmelerinin önlenmesi, hak kaybına uğramamaları amacıyla dava konusu düzenlemede 33 kadro oranının kriter olarak baz alındığı; dava konusu edilen değişiklik maddelerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kısmen davanın reddi, kısmen konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1’inci maddesiyle asıl Yönetmeliğin 9’uncu maddesine eklenen, “Bakanlıkça onaylanmış ön izin projesine aykırı şekilde kapasite artırmaya yönelik mekân, oda kat ilavesi veya ön izinden fazla hizmet alanı bulunması halinde ilgili sağlık tesisi ruhsatlandırılmaz.” cümlesinin; 68’inci maddesinin 1’inci fıkrasında yer verilen “Ancak taşınma işlemi, Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun bulunması halinde yapılabilir.” cümlesinin; ek 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının m bendinde yer verilen “Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla toplam uzman hekim kadrosundan 33’ün üstünde olanları” ibaresinin ve aynı maddenin p bendinde yer verilen “bulunduğu il içerisinde veya” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
31/05/2019 gün ve 30790 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7’nci maddesiyle, dava konusu, 20/04/2018 gün ve 26397 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 2’nci maddesiyle değiştirilen asıl Yönetmeliğin 68’nci maddesinin ve 9’uncu maddesiyle de, 3’üncü maddesiyle değiştirilen ek 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının m bendinin değiştirilmesi, yine aynı yönetmeliğin 9’uncu maddesiyle ek 5’inci maddenin 1’inci fıkrasının p bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle, düzenleyici işlemin belirtilen kısımları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
T.C. Anayasasının 124’üncü maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, Yönetmelikle yapılan düzenlemenin üst normlara ve hukuka uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre; Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 9’uncu maddesine eklenen “Bakanlıkça onaylanmış ön izin projesine aykırı şekilde kapasite artırmaya yönelik mekân, oda kat ilavesi veya ön izinden fazla hizmet alanı bulunması halinde ilgili sağlık tesisi ruhsatlandırılmaz.” cümlesinin iptali istemine gelince:
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 1’inci maddesinde, bu Kanunun amacının; sağlık hizmetleriyle ilgili temel esasları düzenlemek olduğu, hükmüne yer verilmiş; 3’üncü maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği, (b) bendinde ise, koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınacağı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi verileceği, bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerinin denetleneceği, hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen ve üllkemizin de taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 25’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, her şahsın, kendisi veya ailesi için, sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkanlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı olduğu, hükmüne yer verilmekle, sosyal devletin yükümlülüğü belirtilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında yer verilen, devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla görevli olduğu hükmü ile sosyal Devletin eşit bir şekilde, kaliteli, aksamadan ve zamanında sağlık hizmetlerini yürütmekle görevli olduğu vurgulanmıştır. Devletin ekonomik ve sosyal alanda Anayasa ile kendisine verilen bu görevi sürdürebilmesi amacıyla kurallar getireceği açıktır.
Bütün bu amaçların gerçekleştirilebilmesi amacıyla, demografik yapı ile epidemiyolojik özelliklere göre sağlık kuruluşlarının ve sağlıklı insan gücünün ülke genelinde dengeli dağılımının ve kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmadan ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşlarıyla bunlara ait tıbbi hizmet birimleri ve alanlarının dağılımının sağlanması hususları dikkate alınarak, uyulması gereken zorunluluklarla ilgili Özel Hastaneler Yönetmeliğine dava konusu edilen kısım eklenmiş olup, bu haliyle düzenlemede kamu yararına, hizmetin gereklerine ve dayanılan üst norma aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 9’uncu maddesine eklenen “Bakanlıkça onaylanmış ön izin projesine aykırı şekilde kapasite artırmaya yönelik mekân, oda kat ilavesi veya ön izinden fazla hizmet alanı bulunması halinde ilgili sağlık tesisi ruhsatlandırılmaz.” cümlesinin iptali istemine ilişkin davanın reddine; davanın diğer kısımları hakkında ise, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin bazı maddelerinde 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklik yapılması üzerine, davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükmü yer almıştır.
