Danıştay Kararı 10. Daire 2020/6447 E. 2021/5850 K. 25.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/6447 E.  ,  2021/5850 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6447
Karar No : 2021/5850

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davacı tarafından müterafik kusuru gerekçe gösterilerek davanın maddi tazminat talebinin kısmen reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 19 Mayıs 2013 tarihinde Akyazı Kaymakamlığı Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü’nce düzenlenen bisiklet yarışmasında meydana gelen kaza neticesinde bir gözünü kaybettiğini ileri süren davacı tarafından, söz konusu kazada davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle uğranıldığı öne sürülen zararlara karşılık 50.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonucu 215.062,87 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacının yaralanmasına sebebiyet veren kazanın oluşumunda idarenin gerekli önlemleri yeterli sayıda personel görevlendirmek suretiyle yerine getirmediği, bir başka ifade ile yarışçıların önünde eskortluk yapması gereken personelin fiilen yol kapama görevine verilmesi suretiyle müsabakanın icrasına yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı, bu haliyle meydana gelen kazada davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu, sağlık kurulu raporuna göre %32 oranında malul hale gelen davacının uğradığı maddi zararın tespiti maksadıyla yaptırılan ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan hesap bilirkişi raporu uyarınca maddi zararının 215.062,87 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile miktar artırımı dilekçesi ile artırılan 215.062,87 TL maddi tazminatın 50.000,00 TL’lik kısmı için davalı idareye başvuru tarihi olan 15/03/2018 tarihinden, 165.062,87 TL’lik kısmı için ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine; manevi tazminat istemi bakımından ise, 30,000.00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 15/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesince; ceza yargılaması sırasında alınan ifadeler, olaya ilişkin tespit tutanakları ve idarece tanzim edilen ön inceleme raporunda; davacının olay anında sağına ve soluna bakmaksızın dikkatsizce yola çıktığı, bisiklet sürücüsünün davacıya çarpmamak için bisikleti kaldırıma doğru sürdüğü ancak yine de davacıya çarptığı ve kazanın bu şekilde meydana geldiği tespitlerine yer verildiği, bu haliyle olayda dikkatsizce hareket eden davacının da kusurlu olduğu, buna göre idarenin yarış güzergahında gerekli güvenlik önlemlerini almaması, davacının da yola dikkatsiz bir biçimde çıkması ile gerçekleşen olayda tarafların %50 oranında kusurlu oldukları ve hükmedilecek tazminatın da bu nispetler üzerinden belirlenmesi gerektiği, oluşan maddi zararın tespiti maksadıyla yaptırılan hesap bilirkişi raporunun tazminat ilke ve kurallarına uygun olduğunun görüldüğü, söz konusu bilirkişi raporunda yer alan tazminat miktarından, olayda %50 müterafik kusuru bulunan davacının kusur indiriminin düşülmesi gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 215.062,87 TL maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmının 107.532,94 TL yönünden kaldırılmasına, sonuç olarak 107.532,94 TL maddi tazminatın 50.000,00 TL’lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 15/03/2018 tarihinden, kalan kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14/01/2020 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı müterafik kusur gözetildiğinde de yeterli ve yerinde olduğundan kararın bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 30.000,00 TL’lik kısmının kabulüne ilişkin olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, meydana gelen olayda müterafik kusurunun bulunmadığı; davalı idare tarafından ise, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, davanın Gençlik ve Spor Bakanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği; esas yönünden, ceza davasında alınan bilirkişi raporunda, davacı dışında olaydan sorumlu kimsenin olmadığının belirtildiği, dava dosyasının Adli Tıp Kurumuna gönderilerek davacının maluliyet ve kusur oranının tespiti gerekirken, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan rapor ile yetinilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporunda, aktif ve pasif dönemler için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, dolayısıyla davacının bilinen maaşı üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, maluliyet oranının tespitine yönelik sağlık raporunun tebliğ edilmediği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek ve İdare Mahkemesinin davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına ilişkin …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında yer alan gerekçe yerinde görüldüğünden davalı idarenin davanın süresinde açılmadığı iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
19/05/2013 tarihinde Sakarya ili, Akyazı ilçesinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı tören etkinlikleri kapsamında, Akyazı İlçesi Ulusal ve Resmi Bayramlar Kutlama Komitesinin …tarih ve …sayılı kararıyla Akyazı İlçe Meydanında bir bisiklet yarışı düzenlenmesine karar verilmiş ve Akyazı İlçe Emniyet Müdürlüğü, bisiklet yarışında gerekli emniyet tedbirlerinin alınması yönünde görevlendirilmiştir.
