Danıştay Kararı 10. Daire 2020/2205 E. 2022/2826 K. 26.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/2205 E.  ,  2022/2826 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2205
Karar No : 2022/2826

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 13/07/2016 tarihinde Van ili, Edremit ilçesi, … Mahallesindeki evine gerçekleştirilen terör saldırısı neticesinde yaralanarak malûl hale geldiğinden bahisle, uğranıldığı ileri sürülen manevi zararlara karşılık … TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından eylemin idariliğinin ve zararın en geç, olay nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında Van Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına başvurunun gerçekleştirildiği 02/06/2017 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği, 02/06/2017 tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurularak haklarının yerine getirilmesinin istenilmesi ve başvurunun reddi halinde süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu tarihten çok sonra 11/10/2018 tarihinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının; davacı tarafından, gerçekleşen terör olayı neticesinde yaralanması sonucu kaldırıldığı … Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen … (Kararda sehven … olarak yazılmıştır.) tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporu ile eylemin idariliğinin öğrenildiği ve bu tarihten itibaren en geç bir yıl içerisinde idareye başvurularak haklarının yerine getirilmesinin istenilmesi ve başvurunun reddi halinde ise süresi içerisinde dava açılması gerekirken; bu süreler geçirildikten çok sonra 11/10/2018 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan işbu davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki açıklama ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, bedensel zararlarda dava açma süresinin kesin sağlık kurulu raporu ile işlemeye başlayacağı, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun iki yıl süreli olduğu, kesin rapor niteliğini haiz olmadığı, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararın hatalı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun kesin rapor niteliğini haiz olmadığı, dolayısıyla davacının olay nedeniyle uğramış olduğu zararı net biçimde göstermediği, bakılan davada süre aşımı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 13/07/2016 tarihinde Van ili, Edremit ilçesi, … Mahallesindeki evine yönelik olarak gerçekleştirilen terör saldırısı neticesinde yaralanarak malûl duruma geldiğinden bahisle uğranılan zararlara karşılık 5233 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödenmesi istemiyle 02/06/2017 tarihinde Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’na başvuruda bulunulmuş, Komisyonca Van İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar sonucu olayın 3713 sayılı Kanun kapsamında bir terör olayı olduğuna kanaat getirilmesi üzerine 09/11/2017 tarihli Zarar Tespit Komisyonu kararı ile davacıya 17.919,98 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş, 22/11/2017 tarihinde davacı ile idare arasında anılan tutarın ödenmesine ilişkin sulhname imzalanmıştır.
Daha sonra davacı tarafından, sulhname kapsamında ödemesi yapılan tutarın gerçek zararlarını karşılamadığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 11/10/2018 tarihinde davalı idareye ikinci bir başvuruda bulunulmuş, davalı idarenin 07/11/2018 tarihli işlemiyle davacının sulhname imzaladığı ve tüm zararlarının sulhname kapsamında karşılandığı gerekçesiyle talebi reddedilmiştir.
Ardından, davacı tarafından, olay nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 200.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle 22/11/2018 tarihinde, bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinin dava konusu uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi’nce; davacının, gerçekleşen terör olayı nedeniyle yaralanması sonucu kaldırıldığı … Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen …(Kararda sehven … olarak yazılmıştır.) tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporu ile eylemin idariliğini öğrendiği ve bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde idareye başvurmadığı yönündeki açıklama ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de; 22/11/2017 tarihinde davacı ile idare arasında olay nedeniyle uğranılan zararlara karşılık davacıya maddi tazminat ödenmesini içeren sulhnamenin imzalandığı, daha açık bir anlatımla sulhname imzalaması suretiyle idarenin, davacının zararına neden olan eylemin idarenin sorumluluğunu gerektiren bir terör olayı olduğunu, olayda maddi tazminat yönünden sorumluluğu bulunduğunu kabul ettiği, davacının işbu davayı açmadan önce 11/10/2018 tarihinde davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı ikinci başvurunun idarenin sorumluluğunun kesin olarak öğrenildiği 22/11/2017 tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde gerçekleştirildiği dikkate alındığında, anılan davada süre aşımı bulunmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdari Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/05/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.