Danıştay Kararı 10. Daire 2019/9418 E. 2022/3379 K. 20.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/9418 E.  ,  2022/3379 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9418
Karar No : 2022/3379

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- … 5- Kendi adına asaleten … ‘a velayeten

VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları … ‘ın Samsun İl Jandarma Komutanlığında Uzman Jandarma III. Kad. Çavuş olarak görev yapmakta iken Çarşamba-Dikbıyık Beldesinde hayvan hırsızlarının takibi sırasında hırsızlarca açılan ateş sonucu vefat etmesi nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen maddi ve manevi zararların karşılığı olarak eşi … için miktar artırımı sonucu 287.716,66 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, kızı … için miktar artırımı sonucu 64.921,22 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, annesi … için 30.000,00 TL manevi, babası … için 30.000,00 TL manevi, kardeşi … için 15.000,00 TL manevi, kardeşi … için 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 542.637,88 TL tazminatın olay tarihi olan 07/04/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin, daha önce Mahkemelerince hükmedilen 40.000,00 TL maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmın bozulmasına, 145.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmın ise onanmasına yönelik … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına uyularak, davacı eş ve çocuğun maddi tazminat istemleri ile sınırlı olarak yapılan yargılama kapsamında alınan 20/12/2018 tarihili ek bilirkişi raporu ile dosyada mevcut bilgi ve belgeler uyarınca, davacıların aktif ve pasif dönemde maddi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; destekten yoksun kalma tazminatının hesabında hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yapılan ve rücu edilemeyen ödemler ile ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar görenin tazminat hak edişinden indirilemeyeceği ve hakkaniyet düşüncesiyle tazminatta indirim ve artırım yapılamayacağı, 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin ifa amacıyla yapılan bir ödeme olmadığı, hatalı bilirkişi raporunu hükme esas alan Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; reddedilen maddi tazminat yönünden lehlerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, idarelerinin Harçlar Kanunu uyarınca nispi karar harcından muaf olması sebebiyle aleyhlerine yargılama giderine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından, Uzman J. III. Kad. Çavuş olan murislerinin 07/04/2008 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayının zanlılarını takip ederken, hırsızların açmış olduğu ateş sonucunda 09/04/2008 tarihinde şehit olduğu, belirtilen olayın görev esnasında meydana geldiğinden bahisle müteveffanın eşi ve çocuğunun maddi ve manevi zararları ile annesinin, babasının ve kardeşlerinin manevi zararlarının karşılanması talebiyle 18/03/2009, 01/04/2009 ve 02/04/2009 tarihlerinde davalı idareye başvurulduğu, başvuruların zımnen reddi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi sonucu bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesi
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin kısmı ile idare aleyhine nispi karar harcı hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacıların temyiz isteminin incelenmesi

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince, her ne kadar Dairemizin 18/03/2016 tarih ve E:2013/416, K:2016/1524 sayılı bozma kararına uyulmuş ve davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve hükme esas alınan 20/12/2018 tarihli ek bilirkişi raporunun, PMF yaşam tablosunun esas alınmış olması ve kullanılan hesaplama yönteminin Dairemizin son dönem yerleşik kararlarında öngörülen hesaplama yöntemine uygun olmaması nedeniyle, hükme esas alınması mümkün değildir.
Olayda, Uzman Jandarma Çavuş olarak görevli olduğu sırada, görevinin neden ve tesiriyle kendi kusuru bulunmaksızın yaşamını yitiren …’ın eşi, kızı, annesi ve babasına 5434 ve 2330 sayılı Kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlandığı ve tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu’nun … tarih ve … numaralı kararıyla 47.011,00 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği ihtilafsız olmakla birlikte, bağlanan aylık ve yapılan ödemelerin uğranılan maddi zararı tam olarak karşılamadığını ileri süren davacıların (müteveffanın eşi ve kızının) uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının belirlenebilmesi için bilirkişi tarafından aşağıda belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali olan Uzman Jandarma III. Kad. Çavuşun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malulüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsalinin aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malulüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malulüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan vazife malulüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Aktif dönem gelir hesabında, 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca, davacılar yakınının öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağı yok ise 55 yaşın; var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin anılan Kanun maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının dikkate alınması gerekmektedir.
Davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin kendisine ve desteğin vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay, çocuklarının her birine 1’er pay, anne ve babasına 1’er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacılardan kız çocuğunun destek süresinin belirtilmediği görüldüğünden; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinin (b) alt bendinde, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında, “18 yaşını, lise ve dengi öğrenim ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları” sayılmış olup; davacı çocuğun babasının kamu görevlisi olduğu, ailesinin sürekli ve düzenli geliri bulunduğu dikkate alınarak yüksek öğrenimi tamamlayacağı 25 yaşının ikmaline kadar destekten istifade edeceği kabul edilmek suretiyle maddi tazminatın hesaplanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacılara ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu’nun … tarih ve … numaralı kararı uyarınca davacılara ödenen nakdi tazminat ile 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin ve kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin, olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki güncel değerleri hesaplanmak suretiyle düşülmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlara göre bilirkişice yeniden yapılacak hesaplamada, davacı eşin medeni durumunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına göre evlenme şansı oranı ve destek süresi yeniden belirlenmelidir.
Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemleri hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin kısmı ile idare aleyhine nispi karar harcı hükmedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.