Danıştay Kararı 10. Daire 2020/4142 E. 2022/3622 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/4142 E.  ,  2022/3622 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4142
Karar No : 2022/3622

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
(… mirasçıları)
9- …
10- …
11- …
12- …
13- …
14- …
15- …
16- …
17- …
18- …
19- …
20- …
21- …
22- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Hakkari ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde kain, tapunun … ada, … parselinde kayıtlı bulunan taşınmazlarına, Hakkari-Van Devlet karayolunun yapımı sırasında dökülen hafriyatın kendi imkanları ile kaldırıldığından bahisle 19.616,00 TL hafriyat kaldırma bedelinin, olayda hizmet kusuru bulunan idarece, … Asliye Hukuk Mahkemesinde E:… nolu dosya ile açılan dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; karayolu yapımı sırasında mülkiyeti davacılara ait taşınmaza, davalı idare tarafından plan ve proje kapsamı haricinde dökülen hafriyatın davacıların kendi imkanları ile kaldırıldığı ve hafriyatın kaldırılması bedelinin tazmini söz konusu olduğundan, davanın haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılacağı, belirtilen duruma ve davanın niteliğine göre, idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin işin esasını teşkil edeceği, olaydaki davalı idarenin fiilinin, haksız fiilden kaynaklanan ayni hakka müdahale kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle de haksız fiilden doğan zararların tazminine yönelik açılan işbu davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevine girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın 12 yıldır devam ettiği, Danıştay aşamasından da geçtiği, görev hususunda herhangi bir ihtilafın olmadığı, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, hizmetin kötü işletilmesi sebebiyle hizmet kusurunun bulunduğu, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan tam yargı davasında görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğu, bu nedenlerle Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, Hakkari – Van karayolunda 2007 yılında yapılan yol genişletme çalışmaları esnasında çıkarılan hafriyatın Hakkari ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … ada … numaralı parselde bulunan taşınmazlarına döküldüğü, taşınmazlarından istedikleri gibi yararlanabilmeleri için hafriyatın kaldırılması gerektiği ileri sürülerek, … Asliye Hukuk Mahkemesinde E:… nolu dosya ile açılan davada alınan bilirkişi raporundaki rakamsal verilere dayanılarak hesaplanan 19.616,00 TL maddi tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; 7. fıkrasında da, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılacak tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiştir.
Aynı Kanun’un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş bulunanların, tam yargı davası açabilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemler, idari makam ve mercilerin idari faaliyet alanında idare hukuku çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tasarruflardır. İdarenin, temelinde bir idari karar, işlem olmayan veya bir idari sözleşmeye dayanmayan her türlü faaliyeti (fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar) ya da hareketsiz kalması ise idari eylem olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemlerin, hukuk aleminde değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları olmalarına karşın; idari eylemler, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurmaktadırlar.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtildiği üzere; idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin hizmet kusurundan kaynaklı tam yargı davalarında da görevli yargı yeri yukarıda aktarılan Anayasa ve Kanun hükümleri gereği idare mahkemeleridir.
Bakılan dava, öncelikle … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayden açılmış, mahkemenin … tarihli ve K:… sayılı kararıyla davanın idarenin hizmet kusuruna ilişkin bulunduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, işbu karar üzerine … İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada öncelikle dilekçenin reddine, bilahare dilekçenin yenilenmesi üzerine … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; işbu kararı temyizen inceleyen Danıştay Onuncu Dairesinin 14/09/2015 tarih ve E:2012/7837, K:2015/3739 sayılı kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz görülmesi sebebiyle eksik inceleme sonucu verilen karar bozulmuş, İdare Mahkemesinin bozma kararına uyulmayarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararda ısrar edilmesi ve görev itirazının reddedilmesi yolundaki … tarih ve E:…, K:… sayılı kararını temyizen inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/05/2018 tarih ve E:2017/524, K:2018/2510 sayılı kararıyla davanın konusunun açıklığa kavuşturularak uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma kararına uyan İdare Mahkemesince verilen dilekçenin reddi kararı üzerine yenilenen dilekçeyle açılan davanın, yukarıda belirtilen gerekçeyle görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın, davalı idarenin görevi kapsamında ve kamu hizmetinin görülmesi amacıyla gerçekleştirilen yol yapım çalışmasının kusurlu işletildiği iddiasından kaynaklandığı görüldüğünden, davalı idarenin görevi dahilinde olan hizmetin kusurlu işletilmesi nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen maddi zararın tazminine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki, her ne kadar görev hususu kamu düzeninden olup davanın her aşamasında re’sen idari yargı yerlerince göz önünde bulundurulmak zorunda ise de; uyuşmazlığın yukarıda aktarılan uzun safahati boyunca görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğunun Danıştay ilgili Dairesi ve Kurulunca kabul edildiği açıktır.
Bu durumda, uyuşmazlığın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken İdare Mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın görev yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.