Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1606 E. , 2022/3373 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1606
Karar No : 2022/3373
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk.Müş.Yrd.V. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’nün 07/10/2014 tarihinde Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi, … Caddesinde kurban eti dağıtmak üzere bulunduğu esnada terör örgütü mensuplarının saldırısına uğraması sonucu vefat etmesi olayında idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle baba … için 10,00 TL (miktar artırımı ile 133.496,029 TL), anne … için 10,00 TL (miktar artırımı ile 138.142,767 TL) destekten yoksun kalma tazminatı ile anne ve baba için ayrı ayrı 1.000.000,00 TL manevi, kardeşler … ve … için ayrı ayrı 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 7-8 Ekim 2014 tarihlerinde Diyarbakır ilinin birçok noktasında yoğun bir şekilde silahlı saldırı, yol kapatma gibi terör olaylarının meydana geldiği, olayların başlamasıyla sokağa çıkma yasağının ilan edildiği, olaylara yönelik ihbarlar alınır alınmaz ekiplerin olay yerlerine yönlendirildiği, çevre illerden takviye ekiplerinin getirildiği, olayın oluş şekli ile ilgili önceden herhangi bir bilgi veya istihbaratın bulunmadığı, olaylarla ilgili olarak kamu görevlilerinin görevi ihmalleri konusunda başlatılan herhangi bir adli ya da idari soruşturmanın bulunmadığı dikkate alındığında, davalı idarelere atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, olayın terör olayı olduğu, davacılar yakınının terör örgütü mensupları tarafından öldürülmesi sebebiyle oluşan zarardan davalı idarelerin kusursuz sorumluluk ve sosyal risk ilkeleri çerçevesinde sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemleri yönünden, hükme esas alınabilir nitelikte bulunan bilirkişi raporu ve davacıların miktar artırım dilekçeleri doğrultusunda maddi tazminat isteminin kabulü ile baba … için 133.506,029 TL, anne … için 138.152,767 TL olmak üzere toplam 271.658,79 TL maddi tazminatın 20,00 TL’lik kısmının davalı idarelere başvurma tarihi olan 17/07/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, miktar artırımı ile talep edilen 271.638,79 TL’lik kısmının ise dilekçenin davalı idarelere tebliğ edildiği tarih olan 24/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine; manevi tazminat istemleri yönünden ise, öldürülme olayının gerçekleşme biçimi ve vehameti ile olayın ölenin yakınları olan anne, baba ve kardeşler üzerinde yarattığı olumsuz etki göz önünde bulundurulduğunda, davacıların duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (17/07/2017) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu olayın yaklaşık bir saat sürmesine rağmen emniyet birimlerinin müdahale etmemesi sebebiyle davalı idarelerin kamu güvenliğinin sağlanması hizmetinin işleyişinde hizmet kusurunun olduğu, bu nedenle davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın, davalı idarelerin kusurlu sorumluluğu çerçevesinde karara bağlanması gerektiği, davacılara 5233 sayılı Kanun’a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmış olmasının, hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağı, maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin davalı Diyarbakır Valiliğinin istinaf istemi yönünden; olayda davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle davanın kabul edilmesi gerekir iken, kusursuz sorumluluk türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca davanın kabul edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakla birlikte karar sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğundan başvurunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacıların istinaf istemi yönünden; davacılardan anne ve baba için 100.