Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2211 E. , 2021/2715 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2211
Karar No : 2021/2715
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacı …’ın 13/01/2017 tarihinde ağrı şikayeti ile başvurduğu Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde muayene ve sevk işlemlerinin gerektiği gibi yapılmayarak ölü doğum yapması ve sağlığının tehlikeye girmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacı … için 200.000,00 TL, … için 100.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla herbiri için 10.000,00’er TL maddi tazminat olmak üzere toplamda 320.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; olaya yönelik olarak yapılan ön inceleme aşamasında, Denizli Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerince hazırlanan 19/04/2017 tarihli bilirkişi raporunda, Op. Dr. İ. …’nın 5. sezaryen ile doğumu planlanan bir hastayı ayaktan, resmi bir sevk işlemi olmadan ve hatta 112 KKM’yi aramadan göndermesinin uygun olmadığı, Op. Dr. İsmail Mutafoğlu’nun ise hasta erken doğum eyleminde ise ve hastaya acil koşullarda sezaryen kararı alınmamış ise acil serviste yaklaşık 6 saat geçiren bir hastaya tokoliz ve steroid tedavisi başlamasının gerekeceği yönünde, görüş bildiren rapora istinaden adı geçen doktorlar hakkında soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, çekilen USG’de 31 haftalık gebelik ve ileri derecede amnion mayinin azlığının tespit edildiği, erken doğum eylemi bulgularına ait kayıt olmadığı için ve genel durum bozukluğu nedeniyle Pamukkale Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda hastanın doğum ağrısı çekmesi durumunda kasılmaları önlemek için yapılması gerektiği belirtilen tedavilerin uygulanmadığı, Meddem Hastanesindeki sezaryendan sonra da açıkça görüldüğü üzere doğum ağrısı ile ilişkilendirilebilecek ne bir uterus rüptürü, ne bir tuba rüptürü, ne de over patolojisi olmadığının görüldüğü, hastanın genel durum bozukluğunun dört kez sezaryen olmuş bir hastanın beşinciye hamile kalması, şeker hastalığı bulunması, nefes darlığı problemine rağmen gebeliği süresince de aktif sigara içicisi olması ve bundan bir hafta önce akciğer embolisi geçirmesi nedeniyle clexane kullanmasına bağlı risk faktörleri nedeniyle intra abdominal kanama ile izah edilebileceği, burada bir doğum eyleminden bahsedilemeyeceği, tokoliz ve steroid tedavisinin doğum ağrısı şartına göre önerildiği, doktorun bir kusurunun bulunmadığı, hastanın acil serviste sevki kabul edecek bir sağlık kurumu bulunamadığı için 6 saat bekletildiği, anlatılan hususların sevk sisteminde yaşanan olumsuzluklarla alakalı olduğu yönünde, anılan raporlar arasında çelişki bulunduğundan kusur durumunun net olarak tespiti amacıyla Adli Tıp 1. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan …tarih …sayılı raporda ise, rahim içi 30-31 haftalık gelişim gösteren bebeğin ölü olarak doğmuş olduğu, mevcut verilerle rahim içi ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, anne …’ın 13/01/2017 tarihinde Uşak Devlet Hastanesinde Op. Dr. İ. …tarafından muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, muayene bulgularına göre acil müdahale gerektirecek bir durumun bulunmadığı, erken yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir merkeze başvurmasının önerildiği, aynı gün evinde ağrılarının artması üzerine ambulans ile Uşak Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, acil serviste Dr. …tarafından muayene edildiği, Op. Dr. …’ndan konsültasyon istenildiği, muayene bulgularına göre sevk kararı alındığı, 112 tarafından yer arandığı, Özel Isparta Meddem Hastanesinde yer bulunduğu, 112 ile sevkinin sağlandığı, bu hastanede muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği, acil olarak ameliyata alındığı, yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu dikkate alındığında kişinin takip ve tedavisine katılan ilgili hekimler ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği, bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu