Danıştay Kararı 10. Daire 2020/5323 E. 2022/3394 K. 21.06.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/5323 E.  ,  2022/3394 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5323
Karar No : 2022/3394

DAVACI : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : …

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 8. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinin 09/05/2018 tarihinde kurulduğu, bünyesinde 60 öğrenci kontenjanı olan tıp fakültesinin bulunduğu, Yükseköğretim Kurulu tarafından yayımlanan 16/12/2019 tarihli Tebliğde yıllık öğrenci kontenjanı 60-120 arasında olan tıp eğitimi programlarında en az 400 yatak kapasitesi olan uygulama ve araştırma merkezi açılmasının zorunluluk olduğunun ifade edildiği, Tebliğ uyarınca 400 kişilik üniversite hastanesinin üç yıl içinde açılacağına ilişkin taahhütte bulundukları, bu sebeple, 12/06/2020 tarihinde davalı idareye müracaat ederek 400 yataklı üniversite hastanesi için ön izin talebinde bulundukları, Sağlık Bakanlığı tarafından “Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 4. maddesinin birinci fıkrasına göre Bakanlığın planlama yapma yetkisi olduğu, maddenin ikinci fıkrasında özel hastane açmak isteyenlerin Bakanlıkça yapılan planlama kapsamında ve ihtiyaç duyulan yerlerde faaliyette bulunmak üzere başvuru yapabilecekleri, ek 8. maddesine göre vakıf üniversitesi hastanelerinin açılışları ile ön izin ve ruhsatlandırılması konularında Bakanlığın yetkili olduğu, planlama kapsamında hareket edileceği” gerekçesiyle başvurularının reddedildiği, vakıf üniversitesi hastanelerinin Özel Hastaneler Yönetmeliği kapsamına alınmasının tabi oldukları mevzuata aykırı olduğu, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin amaç ve kapsam maddelerinin özel hastaneleri düzenlemeyi amaçladığı, kapsam maddesinde Yönetmelik hükümlerinin üniversite hastaneleri bakımından uygulanmayacağının açıkça düzenlendiği, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/01/2020 tarihli ve E.2019/10488 sayılı kararının da bu yönde olduğu, vakıf üniversitelerinin uygulama ve araştırma merkezi açması ile ilgili planlama ve ön izin dahil sair iş ve işlemlerin, vakıf üniversitesi dışındaki özel hastaneler için öngörülüp düzenlenmiş Özel Hastaneler Yönetmeliğinde hüküm altına alınmış olmasının Anayasanın 130. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (f), 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, ek 2., ek 6. ve ek 8. maddeleri hükümlerine ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na aykırı olduğu, Sağlık Bakanlığınca planlama kapsamı dışında veya planlamanın uygulanıp sonlandırıldığı tarihten sonra uygulama ve araştırma merkezi açılmasına izin verilmiş özel hastaneler/vakıf üniversitesi hastaneleri olduğu, Bakanlık uygulamasının eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğu, Bakanlıkça yapılan planlamada vakıf üniversitelerinin eğitim ve öğretim faaliyetleri için gerekli olan zorunlulukların dikkate alınmadığı, bu nedenlerle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel kıstaslarının, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 9. maddesinin (c) bendi gereğince Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde belirlendiği, anılan Yönetmelikte 15/02/2008 tarihinde yapılan değişiklikle faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılmasının öngörüldüğü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinin yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında özel sağlık kuruluşu olarak kabul edildiği, bu çerçevede Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin ek 8. maddesinde değişikliğe gidildiği, Yönetmeliğin bu hükmü ile Anayasa’nın 56. maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin aynı yöndeki hükümleri kapsamında vakıf üniversitelerine ait hastanelerin, üst hukuk normlarından doğan hakları saklı tutularak sağlık hizmeti boyutuyla düzenlemekte olduğu, 3359 sayılı Kanun’un ek 15. maddesinin hükmü ve 1219 sayılı Kanun’un tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların meslek icra etmelerine ilişkin temel norm niteliğinde olan 12. maddesi hükmünün Anayasa’nın 124. maddesi çerçevesinde uygulanmasının sağlandığı, dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesinin eklendiği tarih itibarıyla özel hastane ve/veya vakıf üniversitelerine ait hastanelerin, yeni hastane ve sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin açılmasına ilişkin ön izin taleplerinin yürütülmekte olan bölge tabanlı sağlık hizmetleri planlama çalışmaları kapsamında değerlendirildiği ve davacı Üniversite bünyesinde sağlık uygulama ve araştırma merkezi açılması talebinin uygun bulunmadığı, planlama kapsamında hazırlanan Yönetmelik hükümlerinin üst hukuk normlarına uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Yönetmeliğin dava konusu ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarının iptaline, maddenin diğer fıkraları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin Ek 8. maddesinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; 9. maddesinin (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca Özel Hastaneler Yönetmeliği hazırlanmış, 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Özel Hastaneler Yönetmeliğinin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Yönetmelik Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, üniversitelere ve diğer kamu tüzel kişilerine ait hastaneler hariç olmak üzere; gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait hastaneleri kapsar.” hükmüne yer verilerek Yönetmeliğin kapsamı belirlenmiş ve vakıf üniversitesi hastanelerine Yönetmelik kapsamında yer verilmemiştir.
