Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5018 E. , 2021/6304 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5018
Karar No : 2021/6304
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği … / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Gürpınar ilçesi, … köyünde ikamet eden davacı tarafından, yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü terk ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacı tarafından, aynı olaya ilişkin 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının giderilmesi istemiyle yapılan iki başvurunun bulunduğu, ilk başvurunun 2006 yılında, ikinci başvurunun ise 2008 yılında olduğu, dava konusu edilen 23/02/2006 tarih ve 549 sayılı işlem ile davacının yaşının küçük olmasından dolayı mal varlığı bulunamayacağından bahisle başvurunun reddedildiği, davacı vekili tarafından, aynı olaya ilişkin davalı idareye yapılan 26/05/2008 tarihli 2. başvurunun ise davalı idare tarafından değerlendirmeye alındığı ve keşif yapıldığı, ancak davacının adına kayıtlı veya kayıtsız herhangi bir mal varlığı tespit edilemediğinden reddedildiği, davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu 2. başvurusuna istinaden, davacının gerçekten zararının bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle, davacı tarafından yapılan ilk başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idare tarafından (zımnen) geri alındığı, bir diğer ifadeyle, davacının ilk başvurusu neticesinde, davacının yaşının küçüklüğü nedeniyle idare tarafından araştırma yapılmaksızın değerlendirmeye alınmadığına ilişkin tesis edilen işlemin yargı kararı ile iptali sonucunda dahi, yapılması gereken uygulamanın, idare tarafından, davacının zararının bulunup bulunmadığının araştırılması ve değerlendirmesi olduğu, davacı tarafından aynı yere ilişkin olarak yapılan 2. başvurusu neticesinde zararının bulunup bulunmadığının, davalı tarafından iş bu dava açılmadan çok önce değerlendirildiği görülmekle birlikte, davacının yaş küçüklüğü nedeniyle değerlendirilmeye alınmamış ve araştırma yapılmamış bir işleminin hukuk aleminde bulunmadığı, davacı tarafından yapılan ilk başvuru neticesinde tesis edilen işlemin bildirimi niteliğindeki dava konusu edilen … tarih ve … sayılı işlem noktasında davanın konusuz kaldığı sonuç ve kanaatine varılarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, bu kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/10/2018 tarih ve E:2016/5103, K:2018/7059 sayılı kararıyla; Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptalinin istendiği, anılan kararın davacı veya vekiline usulüne uygun tebliğ edildiğinin davalı idarece ispatlanamadığı, davacının kararı 07/09/2015 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği ve davasını 08/10/2015 tarihinde açtığı, öte yandan yaş küçüklüğünün mal varlığı bulunmasına engel bir durum olmadığı, yaşı küçük olan kişilerin de terör eylemleri ya da terörle mücadele faaliyetlerinden doğan zararlarının bulunabileceği, dosya içerisinde davacı tapularının yer aldığı ve 5233 sayılı Kanunda başvurucuların sadece tapulu taşınmazlarına yönelik bir korumanın değil, aynı zamanda zilyetliğe dayalı hakkın da muhafaza edilmesinin söz konusu olduğu gözönüne alınarak talep ve dava konusu edilen işlem hakkında bir karar verilmesi gerekirken; davacı hakkında sonradan tesis edilen ve incelenmekte olan bu davanın konusu olmayan bir başka işlemden yola çıkılarak yapılan ve isabetli bulunmayan değerlendirme ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yaş küçüklüğünün mal varlığı bulunmasına engel bir durum olmadığı, yaşı küçük olan kişilerin de terör eylemleri ya da terörle mücadele faaliyetlerinden doğan zararlarının bulunabileceği, dosya içerisinde davacı tapularının yer aldığı ve 5233 sayılı Kanunda başvurucuların sadece tapulu taşınmazlarına yönelik bir korumanın değil, aynı zamanda zilyetliğe dayalı hakkın da muhafaza edilmesinin söz konusu olduğu gözönüne alınarak, davacının Van ili, Gürpınar ilçesi, … köyünde taşınmazının bulunup bulunmadığının gerek mahallinde yapılacak keşif, gerekse de ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde yapılacak araştırmalar neticesinde tespiti ile taşınmazın bulunması halinde gerçek zarar miktarının belirlenerek davacıya ödenmesi gerekirken davacının başvurusunun yaşı itibarıyla Kanun kapsamına girmediğinden bahisle reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme Kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Van ili, Gürpınar ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle köyünü terk ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması istemiyle yapılan başvurunun müracaatçının olay tarihinde reşit olmadığı görüldüğü, yaş itibarıyla kendi adına tasarrufta bulunarak, herhangi bir mal ediniminin hayatın olağan akışına uygun olmaması sebebiyle reddine ilişkin … tarih ve … sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan hali ile 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, istemin reddi veya zımnen reddi hallerinde dava açma süresi içinde dava açılabileceği hükmü, 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı nedeniyle ilk incelemeye tabi tutulacağı, 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükmü bulunmaktadır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”, 6. maddesinde, “Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz. İlgili valilik dışında diğer valilikler, kaymakamlıklar, Türkiye Cumhuriyeti dış temsilcilikleri, diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan başvurular ilgili valiliğe gönderilir. Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir…” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı vekilince, 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının karşılanması amacıyla yaptığı 07/06/2005 tarihli başvurunun Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı işlemi ile başvurucunun olay tarihinde reşit olmadığından mal varlığı bulunamayacağı sebebiyle reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı ve/veya vekiline tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacı vekilince aynı köye ilişkin zararlarının karşılanması amacıyla 26/05/2008 tarihinde ikinci kez başvuru yaptığı, ikinci başvurunun, Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı işlemi ile davacının adına kayıtlı ve kayıtsız herhangi bir mal varlığı tespit edilememesi sebebiyle reddedildiği, ret kararının iptali istemiyle açılan davada, .. .İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince onanarak kesinleştiği, dava dilekçesinde ise; yapılan 07/06/2005 tarihli ilk başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin 07/09/2015 tarihinde öğrenildiği belirtilerek davanın 08/10/2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Kanun’un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara yaptıkları başvuruya altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve bu altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabileceği kurala bağlanmış olmakla birlikte, 5233 sayılı Kanunda idarelerin işlem tesis etme süreleri ile ilgili olarak farklı bir düzenlemeye gidilmiştir. Anılan Kanun’un 6. maddesinde, zarar görenlerce yapılacak başvurular ile ilgili çalışmaların, başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde tamamlanmak zorunda olduğu, zorunlu hâllerde ise, bu sürenin vali tarafından 3 ay daha uzatılabileceği belirtilmiş ise de, sürenin hangi hallerde uzatılabileceği, idareye başvuru tarihinden itibaren 6 ay içerisinde başvuruların sonuçlandırılamaması ve bu sürenin 3 ay daha uzatılmış olması hallerinde başvuruculara durumu açıklayıcı bir bildirim yapılıp yapılmayacağına veya başvurucuların bu durumdan haberdar olup olmadığının tespitine yönelik mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. İş yoğunluğu durumu dikkate alınarak başvurucuların sürenin 3 ay uzatılmış olabileceğini düşünmeleri de olasıdır. Başvurucuların sürenin 3 ay uzatılıp uzatılmadığını bilmediği hallerde, dava açma süresinin bu durumun göz ardı edilerek hesaplanması hak arama hürriyetinin dayanaktan yoksun olarak kısıtlanması anlamına gelebilecektir.
Bu nedenlerle, 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca yapılan başvuruya 6 ay içerisinde cevap verilmemesi durumu zımni ret olarak kabul edilip bu 6 aylık sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceği gibi, başvurunun sonuçlandırılma süresinin 3 ay uzatıldığı düşünülerek 6+3 aylık sürenin dolması üzerine, bu sürenin zımni ret olarak kabul edilip, davanın en geç 6+3 aylık sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde açılabileceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda davacının başvuru yaptığı tarih olan 07/06/2005 tarihinden itibaren 6+3 aylık sürenin bitiminden sonra 60 gün içinde yani en geç 08/05/2006 tarihinde dava açılması gerekirken bu tarihten çok sonra 08/10/2015 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesi mümkün değildir.
Kaldı ki davacının aynı köye ilişkin ikinci kez başvuru yaptığı ve ikinci başvurunun reddine ilişkin işleme karşı iptal davası açtığı dikkate alındığında davacının ilk başvurunun reddedildiğine ilişkin kararı en geç ikinci başvurunun yapıldığı 26/05/2008 tarihinde öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiği, öğrenme tarihinden itibaren 60 gün içinde de dava açılmadığından bu tarihlerden yıllar sonra 08/10/2015 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığının kabulü mümkün olmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; süre aşımının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmü uygulanır kuralı gereğince davanın süresinde açılmadığı dikkate alınarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesinin 4. fıkrasında, “Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/10/2018 tarih ve E:2016/5103, K:2018/7059 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.