Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9997 E. , 2022/4910 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9997
Karar No : 2022/4910
DAVACI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ..
DAVANIN KONUSU :16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik;
1- 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin,
2- 9. maddesinin 2. fıkrasının,
3- 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarının,
4- 11. maddesinin 7. fıkrasının
iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından;
4. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden; Yönetmelikte yer alan birlikte kullanıma ilişkin tanımın Kanun maddesinde yer alan tanım ile çeliştiği, Kanun maddesinde birlikte kullanımın büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca birinde verileceği belirtilmişken tanımda bu sınırlamaya yer verilmediği, tanımın tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık ve belirli olması gerektiği, aksinin hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı;
9. maddenin 2. fıkrası yönünden; maddede sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere başhekimin sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, Kanun maddesinde buna izin veren bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu uygulama ile sağlık hizmeti sunumunun tıp fakültesinin işlevinin önüne geçilmesine neden olunacağı, getirilen düzenlemenin öğretim görevlilerini eğitim dışında sağlık hizmeti sunmaya yönlendirdiği, tıp fakültesinde önceliğin hizmet sunumuna kaydırıldığı, bunun da öğrencilerin önceliğini eğitim dışına yöneltmelerine neden olacağı, düzenlemenin hizmet gereklerine aykırı olduğu, çalışma barışını olumsuz etkileyeceği;
10. maddenin 1. ve 5. fıkraları yönünden; değişikliğin dayanak Kanun maddesindeki kurala aykırı olduğu, eğitim ve sağlık hizmetinin birbirinden ayrı düzenlenmesinin tıp fakültesi uygulama araştırma merkezlerinin yükseköğretim olan işlevi ile örtüşmediği, 10. maddedeki düzenlemenin 2547 sayılı Kanun’daki yapılanmaya, Akademik Teşkilat Yönetmeliği ile belirlenen işleyişe aykırı olduğu, eğitim ve hizmetin birbirinden ayrılmasının mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimini olumsuz yönde etkileyeceği, eğitim programının uygulanması için dekan olurunun aranmasının bilimsel özerklik ile örtüşmediği, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesindeki eğitimin dekanın yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği yönündeki düzenlemenin bu kadar geniş yorumlanmasının üst hukuk normuna aykırı olduğu;
11. maddenin 7. fıkrası yönünden; dava konusu düzenleme ile fıkradan bağlı kuruluşlar ibaresi kaldırılsa da düzenlemedeki hukuka aykırılığın giderilmediği, tıp fakültesinin sağlık hizmeti sunumu nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumundan alacağı hizmet bedelinin Sağlık Bakanlığınca alınacağı ve döner sermayeye aktarılacağı, bu uygulamanın üniversitelerin mali özerkliğini ortadan kaldıracağı, dayanak Kanunda bu yönde bir mali düzenlemenin öngörülmediği
iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından;
4. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden; değişikliğin Sağlık Bakanlığı teşkilatında yapılan değişikliklere uyum sağlamak maksadını haiz olduğu, düzenlemenin dayanak Kanun hükmüne uygun olduğu;
9. maddenin 2. fıkrası yönünden; değişikliğin Sağlık Bakanlığı teşkilatında yapılan değişikliklere uyum sağlamak maksadını haiz olduğu, dayanak Kanunda birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği ve tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceğinin açıkça düzenlendiği, eğitim-araştırma faaliyetlerinin ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği;
10. maddenin 1. ve 5. fıkraları yönünden; 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma tabi birden fazla tesis olabileceği, her bir tesisin geneli için tesiste verilecek eğitim hizmetlerinden sorumlu olarak dekana yardımcı olmak üzere bir eğitim sorumlusu görevlendirileceği öngörülerek eğitim sorumlusunun görevlendirilme usulünün düzenlendiği, Kanun’un 6745 sayılı Kanun ile değişik mevcut hükmünün önceki düzenlemeden farklı olduğu, Yönetmelikte bu farklı durumun gözetildiği, 3359 sayılı Kanun ve Yönetmeliğin 8. maddesinde birilikte kullanılan sağlık tesisinde verilen eğitimin “tamamından sorumlu” olarak yapılacak görevlendirmenin düzenlendiği, Kanun hükmünün birim/program bazlı düzenleme getirmediği, program/birim eğitim sorumluluğu hususunda ek 9. maddede ve bu maddenin yaptığı atıf çerçevesinde aynı Kanun’un ek 1. maddesi hükmünün uygulanacağı, bu çerçevede bu alanda başhekimin sorumlu olduğu, iptali istenilen Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan program yöneticisi ile Yönetmeliğin 8. maddesinde düzenlenen eğitim sorumlusu kavramlarının, uzmanlık eğitimlerinin birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde kurum ve birim bazında yapılmasına göre ayrım göstermekte olduğu;
11. maddenin 7. fıkrası yönünden, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi uyarınca, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesaplarının, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirildiği, dayanak Kanunda birlikte kullanıma ilişkin mali hususların düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin de bu norma uygun olduğu
savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrası ile aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan “…uygun…” ibarelerinin iptaline, 10. maddesinin 5. fıkrasının “…uygun…” ibareleri dışında kalan kısmı yönünden davanın reddine, 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, 9. maddesinin 2. fıkrası ve 11. maddesinin 7. fıkrası yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değiştirilen asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarının, 11. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 6745 sayılı Kanunun 39. maddesi ile değişik Ek 9. maddesinin 1. fıkrasında; (Değişik birinci cümle: 20/8/2016-6745/39 md.) Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna (7078 sayılı Kanunun 189. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Sağlık Bakanlığına) bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak maddede belirtilen usul ve esaslara göre birlikte kullanabileceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan maddenin son fıkrasında (Değişik fıkra: 20/8/2016-6745/39 md.) ise; birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususların Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (2017 tarihli Yönetmelik olarak anılacaktır) yukarıda yer verilen yasal düzenlemeye dayanılarak Sağlık Bakanlığı tarafından 16/06/2017 tarihli, 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, davacı tarafından muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin 2019/7059 esasına kayden dava açılmıştır.
