Danıştay Kararı 10. Daire 2019/8638 E. 2022/4822 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/8638 E.  ,  2022/4822 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/8638
Karar No : 2022/4822

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 22/10/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle omuzundaki kırığın tedavisi için yapılan ameliyatta sağ kol alt bölümünde 3. derece yanık oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla meydana geldiği ileri sürülen zararlara karşılık 1.100,00 TL maddi tazminat, 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının yanık nedeniyle oluşan zararı ameliyattan çıktıktan sonra öğrendiği, zararın oluşumundaki sorumlu idareyi 24/10/2015 tarihli ifadesinde bildiğini beyan ettiği, fiilin ve faalin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde idareye başvurmadığı, idareye başvuru tarihi olan 22/02/2017 tarihi esas alınarak 21/06/2017 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu olayla ilgili olarak devam eden idari ve adli soruşturmanın olduğu dikkate alındığından davanın yasal süresi içinde açıldığı, davanın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, 22/10/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle omuzundaki kırığın tedavisi için aynı gün … Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyata alınmıştır. Davacı, ameliyatında ve ameliyattan sonra takip ve tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmeyerek sağ kol alt bölgesinde kazaya dayalı olmayan ciddi derecede yanık oluşmasına neden olunduğu iddiasıyla ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
Davacı söz konusu yanık nedeniyle 24/10/2015 tarihinde şikayetçi olarak verdiği ifadesinde; davalı üniversiteye bağlı tıp fakültesinde ameliyat sonrası uygulamalar nedeniyle yanık oluştuğunu öğrendiğini, 13/11/2015 tarihinde özel hastanede oluşan yanık nedeniyle tedavi olmak zorunda olduğunu ifade etmiştir. Şüpheliler yönünden yürütülen soruşturma sonucunda, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan kurul tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na tabi görevliler hakkında … tarih ve … sayılı men-i muhakeme kararı verilmiştir. Davacının anılan karara itiraz etmesi üzerine Danıştay Birinci Dairesinin 22/02/2017 tarih ve E:2017/186, K:2017/278 sayılı kararı ile anılan men-i muhakeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafından ameliyatı gerçekleştiren görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine, 2547 sayılı Kanun kapsamında olmayan ilgili personel hakkında “taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan … Asliye Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında kovuşturma başlamıştır.
Davacı, 22/02/2017 tarihinde davalı idareye başvurarak, 22/10/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle omuzundaki kırığın tedavisi için yapılan ameliyatta sağ kol alt bölümünde 3. derece yanık oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı idare tarafından başvurusuna cevap verilmemesi üzerine 21/06/2017 tarihinde bakılan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinde, -ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihte yürürlükte olan halinde- idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlendiği ödevin ve yürüttüğü hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendisine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak gene de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, onları kullanarak hareket ettiği, bu nedenle de idaresinden tamamen ayrılmasını önleyen ve engelleyen görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mu, yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince; davacının yanık nedeniyle oluşan zararı ameliyattan çıktıktan sonra öğrendiği, zararın oluşumundaki sorumlu idareyi 24/10/2015 tarihli ifadesinde bildiğini beyan ettiği, fiilin ve faalin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde idareye başvurmadığı, idareye başvuru tarihi olan 22/02/2017 tarihi esas alınarak 21/06/2017 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Halbuki davacı şikayetçi olarak verdiği ifadesinde kolunda meydana gelen yanığın davalı idareye bağlı üniversite hastanesinde yapılan ameliyatta ve ameliyattan sonra takip ve tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden kaynaklandığını 24/10/2015 tarihli ifadesinde belirtmiş olsa da; uyuşmazlıkta, davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun tarihi olan 22/02/2017 tarihi itibarıyla eylemin idariliği tam ve kesin olarak ortaya çıkmamıştır. Keza, davacının idareye başvurduğu 22/02/2017 tarihinde, yukarıda maddi olay kısmında bahsedildiği üzere dava konusu olayla ilgili olarak devam eden bir adli kovuşturma vardır. Öte yandan, henüz 22/02/2017 tarihinde, Danıştay Birinci Dairesinin E:2017/186, K:2017/278 sayılı kararı ile Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun şüpheliler hakkındaki … tarih ve … sayılı men-i muhakeme kararının onanmasına yeni karar verilmiştir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahekemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.