Danıştay Kararı 10. Daire 2019/8163 E. 2022/2293 K. 21.04.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8163 E.  ,  2022/2293 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8163
Karar No : 2022/2293

DAVACILAR : 1- …Birliği
2- … Birliği
VEKİLLERİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Av. …

DAVANIN_KONUSU : Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “E-Reçete uygulaması” konulu, 15/05/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Genelge’nin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, genel olarak reçetenin biçimine ilişkin bir kurala mevzuatta yer verilmediği, reçetenin hekim tarafından düzenlenmiş olmasının yeterli sayıldığı, bazı ilaçların bağımlılık yapıcı niteliği sebebiyle, takip edilebilmesi için bu tür ilaçları içeren reçetelerin düzenine ilişkin kısıtlayıcı uygulamalara gidildiği, dava konusu Genelge ile getirilen tüm ilaçların renkli reçete sistemine dahil edilerek kamu ve özel tüm sağlık hizmet sunucularında ortak e-reçete sistemine geçilmesi yönündeki zorunluluğun ise yasal bir dayanağı olmadığı gibi hizmet gerekleri bakımından değerlendirildiğinde de bu yönde bir uygulamayı haklı kılan bir sebebin bulunmadığı, anılan düzenleme ile muayenehanelerin de içinde bulunduğu bütün sağlık kuruluşlarında idare tarafından oluşturulan bilgisayar programını çalıştırabilecek özelliklere sahip bilgisayarın bulunması, Bakanlık tarafından yetkilendirilen şirketlerden program satın alınması ve bu programlara girilerek reçete düzenlenebilmesi için internetin bulunmasının şart koşulduğu, sistemin bütün maliyetinin hekim ve dişhekimlerine yüklendiği, hassas kişisel verilerin genelge ile işlenemeyeceği, 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesine göre, kişisel sağlık verilerinin korunmasının esas, işlenmesinin ise istisna olduğu, mevzuat ve yargısal kararlarda belirtildiği üzere, sağlık ve cinsel yaşama ilişkin verilerin ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemelerinde genel olarak kişisel verilerden ayrı tutulduğu ve söz konusu verilerin niteliği gözetilerek ek koruma önlemleri öngörüldüğü, belirlenen istisnalar dışında bu alandaki verilerin işlenmesinin yasaklandığı, e-reçete uygulaması ile hassas kişisel verilerin hastaların rızası aranmadan işlendiği, muayenehaneler de dahil olmak üzere bütün sağlık kuruluşlarına getirilen bu zorunluluğun kapsamını sınırlayan hiçbir hükme ver verilmediği, dolayısıyla, bütün hastaların her türlü hastalık ve tedavi verilerinin e-reçete sistemi üzerinden merkezi bir sistemde toplanıp işlenebilecek ve gerektiğinde paylaşılabilecek ölçüsüz bir uygulama ile karşı karşıya kalındığı, bu bakımdan dava konusu Genelgenin Anayasa, Uluslararası sözleşmeler ve hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında, düzenleme yapma hususunda yetkili oldukları, 2016-2018 Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planının “Uyuşturucuya Ulaşılabilirliğinin Önlenmesi” başlıklı kısmında yer alan, reçeteli uyuşturucu ilaçlara ulaşılabilirliğin kontrol altına alınması stratejisi kapsamında, “Elektronik Renkli Reçete Sistemi kurulması” faaliyetinin hedeflendiği ve faaliyetten sorumlu kurum olarak Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun belirlendiği, bu kapsamda, uyuşturucu madde ve müstahzarların tıbbi erişimlerine imkan sağlanırken suiistimalinin önlenmesi amacıyla, sağlık bilişimi alanındaki gelişmeler çerçevesinde Kurumca “Renkli Reçete Sistemi” yazılımı çalışmalarının tamamlanarak önce kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların, ardından turuncu ve mor reçeteye tâbi olan hemofili hastalarının kullandığı ürünler ile diğer kan ürünlerinin “Renkli Reçete Sistemi” kapsamına alındığı, renkli elektronik reçete ile tüm yurtta uygulama birliğinin temin edilmesi, vatandaşlar ve hekimler yönünden kolaylık sağlanması, ilaç suiistimalinin önüne geçilmesi amacıyla 05/03/2018 tarih ve E.671 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile e-reçete uygulamasının tüm reçeteleri kapsayacak şekilde dönüştürülmesine karar verildiği, bunun üzerine, dava konusu Genelge ile tüm ilaçların renkli reçete sistemine dahil edilerek bütün sağlık hizmet sunucularında ortak e-reçete uygulamasına geçilmesinin öngörüldüğü, e-reçete sistemine ulaşılabilmesi için hekimlerin özel donanımlı bilgisayar edinmesi veya program satın alması gibi bir zaruret bulunmadığı, doğrudan web sitesi üzerinden veya cep telefonundan mobil imza ile reçete tanziminin mümkün olduğu, özel nitelikli kişisel veri niteliğini haiz olan kişisel sağlık verilerinin, Anayasanın 20. maddesi, 6698 sayılı Kanun’un 6. maddesi, 3359 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (f), (i), (j), (k) bentleri ve 663 sayılı KHK’nın 47. maddesi kapsamında, 6698 sayılı Kanun’da belirtilen esaslara göre işlenebileceği, anılan düzenlemenin Anayasaya, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenleme hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, “E-Reçete Uygulaması” konulu 15/05/2018 tarih ve 2018/2 sayılı Sağlık Bakanlığı Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmış; 20. maddesinde; Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmü yer almıştır.