Danıştay Kararı 10. Daire 2019/9196 E. 2021/1310 K. 23.03.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/9196 E.  ,  2021/1310 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9196
Karar No : 2021/1310

TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …

3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : I. Hukuk Müş. Yrd. …

2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; İstanbul ili, Atatürk Havalimanında 28/06/2016 tarihinde meydana gelen terör saldırısı sonucunda, …in hayatını kaybettiğinden bahisle maddi ve manevi zarara uğranıldığı ileri sürülerek mütevaffanın eşi … için şimdilik 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocukları …, … ve … için ayrı ayrı 25.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 125.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın, mütevaffanın ölüm tarihi olan 28/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin kararıyla; davacıların murisinin de bulunduğu İstanbul ili, Bakırköy ilçesinde bulunan Atatürk Havalimanında, 28/06/2016 tarihinde teröristler tarafından çevreye ateş etme ve bombaların patlatılması suretiyle terör eylemi gerçekleştirildiği, olayda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı, olay ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı ve şüpheliler hakkında kamu davası açılarak yargılamaya başlandığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede yargılamanın halen devam ettiği, gerçekleşen eylemin ise 3713 sayılı Kanun’un 1, 3 ve 4. maddeleri kapsamına giren terör eylemlerinden olduğu, davacıların yakınının hayatını, devletin ve ülkenin bütünlüğüne yönelik olarak yaygın terör eylemi nedeniyle kaybettiği, davacıların, bu olay nedeni ile 21/07/2016 tarihinde, İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurduğu, taraflar arasında sulhname protokolünün imzalandığı, … tarih ve … sayılı Zarar Tespit Komisyonu kararı ile davacılara, 5233 sayılı Kanun kapsamında 32.640,65 TL ödeme yapılmasına karar verildiği ve ödemenin yapıldığı, 125.000,00 TL maddi tazminat istemi yönünden; olayda; davacıların murisinin, terör saldırısı sonucunda hayatını kaybettiği, bu yöndeki talebin ise 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davacılar tarafından bu maddi zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvuruda, davacıların durumunun incelendiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında öngörülen zarar kalemleri esas alınarak davacılara 32.640,65 TL ödeme yapılmasına karar verildiği ve sulhname imzalandığı, dolayısıyla bu durumun özel bir Kanun olan 5233 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması nedeniyle bu düzenleme aşılarak davacılara maddi tazminat verilemeyeceği, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, 250.000,00 TL manevi tazminat istemi yönünden; meydana gelen ölüm olayının davacıların derin elem ve üzüntü duymalarına neden olacağının tartışmasız olduğu duyulan elem ve üzüntünün karşılığı olarak; mütevaffanın eşi için 100.000,00 TL manevi, çocukları …, … ve … için ayrı ayrı olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin kararıyla; İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin maddi tazminat taleplerinin destekten yoksun kalma tazminatına dayandığı, Zarar Tespit Komisyonu ödemesini kabul etme nedenlerinin çok zor durumda olmaları olduğu, söz konusu ödemeyi bir devlet yardımı gibi düşündükleri, ödemede müvekkilleri yönünden gabin ve ızdırar halinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, idarenin ağır hizmet kusuru halinde sorumluluğunun bulunduğu, olayın bir terör olayı olduğu, bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat ilgili Kanunda düzenlenmediğinden sorumluluklarının bulunmadığı, belirlenen manevi tazminatın düzenlenme amacına aykırı yüksek belirlendiği ileri sürülmektedir.
Davalı İstanbul Valiliği tarafından, idare aleyhine manevi tazminata hükmedebilmek için idarenin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali olması gerektiği, olayda idarenin hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk halinin bulunmadığı, olayın terör olayı olduğu ve 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, manevi tazminat 5233 sayılı Kanun’da düzenlenmediğinden sorumluluklarının bulunmadığı, manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğu, manevi tazminatta temerrüt olmadığından faiz işletilmesinin hatalı olduğu, maddi tazminat üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu, taraflar arasında sulhname imzalandığından kararın maddi tazminatın reddedilmesine ilişkin kısmının onanması gerektiği ileri sürülmektedir..