08/05/2018 tarihli, 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle (2018 tarihli Yönetmelik değişikliği olarak anılacaktır) değişikliğe uğramış ve görülen dava açılmıştır.
04/03/2020 tarihli, 31058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum Ve Kuruluşlar İle Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı İle İşbirliği Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin (2020 tarihli Yönetmelik olarak anılacaktır) 15. maddesi ile 2017 tarihli Yönetmelik ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmış, 2020 Yönetmeliğinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin 2020/3358 esasına kayden açılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmektedir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
Düzenleyici işlemin kısmen değiştirilmesi ve/veya tümüyle yürürlükten kaldırılmasına karşın, dava konusu edilen düzenlemeleri yönünden herhangi bir değişiklik yapılmaması ya da önemli nitelikte değişikliğe gidilmemesi suretiyle yürürlüğünün sürdürülmesi halinde davanın konusuz kaldığına hukuken söz etmeye olanak bulunmamakta olup, bu nitelikteki kurallara yönelik olarak işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Aksine bir yaklaşım, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır.
Dava konusu edilen düzenleyici işlemden sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemelerde önceki kuralların yürürlüğünün sona erdirilmesi, yeni ve farklı bir içerik kazandırılması halinde dava konusuz kalacaktır. Bu durum, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali niteliği taşımayacaktır.
Uyuşmazlığa konu 2017 tarihli Yönetmelik, 2018 tarihli Yönetmelik ile değişikliğe uğramış ve 04/03/2020 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış olup, yerine yürürlüğe giren 2020 tarihli Yönetmelik kuralları ile dava konusu edilen düzenlemeler, değişikliğe uğraması halinde bu durum da dikkate alınıp karşılaştırılmak suretiyle yukarıda aktarılan ilkeler çerçevesinde incelenecektir.
İnceleme sırasında; 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle Maliye Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşünün alınmasını öngören idari usul şartının varlığı dava konusu düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Yürürlüğü devam eden düzenlemelere yönelik olarak; 04/03/2020 tarihinde yayımlanan Yönetmelik taslağı için uygun görüş alınmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına Sağlık Bakanlığı tarafından başvurulması üzerine Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile Yönetmelik taslağının 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye itirazı devam ettirdikleri, anılan fıkra ile yapılmak istenilen düzenlemenin uygun olmadığı, diğer maddelerin ise Sağlık Bakanlığının açıklamaları çerçevesinde uygun olduğu yolunda görüş verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130. maddesine göre;
-Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulur;
-Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir;
131. maddesi de; yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur şeklinde olup, yükseköğretime ilişkin anayasal ilke ve kurallar bu maddelerde gösterilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3. maddesinde; Üniversite: bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumu; Fakülte: Yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumu; Enstitü: Üniversitelerde ve fakültelerde birden fazla benzer ve ilgili bilim dallarında lisans üstü, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir yükseköğretim kurumu; Uygulama ve Araştırma Merkezi: yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim-öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumu; Bölüm: amaç, kapsam ve nitelik yönünden bir bütün teşkil eden, birbirini tamamlayan veya birbirine yakın anabilim ve anasanat dallarından oluşan; fakültelerin ve yüksekokulların eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama birimi; Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri; Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri; Lisans Üstü: Yüksek lisans ve doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ve sanatta yeterlik eğitimini kapsadığı; Tıpta Uzmanlık: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretim olarak tanımlanmıştır.
Tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ihtiyaç duyulan alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve hekimlik mesleği ile bu alandaki diğer meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezlerinin uygulamaları üniversiteler tarafından işletilen hastanelerde ve sağlık tesislerinde yapılmak suretiyle yükseköğretim kurumu olarak işlev görmekte, anılan fakültelerin ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta, 2547 sayılı Kanundaki yükseköğretim kurumları, programları ve öğretim elemanları eliyle gerçekleştirilmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle tıp ve diş hekimliği fakültelerinin yükseköğretim kurumu olarak işlev görebilmesi için, sağlık uygulama ve araştırma merkezi ile ağız ve diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan üniversitelerin, Sağlık Bakanlığının eğitim ve araştırma hastanelerinde birlikte kullanım protokolü imzaladığı hastanelerde veya sağlık tesislerinde yapılabilmesine olanak sağlandığı gibi Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri yönünden de üniversitelerin ilgili bölümlerinin aynı şekilde kullanılmasına hukuki zemin oluşturduğu görülmektedir.