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 4. maddesinde; (1) Kişisel verilerin, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği, 6. maddesinde; (1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu, (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği, sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği, (4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınmasının şart olduğu, hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, ancak Devlet güvenliği, kamu güvenliği, Devletin ekonomik menfaatlerinin korunması ve suçların önlenmesi, ilgilinin veya üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veya bilimsel amaçlarla kullanılması durumlarında kişisel verilerin korunmasına sınırlama getirilmesinin kabul edildiği, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde , ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şartı ile özel nitelikli kişisel verilerden olan sağlığa ilişkin kişisel verilerin de ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilmesi mümkün bulunmaktadır.
Herkesin hayatını sağlıklı sürdürmesi için kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle görevlendirilmiş olan Devlete verilen bu görev, 663 sayılı KHK’nın mülga hükümleri ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili hükümleri gereği Sağlık Bakanlığı merkez, taşra ve bağlı kuruluşları aracılığıyla yürütülmekte olup; 2016-2018 Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planının “Uyuşturucuya Ulaşılabilirliğinin Önlenmesi” başlıklı kısmında yer alan, reçeteli uyuşturucu ilaçlara ulaşılabilirliğinin kontrol altına alınması stratejisi kapsamında, “Elektronik Renkli Reçete Sistemi kurulması” faaliyetinin hedeflendiği ve faaliyetten sorumlu Kurum olarak Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun belirlendiği; bu kapsamda, uyuşturucu madde ve müstahzarların tıbbi erişimlerine imkan sağlanırken suiistimalinin önlenmesi amacıyla, sağlık bilişimi alanındaki gelişmeler çerçevesinde Kurumca “Renkli Reçete Sistemi” yazılımı çalışmalarının tamamlanarak kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların bazı istisnalar haricinde “Renkli Reçete Sistemi” olarak adlandırılan sistem üzerinden elektronik reçete yoluyla düzenlenmesi hususunda 14/03/2017 tarihli ve 2017/1 sayılı Genelgenin çıkarıldığı, bilahare, 28/11/2017 tarihli ve 2017/4 sayılı Genelge ile de, turuncu ve mor reçeteye tâbi olan hemofili hastalarının kullandığı ürünler ile diğer kan ürünlerinin “Renkli Reçete Sistemi” kapsamına alındığı; renkli elektronik reçete ile tüm yurtta uygulama birliğinin temin edilmesi, vatandaşlar ve hekimler yönünden kolaylık sağlanması, ilaç suiistimalinin önüne geçilmesi amacıyla 05/03/2018 tarihli ve E.671 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile e-reçete uygulamasının tüm reçeteleri kapsayacak şekilde dönüştürülmesine karar verildiği, bunun üzerine, dava konusu 15/05/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı Genelge ile tüm ilaçların renkli reçete sistemine dahil edilerek bütün sağlık hizmet sunucularında ortak e-reçete uygulamasına geçilmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 17/03/2017 tarihinden itibaren uygulanan Renkli Reçete Sistemine, kontrole tabi ilaçlara ait reçeteler ile normal reçeteyle verilmesi gereken ilaçların da dahil edilmesi suretiyle tüm reçetelerin tek bir e-reçetede düzenlenmesi sonucunda, davalı idarece özel nitelikli kişisel veri olan sağlığa ilişkin verilerin korunması suretiyle, hekim ve hastalara bilgiye ulaşım olanağı sağlanması, hekimler için sistemin kontrol kolaylığının sağlanması ve sistem çeşitliliğinin ortadan kaldırılması suretiyle tüm sağlık tesisleri için standart bir uygulama sağlanmasının amaçlandığı görülmekle, elektronik reçete yazım sisteminin normal reçeteler için de uygulanmasının benimsenmesinde dayanağı mevzuat hükümlerine aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, davacının basılı (kağıt) reçetelerin eczaneler tarafından kabul edilmediği yönündeki iddiası ise, anılan Genelgelerde sistemin gereği gibi işlememesi ve teknik sıkıntıların bulunması halinde matbu olarak reçete yazımına izin verildiği görülmekle yerinde görülmemiş olup, iptale konu düzenlemenin hukuka ve kamu yararına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için önceden taraflara bildirilen 21/04/2022 tarihinde davacıları temsilen Av. …’in, davalı Sağlık Bakanlığını temsilen Av. …’in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yayımlanan 15/05/2018 tarih ve 2018/2 sayılı, “E-reçete uygulaması” konulu Genelge ile;
Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı “Uyuşturucuya Ulaşılabilirliğin Önlenmesi” başlıklı 1. bileşenin 5. alt bileşeni gereği “Elektronik Renkli Reçete Sistemi”nin kurulduğu, 14/03/2017 tarih ve 2017/1 sayılı Genelge ile kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların elektronik reçete kapsamına alındığı;
Projenin devamında 28/11/2017 tarih ve 2017/4 sayılı Genelge ile mor ve turuncu reçeteli ilaçların, 05/03/2018 tarih ve 2018/1 sayılı Genelge ile normal reçete ile verilmesi gereken izlemeye tâbi ilaçların Renkli Reçete Sistemine dahil edildiği;
05/03/2018 tarih ve E.671 sayılı Bakan Oluru ile de tüm ilaçların (beyaz şeklinde tabir edilen reçeteler de dahil olmak üzere) renkli reçete sistemine dahil edilerek kamu ve özel tüm sağlık hizmet sunucularında Bakanlığın kontrolünde ortak bir e-reçete uygulamasına geçilmesinin talimatlandırıldığı, 15/06/2018 tarihinden itibaren hekimlerin tüm ilaçları Renkli Reçete Sistemi üzerinden yazması gerektiği;
Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı e-reçete sistemine https://renklirecete.saglik.gov.tr/ adresi üzerinden ulaşılacağı;
Renkli Reçete sisteminde, hekimlerin oluşturdukları reçeteleri 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile yapılan düzenleme kapsamında ıslak imzaya eşdeğer hukuki geçerliliği olan e-imza prosedürü ile imzalayacakları;
Entegrasyon işlemlerine dair dokümanların Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından ilan edileceği;
Hekimlerin kırmızı, yeşil, turuncu, mor ve normal reçete ile verilmesi gereken izlemeye tâbi ilaçlar ile beraber reçete etmek istedikleri tüm ilaçları tek bir e-reçetede yazabilecekleri, renkli reçeteye tabi ilaçlar ile diğer ilaçların ayrı ayrı reçete edilmesine gerek olmadığı;
Hastane eczaneleri ve serbest eczanelerin kırmızı, yeşil, turuncu, mor ve normal reçete ile verilmesi gereken izlemeye tâbi ilaçları içermeyen -yani kapsama bu genelge ile alınan normal reçeteler- için ilgili sistem üzerinden ikinci bir duyuruya kadar herhangi bir işlem yapmayacakları;
Daha evvel yayımlanan genelgelerdeki teknik açıklamalara dair hükümlerin geçerliliğini koruduğu;
Hususları 81 İl Valiliğinde yer alan tüm özel ve kamu sağlık hizmet sunucularına (serbest hekim, veteriner hekim, diş hekimleri dâhil) duyurulmuştur.
Bunun üzerine, davacı tarafından anılan düzenlemenin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Yine Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrasında da, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilerek kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvence altına alınmıştır.
Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun “Genel ilkeler” başlıklı 4. maddesi, “Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.
Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:
a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.
c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” şeklindedir.
Anılan Kanun’un “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 6. maddesinde de, “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.
Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.
Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 1. maddesinde, Kanun’un amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği; (k) bendinde ise, koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esas olduğu, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakope mamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim,dağıtım ve tüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontrolüne, murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma, izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin -yine dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan, 703 sayılı KHK ile değişik haliyle- 2. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde, ”Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi” Sağlık Bakanlığının görevleri arasında sayılmış; Kararname’nin 27. maddesinin birinci fıkrası ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığı Sağlık Bakanlığının bağlı kuruluşu olarak teşekkül ettirilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, anılan Kurumun görev ve yetkileri arasında, “Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak.” sayılmış; 40. maddesinde, Bakanlık ve bağlı kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler yapabileceği; 47. maddesinde de, “Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, bu Kanun uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Tabip reçetesiyle verilmesi meşrut olanlar ancak reçete mukabilinde ve diğerleri reçetesiz olarak münhasıran eczanelerle ecza ticarethanelerinde kanunu mahsusuna tevfikan satılır.” hükmüne yer verilerek tıbbi müstahzarların münhasıran satılabileceği yerler hüküm altına alınmıştır.