raporu bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, davacı …’ın takip ve tedavisine katılan hekimler tarafından yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, davacıların bebeklerinin tam ve sağlıklı olarak dünyaya gelmemesinde idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, kusuru ortaya konulamayan davalı idarenin ise maddi tazminat ödemeye mahkum edilmesinin mümkün olmadığı, somut olayda hekim yahut diğer sağlık personeli kusurlu bulunmasa dahi, dava dosyasına sunulan kayıtlardan saat 14.04’te Uşak Devlet Hastanesi acil servisine ağrı şikayeti ile başvurduğu görülen davacı …’ın hastanın erken doğum yoğun bakım ünitesi bulunmadığından bahisle başka bir hastaneye sevkine karar verildiği zaman ile sevkin gerçekleştiği zaman arasında çok uzun bir zaman dilimi bulunduğu ve sağlık hizmetinin niteliği gereği çok küçük zaman dilimlerinin dahi önemli olduğu hususu göz önüne alındığında, hastalık halinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartları sağlamakla ve hastayı uygun standartlarda yeterli tıbbi bakımı alabileceği bir merkeze makul süre içerisinde sevk etmekle yükümlü olan davalı idare tarafından sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği anlaşılmakta olup, dava konusu hizmetin tamamen kusursuz olarak işletildiğini söylemek mümkün bulunmadığından, davacı anne ve babaya bu sebepten ötürü çekmiş oldukları elem ve ızdırapla orantılı olarak manevi tazminat ödenmesi zorunluluğu bulunmakta olup davacılardan anne … için 20.000,00 TL, baba … için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporunun yeterli olmadığı, uygun şekilde sevk işleminin yapılmadığı, doktorlara olay nedeniyle kınama cezası verildiği, idari soruşturmaya yönelik raporda kusurları olduğunun belirtildiği, epikrizdeki bilgilerin doğru olmadığının bir başka doktor tarafından beyan edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise, davacı …’ın geçirilmiş dört sezaryen öyküsü ve şeker hastalığının bulunduğu, insülin ve kan pıhtılaşmasını engelleyici tedavi aldığı, gebeliği süresince aktif sigara içicisi olduğu, davacının kendi kusurlu eylemiyle sağlığını tehlikeye attığı, ancak ağır hizmet kusuru halinde tazminata hükmedilebileceği, dosyadaki raporların olayda hizmet kusuru bulunmadığı yönünde olduğu, ileri merkezde yapılacak tedavi devamını hastanın kabul etmediği, harçtan muaf olduğu halde aleyhine yargı harcına hükmedildiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY :
Davacılardan …’ın, gebelik takibinin Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan İ. Nevzat Karınca tarafından yapıldığı, 31 haftalık gebe iken 13/01/2017 tarihinde ağrı şikayetiyle anılan Hastanenin kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvurduğu, adı geçen doktor tarafından burada yapılan muayenesinin ardından üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım şartları olan bir hastaneye sevkinin önerildiği, resmi bir sevk işleminin yapılmadığı, aynı gün ağrılarının artması üzerine 112 acil ambulansı aracılığıyla saat 14:04’te aynı Hastanenin acil polikliniğine getirildiği, bu kez Dr. …tarafından muayene edildiği, Dr. …’ndan konsültasyon istenildiği, 31 haftalık gebelik ve oligohidroamniyoz tanılarıyla üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir merkezde doğumunun gerçekleşmesi için sevk kararı alındığı, hastaya 112 komuta kontrol merkezince uygun hastane aranmasının ardından Isparta Özel Meddem Hastanesine nakledildiği, 23:40 sıralarında Özel Meddem Hastanesine ulaştığı, bu hastanede yapılan muayenenin ardından bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği, davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 28/12/2017 tarihinde Uşak Üniversitesi Rektörlüğüne başvuruda bulunulduğu, Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının …tarih ve …sayılı yazısıyla, başvurunun Uşak İl Sağlık Müdürlüğüne gönderildiğinin belirtildiği, davalı idare tarafından da başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