Anayasal ilke ve kurallara göre çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amaçlayan eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları ile Sağlık Bakanlığın bağlı sağlık tesislerinin karşılıklı olarak birlikte kullanımında, 3359 sayılı Kanundaki kuralların üniversitelere ilişkin kanunlara göre özel kanun niteliği taşımakta olup, bu kanunda hüküm bulunmaması halinde üniversitelere ilişkin kanunların, sonrasında da sağlık alanına ilişkin kanunların uygulanması şeklinde yorum tekniğinin kullanılması gerekmektedir.
Bu durum üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip olmalarından kaynaklanmakta olup, üniversitelerin sağlık hizmeti sunumuyla sınırlı olarak ele alınması anayasal ilke ve kurallara aykırı olacağından uyuşmazlık konusu yönetmeliğin yargısal denetiminde yukarıda belirlenen ilkeler uygulanacaktır.
Davanın 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin maddeleri esas alınarak incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının c) bendine göre;
“Birlikte kullanım: Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade eder.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 3. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddenin 1. fıkrasının dava konusu c) bendinde;
“Birlikte kullanım: Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade eder.
Değişiklik Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna ibareleri yerine Sağlık Bakanlığına ibaresi ile sınırlı şekilde gerçekleşmiş, yeni ve farklı bir içerik kazandırılmadığından davayı konusuz bırakacak nitelikte değildir.
2020 tarihli Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddenin 1. fıkrasının c) bendinde;
“Birlikte kullanım: Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını,” ifade edeceği belirtilmektedir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenleme yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, yürürlüğünün sürdüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu edilen düzenleme, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinin “karşılıklı olarak” ibaresi dışındaki kısmının tekrarı niteliğindedir. Yönetmelik ile yasal düzenlemenin amaçladığı işbirliği ve birliktelik ancak karşılıklı şekilde yaklaşımları içeren kurallarla gerçekleşebileceğinden, bu ibarenin tanımda yer alması eksik düzenleme içermektedir. Kanuni düzenlemenin ortak ve birlikte kullanımın esaslı unsuru olan “karşılıklı olarak” ibaresine yer verilmemesi nedeniyle hukuka aykırı olup, iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Sağlık tesislerinin işletilmesi başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında;
“Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralı bulunmaktadır.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 8. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddesinin dava konusu 2. fıkrasında;
“Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” şeklinde altı çizili kısımda değişikliğe gidilmiştir.
2020 tarihli Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında;
“Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralına yer verilmiştir.” kuralı getirilmiştir.
Bu haliyle, dava konusu edilen düzenleme yönünden değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 5. fıkrasına göre; ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülecek hizmetlerin, birlikte kullanıma konu sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin yanı sıra görüş almak suretiyle de olsa eğitim sorumlusu olarak görevlendirecek kişinin belirlenmesi olduğu; başhekimin aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılıp birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilmesi ve tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceği, ancak birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin Sağlık Bakanlığına bağlı olması hâlinde tesise ait yönetici görevlendirmelerinin Sağlık Bakanlığı mevzuatı çerçevesinde yapılması öngörülmektedir.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 9. maddesinin değişik 2. fıkrasında ifadesini bulan hastane yöneticisinin eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkil olduğu ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışacağı yolundaki düzenlemeler, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 5. fıkrasında ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunun bulunan sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri ile eğitim sorumlusu olarak görevlendirecek kişinin belirlenmesini içerdiği, hastane yöneticisinin eğitime ilişkin görev ve sorumluluk üstlenmediği halde Dekana eğitim konusunda ikincil nitelikte görev verilmesi yasaya aykırı olup, iptali gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri başlıklı 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarında;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Dekan tarafından hastane yöneticisinin de görüşü alınarak her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, hastane yöneticisinin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde hastane yöneticisine bilgi verilir.” kurallarına yer verilmiştir.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 10. maddesinin dava konusu 1. ve 5. fıkralarında;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Başhekim tarafından her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, Başhekimin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde Başhekime bilgi verilir. Eğitim programı değişikliğinde de Başhekimin uygun görüşü alınır.” şeklinde altı çizili kısımda değişikliğe gidilmiştir.
2020 tarihli Yönetmeliğin Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri başlıklı 10. maddesi iki fıkra halinde düzenlenmiştir.
“(1) Eğitim sorumlusu, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden dekana karşı sorumludur. Birden fazla Üniversite ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bütün klinik/laboratuvarlarında ilgili çekirdek eğitim müfredatına uygun tek bir program uygulanır.
(2) İlgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olmak üzere bir idari sorumlu görevlendirilir. İdari sorumlu, bu görevlerin yürütülmesinden başhekime karşı sorumludur. Eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.” kuralı getirilmiştir.
Dava konusu edilen düzenleyici işlemden sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemede önceki kuralların yürürlüğünün sona erdirildiği, yeni ve farklı bir içerik kazandırıldığı görüldüğünden dava konusuz kaldığından davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin 11. maddesinin 7. fıkrasının iptal isteminin incelenmesi;
2017 tarihli Yönetmeliğin Mali hususlar başlıklı 11. maddesinin 7. fıkrasında;
“Birlikte kullanım protokolü yapılan üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesi çerçevesinde Bakanlık ve bağlı kuruluşları için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenir.” kuralı bulunmaktadır.