Bisiklet yarışının yapıldığı yolun karşısına yaya olarak geçmeye çalışan davacıya bisiklet yarışmacılarından Z.K. isimli şahıs çarpmış, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce düzenlenen 06/11/2013 tarihli adli raporda, davacıda kemik kırıkları olduğu ve bu kırıkların vücut fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyeceği ve sol gözdeki görme kaybı nedeniyle organ kaybı (uzuv tatili) meydana geldiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı tarafından, yetkililer hakkında 03/09/2013 tarihli dilekçe ile Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmuş, …Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde, yarış esnasında görevli polis memurları O.K. ve A.Y.’nin resmi olarak belirtilmiş görev yerleri dışında başka güzergahlarda bulundukları, bu nedenle söz konusu kazanın meydana gelmesinde ve müştekinin yaralanmasında taksirli davranışları nedeniyle kusurlu oldukları, görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek müştekinin mağduriyetine sebep oldukları ve “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediklerinden bahisle iddianame düzenlenmiş, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar sanık polisler yarışçıların önünde eskortluk yapmak üzere görevlendirilmişler ise de, olay günü fiilen görev yerlerinin değiştirildiği, kendilerine tevdi edilen bu görev değişikliği emir komuta zinciri içerisinde yapıldığından görevli oldukları yer hasebiyle kusurlu olamayacakları yönünde görüş bildirilmiş, …Asliye Ceza Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, sanık polis memurlarının üzerine atılı suçu işlemediklerinin sabit olması nedeniyle beraatlerine karar verilmiş ve verilen karar istinaf incelemesi neticesinde 20/04/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı tarafından, sol gözünde oluşan görme kaybının düzenlenen bisiklet yarışmasında idarenin gerekli önlemleri almaması nedeniyle meydana geldiği, olayda idarenin kusurunun bulunduğu iddiasıyla davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince davacının sevk edildiği Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 02/08/2019 tarihli sağlık kurulu raporunda; davacının 19/05/2013 tarihinde geçirdiği kaza ile görme kaybı arasında illiyet bağının bulunduğu ve bu rahatsızlık nedeniyle engel durumunun %32 oranında olduğu yönünde görüşe yer verilmiş, Mahkemece anılan rapor göz önünde bulundurularak maddi zararın hesaplanması amacıyla hesap bilirkişisine yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, davacının beden gücü kaybına karşılık 215.062,87 TL maddi zararının bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiş, anılan rapor İdare Mahkemesince hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince, meydana gelen olayda davacının %50 müterafik kusurunun bulunduğu, dolayısıyla kusur indirimi uygulanmak suretiyle 107.532,94 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının yeterli ve yerinde olduğu sonucuna varılarak kararın bu kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Ayrıca, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarla hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Kararın Ortak (Müterafik) Kusur Saptamasına İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davalı idarenin yarış güzergahında gerekli güvenlik önlemlerini almaması ve davacının da yola dikkatsiz bir şekilde çıkması nedeniyle meydana gelen olayda tarafların %50 oranında kusurlu oldukları belirlenmiş olup, söz konusu gerekçe ve oran Dairemizce de uygun bulunmuştur.

Temyize Konu Kararın Manevi Tazminatın Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin istinaf isteminin reddine yönelik kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından dava dosyasına sunulan davacıya ilişkin SGK hizmet dökümü incelendiğinde, uyuşmazlık konusu olayın ardından davacının işinde ve gelirinde herhangi bir değişiklik olmadığı ve asgari ücretin üzerinde ücret almaya devam ettiği, davacı tarafından da bu hususun aksinin iddia edilmediği anlaşılmakta olup; İdare Mahkemesince, düzenlenen hesap bilirkişisi raporunun hükme esas alınması suretiyle maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, ancak anılan hesap bilirkişisi raporunda, dava dosyasında bulunan davacıya ait SGK hizmet döküm belgesinde yer alan aylık brüt ücretten hareketle bulunan aylık net ücrete asgari geçim indirimi dahil edilerek hesaplanan tutara davacının maluliyet oranı uygulanmak suretiyle aktif ve pasif dönem zararının hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığın sebep olduğu çalışma gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Çalışma gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiş; başka bir anlatımla, kişinin beden gücü kaybından doğan zararını bizzat kendisinin “daha fazla güç” harcayarak giderdiği kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Bakılan davada, Akyazı Öğretmenevinde işçi olarak görev yapan davacının günlük yaşamını ve mevcut görevini emsali çalışanlara göre daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararın bir çalışmanın karşılığı olan asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla %32 oranında çalışma gücü kaybına uğrayan davacının aktif dönemdeki maddi zararının, asgari geçim indirimi dahil net asgari ücrete yukarıda belirtilen maluliyet oranı uygulanmak suretiyle güç (efor) tazminatının hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarihten, TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret tutarına %32 maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm belgesinde yer alan davacının aylık brüt ücretinden hareketle bulunan aylık net ücret ile asgari geçim indirimi toplamı üzerinden hesaplanan tutara maluliyet oranı (%32) uygulanmak suretiyle aktif ve pasif dönem zararının hesaplandığı bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
3. Maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, manevi tazminatın temyize konu kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.