Danıştay Kararı 10. Daire 2020/2735 E. 2021/5005 K. 21.10.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/2735 E.  ,  2021/5005 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2735
Karar No : 2021/5005

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …

2- … İl Özel İdaresi / …
VEKİLİ : Av. …

DİĞER DAVALI : … Köyü Tüzel Kişiliği

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesince, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, davalılar Sinop Valiliği ve Sinop İl Özel İdaresi tarafından kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu Sinop ili, Merkez ilçesi, … köyünde bulunan … pafta, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar için talep etmesine rağmen 2011-2012-2013 yıllarında çeltik ekim izni ve ruhsatı verilmemesine ilişkin işlemlerden ve bu işlemler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı idari ve adli para cezalarından dolayı uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı süre ret kararının bozulmasına ilişkin kararına uyularak, 2011 yılında ekilen çeltiklerin kurutulması nedeniyle davacının 2011 yılı için 9.016,13 TL zararının bulunduğu, bu zararın tamamından müştereken ve müteselsilen Sinop Valiliği ile Sinop İl Özel İdaresinin sorumlu olduğu, Köy Tüzel Kişiliğine atfedilecek bir kusurun bulunmadığı, 2012 ve 2013 yıllarında ise çeltik yerine silajlık mısır ekilmesi ve bu üründen elde edilen gelirin daha yüksek olması nedeniyle anılan yıllara yönelik olarak davacının bir zararı bulunmadığı; her ne kadar davacı, ödediği adli ve idari para cezalarının da tazmininin gerektiğini iddia etmiş ise de, yargı kararları ile kesinleşen adli ve idari para cezalarının tazminat olarak ödenmesi isteminin kabulüne olanak bulunmadığı; öte yandan, yaşanan olayın niteliği, davaya konu parsellerdeki tüm ürünlerin 2011 yılında kurutulduğu, aylarca verilen emeğin boşa gittiği hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının duyduğu elem ve ızdırabın idarelerin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak şekilde takdiren 2.000 TL manevi tazminatın ödenmesi suretiyle giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminat isteminin 9.016,13 TL’lik kısmının, dava tarihinden (04/04/2014) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sinop Valiliği ve Sinop İl Özel İdaresi tarafından davacıya ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin 2.000,00 TL’lik kısmının dava açma tarihi olan 04/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sinop Valiliği ve Sinop İl Özel İdaresi tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemleri açısından ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı Sinop Valiliği tarafından, davacının izinsiz bir şekilde çeltik ekimi yaptığı, idarelerinin herhangi bir kusuru bulunmadığı, Sinop İl Özel İdaresi tarafından ise, davacıya ait parsellerin köy yerleşik alan sınırları içerisinde kaldığı, bu nedenle kendisine çeltik ekim ruhsatı verilmediği, herhangi bir kusurlarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Sinop İl Özel İdaresi’nin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
1- Davacının, Sinop ili, Merkez ilçesi, … köyünde bulunan, … pafta, …, … ve … parsel sayılı araziler üzerinde çeltik tarımı yapmak için İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) başvurusu yaptığı ve …, .., … nolu parsellerin kullanım şeklini çeltik olarak kayda aldırdığı, bu beyana uygun olarak ÇKS kayıtlarının oluşturulduğu,
2- Sinop Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 27/06/2011 tarih ve 440-2735 sayılı yazı ile 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanunu’nun 11. maddesine göre “izinsiz çeltik ekimi yaptığından bahisle 1.220,00 TL idari para cezası verilmesine, aynı Kanun’un 19. maddesine göre de yanındaki eve 50 m mesafeye kadar ekili alanın kurutulmasına, sulamanın ise 10 gün sulama yapılıp, 2 gün suların kesilerek yapılmasına” karar verildiği,

3- Davacının çeltik ekimi yapmak için 22/03/2012 tarihli dilekçe ile Valilik Makamı’na müracaat ettiği, bu başvurusunun 22/05/2012 tarih ve … sayılı karar ile reddedildiği,
4- Bunun üzerine davacı tarafından, davaya konu taşınmazlar için, talep etmesine rağmen 2011-2012-2013 yıllarında çeltik ekim izni ve ruhsatı verilmemesine ilişkin işlemlerden ve bu işlemler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı idari ve adli para cezalarından dolayı uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararlarının karşılığı 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı,
anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarelerin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
İdarenin mevzuata ve hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin kural olarak “hizmet kusuru” teşkil ettiğinde ve bu faaliyetler sonucu zarara uğrayanların söz konusu zararlarının idarece tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamakta olup, bu husus Hukuk Devleti ilkesinin doğal sonucudur.
Bununla birlikte, idarenin her kusurlu faaliyetinin mutlak surette maddi ve/veya manevi zarara yol açtığından bahsetmek de olanaklı değildir. Başka bir anlatımla, kusurlu idari faaliyet ile zarar arasında illiyet bağı kurulduktan sonra tazminata hükmedilmesi için, maddi zararın belgeleri ve dayanaklarıyla birlikte ortaya konulması gerektiği gibi, manevi zararın da belirli bir ağırlıkta olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen eksilmeyi veya artıştan yoksun kalmayı karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, kişisel varlıkta meydana gelen eksilmeye yönelik bir tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu itibarla manevi tazminat, idari faaliyet sonucu kişinin şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da elem ve ızdırap duyması hallerinde, bu zararın, yargı yerince takdir edilecek miktarın ödenmesi suretiyle kısmen de olsa hafifletilmesini amaçlar. Manevi zararın mevcudiyetinin, maddi zarar gibi belgeyle ispatlanması mümkün olmadığından, bu hususun tespit ve takdirinin, miktarının belirlenmesinde olduğu gibi, sorumluluk hukukunun genel çerçevesi içinde her somut olay ve birey yönünden yargı yerlerince değerlendirilmesi zorunlu bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının arazilerinin kurutulması ile 2011 yılında ürün alamamasına neden olan Sinop İl Özel İdaresi İl Genel Meclisinin 01/03/2010 tarih ve 79 sayılı “Köy Yerleşik Alanı Civarının Tespiti” kararının hukuka aykırılığı tespit edilmiş ise de; her hukuka aykırılığın manevi tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği ve olayın gelişimi ile mahiyeti itibarıyla davacının olay nedeniyle duyduğu üzüntünün manevi tazminat verilmesini gerektirecek düzeyde olmadığı dikkate alındığında, davacıya manevi tazminat verilmesini gerektirecek şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı … Valiliği ve … İl Özel İdaresinin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.