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak olayın oluş şekli dikkate alındığında kardeşler için takdir edilen 20.000,00’er TL manevi tazminat tutarının az olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf isteminin kısmen kabulü ile anılan tutara ek olarak kardeşler için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, kardeşlerin fazlaya ilişkin istinaf istemi ile anne ve babanın istinaf istemlerinin reddine, davalı İçişleri Bakanlığının istinaf istemi hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; PKK/KCK terör örgütü lehine yayın yapan internet sitelerinde Ayn El Arap’da yaşanan olayların protesto edilmesi amacıyla yapılan eylem çağrıları üzerine 06-08/10/2014 tarihleri arasında Diyarbakır ilinin bir çok noktasında göstericiler toplanarak yürüyüşler yapmış, eylemci gruplar yolları trafiğe kapatmış, bir çok kamu kuruluşu, mağaza ve dükkan yağmalanmış, iş yerlerine taş ve molotof ile saldırılarda bulunulmuştur. Eylemlerin yoğun olduğu Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi …Caddesinde 07/10/2014 tarihinde, saat 17.30 civarında, davacılar yakını … ve arkadaşları …, …, …, …’in kurban eti dağıtmak üzere bulundukları sırada bir grup PKK sempatizanı tarafından, dış görünüşleri nedeniyle IŞİD terör örgütü mensubu oldukları iddiasıyla sopa, taş ve kesici aletlerle saldırıya uğramaları üzerine kaçmaya başladıkları, saat 17.40-17.45 sıralarında bir apartmana, saat 17.50-17.55 sıralarında ise bu apartmanın 3. katında bulunan bir daireye sığındıkları, saldırgan grubun yerlerini tespit etmesi ile taş, sopa ve kesici aletlerle zorla kapıyı açmaya çalıştıkları, saat 18.29 civarında saldırgan grup içinden birinin 4. kattaki daireye zorla girip dairenin balkonundan perde ve çarşafları bağlayıp 3. kattaki dairenin açık olan mutfak penceresinden girerek silahla ateş etmeye başladığı, davacılar yakını ve arkadaşlarını yaraladığı, diğer saldırganların da eve girerek sopa, taş, satır, bıçak gibi aletlerle saldırdığı, davacıların yakını … ile arkadaşları …, … ve …’in saldırganlar tarafından 3. kat penceresinden aşağıya atıldığı, bu esnada saldırıdan kaçıp tuvalete saklanmış olan …’i tekrar yakalayıp bıçak ve sopalarla saldırdıkları, ellerinden kurtulan …’i tekrar yakalayıp bina dışına çıkaran saldırgan grubun 3. kattan atılan ve yerde can çekişen davacılar yakını ile arkadaşlarına yönelik sopa, taş, bıçakla saldırılarına PKK lehine slogan atarak devam ettikleri, …’in öldürülüp öldürülmemesi hususunda yaşanan tartışma sonucunda araya giren yaşlı birinin müdahalesi ile bırakıldığı, davacılar yakını …’nün teröristlerce pencereden atıldıktan sonra, üzerine yanıcı madde dökülerek tutuşturulması sonucu vücudunun göğüs kısmında yanıklar oluştuğu, 19.30 civarında sona eren olay sonunda davacılar yakını …’nün, üç arkadaşı ile birlikte öldürüldüğü, diğer arkadaşı …’in ise yaralı olarak kurtulduğu, olaylar sırasında davacılar yakını ve dört arkadaşının evine sığındıkları kişi tarafından, saat 18.22 ve 18.29 saatlerinde 155 polis imdat hattının aranarak evini PKK’lıların basmaya çalıştığı, kendilerini öldürecekleri yönünde ihbarda bulunularak yardım istenildiği, bu görüşme sırasında arka planda silah seslerinin ve “kapı açıldı” şeklinde bir sesin duyulduğu, olayı gerçekleştirenler hakkında açılan kamu davası sonucu … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla terör amacıyla davacılar yakını ve arkadaşlarını öldüren sanıklar hakkında “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve “canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme” suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar … ve …’nün oğlu, diğer davacıların kardeşi olan …’nün hayatını kaybetmesi nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla yapılan başvuru üzerine Zarar Tespit Komisyonu kararı ile 28.208,85 TL ödenmesine karar verilerek, sulhname imzalanmıştır.