A) TEMYİZ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ, İDARE MAHKEMESİ KARARININ DAVANIN REDDİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) TEMYİZ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ, İDARE MAHKEMESİ KARARININ DAVANIN KABULÜNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:
Uyuşmazlıkta, olaya yönelik olarak yapılan ön inceleme aşamasında, Denizli Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerince hazırlanan 19/04/2017 tarihli bilirkişi raporunda, Dr. … ile Dr. …’nun davacı …’a yönelik uygulamalarında bazı eksiklikler olduğunun, bu rapora istinaden adı geçen doktorlar hakkında soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, doktorların herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, söz konusu raporlar arasında çelişki bulunduğundan davalı idarenin olaydaki kusur durumunun net olarak tespiti amacıyla Adli Tıp 1. İhtisas Kurumu tarafından hazırlanan …tarih …sayılı raporda ise özetle, “rahim içi 30-31 haftalık gelişim gösteren bebeğin ölü olarak doğmuş olduğu, mevcut verilerle rahim içi ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, anne …’ın 13/01/2017 tarihinde Uşak Devlet Hastanesinde Op. Dr. …tarafından muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, muayene bulgularına göre acil müdahale gerektirecek bir durumun bulunmadığı, erken yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir merkeze başvurmasının önerildiği, aynı gün evinde ağrılarının artması üzerine ambulans ile Uşak Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, acil serviste Dr. …tarafından muayene edildiği, Op. Dr. …’ndan konsültasyon istenildiği, muayene bulgularına göre sevk kararı alındığı, 112 tarafından yer arandığı, Özel Isparta Meddem Hastanesinde yer bulunduğu, 112 ile sevkinin sağlandığı, bu hastanede muayenesinin yapıldığı, tetkiklerinin yapıldığı, bebeğin ölmüş olduğunun tespit edildiği, acil olarak ameliyata alındığı, yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu dikkate alındığında kişinin takip ve tedavisine katılan ilgili hekimler ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği” yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Bakılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile anılan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru tespit edilmediği, davacı Nejla’nın sezaryen doğum ile sonuçlanan 5. gebeliği (112 kkm santral raporunda 7. gebelik olduğu belirtiliyor) olduğu, dava konusu olaydan kısa bir süre önce davalı idareye bağlı hastanede 05-10/01/2017 tarihleri arasında pulmoner embolizm tanısıyla yatarak tedavi gördüğü, 13/01/2017 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle aynı hastaneye başvurusu sonrasında sevk edildiği (davacıya gerekli müdahalelerin yapıldığı) Özel Meddem Hastanesince düzenlenen epikrizde de “pulmoner embolizm, annenin diğer dolaşım ve solunum sistemi hastalıklarından etkilenen fetüs ve yenidoğan” tanılarına yer verildiği, dosya kapsamındaki 112 komuta kontrol merkezi santral raporu incelendiğinde, Afyon, İzmir, Denizli, Manisa ve Isparta illerinde davacının durumuna uygun bir hastanede yer arandığı, nihayet Isparta ilinde anılan hastanede yer bulunması üzerine zaman kaybetmeksizin sevkin gerçekleştirildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda da, dava konusu olay nedeniyle davacılar lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği, istenmeyen sonuca davalı idare personelinin ihmalinin sebebiyet verdiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca bakılan dava, davacılar tarafından, Uşak Üniversitesi Rektörlüğü ve Sağlık Bakanlığı’na karşı açılmış olup, davacılardan …’a yönelik müdahalelerin, anılan idareler tarafından birlikte kullanım kapsamındaki Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan personel tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldığından, bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca Uşak Üniversitesi Rektörlüğü davalı konumundan çıkarılıp, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/05/2021 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.