Danıştay Kararı 10. Daire 2020/4966 E. 2022/2540 K. 16.05.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/4966 E.  ,  2022/2540 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4966
Karar No : 2022/2540

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Bakanlığı
(… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : … Metal Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 27/05/2020 tarih ve E:2019/10334, K:2020/1405 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Cam kapak ve kulp imalatı işi ile iştigal eden davacı şirket tarafından, cam kapak üretim işlemi için Çin’den yapılan cam ithalatı sırasında, malların Mersin Limanına gelişinden sonra hakkında yapılan şikayet sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca başaltılan soruşturma kapsamında eşyaya el konulduğu, el koyma kararı verilmesine hatalı yönlendirmesi ile davalı idarenin sebep olduğu, ayrıca savcılık tarafından el koyma kararı kaldırılmasına rağmen eşyanın kendisine geç teslim edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 190.000,00 TL maliyet (imalat) zararı, 65.000,00 TL kâr kaybı, 10.000,00 TL ticari faiz kaybı, 10.000,00 TL gelecekte maruz kalacağı zarar olmak üzere toplam 275.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 100.000,00 TL manevi tazminatın da idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerinin davanın görev yönünden reddine dair … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2012/1103, K:2015/633 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat isteminin 11.829,86 TL’lik kısmı ile manevi tazminat isteminin 25.000,00 TL’lik kısmının kabulüne, kabul edilen kısımların dava tarihi olan 07/09/2009 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kabul edilen kısımlar dışında kalan maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyizen incelenen karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR_DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının kısmen kabulüne ilişkin kısmı ile davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu; davacı tarafından ise, Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, ayrıca olay nedeniyle duyulan elem ve üzüntüye oranla hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarece ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin reddi, davalı idarenin ise karar düzeltme isteminin esas yönünden reddine, vekalet ücreti yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacının Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Davacının kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Davalı İdarenin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde davalı idarece ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 27/05/2020 tarih ve E:2019/10334, K:2020/1405 sayılı kararı, davalı idare yönünden kaldırılarak davalının temyiz istemi yeniden incelendi:
Davalı İdarenin Temyiz İsteminin Davanın Kısmen Kabulüne İlişkin Kısım Yönünden İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı İdarenin Temyiz İsteminin Vekalet Ücreti Yönünden İncelenmesi:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu`nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 171. maddesinin 1. fıkrasında, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip edeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Temyiz istemine konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 2019 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi`nin 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücretinin karşılığı olduğu; 3. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; 5. maddesinin 1. fıkrasında, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralları yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, dava sonunda hüküm verilene kadar hangi aşamada olursa olsun davayı takip edip hukuki yardımda bulunan avukatın, asgari ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından çok olmamak üzere, bu hukuki yardımda bulunurken sarf ettiği emeği ve çabası da göz önünde bulundurularak belirlenecek avukatlık ücretine hak kazandığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, re`sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu idari yargıda, davalı idarece savunmanın süresinde verilmemiş olması, dosyanın tekemmül ederek karara bağlanması ve sadece süresinde verilecek savunma dilekçeleriyle talep edilebilecek hakların (örneğin duruşma) karşılanması açılarından önem arz etmekte olup; devam eden yargılama sırasında, süresinden sonra da olsa verdiği savunma dilekçesiyle yargılamaya katkıda bulunan ve vekil sıfatıyla davalı idareyi temsil eden, bu suretle de hukuki yardımda bulunan avukatın, davalı idare lehine sonuçlanan davada avukatlık ücretinden mahrum edilmesinin hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin savunması alınmak üzere dava dilekçesinin davalı idareye 05/02/2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı idarece dava dosyasına savunma dilekçesi sunulmadığı, Mahkemenin 09/04/2010 tarihli ara kararı ile davalı idareden dava konusu tazminat istemine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ancak davalı idare tarafından bu ara kararına da cevap verilmediği, 23/02/2011 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idareyi temsilen Hazine avukatının katıldığı ve duruşmada sözlü beyanlarını sunduğu, Mahkemenin 06/10/2011 tarihli kararıyla davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği, bu karar ile duruşmaya katılım sağlandığından davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiği, anılan kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2012/1103, K:2015/633 sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmesi üzerine davalı idareyi temsilen Av. … tarafından 23/07/2015 tarihinde kayda giren kararın düzeltilmesi istemli dilekçenin verildiği, Dairemizin 26/05/2017 tarihli kararı ile kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi üzerine, İdare Mahkemesince 15/08/2017 tarihli karar ile bozma kararına uyularak dava dosyasının tekemmülüne karar verildiği, dava dilekçesinin yeniden 29/09/2017 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idare vekili Av. … tarafından 20/10/2017 tarihinde süresinde savunma dilekçesinin, ardından davacının savunmaya cevap dilekçesinin davalı idareye tebliğ edilmesi üzerine süresinde cevaba cevap dilekçesinin ve düzenlenen bilirkişi raporuna karşı itiraz ile beyanlarının dosyaya sunulduğu, dosyanın bu şekilde tekemmülünü müteakip İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, ancak reddedilen tazminat miktarına karşılık davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, yukarıda da açıklandığı üzere davalı idarenin vekilleri aracılığıyla savunma, cevaba cevap, düzenlenen bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan ile kararın düzeltilmesi istemli dilekçelerin süresinde dava dosyasına sunulduğu, ayrıca davalı idare vekili tarafından duruşmaya katılımın sağlandığı anlaşıldığından, idare vekili bakımından 1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinde yer verilen ”hukuki yardım” koşulunun gerçekleştiği, bu nedenle davanın kısmen reddine ilişkin kısım nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarları yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti tutarlarını geçmeyecek şekilde davalı idare lehine maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden KABULÜNE, uyuşmazlığın esası yönünden REDDİNE,
3. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idare lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/05/2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.