Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7682 E. , 2022/5025 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7682
Karar No : 2022/5025
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davacı …’ın Kayseri Kadın Doğum Hastanesi’nde yaptığı doğum esnasında bebeğinin ölü doğması sebebiyle anne ve baba olan her bir davacı için 35.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince, daha önce davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/06/2016 tarih ve E:2013/4419, K:2016/4502 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Hasta Hakları Kurulu kararında davalı idare çalışanı ebenin eylemin zorluğuna rağmen doktora haber vermemesi sebebiyle kusurlu bulunduğu, bu kararda başhekim yardımcısının da imzasının bulunduğu, ancak aynı kişinin başhekim tarafından görevlendirilmesi sonucunda verdiği raporda doğumu gerçekleştiren ebenin kusuru olmadığını beyan ettiği, Adli Tıp Kurumu’nun ise ebeyi kusursuz bulduğu, hastanede çalışan iki doktorun doğum olayını müdahaleli doğum olarak açıkladığı, kadın doğum uzmanının doğumun normal olacağını söyleyip hastayı ebeye emanet edip gittiği, ancak bebeğin ölü doğduğu ve yoğun bakımda öldüğü, başhekim yardımcısı tarafından yürütülen soruşturmada sorumlu doktor ve ebenin çelişkili ifadelerinin bulunduğu, ebenin doğumdan sonra doktora hemen haber verildiğini, doktorun ise kendisine çocuk doktoru ve anestezi ekibi tarafından müdahale edildikten sonra haber verildiğini belirttiği, doktorun nöbeti devraldıktan sonra hastayı muayene ettiği, sonrasında hiç muayene etmediği, tamamen normal bir doğumdan bahsedilmesine rağmen ölümün açıklanamadığı, doğumdan sonra bebeğe hangi doktorun müdahale ettiğinin, doktorun o anda nerde olduğunun anlaşılamadığı, bebeğin entübasyon tüpünün 1 saat sonra anastezi teknisyeni tarafından değiştirildiğinin belirtildiği, bir saatlik sürede hastanın pnomotoraks olduğu anlaşıldığından bunun bir ihmal olduğu, hastayı kimin entübe ettiğinin anlaşılamadığı, 18.50 de doğduğu ancak 20.15 te pnomotoraks olduğundan tüp takıldığı, daha hızlı müdahale edilmesi gerekip gerekmediğinin açıklanmadığı, nöbet listesinde sadece bir doktorun isminin bulunduğu, bir doktorun sağlık hizmetini yeterince yerine getiremeyeceği, bu durumda listeyi hazırlayan idarenin sorumluluğu bulunduğu, dosya özetlerinde hastaya kimin ne yaptığının anlaşılamadığı, bunun dahi tek başına hizmet kusuru oluşturacağı, çalışanların yeni doğan canlandırma sertifikaları bulunup bulunmadığının bilinmediği, 05/11/2009 tarihinde bebek yoğun bakımda iken nöbetçi uzman doktor yerine pratisyen hekimin müdahalede bulunduğu, doktorun kusuru olmasa bile kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiği, son raporda da müdahaleli doğum olmasına ve ebe tarafından doktora haber verilmemesine rağmen kusur atfedilmeyerek çelişkinin devam ettirildiği, hastanenin kapasitesinin yetersiz olduğu, ölümden 6 ay önce doktorlar tarafından yoğun bakım ünitesindeki eksiklikler giderilmeden hizmete alınmaması gerektiğine ilişkin yazının dosyada bulunduğu, nöbet esnasında hastanede bulunmayan doktor ile zor doğum olmasına rağmen doktora haber vermeyen ebenin kusurlu olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, davacılardan …’ın başvurusu üzerine doğumun gerçekleştiği hastane bünyesinde oluşturulan Hasta Hakları Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında, “normal doğum eylemi sırasında gelişen bu olayda hastanın şikayetiyle yapılan incelemelerde alınan bilgiler doğrultusunda şikayet edilen kişinin eylemin zorluğuna rağmen doktora haber vermemesi kusur olarak saptanmıştır” denilerek hasta hakları ihlali bulunduğunun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, her ne kadar Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda olayda hizmet kusur bulunmadığı belirtilmişse de, olayın hemen ardından yapılan başvuru üzerine hastane bünyesindeki Hasta Hakları Kurulunca doğumu gerçekleştiren ebenin eylemin zorluğuna rağmen doktora haber vermediği tespiti yapılarak, doktora haber verilmesi gereken bir doğum olmasına rağmen haber verilmemesi nedeniyle sağlık hizmetinin usulüne uygun yürütülmediği kabul edildiğinden sağlık hizmetinin kusurlu yürütüldüğü sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, olay nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.