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın maddi tazminatın taraflar arasında sulhname imzalanması nedeniyle reddedilmesine ilişkin kısmının onanması, manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ise süresinde başvuru yapılmaması nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
28/06/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen terör eylemi sonucunda yaşamını yitiren …’in yakınları olan davacılar tarafından uğranıldığı öne sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 28/06/2016 tarihinde terör saldırısı nedeniyle Atatürk Havalimanında meydana gelen patlama nedeniyle zarara uğrayan davacı/davacılar tarafından, olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin / idarelerin hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk hali bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı/davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da aynı iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin olarak davacı/davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda dava konusu olay değerlendirilmiştir.
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya ilişkin istihbari bilgi belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır.
İncelenen dosyalarda İdare Mahkemeleri tarafından yapılan ara kararlar üzerine dosyalara giren bilgi ve belgelere göre; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince emniyete ulaşan ve gerekli birimlerle paylaşılan genel nitelikteki muhtemel eylemlere ilişkin yazıların sunulduğu, olaya ilişkin ihbarın bulunmadığının belirtildiği, söz konusu yazıların incelenmesinden; davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için olay öncesinde olaya ilişkin istihbari bilginin yer, zaman, kişi unsurlarından bir ya da bir kaçının belirli olacak şekilde idarece bilinmesi ve idarenin bu bilgiye rağmen gerekli önlemi almaması halinde söz konusu olacağı değerlendirildiğinde; dava konusu olayda Emniyet birimlerinde olay öncesinde olaya ilişkin herhangi bir ihbarın bulunmadığına ilişkin yazıları da gözönünde tutularak idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
A- Temyize konu kararın maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının incelenmesinden:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B- Temyize konu kararın manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesinden:
Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılarak, manevi tazminat için koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrasında; ” İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu ve bu olay nedeniyle davacılar murisinin vefat ettiği anlaşıldığından, davacıların manevi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesine dayalı ve başvuru süresi olarak 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, 28/06/2016 tarihinde meydana gelen terör olayı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararların tazmini amacıyla söz konusu patlamaların yaşandığı tarihten itibaren 1 yıl içerisinde idareye başvurulması, başvuru neticesinde tesis edilecek işlemin neticesine göre işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekmekte iken; murislerinin hayatını kaybettiği 28/06/2016 tarihli olaydan çok sonra manevi zararların tazmini istemiyle 14/12/2017 tarihli dilekçe ile yapılan ve dava açma süresini canlandırma olanağı bulunmayan başvuru neticesinde açılan işbu davanın süresinde açılmadığı, bu nedenle manevi tazminat isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/03/2021 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)KARŞI OY :

Dava konusu olay, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 28/06/2016 tarihinde DEAŞ mensubu teröristlerin yanlarındaki bombayı patlatmaları ve ellerindeki silahlarla etrafa ateş etmeleri sebebiyle meydana gelmiştir.
Olayın oluş şekli, olay tarihi, olaya yakın zamanlarda ülkemizde meydana gelen benzer terör olayları (20/07/2015 tarihinde Suruç Patlaması, 10/10/2015 Ankara Gar Patlaması, 17/02/2016 Merasim Sokak Patlaması, 13/03/2016 tarihinde Güvenpark Patlaması, 07/06/2016 tarihinde Vezneciler Patlaması…), olay öncesinde havalimanı gibi yerlerde bombalı terör eylemi yapılacağına dair istihbari bilgilerin bulunduğu, olay tutanağına göre teröristlerin güvenlik tarafından kamera sistemi ile fark edildiği, polisin müdahalesi sırasında olayın yaşandığı dikkate alınarak ülkemiz gibi terör olaylarının sık yaşandığı ve sürekli teyakkuz halinde olunması gereken bir ülkenin en büyük havalimanında meydana gelen bu patlama ve silahlı saldırı olayında öncelikle idarenin olaya ve olayın önlenmesine ilişkin hizmet kusurunun olduğu oyuyla aksi yöndeki Daire çoğunluk kararına katılmıyorum.