2018 tarihli Yönetmelik değişikliğinin 10. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 10. maddesinin 7. fıkrasındaki “ve bağlı kuruluşları” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
2020 tarihli Yönetmeliğin 11. maddesi on fıkra halinde düzenlenmiş, uyuşmazlığa konu 7. fıkrada değişiklik yapılmadan aynı şekilde yürürlüğünü sürdürmektedir.
Buna göre, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden esaslı bir değişiklik yapılmadığı, uyum amaçlı düzenleme yapıldığı, yürürlüğünün sürdürüldüğü görüldüğünden adil yargılanma hakkı kapsamında işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesine aykırı olarak Yönetmeliğin 11 maddesinin 7. fıkrasının düzenlendiği, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinde bu yönden düzenleme olmadan yönetmelikle kural getirildiği, üniversite payının Sağlık Bakanlığınca alınmasının üniversitenin mali özerkliğine aykırı olduğu, Anayasanın 130. maddesine aykırı olduğu, 3359 sayılı Yasanın Ek-9. maddesinde kural bulunmadan yönetmelikle düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
Cevap dilekçesinde, 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesiyle nevi şahsına münhasır özel düzenleme getirildiği, döner sermaye hesaplarının birleşeceği ve Bakanlık mevzuatına tabi olarak işletileceği, 209 sayılı Kanunda öngörülen kesintilerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye işletmesinden yapılacağı, anılan Kanunun 5. maddesinin 4. fıkrasına göre her bir döner sermaye işletmesinin aylık tahsilat gelirinin %5’ini Bakanlık Merkez Payı olarak aktarıldığı, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin hangi hükümlerinin uygulanacağının 3359 sayılı Kanunun Ek-9. maddesinin 6. fıkrasında açık ve tahdidi olarak düzenlendiği, buna göre 2547 sayılı Kanunun 58. maddesindeki yönetici payları ile aynı maddede öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlık mevzuatına göre ek ödeme yapılacağı, bu hükümler dışında maddenin Bilimsel Araştırma Payı kesintisini düzenleyen hüküm dahil olmak üzere herhangi bir hükmün uygulanmasının söz konusu olmadığı, yönetmelikteki söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
Davalı idarenin savunmasında 3359 sayılı Kanunun 6. fıkrası olarak ifade edilen, ancak maddeye eklenen fıkralar nedeniyle 8. fıkra haline gelen 6514 sayılı Kanunun 44. maddesiyle değişik şeklinde;
-2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları,
-Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları,
Esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılacağı,
-Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58. maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılacağı,
öngörülmüştür.
Kanuni düzenlemenin getirdiği, birlikte kullanıma konu olan hastanelerde 2547 sayılı Kanun kapsamındakiler ile 209 sayılı Kanuna tabi olanlara kendi mevzuatları esas alınarak ek ödeme ve yönetici payının hesaplanarak Bakanlığın ek ödeme mevzuatına göre yapılmasına ilişkin özel kural, 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin sayılan ibareler dışında uygulanmamasını ve dolayısıyla bu yerlerde anılan düzenlemenin uygulanma imkanın kalmadığını gösterecek nitelik taşımadığı, anayasal ilke ve kural olan üniversitelerin ve öğretim elemanlarının mali işleri ve kaynaklarının kullanılmasının kanunla düzenlenmesine aykırı olduğu, Ek-9. maddenin lafzı dışında yönetmelikle düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, maddenin uygulamasının ancak her iki kurumdaki çalışanlar için ek ödemede uygulanacak olan atıf maddelerine göre yapılabileceği, söz konusu hastanelerde 2547 sayılı Kanunun 58. maddesinin atıf yapılmayan maddelerinin uygulanmasını yasaklayan düzenleme olmadan asıl Yönetmeliğin 11. maddesinin değişik dava konusu 7. fıkrasının hukuka aykırı olarak düzenlendiği, aksi yöndeki davalı savunmasının kanun hükmünün genişletici şekilde ele alınması nedeniyle kanuni dayanaktan yoksun olduğu görüldüğünden iptali gerekir.
Açıklanan nedenlerle, 2018 tarihli Yönetmeliğin değiştirdiği asıl Yönetmeliğin eksik düzenleme içeren 4. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının ve 11. maddesinin 7. fıkrasının iptaline; 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden ise davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, duruşma için önceden taraflara bildirilen 30/03/2022 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalı idareyi temsilen Huk. Müş. … ve Av. …’un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapıldığı, bu değişikliklerin bir kısmının düzenlemelerin esasını etkilemediği, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı, diğer değişiklikler bakımından, her ne kadar dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yargısal denetime tabi tutulması gerektiği, ayrıca yeni Yönetmelikte de dava konusu düzenlemelere aynı veya benzer şekilde yer verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak işin esasına geçildi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, anılan Yönetmelik ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 9. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 1. ve 5. fıkralarının, 11. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun – dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle – ek 9. maddesinde, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir. Ancak, büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca biri tarafından verilebilir. Bu illerde Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile üniversiteler, tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanım ve işbirliği yapar.
Birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür. Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir ve tesis, üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetilir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması hâlinde, o tesise ait yönetici görevlendirmeleri kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılır. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ilave ücret alınmaz.
Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Ancak borcun mevcut bir taşınıra ilişkin olması durumunda protokolün imza tarihinden önceki borçlar, sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden karşılanır.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personel; ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlüdür. Bu şekilde nöbet tutan öğretim üyelerine de 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde ve eğitim görevlisi için belirlenmiş olan gösterge rakamı üzerinden nöbet ücreti ödenir.
2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılır. Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılır.
Birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemleri kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütülür.
Üniversite tarafından, birlikte kullanılan kurum ve kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadroları da kullanılabilir.
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanır. Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacaklar, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirlenir.
Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” yönünde düzenlemeye yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve bu Yönetmelik Sağlık Bakanlığı tarafından 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi;
İdare Hukukunda “usul” idari işlemin yapılmasında izlenen yol demektir. Dava konusu Yönetmeliğin çıkarılmasında izlenecek yol da; 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 07/09/2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile değişik son fıkrasında belirlenmiş ve “Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmek suretiyle Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelik için, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşünü alma şartı getirilmiştir.
Uygun görüş, alınması ve uyulması zorunlu olan görüştür. Uygun görüş danışmasında görüşün alınmaması ve görüşe uyulmaması bir asli usul sakatlığıdır. Uygun görüşün yokluğu kamu düzenine ilişkin bir sorundur; hâkim tarafından resen dikkate alınır. Bu kurala uyulmaması, yapılan asıl işlemin sakatlığı ve iptal edilmesi sonucunu doğurur. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, İkinci Baskı, I.Cilt, Bursa 2009, s.862-863) Bununla birlikte verilen görüşe uyulması zorunluluğu, şüphesiz görüşün ve dayanağının hukuka, mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olması halinde söz konusudur. Esasen bu durum, Hukuk Devleti, normlar hiyerarşisi ve kanuni idare ilkelerinin de doğal sonucudur.
Uyuşmazlıkta, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2022 tarih ve E:2019/9997 sayılı ara kararı ile, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığına (Mülga Maliye Bakanlığına), dava konusu Yönetmelik değişikliğine uygun görüş verilip verilmediği sorularak anılan idarelerden buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi; Sağlık Bakanlığına ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığından uygun görüş alınıp alınmadığı sorularak, anılan idareden buna ilişkin taslak ve belgelerin gönderilmesi istenilmiştir.
Ara kararına cevaben gönderilen evrak ile Dairemizin E:2019/9996 sayılı esasına kayıtlı dosyanın birlikte incelenmesinden, Sağlık Bakanlığı tarafından yönetmelik değişiklik taslağına ilişkin olarak … tarih ve … sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığından görüş istendiği, anılan yazıya istinaden Maliye Bakanlığının … tarih ve …sayılı yazısı ekinde sunduğu görüş formunda dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir görüşe yer verilmediği; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile söz konusu Yönetmelik Taslağı hakkında ilgili kurul/komisyonlarca gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Kurul görüşünün bildirileceği hususunun Sağlık Bakanlığına iletildiği, akabinde Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 18/10/2017 tarihli toplantısında yönetmelik değişiklik taslağının görüşüldüğü, karara bağlanan hususların Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Personel Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile Sağlık Bakanlığına iletildiği, dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir görüşe yer verilmediği, bilahare konunun Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarih ve …numaralı oturumunda ele alındığı, anılan oturumda oluşturulan ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ekinde Sağlık Bakanlığına gönderilen görüş formunda, dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir görüşün yer almadığı görülmektedir.
Bu durumda, söz konusu Yönetmeliğin dava konusu maddelerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca olumlu ya da olumsuz herhangi bir görüş bildirilmemesi suretiyle uygun görüş verildiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, dava konusu Yönetmelik çerçevesinde hazırlanan “Protokol Taslağı” hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından talep edilen görüşe istinaden Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarih (dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra) ve …numaralı oturumunda alınan kararla, dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden protokolün uygulanmasında eğitim-öğretim açısından ciddi aksaklıklara sebebiyet vereceği belirtilerek, madde metninin kendi önerileri doğrultusunda değiştirilmesinin uygun olacağı Sağlık Bakanlığına bildirilmiş ise de, anılan idarece Yönetmelik değişikliği taslağına ilişkin görüşün daha önce … tarih ve … sayılı yazı ile gönderildiği dikkate alındığında, Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra protokol taslağına ilişkin görüş yazısında belirtilen husustan hareketle, anılan idarece dava konusu Yönetmelik değişikliğinin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden uygun görülmediğinin kabul edilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle Yönetmeliğin şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu görülmekle dava konusu maddelerinin diğer unsurlar yönünden hukuka uygunluk denetimine geçilmiştir.
1) Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenmesi;
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Birlikte kullanım”ın, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını ifade ettiği düzenlenmiş; 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının eğitim, araştırma ve sağlık hizmet sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynaklarının imzalanacak protokol çerçevesinde birlikte kullanılmasını ifade ettiği yönünde değişiklik yapılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, 25/08/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile 663 sayılı – dava konusu Yönetmelik tarihindeki adıyla – Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklikle Kamu Hastaneleri Kurumu, “Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü” adıyla Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatının bir hizmet birimi haline getirilmiştir.
