Danıştay Kararı 10. Daire 2019/9438 E. 2022/4135 K. 27.09.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/9438 E.  ,  2022/4135 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9438
Karar No : 2022/4135

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : Elazığ ili, …Mahallesinde bulunan ve tapunun …ada, …ve …sayılı parsellerinde kayıtlı taşınmazların maliki olan davacı tarafından, davalı idarece alt geçit yapılması nedeniyle taşınmazlarının değer kaybettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince, tazminat hukukunun amacının idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu, söz konusu zararların karşılanabilmesi için zararın oluşmuş olması ve idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle meydana gelmiş olması gerektiği, bu durumda, davacıya ait parsellerin önünde yapılan dava konusu alt geçidin mevzuat hükümleri uyarınca, davalı idarenin görev ve yetkileri arasında sayılan trafik güvenliğini sağlamak amacıyla davalı idarenin kamulaştırma sahası içerisinde yapıldığı, söz konusu geçidin, belediye tarafından, 1/1000 ölçekli revizyon imar planına işlendiği, davacının ortada kesin ve gerçekleşmiş bir zararının bulunmaması karşısında maddi tazminat isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla, söz konusu Elazığ ili, Merkez, … Kavşağı alt geçidine ilişkin olarak, taslak planının trafik güvenliği yönünden uygun görülerek onanmasına ilişkin işlem ile söz konusu alanda alt geçit yaptırılması ve ihaleye çıkarılması teklifinin onaylanması yolundaki işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesine rağmen davalı idarece alt geçit inşaatının tamamlandığı, yargı kararının uygulanmadığı, alt geçit inşaatı nedeniyle taşınmazlarının ekonomik olarak değer kaybettiği, zararın kamu külfetleri karşısında eşitlik, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri gereğince tazmin edilmesi gerektiği, davalı idarece yapılan alt geçit – yol çalışmaları sonucunda taşınmazlarında değer kaybı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının maliki olduğu ve imar planında kullanım fonksiyonu akaryakıt istasyonu olan, Elazığ ili, … Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların önünde bulunan Malatya Caddesindeki Devlet yoluna alt geçit yapılmıştır.
Davacı tarafından, tapu kayıtlarına göre 29/05/2002 ve 13/12/2002 tarihlerinde edindiği bu parseller üzerinde kurulu tesisin, alt geçit yapılması nedeniyle ticari cazibesinin kalmadığı, alt geçit inşaatından önce önünden 40.000 – 50.000 araç geçerken alt geçitin tamamlanması üzerine bu sayının ortalama 1000 araca düştüğü, dolayısıyla alt geçit nedeniyle taşınmazlarının değer kaybettiği ileri sürülerek oluşan zarara karşılık olmak üzere 30.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Karayolları Genel Müdürlüğü 8. Bölge Müdürlüğünün 28/02/2001 tarihli yazısında, davacıya ait tesisin, Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmeliğin 37. ve 40. maddeleri uyarınca, kavşak mesafesi şartını sağlamadığı ve karayoluna yeterli cephe genişliği olmadığından bahisle LPG istasyonu olarak yapılmasının uygun olmadığı belirtilmiş ve Valilikçe verilecek ruhsatlarda bu hususun göz önünde bulundurulması, 12/03/2002 tarihli yazı ile de aynı nedenlerle tesisin faaliyetten men edilmesi istenilmiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğünün 13/12/2007 tarihli yazısı ile davacıya ait tesis önüne gelecek şekilde mevcutta olmayan toplayıcı yol planlanarak ve bu duruma göre imar plan tadilatı yapılarak tesis giriş-çıkışlarının bu toplayıcı yoldan yapılmak istenildiği, ancak sadece bir parsel cephesi boyunca ve sadece o parselde kurulmak istenen bir tesise hizmet etmesi amacıyla toplayıcı yol tesis edilemeyeceği, dosya içerisindeki imar planında belirtilen yolun toplayıcı yol niteliğinde olmadığı, dolayısıyla Yönetmeliğin kavşak mesafesinin düzenlendiği 37. maddesindeki şartların sağlanmadığı gerekçesiyle söz konusu tesisten Devlet yoluna giriş-çıkış yapılması uygun görülmemiştir.
Elazığ Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 13/11/2007 tarihli yazısı ile ticaret alanında kalan davacıya ait taşınmazlar üzerinde, akaryakıt-LPG istasyonu tesisi için ilave imar planı yapılması hakkında Karayolları 8. Bölge Müdürlüğünden görüş sorulmuştur.
Karayolları 8. Bölge Müdürlüğünün 04/01/2008 tarihli yazısında; tesisin Devlet yolu ile olan cephesinin fiziki engellerle kapatılması kaydıyla tesisin arka cephesinde yer alan 12 metrelik imar yoluna bağlantı yapılması, ayrıca cephe genişliği ve yapı çekme mesafelerine ilişkin hükümlerin sağlanması şartıyla imar planı hazırlanmasında sakınca bulunmadığı, ancak bahse konu tesis için 4 adet noter tastikli tapu ve aplikasyon krokisi, 4 adet vaziyet planı ve belediye meclisi tarafından onaylanmış mevzi imar planı ile birlikte “geçiş yolu izin belgesi” için başvurulması durumunda Bölge Müdürlüğünce uygun olarak değerlendirmeye alınacağı belirtilmiştir.