663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin yine dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 2. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde, insan gücünde ve maddi kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunu sağlamak; (f) bendinde, kamu ve özel tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetmek ve politikaları belirlemek Sağlık Bakanlığı’nın görevleri arasında sayılmış; 40. maddesinde ise, Bakanlık ve bağlı kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile asıl Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi yönünden:
27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin -dava konusu değişiklik tarihinde yürürlükte olan haliyle- “Ön izin” başlıklı 9. maddesi, “Hastane açılmadan önce Bakanlıktan ön izin alınması şarttır. Ön izin için, aşağıdaki belgeler ile tam takım mimari proje, incelenmek üzere Müdürlük vasıtasıyla Bakanlığa gönderilir:
a) Hastane binasının bulunduğu alanın, 8 inci maddede belirtilen şartları haiz olduğuna dair yetkili mercilerden alınmış belgeler,
b) (Değişik ibare:RG-21/3/2014-28948) Hastane yerleşiminin gösterildiği, projeyi hazırlayan mimarın imzasının olduğu tam takım mimari proje içinde ayrıca aşağıdakiler yer alır;
1) 1/500 veya 1/200 ölçekli vaziyet planı,
2) 1/100 veya 1/50 ölçekli tüm kat planları,
3) Bir tanesi ameliyathaneden geçen en az iki kesit halinde olan, yatak kapasitesi elli ve üzerinde olan hastane projelerinde ise ayrıca önem arzeden; rampalı giriş, bodrum ve benzeri noktalardan geçen, en az üç kesit ve 1/20 ölçekli sistem detayları ve tüm cepheler.
Birinci fıkranın (b) bendinde bahsedilen mimari projeler, inceleme sonucunda Bakanlıkça uygun görülür ise, başvuru sahibi tarafından imar mevzuatına uygun şekilde üç takım olarak hazırlanır. Üç takım olarak hazırlanan mimari projeler, özel hastane binası inşa edilecek yer, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ise ilgili belediye; mücavir alan dışında ise valilik tarafından onaylanarak Müdürlük vasıtasıyla Bakanlığa gönderilir.
Ön izin başvurusu, bu maddede sayılan belgelerde eksiklik ve/veya bu Yönetmeliğe uygunsuzluk bulunmaması kaydıyla, Bakanlığa intikal ettiği tarihten itibaren en geç otuz gün içerisinde sonuçlandırılarak ön izin belgesi düzenlenir veya ön izin başvuru belgelerinde tespit edileneksiklik ve/veya uygunsuzluk başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir.
Ayrıca;
a) Başka amaçla inşa edilmiş binaların, hastane binasına dönüştürülmesi halinde tadilat işlerine başlanılmadan önce,
b) (Mülga:RG-22/3/2017-30015)
c) (Mülga bent:RG-11/7/2013-28704)
ç) Ruhsatlandırılmış hastane binasına, Ek 4 üncü maddedeki planlamaya uygun olmak şartıyla, (Değişik ibare:RG-22/3/2017-30015) ek bina yapılmak istenmesi halinde
ön izin alınması zorunludur.
(Değişik beşinci fıkra:RG-11/07/2013-28704) Ön izin belgeleri devredilemez. Ancak Bakanlıkça mevcut ruhsatlı özel hastaneler adına taşınma amaçlı düzenlenmiş ön izin belgesi veya mevcut ruhsatlı tıp merkezleri adına özel hastaneye dönüşüm amaçlı düzenlenmiş ön izin belgesi almış olan özel hastane ve tıp merkezlerinde, ruhsat devri yapılması halinde yeni sahiplik adına ön iznin devam etmesine izin verilir.” şeklinde iken; 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile anılan maddeye “Özel hastane ön izin belgesinde hastanenin yatak kapasitesi belirtilir ve hastane bu kapasite ile ruhsatlandırılır. İmar mevzuatından kaynaklı ön izin projesinde belirtilen kapasite fazlası bina yatırımları hastaneye ilave kapasite hakkı vermez. Bakanlıkça onaylanmış ön izin projesine aykırı şekilde kapasite artırmaya yönelik mekân, oda kat ilavesi veya ön izinden fazla hizmet alanı bulunması halinde ilgili sağlık tesisi ruhsatlandırılmaz.
” şeklindeki fıkra eklenmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Başvuru ve ruhsata esas belgeler” başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, “Özel hastaneler, Bakanlığın izni ile açılır ve ruhsatlandırılır. Özel hastane açmak isteyenler, bu Yönetmeliğe göre bir dilekçe ile bizzat veya mesul müdürlerince ilgili valiliğe başvururlar.