Bu haliyle, dava konusu düzenlemenin, Kanun’un tekrarı mahiyetinde olduğu, değişikliğin Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2) Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Sağlık tesislerinin işletilmesi” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralı düzenlenmişken; anılan fıkra, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesi ile, “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dahil olmak üzere ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; anılan sağlık tesislerinin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca yönetilip işletileceği ve başhekimin üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Dava konusu düzenleme ile aynı konuyu düzenleyen mülga 03/05/2014 tarihli ve 28989 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışır.” hükmüne yer verilmiş; anılan hükmün, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/04/2015 tarihli ve E:2014/5232 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Kararın gerekçesi; “Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde birlikte kullanılacak sağlık tesislerinin işletilmesi düzenlenmiş olup, maddenin 2. bendinde; üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dahil olmak üzere sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmetinin, hastane yöneticisinin sorumluluğu altında olduğu, hastane yöneticisinin bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışacağı belirtilmiştir.
Sağlık tesislerinin birlikte kullanımı, sağlık hizmet sunumu ve eğitim ve araştırma hizmetleri olmak üzere iki temel unsur üzerine kurulmaktadır. Sağlık hizmet sunumunun kalitesi ve verimliliği büyük önem arz etmekle birlikte, sağlık eğitimindeki kalite ve verimliliğin azalması halinde, uzun vadede sağlık hizmet sunumunun da bundan olumsuz etkileneceği dikkate alındığında, birlikte kullanımdaki tesislerdeki sağlık hizmet sunumunun eğitime herhangi bir olumsuzluk oluşturmayacak şekilde yürütülmesi esas olmalıdır.
Bu bağlamda, birlikte kullanılan tesislerde 3359 sayılı Kanunun Ek 9. maddesi uyarınca görevlendirilen hastane yöneticisinin sağlık hizmetinin aksatılmadan ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olduğu ve bu kapsamda bir takım tedbirleri alma görev ve yükümlülüğü bulunmaktaysa da bu tedbirlerin sınırının eğitim hizmetlerinin aksatılmaması olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Yönetmelik taslağının hazırlanması aşamasında Yükseköğretim Kurulunun taslağa ilişkin görüşlerinin yer aldığı çalışmada, madde bendinin ‘hastane yöneticisinin, her türlü sağlık ve destek hizmeti ile üniversite personelinin sağlık hizmet sunumunu, eğitimi aksatmayacak şekilde yürütülmesini sağlayacağı’ şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı yolunda görüş verdiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu bentte birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde, hastane yöneticisinin sorumluluğu ve bu konularda her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu belirlenirken, eğitimin aksatılmamasına ilişkin bir koşul gözetilmeksizin yapılan eksik düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.” şeklindedir.
Anılan karara karşı davacının itirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca kabul edilmiş, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken çıkarılmadığı gerekçesi ile Yönetmeliğin tamamının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, ardından Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 07/06/2017 tarihli ve E:2014/5232, K:2017/3223 sayılı kararı ile Yönetmeliğin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin yukarıda bahsedilen yürütmenin durdurulması kararında yer verilen gerekçe göz önünde bulundurularak ve bu gerekçeye uygun olarak ihdas edildiği, 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ana Yönetmelik ile arasındaki tek farkın, “hastane yöneticisi” yerine “başhekim” ifadesine yer verilmesi olduğu, söz konusu tanımlamanın ise dayanak 3359 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin 3. fıkrasına uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3) Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden incelenmesi;
Mülga 16/06/2016 tarihli ve 29744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin dava konusu düzenleme ile benzer düzenleme içeren 8. maddesinde, birlikte kullanılacak sağlık tesislerinde görev yapacak klinik, laboratuar ve eğitim sorumlularının görev ve yetkileri düzenlenmiş; maddenin 1. fıkrasında, birlikte kullanımdaki tesislerde başhekimin de görüşü alınarak hastane yöneticisi tarafından bir eğitim sorumlusu ile bir idari sorumlu görevlendirilebileceği, birimin eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebileceği, sağlık tesisinde görev yapan profesör, doçent ve/veya eğitim görevlileri arasından bir kişinin dekanın uygun görüşüyle klinik ve/veya laboratuvar eğitim sorumlusu olarak görevlendirileceği, profesör, doçent veya eğitim görevlisi bulunmadığı durumlarda bir yılını doldurmuş yardımcı doçent veya başasistanlar arasından aynı usulle görevlendirileceği, klinik ve laboratuvarlarda idari sorumlunun, öğretim üyesi, eğitim görevlisi veya uzman tabip olarak görev yapan personel arasından bir yıllık süreyle görevlendirileceği düzenlenmiş; maddenin ikinci fıkrasında, eğitim hizmetleri sorumlusunun, müfredat ve akademik takvime uygun olarak mezuniyet öncesi eğitimler ile ilgili mevzuat çerçevesinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olduğu; 3. fıkrasında ise, idari sorumlunun, ilgili klinik veya laboratuvarın sevk ve idaresi, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olduğu düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemenin 1. fıkrasının eğitim sorumlusunun görevlendirilmesine ilişkin kısımları Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 07/06/2017 tarih ve E:2016/8173 sayılı kararı ile; “dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 3359 sayılı Kanunun Ek 9. maddesindeki tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık düzenleme karşısında, eğitim sorumlusunun Kanuna uygun olarak dekan tarafından belirlemesi gerekirken, eğitim sorumlusunun başhekimin de görüşü alınmak sûretiyle hastane yöneticisi tarafından görevlendirilmesi ve eğitim sorumlusu olarak görevlendirilecek kişi belirlenirken dekanın görüşüne müracaat edilmesi yönünde yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle hukuka aykırı bulunarak, ilgili hükmün yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Ardından 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesinde;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Dekan tarafından hastane yöneticisinin de görüşü alınarak her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(2) Program yöneticisi, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumludur.