Elazığ Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 25/07/2012 tarihli yazısında, Karayolları 8. Bölge Müdürlüğünden 1/1000 ölçekli uygulama imar planında akaryakıt satış alanında kalan bu parsellere inşaat ruhsatı ve yol geçiş izin belgesi verilmesinde sakınca bulunup bulunmadığı sorulmuş, Bölge Müdürlüğünce verilen cevapta, tesise geçiş yolu izin belgesi verilmesi talebine karşın 2001 ve 2002 tarihli yazılar ile olumsuz görüş bildirildiği, Yönetmeliğin 37. ve 40. maddelerine göre tesisin karayollarına giriş çıkışı uygunsuzluk arz ettiğinden ve imar tadilatı için yazılan görüş yazısında belirtildiği üzere tesisin karayoluna olan cephesi fiziki engellerle kapatılmadığından geçiş yolu ön izin belgesi verilmesinin uygun olmadığı belirtilmiştir.
Alt geçit projesine ilişkin ilave imar planı değişikliği ise 22/12/2011 tarihinde Bakanlık tarafından onaylanmış ve askı süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmamıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesinin neden ve etkisinden kaynaklanan bir zararın doğmaması için idarece her türlü tedbir alınmasına rağmen, hizmetin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan, hizmetten yararlananlar yönünden genel ve olağan nitelikteki bir külfetten kaynaklanan zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanmasına olanak bulunmamaktadır. Kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan bir zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanabilmesi için, uğranıldığı ileri sürülen zararın kamu külfeti olmaktan çıkıp, hizmetten yararlananlar yönünden özel ve olağandışı bir niteliğe dönüşmüş olması gerekir.
Ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “görev ve yetkiler” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Otoyol, Devlet ve il yolları ağına giren karayolları güzergâhları ile bunların değişikliklerine ilişkin planları hazırlamak veya hazırlatmak” Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.
Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmeliğin 37. maddesinde, “Karayolu kenarında yapılacak ve açılacak tesislere ait geçiş yolu ekseninin taşıt yolu kenar çizgisi ile kesiştiği noktanın kavşak başlangıcına mesafesi; Karayolları Genel Müdürlüğünün bakım ağına dahil, bölünmüş devlet ve il yolları ile aynı yönde birden fazla şeridi olan iki yönlü devlet yollarında enaz 100 metre, diğer devlet ve il yollarında enaz 75 metre, Karayolları Genel Müdürlüğünün bakım ağındaki karayollarının diğer yollar ile teşkil etmiş olduğu kavşakların diğer yollardan yaklaşımında enaz 50 metredir.” kuralı ve 40. maddesinde, “Devlet ve il yolları kenarında yapılacak ve açılacak tesisler için cephe genişliği;
a) Devlet ve il yolları kenarındaki akaryakıt istasyonları ile yolcu terminalleri için en az 40 metre.
b) Devlet ve il yolları kenarındaki diğer tesisler için münferit geçiş yolu talep edilmesi halinde enaz 20 metredir.
c) Devlet ve il yolları kenarındaki tesislere ait geçiş yolu ile adalar;
Akaryakıt istasyonları ile yolcu terminallerinde devlet ve il yolunun bölünmüş veya iki yönlü olma durumuna göre – (EK 7) veya – (EK 8)’deki proje örneğine,
Diğer tesislerde devlet ve il yolunun bölünmüş veya iki yönlü olma durumuna göre – (EK 9) veya – (EK 10)’daki proje örneğine,
Uygun olarak düzenlenir.
Cephe genişliğinin tahkikinde, mülkün karayolu sınır çizgisine kesintisiz olarak çakışan ortak kenar uzunluğu esas alınır.” kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Elazığ ili, … Mahallesinde bulunan, … ada, … ve … sayılı parsellerde kayıtlı taşınmazları üzerinde bulunan tesisin, alt geçit yapımına başlanmadan önce Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmeliğin 37. ve 40. maddeleri uyarınca, devlet yolu üzerinde bulunan kavşak mesafesi ve cephe genişliği şartını sağlamadığından Devlet yoluna giriş-çıkış yapılmasını mümkün kılacak geçiş yolu izin belgesi verilmesinin davalı idarece çeşitli yazılarla uygun görülmediği, aynı Devlet yolu üzerinde 25/08/2011 tarihinde yapımına başlanan Elazığ ili, Merkez, … Kavşağı alt geçidinin 23/08/2012 tarihinde tamamlanarak trafiğe açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, her ne kadar söz konusu alt geçit nedeniyle taşınmazlarının değer kaybettiği ileri sürülerek oluşan maddi zararının tazmini istemiyle bakılan dava açılmış ise de, taşınmazlarının değer kaybına sebep olduğu iddia edilen alt geçit inşaatının bulunduğu devlet yolundan tesise giriş – çıkışların yine devlet yolu üzerinde bulunan kavşak mesafesi ve cephe genişliği şartlarının sağlanamaması nedeniyle mümkün olmadığı ve bu sebeple davalı idarece geçiş yolu izin belgesinin düzenlenmesinin uygun görülmediği, dolayısıyla Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmeliğin 37. ve 40. maddeleri uyarınca, zaten alt geçidin bulunduğu devlet yolundan taşınmazlarına bağlantı kurulmasının hukuken mümkün olmaması karşısında söz konusu alt geçit nedeniyle davacının taşınmazlarında herhangi bir değer kaybından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin reddi gerekmektedir.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.