” kuralı; “Ruhsatlandırma” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, “Bakanlığa intikal ettirilen başvuru, öncelikle Genel Müdürlükçe dosya üzerinden incelenir ve eksiklik bulunmuyor ise Komisyona havale edilir. Komisyon tarafından 13 üncü ve 14 üncü maddelere göre incelenen ve değerlendirilen başvuru dosyasında eksiklik bulunmaması halinde, Komisyon hastaneyi yerinde inceler ve hastanenin uygunluğuna karar vermesi halinde yerinde inceleme raporu düzenleyerek Bakanlığa sunar. Bu inceleme sonucuna göre Bakanlıkça özel hastaneye ruhsatname düzenlenir.” kuralı; geçici 1. maddesinin 5. fıkrasında ise, “Bakanlıkça özel hastane açma izni verilenler başvuru tarihinden itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır.” kuralı düzenlenmiştir.
Buna göre, özel hastaneler, Bakanlığın izni ile açılıp ruhsatlandırılmakta, hastane adına ruhsat düzenlenmeden önce Bakanlıktan öncelikle bir ön izin belgesi alınması gerekmektedir. Dava konusu düzenlemenin yer aldığı maddede, bu ön izin kapsamında sunulması gereken belgeler sayılmış, bu belgelerde eksiklik veya uygunsuzluk bulunması ve bulunmaması hallerinde sürecin nasıl ilerleyeceği belirtilmiş; ön izin belgesinin, başka amaçla inşa edilmiş binaların, hastane binasına dönüştürülmesi halinde tadilat işlerine başlanılmadan önce, ayrıca ruhsatlandırılmış hastane binasına ek bina yapılmak istenmesi halinde de alınması zorunluluğuna yer verilmiş, bu belgede yer alan kapasiteyle hastanenin ruhsatlandırılacağı, kapasite fazlası bina yatırımlarının hastaneye ilave bir kapasite hakkı tanımayacağı açıkça düzenlenmiş, dava konusu düzenleme ile de Bakanlıkça onaylanan projeye aykırı şekilde ve kapasite artırmaya yönelik mekan, oda kat ilavesi veya fazla hizmet alanı bulunması halinde sağlık tesisinin ruhsatlandırılmayacağı kurala bağlanmıştır.
Bakılan davada, açılmak istenen özel hastanenin hangi şartlarda ve kapasitede faaliyette bulunacağının Bakanlıkça sağlık hizmetlerinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanabilmesi açısından önem arz ettiği, bu amaçla ruhsatlandırma işlemlerinden önceki ön izin aşamasında hastanenin vaziyet planının, tüm kat planlarının ve sistem detaylarının incelendiği, Bakanlıkça uygun görülerek onaylanan ön izin projesine uygun şekilde hastane/ek bina inşaatının yapılması gerektiği, projeye aykırı ve hastane kapasitesini artıracak şekilde yapılacak imalatların Bakanlığın planlama görev ve yetkisini kullanmasını imkansız hale getirebileceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden:
31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 68. maddesi değiştirilerek yeniden düzenlenmiş; 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu (m) bendi değiştirilerek yeniden düzenlenmiş, (p) bendi yürürlükten kaldırılmış; söz konusu (m) bendi, 25/03/2021 tarih ve 31434 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile yine değiştirilerek yeniden düzenlenmiştir.
Bu durumda; dava açıldıktan sonra asıl Yönetmeliğin dava konusu 68. maddesi ve Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin değiştirilmesi nedeniyle; Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinin ise madde metninden çıkarılması nedeniyle, davanın konusuz kaldığı görüldüğünden, işbu davanın belirtilen kısmı hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 27/03/2022 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen 9. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 27/03/2022 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 20/04/2018 tarihli ve 30397 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 68. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi; Ek 5. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde geçen “Bakanlığın izni ve planlamalarına uygun olmak kaydıyla” ibaresi ile “33’ün üstünde olanları” ibaresi; aynı fıkranın (p) bendinde geçen “bulunduğu il içerisinde veya” ibaresi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Sonucu itibarıyla dava kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ….-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre yarısı olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan … TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.