(3) İdari sorumlu, ilgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olup; bu görevlerin yürütülmesinden hastane yöneticisine karşı sorumludur.
(4) Program yöneticisi ve idari sorumlunun farklı kişiler olması halinde bunlar işbirliği ve uyum içerisinde çalışır.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, hastane yöneticisinin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde hastane yöneticisine bilgi verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan düzenlemeye karşı açılan davalarda, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2022 tarihli ve E:2019/7059, K:2022/1728 sayılı, E:2019/7060, K:2022/1730 sayılı kararlarıyla anılan madde yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2017 Yönetmeliğinin “Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesi hükmünde tanımlanan program yöneticisi ile mülga 2016 Yönetmeliğinin 8. maddesinde tanımlanan eğitim hizmetleri sorumlusunun tıpta uzmanlık eğitimi yönünden aynı sorumluluklarla donatıldığı görülmektedir.
Son olarak, dava konusu 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Yönetmeliğin 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 10. maddesinde yapılan değişiklikle, maddenin 1. fıkrası, “(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Başhekim tarafından her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.” şeklinde değiştirilerek program yöneticisi ve idari sorumlunun hastane yöneticisinin görüşü alınarak dekan tarafından seçilmesi kuralından vazgeçilmiş, başhekim tarafından seçileceği yönünde düzenlemeye gidilmiş; 5. fıkrası, “Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, Başhekimin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı ve anabilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programı değişikliğinde de Başhekimin uygun görüşü alınır.” şeklinde değiştirilmiştir.
a) 1. fıkra bakımından;
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendireceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye uygun olarak 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Eğitim hizmetleri” başlıklı 8. maddesinde, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıp ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimleri dekanın yetki ve sorumluluğuna bırakılmış, eğitim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için dekanın, başhekimin görüşünü alarak varsa profesör yoksa doçent unvanlı öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini ilgili sağlık tesisinin eğitiminden sorumlu olarak görevlendireceği belirtilmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu değişiklikle program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkilerinin düzenlendiği 10. maddenin 1. fıkrasında, birlikte kullanımdaki tesislerde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan program yöneticisini görevlendirme yetkisi başhekime bırakılmıştır. Yönetmeliğin dayanağı Kanun maddesinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık düzenleme karşısında, program yöneticisinin Kanuna uygun olarak dekan tarafından belirlemesi gerekirken, anılan maddede program yöneticisinin başhekim tarafından görevlendirilmesi yönünde yapılan düzenleme üst hukuk normlarına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin bu hususa riayet edilmeksizin dava konusu işlem ile yeniden düzenlenen 10. maddesinin 1. fıkrası hükmünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
b) 5. fıkra bakımından;
Söz konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 5. fıkrasında, program yöneticisinin eğitim programını hazırlayarak başhekimin uygun görüşü ile birlikte dekanın onayına sunacağı, eğitim programı değişikliklerinde de başhekimin uygun görüşünün alınacağı düzenlenmiştir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde verilen tıpta ve diş hekimliği uzmanlık eğitiminde, eğitim programının onaylanmasında ve değişikliklerinde başhekimin görüşü alınabilecek olmakla birlikte, bu görüş alma usulünün uygun görüş şeklinde olması yine dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasının, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği, dekanın hastane yöneticisinin görüşünü alarak eğitim sorumlusu (program yöneticisi) görevlendireceği yönündeki düzenlemeyi aşar nitelikte ve bu düzenlemeye aykırı olduğu gibi, uygun görüş alınamaması durumunda eğitimde aksamalara sebebiyet vereceği ortadadır.