Yine aynı Kanun’un 12. maddesinde, “Müstahzarların dış ambalaj kısımları üzerinde ve ambalaj içindeki tarifnamelerde açık ve Türkçe olarak ruhsat sahibinin ve yapıldığı laboratuvarın adı ve adresi, ruhsat numarası ve ilacın nasıl kullanılacağı ve fiyatı yazılı olacak ve terkibinde müessir ve zehirli maddeler varsa cins ve miktarları ve vekaletçe lüzum gösterilen hallerde yapıldığı tarih göze çarpacak surette kayıt ve işaret edilecektir. Yalnız tabip reçetesiyle satılmasına müsaade edildiği takdirde bu husus dahi açık olarak yazılacaktır.” hükmüne yer verilmiştir.
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 26. maddesinde, eczanelerde günlük reçetelerin kaydının, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usullere göre tutulacağı; anılan Kanun’a dayanılarak çıkarılan 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Eczaneler ve Eczacılar Hakkında Yönetmeliğin “Kabul edilebilecek reçeteler” başlıklı 28. maddesinde ise, “Reçetelerde hastanın adı, soyadı, hastalığın tanısı ile hekimin adı soyadı, unvanı, diploma tescil numarası ile görev yerinin yer alması ve reçetelerin hekim tarafından imzalanmış olması gerekir.
Eczanelerde kabul edilecek reçeteler aşağıda belirtilmiştir:
a) Normal reçete,
b) Takip edilmesi gereken ilaçların yazıldığı özel reçeteler,
c) Elektronik reçete,
ç) Güvenlik önlemlerini belirtir formlarla beraber verilmesi gereken ilaçların yazıldığı kısıtlanmış reçeteler.
Eczanelerde yalnızca hekim, diş hekimi, veteriner hekim ve ziraat mühendisi tarafından yazılan reçeteler kabul edilir.
İnternet, faks, telefon, kurye, komisyoncu ve benzeri yollarla eczanelere gelen reçeteler kabul edilmez. Eczanelere bu yolla gelen ilaç talepleri karşılanmaz. Hekimlerin elektronik ortamda yazarak bunu güvenli elektronik imza ile imzalamalarıyla gerçekleşen elektronik reçeteler ile eczacı odalarınca dağıtımı yapılan reçete grupları bu hükmün dışındadır.
Eczacılar, kendilerine reçete gönderilmesine yönelik olarak her ne şekilde olursa olsun, kurumlar, hekimler, diğer sağlık kurum ve kuruluşları veya üçüncü şahıslar ile açık veya gizli iş birliği yapamaz; simsar, kurye elemanı ve benzeri yönlendirici personel bulunduramaz, reçete toplama veya yönlendirme yapamaz, bu yollarla gelen reçeteleri kabul edemez. Bu madde hükmü gereği il sağlık müdürlüğü tarafından, şikâyet veya eczacı odasının bildirimi üzerine şikâyete konu taraflar ile Sosyal Güvenlik Kurumu veya diğer kurum veya kuruluşlar nezdinde tespit işlemi yapılarak Kanunun 24 üncü maddesine göre işlem yapılır.” kuralı yer almaktadır.
Hukuki Değerlendirme:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ilaç üretiminin ve kalitesinin teşvik ve teminini, her türlü ilacın, birkaç şeyin karıştırılması ile meydana getirilmiş maddelerin ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım ve tüketiminin kontrol ve denetlenmesi ile ruhsatlandırma izni ve fiyat verme işlerini yürütmeye; ispençiyari ve tıbbi müstahzarların halkın sağlığına zarar vermemesini, kaliteli, bilimsel verilerle orantılı, uygun fiyatlarla ve sürekli bir şekilde halka ulaşmasını sağlamaya; ayrıca herkesin sağlık durumunu takip edebilmek ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi amacıyla elektronik ortam dahil olmak üzere gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurmaya Sağlık Bakanlığının görevli ve yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Herkesin hayatının beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, halka sağlık hizmetlerini ulaştırmakla görevli olan Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinin en gerekli ve vazgeçilmez unsurlarından biri olan ilaçların, güvenilir şekilde halka ulaşmasını sağlamakla sorumludur. Sağlık Bakanlığının, bu sorumluluğunu ve dolayısıyla görevlerini yerine getirirken, mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekli tedbirleri almak, kurallar koymak yetkisine sahip bulunduğu da kuşkusuzdur.