Anayasa’nın 130. maddesinin 2. fıkrasında, Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabileceği belirtildikten sonra aynı maddenin son fıkrasında, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun’un ek 2. maddesinde, vakıfların kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları kurabilecekleri düzenlenmiş; ek 6. maddesinde, kurulacak yükseköğretim kurumunun, vakıf tüzel kişiliği dışında ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olacağı belirtilmiş; ek 8. maddesinde, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynısı olacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun ek maddelerinde, vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır.
Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu ek 8. maddesinin 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 1 ila 5. fıkraları ile 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 2. fıkrasında; vakıf üniversiteleri hastanelerinin, bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyacağı belirtilerek bu hastanelerin ruhsatlarının düzenlenmesi ile işletme hak ve usulüne ve personeline ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Buna göre, 2547 sayılı Kanun kapsamında yükseköğretim kurumu olarak kurulan, yükseköğretim mevzuatına tabi olan, ayrı kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversiteleri hastanelerinin Özel Hastaneler Yönetmeliğinin kapsam maddesinde yer almaması ve vakıf üniversite hastaneleri ile ilgili Özel Hastaneler Yönetmeliği ile düzenleme yapılmasına hukuken imkan bulunmaması nedeniyle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
1) 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 8. maddesi, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesi ile başlığı ile birlikte değiştirilerek, “Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ve vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği” başlığı altında;
“Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ilgili mevzuattan kaynaklanan muafiyetleri saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyar.
Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunludur. İşletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bu maddenin yürürlüğü girdiği tarihten önce Bakanlıkça vakıf üniversitelerine verilmiş hastane ön izinleri bir kereye mahsus olmak üzere ön izne esas projelerindeki kapasiteleriyle sınırlı olmak ve 68 inci maddede öngörülen sürelerde ruhsatname alınmak kaydıyla devredilebilir.
Tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler; tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir.
Vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadroları kullanılmak zorundadır. Hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastane, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabilir. İşbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmez. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazlar protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemleri bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanır.
Vakıf üniversiteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıp fakültesi/diş hekimliği fakültesinin bulunduğu il dışındaki özel hastanelerde çalışamaz. Bu fıkranın hükümlerine aykırı olarak çalışan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri 31/12/2019 tarihinde sonlandırılır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
2) Daha sonra, anılan maddenin ikinci fıkrası, 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile; “Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunlu olup, işletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bakanlıkça vakıf üniversite hastanelerine/ek birimlerine verilen ön izinler, faal en az bir hastanesi olması kaydıyla ön izin alındığı ilden, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve Bakanlık onayı ile bir kereye mahsus devredilebilir. En az bir faal hastanesi olan vakıf üniversiteleri, faal diğer hastanelerini/ek birimleri veya askıda olan hastanelerini/ek birimlerini aynı ilde veya planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve Bakanlık onayı ile bir kereye mahsus olmak kaydıyla devredebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
3) Davacı Üniversite tarafından, 12/06/2020 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaat edilerek İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesine bağlı 400 yataklı uygulama ve araştırma hastanesi açılmak üzere ön izin başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve E…. sayılı işlemi ile reddedildiği, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 8. maddesinin bu işlemin dayanağı olduğu beyan edilerek, anılan maddenin iptali istemiyle görülen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinin (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; 9. maddesinin (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca Özel Hastaneler Yönetmeliği hazırlanmış, 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ve vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği” başlıklı dava konusu ek 8. maddesinde;
“(Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-31/5/2019-30790)
Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ilgili mevzuattan kaynaklanan muafiyetleri saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyar.