Bu nedenle, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 9. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 10. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “…uygun…” ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Ayrıca, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesi kapsamında birlikte kullanılacak sağlık tesisinde, sağlık hizmeti sunumu ile eğitim, araştırma ve uygulama hizmetlerinin bir arada yürütüldüğü dikkate alındığında, dava konusu 10. maddenin 5. fıkrasının “…uygun…” ibareleri dışında kalan kısmında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
4) Yönetmeliğin 11. maddesinin 7. fıkrası yönünden incelenmesi;
Dava konusu Yönetmeliğin “Mali hususlar” başlıklı 11. maddesinin 7. fıkrasında, “Birlikte kullanım protokolü yapılan üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesi çerçevesinde Bakanlık ve bağlı kuruluşları için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenir.” kuralına yer verilmiş; 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 10. maddesi ile 7. fıkradaki “ve bağlı kuruluşları” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi” başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanuna göre sağlık hizmetlerinin, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanacağı; 6. fıkrasında, acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedellerinin Kurumca ödenmeyeceği hükme bağlanmış; 8. fıkrasında ise, “Kurum, bu Kanunun birinci fıkrasında belirtilen yöntemler dışında, kamu idarelerince verilecek sağlık hizmetlerini götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle de sağlamaya yetkilidir. Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları, sözleşmede belirtilen götürü bedel karşılığında genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sözleşme kapsamında verilmesi gereken her türlü sağlık hizmetini sunmakla yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen götürü bedel dışında Kurumdan veya genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden Kanunda belirtilen ilave ücretler ve katılım payları dışında ayrıca bir bedel talep edemez. Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle temin edilen hizmetler için Kuruma ayrıca fatura ve dayanağı belge gönderilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ile müştereken belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, “Bakanlık, birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlar da dahil olmak üzere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşları ile bağlı kuruluşlarındaki (Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü hariç);
a) Muayene, teşhis, tedavi, laboratuvar, tetkik ve tahlil işlerini,
b) Aşı, ilaç, serum, insan kanı ve kan ürünleri imâli ile istihsal veya imâl edilecek diğer maddeleri,
c) Bastırılan veya yaptırılan her nevi belgeleri,
d) Yabancı hastalara verilen sağlık hizmetlerini,
e) Sağlık alanında verilecek kurs, eğitim, araştırma, yayın ve danışmanlık hizmetlerini,
f) Diğer kamu ve özel sektör kuruluşlarının sağlık alanında sunduğu hizmetlere kredi notu verilmesini ve akredite edilmesini,
g) Atölye, tamirhane ve depolarda gerçekleştirilen sağlık hizmetleriyle ilgili montaj, demontaj ve proje işlerini,
h) Sağlık kurum ve kuruluşlarında üçüncü şahıslarca yapılacak sağlık alanı dışındaki tanıtım hizmetlerini,
ı) Bakanlık sağlık kurum ve kuruluşlarının 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması, uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerini,
i) Gecikme zamları ve faiz gelirleri,
j) Diğer gelirler,
Maliye Bakanlığınca yayımlanan yılları Bütçe Uygulama Talimatlarında yer alanlar hariç, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu uyarınca belirlenen tarife üzerinden fiyatlandırmaya ve yukarıda belirtilen mal ve hizmetlerden elde edilecek gelirler ile sağlık kurum ve kuruluşlarına üçüncü şahıslarca yapılacak her türlü bağış ve yardımları döner sermayeye gelir kaydettirmeye yetkilidir. … ” hükmü yer almıştır.
Dava konusu düzenlemelerin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği; 4. fıkrasında da, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesaplarının, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirileceği açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre, birlikte kullanıma tâbi sağlık tesisleri Bakanlığın tâbi olduğu mevzuata göre işletileceğinden ve bu tesislerin döner sermaye hesapları da birleştirileceğinden, birlikte kullanıma geçen üniversite sağlık birimlerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları tutarın, yukarıda yer verilen 209 ve 5510 sayılı Kanunlar uyarınca Bakanlık için belirlenen götürü hizmet bedeline eklenmesine ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 10. maddesinin 1. fıkrası ile aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan “…uygun…” ibarelerinin İPTALİNE oy birliğiyle,
2. Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 5. fıkrasının “…uygun…” ibareleri dışında kalan kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
3. Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, 9. maddesinin 2. fıkrası ve 11. maddesinin 7. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,
4. Dava kısmen iptal, kısmen ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin …0 TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY – (X) :
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesine, 05/12/2018 tarih ve 30616 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile iki fıkra eklenmiş, yapılan bu değişikliğin ardından Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış, dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan anılan Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
İptal davasına konu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki durumları itibariyle hukuksal değerlendirmeye tabi tutulacakları, idare hukukunun ve idari yargılama usulünün bilinen ilkelerinden olmakla birlikte, dava aşamasında iken idari işlemin usulüne uygun olarak geri alındığı veya yürürlükten kaldırıldığı durumlarda, iptal hükmüne konu olabilecek idari işlemin varlığından söz etmek olanaklı değilse de özellikle belli süreyle de olsa uygulama işlemlerine dayanak alınan düzenleyici işlemler yönünden hukuka uygunluk denetiminin yapılması, iptal davasının “Hukuk Düzeni”nin korunması yolundaki gerçek amacına uygun olandır.
Uyuşmazlıkta; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrası ile aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan “…uygun…” ibarelerinin yürütülmesinin durdurulması yolundaki 06/11/2018 tarih ve E:2018/2625 sayılı kararı üzerine, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikte anılan karara rağmen söz konusu 1. fıkradaki düzenlemenin benzer şekilde yer alması, 5. fıkranın da yargı kararı gereği yeniden düzenlenmesi sebebiyle, dava konusu Yönetmeliğin, 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları dışındaki maddeleri bakımından; dava konusu Yönetmeliğin amacını ve dayanağını oluşturan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde yeni düzenlemelere yer verilmesi ve davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, davaya konu Yönetmeliğin tamamının yürürlükten kaldırılması nedeniyle bu maddeler hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları dışındaki maddeleri yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.