Dava dosyasının incelenmesinden; Türkiye Cumhuriyeti Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı (2016-2018) kapsamında uyuşturucuya ulaşılabilirliğin önlenmesi açısından her türlü doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler ve bunların üretiminde kullanılan ara kimyasalların, ulusal ve uluslararası boyutta kaçakçılığını, üretimini, kullanımını, dağıtımını ve sokak düzeyinde satışını engellemek amacıyla reçeteli uyuşturucu ilaçlara ulaşılabilirliğinin kontrol altına alınması yönünde bir stratejiye yer verildiği, bu stratejiyi gerçekleştirmek üzere “elektronik renkli reçete sistemi” kurulmasının öngörüldüğü ve bu konuda Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun sorumlu kılındığı; bu kapsamda davalı idare tarafından “elektronik renkli reçete sistemi”nin kurulduğu; dava konusu düzenlemeyle ise, tüm ilaçların anılan renkli reçete sistemine dahil edilerek kamu ve özel tüm sağlık hizmet sunucularında davalı idarenin kontrolünde ortak bir e-reçete uygulamasına geçilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
1262 sayılı Kanun ile 6197 sayılı Kanun ve bu Kanun’un uygulama yönetmeliğine göre, ülkemizde satışı yapılan ilaçların reçeteli olarak satışa sunulması esas olmakla birlikte, reçeteli ilaçlar bakımından söz konusu reçetelerin barındırması gereken özellikler belirlenirken, reçetelerin normal (yazılı ve basılı) ya da elektronik olarak düzenlenmesi konusunda özel bir kurala yer verilmediği görülmektedir.
Reçete, hekim tarafından muayene edilen kişiye verilen ve kişinin tedavisini sağlayacak ilaç ve diğer tıbbi malzemelerin yer aldığı belge niteliğinde olup, elektronik reçete ise elektronik ortamda düzenlenen ve e-imza ile imzalanan reçeteler olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, e-reçete uygulamasında, ilgiliye sadece reçete kodu verilerek elektronik ortamda teşhis ve tedavi bilgileri eczanelere aktarılmakta olup, esasen normal reçete ile elektronik reçete muhteviyatının birbirinden farklı olmadığı açıktır.
Bu bağlamda, yukarıda aktarılan görev ve yetkileri kapsamında davalı idarece sağlık hizmetlerinin elektronik ortamda güvenilir altyapılar üzerinden sağlanmasının amaçlandığı, bu amaçları gerçekleştirilebilmek için getirilen dava konusu düzenleme ile, ilaçlara erişim imkânı sağlanırken suiistimallerin önlenmesi maksadıyla renkli reçete sisteminin kapsamının genişletildiği, tüm ilaçların bu sisteme dahil edilerek uygulamada birliğin ve kontrolün sağlanmak istendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu Genelgede, Elektronik Reçete Sistemine kırmızı ve yeşil reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2017/1; mor ve turuncu reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2017/4 ve izlemeye tabi ilaçları içeren normal reçetelerin dahil edilmesine ilişkin 2018/1 sayılı Genelgelerin teknik açıklamalarına dair hükümlerin geçerliliğini koruduğu belirtildiğinden, e-reçete sisteminin çalışmaması halinde basılı (kağıt) reçete uygulamasına devam edilebileceği anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu Genelgeyle kapsamı genişletilen Elektronik Reçete Sisteminin sağlık hizmetlerinin aksamadan sunulmasına da engel olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davacı tarafından, merkezi bir program üzerinden reçete yazılmasının, son derece hassas bir konu olan “kişisel verilerin işlenmesi” niteliğinde olduğu, hastanın muvafakati alınmaksızın e-reçete ile yazılan hastalığın tanısı ve ilaca ilişkin bilgilerin kaydedilmesinin ve böylesi bir uygulamanın Kanun yerine Genelge ile düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmekte ise de; dava konusu düzenleme ile sağlık verilerinin, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca idareye verilen yetki kapsamında kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla sınırlı olarak, orantılı ve ölçülü bir biçimde işlenmesinin öngörüldüğü, ayrıca düzenlemeye konu elektronik reçetenin normal reçete içeriğini haiz verileri barındırdığı, bu uygulamanın gelişen teknoloji karşısında hizmetin devamı ve birliği için zorunlu olduğu dikkate alındığında, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL
yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz gün) içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.