(Değişik ikinci fıkra:RG-28/9/2019-30902) Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunlu olup, işletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bakanlıkça vakıf üniversite hastanelerine/ek birimlerine verilen ön izinler, faal en az bir hastanesi olması kaydıyla ön izin alındığı ilden, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve Bakanlık onayı ile bir kereye mahsus devredilebilir. En az bir faal hastanesi olan vakıf üniversiteleri, faal diğer hastanelerini/ek birimleri veya askıda olan hastanelerini/ek birimlerini aynı ilde veya planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve Bakanlık onayı ile bir kereye mahsus olmak kaydıyla devredebilir.
Tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler; tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir.
Vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadroları kullanılmak zorundadır. Hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastane, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabilir. İşbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmez. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazlar protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemleri bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanır.
Vakıf üniversiteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıp fakültesi/diş hekimliği fakültesinin bulunduğu il dışındaki özel hastanelerde çalışamaz. Bu fıkranın hükümlerine aykırı olarak çalışan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri 31/12/2019 tarihinde sonlandırılır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin dava konusu ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarının incelenmesi:
Özel Hastaneler Yönetmeliğinin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Yönetmelik Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, üniversitelere ve diğer kamu tüzel kişilerine ait hastaneler hariç olmak üzere; gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait hastaneleri kapsar.” hükmüne yer verilerek Yönetmeliğin kapsamı belirlenmiş ve vakıf üniversitesi hastanelerine Yönetmelik kapsamında yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, Anayasa’nın 130. maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabileceği belirtildikten sonra aynı maddenin son fıkrasında, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun’un ek 2. maddesinde, vakıfların kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları kurabilecekleri düzenlenmiş; ek 6. maddesinde, kurulacak yükseköğretim kurumunun, vakıf tüzel kişiliği dışında ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olacağı belirtilmiş; ek 8. maddesinde, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynısı olacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun ek maddelerinde, vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır.
Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu ek 8. maddesinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik birinci ve beşinci fıkraları ile 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik ikinci fıkrasında; vakıf üniversiteleri hastanelerinin, bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyacağı belirtilerek bu hastanelerin ruhsatlarının düzenlenmesi ile işletme hak ve usulüne, ön izin ve hastanenin devrine ve personeline ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, 2547 sayılı Kanun kapsamında yükseköğretim kurumu olarak kurulan, yükseköğretim mevzuatına tabi, ayrı kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversiteleri hastanelerinin Özel Hastaneler Yönetmeliğinin kapsam maddesinde yer almaması ve vakıf üniversite hastaneleri ile vakıf üniversitesi kadrolarında bulunan öğretim üyelerinin çalışma ve görevlendirme koşulları hakkında Özel Hastaneler Yönetmeliği ile düzenleme yapılmasına hukuken imkân bulunmaması nedeniyle Yönetmeliğin ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Anılan Yönetmeliğin dava konusu ek 8. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının incelenmesi:
3359 sayılı Kanun’a, 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile eklenen ek 15. maddesinde;
“Tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak sağlık uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya sağlık uygulama ve araştırma merkezinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri; tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir. İlgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında işbirliği protokolü imzalanır ve Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun onayıyla uygulamaya konulur.
İşbirliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve araştırma merkezi kabul edilir. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör tarafından görevlendirilir. Görevlendirilen üniversite personeline kendi mevzuatı uygulanır. İşbirliği yapılan özel hastane, öğretim üyelerinin faaliyetleri ve üniversitenin eğitim ve araştırma işlevleri dışında kendi mevzuatına tabi olmaya devam eder.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanun hükmünde, vakıf üniversitesi ile özel hastane arasında yapılacak olan işbirliği yasal dayanağa kavuşturulmuş, bu işbirliğine ilişkin ana esaslar ve koşullar belirlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik üçüncü fıkrasında, tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastanelerin, tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabileceği; dördüncü fıkrasında ise, vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadrolarının kullanılmak zorunda olduğu; hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastanenin, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabileceği; işbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmeyeceği; bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazların protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı; ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemlerinin bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanacağına ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, 3359 sayılı Kanun’un ek 15. maddesinin uygulanmasını göstermek amacıyla ve dayanağı hükme uygun olarak getirilen dava konusu ek 8. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, 3359 sayılı Kanun’da verilen yetkiye dayanılarak, dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen hususların vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelerde verilecek sağlık hizmetinin düzenli, kaliteli ve verimli sunulabilmesi için getirildiği ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarının İPTALİNE,
2. Dava konusu ek 8. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin … TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, … TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.