Davacılar tarafından olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle İçişleri Bakanlığı’na yapılan 17/07/2017 tarihli başvurunun, Diyarbakır Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü’nün 03/08/2017 tarihli yazısıyla, Zarar Tespit Komisyonu kararı ile hesaplanan 28.208,85 TL’nin imzalanan sulhname kapsamında ödendiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminata ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Ayn El Arap’ta yaşanan olayların protesto edilmesi amacıyla Diyarbakır ilinin bir çok noktasında yapılan eylemlerin 6 Ekim’de başladığı, eylemler sebebiyle meydana gelen şiddet olaylarının 7 Ekim’de arttığı, gün boyunca çok sayıda şiddet olayının yaşandığı, sokağa çıkma yasağının ise gece saat 22.00’de ilan edildiği, sokağa çıkma yasağı ilanı ile olayların kontrol altına alındığı ve asayişin sağlandığı dikkate alındığında, sokağa çıkma yasağı ilanının zamanında gerçekleştirilmediği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, davacılar yakınının uğradığı saldırının saat 18.29’da başlayıp 19.30’a kadar sürdüğü, olayın yaşandığı saatlerde davacıların yakını ve arkadaşlarının sığındığı ev sahibi ve apartman sakinlerince defalarca emniyet birimlerinin aranmasına, bu görüşmelerde olayın ciddiyetinin ve aciliyetinin silah seslerinin duyulması nedeniyle açık olmasına rağmen emniyet birimlerince ancak saat 21.17’de ve ex şahıs (ceset) bulunduğu bilgileri üzerine cenazenin alınması amacıyla olay yerine intikal edildiği, dolayısıyla zamanında müdahale yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Buna göre, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu görülmektedir.
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Davacıların olay tarihinde 16 yaşında olan, sosyal sorumluluğunu (kurban eti dağıtmak) yerine getirmek amacıyla dışarıda bulunmakta iken teröristlerce 15 kez kesici aletle yaralanıp ateşli silahla vurulan, 3. kattan aşağıya atılan ve nihayetinde vücudunun belli bir kısmı yakılan yakınlarının, gerek teröristlerce önce eziyet edilmesi ardından canice öldürülmesi, gerekse zamanında müdahale etmeyen davalı idarelerin olayda hizmet kusuru bulunması nedeniyle elem ve acı duydukları şüphesizdir.
İdare Mahkemesince hükmedilen, Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan müteveffanın anne ve babası için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının, yukarıda aktarıldığı üzere, davacılar yakınının yaşı, olayın vehameti ve idarenin hizmet kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, olay karşısında duyulan acıyı giderecek düzeyde olmadığı, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yaşanan olayın vehameti karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince, müteveffanın kardeşleri yönünden, İdare Mahkemesi tarafından ayrı ayrı hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu ve her bir kardeş için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesine yer verildikten sonra, hüküm fıkrasında, kararın, manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısımlarına yönelik davalı Valiliğin istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine, manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısımlarına yönelik davacılardan … ve …’nün istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile adı geçen davacıların her birine 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istinaf başvurularının reddine hükmedilmiştir. Bu durumda, kararın gerekçe kısmında kardeşler yönünden 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında, İdare Mahkemesince hükmedilen 20.000,00 TL’ye yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddedilmesi suretiyle anılan tutara ek olarak 30.000,00 TL daha tazminat ödenmesine karar verilerek toplam 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmakta olup, her ne kadar kardeşler yönünden ayrı ayrı hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat miktarı olayın şartları yönünden makul bulunmakta ise de, Bölge İdare Mahkemesi kararının, icrası aşamasında oluşabilecek tereddütlerin de ortadan kaldırılmasını teminen, gerekçe ve hüküm fıkraları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden, karar bu yönüyle de hukuka uygun bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak ve karardaki çelişkiler giderilmek suretiyle davacılar hakkında yeniden manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize konu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerektiğinden, Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden verilecek kararda bu hususun gözetilerek yargılama giderlerinin yeniden belirlenmesi gerektiği de tabiidir.
Ayrıca, davacılar tarafından, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı hakkında gerek istinaf gerekse temyiz yoluna başvurulmadığı, böylelikle İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının kesinleştiği açık olup, belirtilen nedenle bu kısımlar yönünden temyiz incelemesi yapılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu olan manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/06/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.